Yetişkin - Yetişmek - Yetiştirmek - Ansiklopedik bilgi
Yetişkin - Yetişmek - Yetiştirmek 

Yetişkin
1. (sıfat) Yetişmiş, olgunlaşmış
2. Evlenme çağına gelmiş (kimse)
3. (ruh bilimi) Beden, ruh ve duygu bakımlarından olgunluğa erişmiş olan (kimse)
4. (ruh bilimi) Gelişimin herhangi bir yönünde veya tümünde duraklama düzeyine erişmiş olan
5. (isim) Kanunların belirttiği belli bir yaşı aşmış, toplumsal sorumluluklarını bilme durumunda olan genç

Yetişmek
1. Ulaşmak, ermek, varmak, vasıl olmak
2. Vaktinde tamam olmak, bitmek, hazırlanmak, hazır olmak
3. Vaktinde varmak, vaktinde bulunmak
4. Bir işe başlamış olanlara veya gidenlere sonradan katılmak
5. Değmek, uzanıp dokunabilmek
6. Vakit bulmak, yapabilmek
7. Yetmek, yeter olmak, kâfi gelmek
8. Bir zamanda yaşamış olmak, bir zamanı veya kimseyi görmüş olmak
9. Üremek, büyümek, olmak
10.Eğitim görmüş olmak, öğrenmek, gelişmek
11. İş görebilecek yaşa gelmek, büyümek
12. Yardım etmek, yardımına koşmak
13. Ortaya çıkmak

Yetiştirmek
1. Birini, bir şeyi gitmekte veya gitmek üzere olan bir kimse veya şeye ulaştırmak, ulaşmasını sağlamak
2. Vaktinde hazır olmasını sağlamak, tamamlamak, bitirmek
3. Birini gerekli bir iş için tam zamanında bir yere götürmek
4. Üretmek, büyütmek, geliştirmek
5. İletmek, duyurmak
6. Sağlayıp vermek
7. Yetmesini sağlamak
8. Aceleyle ulaştırmak
9. Söylenmemesi gereken bir şeyi birine hemen söylemek
10. Çocuğun gelişip büyümesine özen göstermek
Yetişkin - Yetişmek - Yetiştirmek - Ayet mealleri
Ali İmran (İmran Ailesi) Suresi 37. ayet:
Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir kabulle kabul etti ve onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi. Zekeriya´yı ondan sorumlu kıldı. Zekeriya her ne zaman mihraba girdiyse, yanında bir yiyecek buldu: "Meryem, bu sana nereden geldi?" deyince, "Bu, Allah katındandır. Şüphesiz Allah, dilediğine hesapsız rızık verendir" dedi. 

Ali İmran (İmran Ailesi) Suresi 46. ayet:
"Beşikte de, yetişkinliğinde de insanlarla konuşacaktır. Ve O salihlerdendir."

Maide (Ziyafet) Suresi 4. ayet:
Sana, kendilerine neyin helal kılındığını sorarlar. De ki: "Bütün temiz şeyler size helal kılındı." Allah´ın size öğrettiği gibi öğretip yetiştirdiğiniz avcı hayvanlarının yakalayıverdiklerinden de -üzerine Allah´ın adını anarak- yiyin. Allah´tan korkup-sakının. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir.

Maide (Ziyafet) Suresi 110. ayet:
Allah şöyle diyecek: "Ey Meryemoğlu İsa, sana ve annene olan nimetimi hatırla. Ben seni Ruhu´l-Kudüs ile destekledim, beşikte iken de, yetişkin iken de insanlarla konuşuyordun. Sana kitabı, hikmeti, Tevrat´ı ve İncil´i öğrettim. İznimle çamurdan kuş biçiminde (bir şeyi) oluşturuyordun da (yine) iznimle ona üfürdüğünde bir kuş oluveriyordu. Doğuştan kör olanı, alacalıyı iznimle iyileştiriyordun, (yine) benim iznimle ölüleri (hayata) çıkarıyordun. İsrailoğullarına apaçık belgelerle geldiğinde onlardan inkâra sapanlar, "Şüphesiz bu apaçık bir sihirdir" demişlerdi (de) İsrailoğullarını senden geri püskürtmüştüm."

