Sebe toplumu - Ansiklopedik bilgi
Sebe toplumu

Saba halkı, tarihi Saba Krallığı´nda yaşamış halk. Kuran-ı Kerim´de bazı ayetlerde bu halktan "Sebe" halkı olarak bahsedilmektedir. Milattan önce 2500´lere kadar uzanan bir geçmişi vardır.

Dünya tarihindeki en güçlü ordulardan biri bu halka aittir. 
En popüler zaferleri ise, Milattan önce 1256 yılında II.Ramses´i ağır yenilgiye uğratmaları, Milattan önce 527´de Büyük Kiros´u yenilgiye uğratmalarıdır. 
Milattan Önce 330 yılında Büyük İskenderi yenilgiye uğratmaları, Milattan sonra 287´de Habeşilerle yaptıkları bir savaşta Kızıldeniz´in Habeşi askerlerin cesetleriyle dolu olduğu rivayetleri vardır, neticede bu savaşı da kazanmışlardır.
Romalılarla Milattan sonra 54´de yaptıkları savaşta Romalıları ağır bir yenilgiye uğratmaları ve bazı eyaletlerini vergiye bağlamıştır.
Tarihleri boyunca sadece Milattan önce 951´de Süleyman´ın egemenliği altına girmişlerdir, bu olay dışında hiçbir medeniyetin hakimiyeti altına girmemişlerdir. Egemen oldukları coğrafya genel olarak Akdeniz ve Doğu Afrika´dır.

Yemen´in Ma´rib ilinde bulunan Ma´rib Barajı´nın Milattan sonra 540´da yıkılması sonucu burada bulunan halk felakete uğramıştır. 
Kur´an bu felakete Arim Seli olarak değinir. 
Marib´de yıkılan bu barajın yüksekliği 16 metre, genişliği 60 metre ve uzunluğu da 620 metredir.
Sebe toplumu - Ayet mealleri
Sebe Suresi 15. ayet:
Andolsun, Sebe (halkı)nın oturduğu yerlerde de bir ayet vardır. (Evleri) Sağdan ve soldan iki bahçeliydi. (Onlara demiştik ki:) "Rabbinizin rızkından yiyin ve O´na şükredin. Güzel bir şehir ve bağışlayan bir Rabb(iniz var)." 

Sebe Suresi 16. ayet:
Ancak onlar yüz çevirdiler, böylece biz de onlara Arim selini gönderdik. Ve onların iki bahçesini, buruk yemişli, acı ılgınlı ve içinde az bir şey de sedir ağacı olan iki bahçeye dönüştürdük. 

Sebe Suresi 17. ayet:
Böylelikle nankörlük etmeleri dolayısıyla onları cezalandırdık. Biz (nimete) nankörlük edenden başkasını cezalandırır mıyız? 

Neml (Karınca) Suresi 33. ayet:
Dediler ki: "Biz kuvvet sahibiyiz ve zorlu savaşçılarız. İş konusunda karar senindir, artık sen bak, neyi emredersen (biz uygularız). 
Sebe toplumu - Bağlantılar
http://www.kavimlerinhelaki.com/sebehalkiarimseli.html




Sebe toplumu - Kitap Tanıtım
Hz. Süleyman´ın Sonsuzluk Hazinesi 
Belkıs´ın Tahtı

Murat Koçak
KARATAY AKADEMİ YAYINLARI

Sevda vardır çölü güle çevirir; sevda vardır gülü çöle… Aşk; varlığın da yokluğun da, acının da mutluluğun da, gülmenin de ağlamanın da tetikleyicisidir. Aşk; olmanın ve ölmenin habercisidir. 

Sevdanın çağrısına kim kayıtsız kala… 

Murat Koçak, kadim zamanlardan günümüze kadar uzanan ve çölü güle çeviren bir sevdayı hatırlatır bize. Bu hatırlatış, Süleyman ile Belkıs arasında yaşananları, geleneksel kalıpların dışarısına çıkarıp, farklı ve yeni bir bakış açısıyla sunar okuyucuya. Biraz zorlar zihin kalıplarını, biraz sarsar bakış açısını ve ezberleri bozar biraz da. 

Lakin aşk varsa korku ne ola…

Kudüs’ten gelen ve Rabbine sevdalı olan bir sesin peşinden, kendini yollara revan eden bilge bir yüreğin, Melike Belkıs’ın ayak izlerini sürer. 