Araf (Orta Yer) Suresi 152. ayet:
Şüphesiz, buzağıyı (tanrı) edinenlere Rablerinden bir gazab ve dünya hayatında bir zillet yetişecektir. İşte biz, "yalan düzüp-uyduranları" böyle cezalandırırız.

TaHa Suresi 39. ayet:
"Onu sandığın içine koy, suya bırak, böylece su onu sahile bıraksın; onu benim de düşmanım, onun da düşmanı olan biri alacaktır. Gözümün önünde yetiştirilmen için, kendimden sana bir sevgi yönelttim."

TaHa Suresi 77. ayet:
Andolsun, biz Musa´ya vahyetmiştik: "Kullarımı geceleyin yürüyüşe geçir, onlara denizde kuru bir yol aç, yetişilmekten korkmadan ve endişeye kapılmadan."

Hac Suresi 55. ayet:
İnkâr edenler ise, kıyamet-saati onlara apansız gelinceye veya kesintiye uğramış (akim, verimsiz) bir günün azabı onlara yetişinceye kadar ondan (Kur´an´dan) yana şüphe içinde sür-git kalacaklardır.

Şuara (Şairler) Suresi 18. ayet:
(Gittiler ve Firavun:) Dedi ki: "Biz seni içimizde daha çocukken yetiştirip büyütmedik mi? Sen ömrünün nice yıllarını aramızda geçirmedin mi?"

Neml (Karınca) Suresi 72. ayet:
De ki: "Belki de acele etmekte olduğunuzun (azabın) bir kısmı size yetişmiştir bile."

YaSin Suresi 40. ayet:
Ne güneşin aya erişip-yetişmesi gerekir, ne de gecenin gündüzün önüne geçmesi. Her biri bir yörüngede yüzüp gitmektedirler.

YaSin Suresi 43. ayet:
Eğer dilersek onları batırır-boğarız; bu durumda ne onların imdadına yetişen olur, ne de kurtulabilirler.

Ahkaf (Kum Tepeleri) Suresi 11. ayet:
İnkâr edenler, iman edenler için dediler ki: "Eğer O (Kur´an veya iman) hayırlı bir şey olsaydı, ona bizden önce koşup-yetişemezlerdi." Oysa onlar, onunla hidayete ermediklerinden: "Bu, eski bir yalandır" diyecekler. 
Yetişkin - Yetişmek - Yetiştirmek - Kitap Tanıtım
Yetişkin Çocuklar

Doğan Cüceloğlu
SİSTEM YAYINCILIK

Yine "İyi Düşün Doğru Karar Ver"in kahramanları olan Timur ile Yakup Bey´in ilişkilerin dokusu içinde, aile ortamı ve çocuk yetirtirme üzerine günlük yaşamda karşılaştığımız olayları öyküleştirerek, hatalı davranışlarımı bize net olarak gösteren, kendimizi daha yakından görmemize ve tanımamıza olanak veren bir kitap.
Yetişkin - Yetişmek - Yetiştirmek - Muhtelif yazılar
Çin Bambu Ağacı 

Çin bambu ağacının yetişmesi, olumlu ısrar için güzel bir örnektir. Çinliler bu ağacı şöyle yetiştirir
Önce ağacın tohumu ekilir, sulanır, gübrelenir. 
Birinci yıl tohumda herhangi bir değişiklik olmaz. 
Tohum yeniden sulanıp gübrelenir. 
Bambu ağacı ikinci yıl da toprağın dışına filiz vermez. 
Üçüncü ve dördüncü yıllarda her yıl yapılan işlem tekrar edilerek bambu tohumu sulanır ve gübrelenir. 
Fakat inatçı tohum bu yıl da filiz vermez. 
Çinliler büyük bir sabırla beşinci yılda bambuya su ve gübre vermeye devam ederler. 
Nihayet beşinci yılın sonlarına doğru bambu yeşermeye başlar. 
Altı hafta gibi kısa bir sürede de yaklaşık 27 metre boyuna ulaşır. 
Akla gelen ilk soru şudur: 
Çin bambu ağacı 27 metre boyuna altı haftada mı yoksa beş yılda mı ulaşmıştır? 
Bu sorunun cevabı tabi ki beş yıldır. 
Büyük bir sabırla ve ısrarla tohum beş yıl süresince sulanıp gübrelenmeseydi ağacın büyümesinden hatta var olmasından söz eder miydik?.. 
Bir başarının şartları her zaman çok basittir. 
BİR SÜRE İÇİN ÇALIŞIN, 
BİR SÜRE İÇİN TAHAMMÜL EDİN, 
HER ZAMAN İNANIN 
VE HİÇBİR ZAMAN GERİ DÖNMEYİN. 
Zaman zaman umutsuz olduğuna inansak da öğrencilerimize su ve gübre vermekten vazgeçmeyelim. Aralarında Çin Bambu Ağacı gibi olanlar yok mudur sizce?
Yetişkin - Yetişmek - Yetiştirmek - Özlü sözler
  • Anaların bugünkü evlatlarına vereceği terbiye eski devirlerdeki gibi basit değildir. Bugünün anaları için gerekli vasıfları taşıyan evlat yetiştirmek, evlatlarını bugünkü hayat için faal bir uzuv haline koymak pek çok yüksek vasıflar taşımalarına bağlıdır. Onun için kadınlarımız, hattâ erkeklerimizden çok aydın, daha çok feyizli, daha fazla bilgili olmaya mecburdurlar; eğer hakikaten milletin anası olmak istiyorlarsa. 
  • Aşk çok renkli bir çiçektir ama yetiştiği yer korkunç uçurumların kenarıdır. - Stendhal
  • Aşk ele geçirmez; yetiştirir. - Johann Wolfgang von Goethe
  • Bırak saraylarda mermer olmayı, toprak ol ki bağrında güller yetişsin. - Rumi
  • Bir gün yolunuzu kaybederseniz bir çocuğun gözlerinin içine bakın. Bir çocuğun, bir yetişkine her zaman öğretebileceği üç şey vardır: 1. Nedensiz yere mutlu olmak, 2. Her zaman meşgul olabileceği bir şey bulmak, 3. Elde etmek istediği şeyi var gücü ile dayatmak. - Paulo Coelho
  • Bir soluk kadar yakın, yıldızlar kadar uzak derler sevgi için. Uzanırsın yetişemezsin, yetişirsin dokunamazsın. Dokunursun vazgeçemezsin. Vazgeçersin ama unutamazsın.
  • Bir yalan ne kadar hızlı olursa olsun, hakikat onu yetişip geçer. - KENYA atasözü
  • Bu millet esas terbiyesini aileden almaktadır. Türk milleti öyle analara sahiptir ki her bir devrin büyük adamlarını bu analar yetiştirmiştir. Türk kadını daha büyük nesiller yetiştirmeye kabiliyetlidir. - Mustafa Kemal Atatürk
  • Çocuk, istediğin gibi değil; yetiştirdiğin gibi olur.
  • Çocuklar "hiçbir şey" de her şeyi bulurlar. Yetişkinler ise "her şey" de hiçbir şeyi.
  • Çocuklarınızı kuzu gibi yetiştirmeyiniz ki, ileride kuzu gibi güdülmesinler. - Şeyh Sadi
  • Çocuklarınızı sizin zamanınıza göre değil, onların yetişeceği zamana göre eğitip yetiştiriniz. Hz. Ali (r.a.)
  • Dikenler arasında güller yetişir.
  • Durmak ölüm, taklit uşaklıktır; çalışmak ve yetişmek ise hayat ve özgürlüktür. - L.Y. Rauch 
  • Eğer bir insanı akıl yönünden eğitip de ahlak yönünden eğitmiyorsanız, toplumun başına yalnızca bir bela yetiştiriyorsunuz demektir.
  • Eğitimli insanlar topluma borçludurlar. Bir işin nasıl yapılabileceğini biliyorken bir başkasının yapamadığını görüp susmaları kendilerini yetiştiren o topluma ihanettir. - M.Niyazi Saral
  • Gençlerin yetişmesine önem ver, çünkü bu yolda herhangi bir ihmal ülkenin yapısını mahveder. - Aristo
  • Gençliğin ruhunu, işlenmeyen bir tarla gibi kendi haline bırakırsanız, orada ısırganlar dikenler yetişir. - Snellman
  • Hakim devletlerle mahkum devvletler arasındaki fark, bir avuç yetişmiş insandır.
  • Hep yan yana olun, ama birbirinize fazla sokulmayın, çünkü tapınağı taşıyan sütunlar da ayrıdır, zira bir selvi ile bir meşe birbirinin gölgesinde yetişmez.
  • Hiçbir yetişkin kendini değiştirmeye çalışacak kadar alçak gönüllü değildir.
  • İlginç bir dünyada yaşıyoruz; çocuklar konuşmayı öğrendiğinde, yetişkinler de susmayı öğrendiklerinde seviniyoruz. - Melih Arat
  • İstiyorsan HAKKA varmayı, meslek edin gönül almayı, bırak saraylarda mermer olmayı, toprak ol bağrında güller yetişsin. - Hz. Mevlana
  • İyi ağaç kolay yetişmez; rüzgar ne kadar kuvvetli eserse, ağaçlar da o kadar sağlam olur. - J. Willard Marriot
  • Karanlıktan korkan bir çocuğu kolaylıkla affedebiliriz. Hayattaki gerçek trajedi yetişkinlerin aydınlıktan korkmasıdır. - Eflatun
  • Kimsesiz hiç kimse yok / Herkesin var bir kimsesi / Kimsesiz kaldım / Yetiş ey Kimsesizler Kimsesi.
  • Milli eğitimin temel amacı devlete memur yetiştirmek değildir. - Mustafa Kemal ATATÜRK
  • Mualimler! Yeni nesli, Cumhuriyetin fedakâröğretmenleri ve eğiticileri, sizler yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin maharetiniz ve fedakârlığınız derecesiyle mütenasip bulunacaktır.  - M. Kemal Atatürk 
  • Müsbet bilimlerin temellerine dayanan, güzel sanatları seven, fikir terbiyesinde olduğu kadar beden terbiyesinde de kabiliyeti artmış ve yükselmiş olan erdemli, kudretli bir nesil yetiştirmek ana siyasetimizin açık dileğidir.  - M. Kemal Atatürk 
  • Önümde üç adam gidiyordu. Baktım en öndeki aceleci adımlarla belli ki bir yere yetişmeye çabalıyordu. İşine ya da bir toplantıya. Bu adam hayata bir şeyler başarabilir dedim. İkinci adam o kadar hızlı olmasa da yavaş adımlarla bir yöne doğru gidiyordu. Tamam dedim bu da hayatta yavaş ta olsa bir şeyler başarabilir. En sondaki benim önümdeki ise boş boş bir amacı olmadan yönü belirsizdi. Dedim ki bundan bir şey olmaz. Sonra beynim bir an dondu kaldım. Ben onların da gerisindeyim. - Sıtkı Aslanhan - Hayata Gülümse eserinden
  • Öyle adamlara yetiştim ki şöhret korkusu ile kendisinin ve etrafındakilerin istifade edecekleri hikmetli sözlerden vazgeçerlerdi. - Hasan-ı Basri
  • Sabırlı olun zira bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl gülebilir? Aceleci olmayın! Maksada sabırla erişilir , acele ile değil. Alelade otlar iki ay içinde, kırmızı gül ancak bir yılda yetişir. Tencerede bile yavaş ve ustaca kaynayan yemek, delice kaynayandan daha lezizdir. - Hz. Mevlana
  • Saygı, yetişkinlerden açılan bir yolla çocuğa gider ve çocuktan yetişkinlere geri döner.
  • Tabular tabular! Her adımda şuura dur emrini veren bir jandarma neferi. Her kapının arkasında, elinde bıçak, bekleyen bir harem ağası. Düşünme! Düşüneni iftiranın ve sefaletin lağımında boğduktan sonra ellerimizi yıkayıp, "efendim bizde filozof yetişmiyor" diye ah-u vahlar. Aydın olmak için önce insan olmak lâzım. İnsan mukaddesi olandır. İnsan hırlaşmaz, konuşur, maruz kalmaz, seçer. Aydın kendi kafasıyla düşünen, kendi gönlüyle hisseden kişi. Aydını yapan; uyanık bir şuur, tetikte bir dikkat ve hakikatın bütününü kucaklamaya çalışan bir tecessüs. - Cemil Meriç
  • Tanrı her yere yetişemiyordu, ve bu yüzden anneleri yarattı. - Rudyard Kipling
  • Tomurcuk vermek derdinde olmayan ağaç; "kütüktür". Peki  fert yetiştirmek derdinde olmayan "öğretmen" nedir?
  • Ulu çamlar fırtınalı diyarlarda yetişir. - Cemil Meriç
  • Yalan dört nala gider. Hakikat ise adım adım yürür, fakat yine de vaktinde yetişir. 
  • Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri tahsilin sınırı ne olursa olsun, en evvel, her şeyden evvel Türkiye’nin bağımsızlığı ile kendi benliğine ve milli geleneklerine düşman olan bütün unsurlarla mücadele etmek lüzumu öğretilmelidir. - ATATÜRK
  • Yüz çeşit şeyi yarım bilmektense bir şeyi tam bilip uygulamak insanı daha iyi yetiştirir.  - Johann Wolfgang von Goethe  
  • Zaman yetmiyor ile zaman geçmiyor arasındaki dengeyi kurmuş insanın yetişemeyeceği iş yoktur.
  • Zulüm yanan ateş gibidir, yaklaşanı yakar; Kanun ise su gibidir, akarsa nimet yetiştirir. - Yusuf Has Hacip
Yetişkin - Yetişmek - Yetiştirmek - Risale-i Nur Külliyatı
Mânen der: "Size ve hayvanâtınıza rızkı yetiştirmek için su semâdan geliyor. O suda, size ve hayvanâtınıza acıyıp, şefkat edip rızık yetiştirmek kabiliyeti olmadığından, su gelmiyor, gönderiliyor demektir. Hem toprak nebâtâtıyla açılıp, rızkınız oradan geliyor. Hissiz, şuursuz toprak sizin rızkınızı düşünüp şefkat etmek kabiliyetinden pek uzak olduğundan, toprak kendi kendine açılmıyor; Birisi o kapıyı açıyor, nimetleri ellerinize veriyor. Hem otlar, ağaçlar sizin rızkınızı düşünüp merhameten size meyveleri, hubûbâtı yetiştirmekten pekçok uzak olduğundan, âyet gösteriyor ki, onlar bir Hakîm-i Rahîmin perde arkasından uzattığı ipler ve şeritlerdir ki, nimetlerini onlara takmış, zîhayatlara uzatıyor. İşte şu beyânâttan Rahîm, Rezzâk, Mün´im, Kerîm gibi çok esmânın matlaları görünüyor.

Sözler | Yirmi Beşinci Söz

Birinci Nükte: Şeriat, doğrudan doğruya, gölgesiz, perdesiz, sırr-ı ehadiyet ile rububiyet-i mutlaka noktasında, hitab-ı İlâhînin neticesidir. Tarikatin ve hakikatin en yüksek mertebeleri, şeriatın cüzleri hükmüne geçer; yoksa daima vesile ve mukaddime ve hâdim hükmündedirler. Neticeleri, şeriatın muhkemâtıdır. Yani, hakaik-i şeriata yetişmek için, tarikat ve hakikat meslekleri, vesile ve hâdim ve basamaklar hükmündedir. Git gide, en yüksek mertebede, nefs-i şeriatta bulunan mânâ-yı hakikat ve sırr-ı tarikate inkılâp ederler. O vakit şeriat-ı kübrânın cüzleri oluyorlar.

Mektubat | Yirmi Dokuzuncu Mektup