Allah’tan gayrı ne lazım ki kula…
Sebe toplumu - Muhtelif yazılar
Prof. Dr. Suat Yıldırım Kur´an-ı Kerim Meal´inde SEBE’ SÛRESİ´nde yer alan açıklamalar:

Sebe’: Yemen’de yerleşmiş bir kabile adı olup başkentleri Ma’rib, bu günkü San’a civarında yer alıyordu. Kurdukları üstün medeniyet dillere destan idi. Hz.Süleyman (a.s.) vesilesiyle mânen de yükselen bu millet, daha sonra şirke ve tefrikaya mâruz kaldı. M. Ö. 5. asırda ünlü Ma’rib barajının çöküşü ile bu ülkenin yıldızı da söndü.

Sebe’lilerin darmadağın olmaları darbımesel haline geldi. Öyle ki bugün bile Araplar, bir topluluğun darmadağın olmasından bahsederken: “Sebe’liler gibi darmadağın oldu” derler.

Prof. Dr. Suat Yıldırım Kur´an-ı Kerim Meal´inde NEML SÛRESİ´nde yer alan açıklamalar:

Sebe halkı Güney Arabistan’da ticaretle uğraşan bir millet idi. Başkentleri, Yemen’in San’a şehrinin takriben 100 km. kuzeydoğusundaki Marib idi. Sebeliler, M. Ö. 1100-115 arasında bin yıl kadar bütün Arap yarımadasına hâkim olmuşlardı.

Hz.Süleyman’ın oturduğu Filistin ile Sebe arasındaki mesafe 2000 kilometreden fazladır. Allah Teâla mûcize olarak, o mesafeden Kraliçenin tahtını götürme imkanı vermiştir. Burada insanları, bu işin sırrını aramaya, bilim ve teknoloji yönünden incelemeye de gizli bir teşvik sezebiliriz.

Prof. Dr. Suat Yıldırım Kur´an-ı Kerim Meal´inde DUHÂN SÛRESİ´nde yer alan açıklamalar:

Kayser, Kisra, Firavun sırasıyla: Roma, İran, Mısır hükümdarlarının lakapları olduğu gibi Yemen (Himyer) hükümdarlarına da Tübba’ denirdi. M. Ö. 115 - M. S. 300 arasında Sebe ülkesinde hükümran olmuşlardır.
Sebe toplumu - Risale-i Nur Külliyatı
Hem vâki´dir ki, risâletiyle beraber saltanatla müşerref olan Hazret-i Süleyman Aleyhisselâm, hem mâsumiyetine, hem de adâletine medâr olmak için, pek geniş olan aktâr-ı memleketine bizzat zahmetsiz muttalî olmak ve raiyyetinin ahvâlini görmek ve dertlerini işitmek, bir mu´cize sûretinde Cenâb-ı Hak ihsan etmiştir. Demek, Cenâb-ı Hakka itimad edip, Süleyman Aleyhisselâmın lisân-ı ismetiyle istediği gibi, o da lisân-ı istidadıyla Cenâb-ı Haktan istese ve kavânîn-i âdetine ve inâyetine tevfîk-ı hareket etse, ona dünya bir şehir hükmüne geçebilir. Demek, taht-ı Belkıs Yemen´de iken, Şam´da aynıyla veyahut sûretiyle hazır olmuştur, görülmüştür. Elbette, taht etrafındaki adamların, sûretleri ile beraber sesleri de işitilmiştir.
İşte, uzak mesafede, celb-i sûrete ve savta haşmetli bir sûrette işaret ediyor ve mânen diyor: "Ey ehl-i saltanat! Adâlet-i tâmme yapmak isterseniz, Süleymanvârî, rûy-i zemini etrafıyla görmeye ve anlamaya çalışınız. Çünkü, bir hâkim-i adâletpîşe, bir padişah-ı raiyyetperver, aktâr-ı memleketine her istediği vakit muttalî olmak derecesine çıkmakla mesûliyet-i mâneviyeden kurtulur veya tam adâlet yapabilir."

Sözler | Yirminci Söz

Eski zaman gibi bu kadar tazyikatın tesiriyle meyusiyet ve mahvolmak şanından olmayan hamiyet-i İslâmiye o kadar galeyana gelmiş ki, güya hürriyet rahm-ı mâderde tekmil yaşa kadar gelmiş. Kadem-nihâde-i saha-i vücut olduğu anda hükümfermalığını ilân ve hiçbir müsademata karşı tezelzüle ve delmeye uğramayacak bir sedd-i âhenin gibi veyahut taht-ı Belkısî gibi beş hakaik-i sabite üzerine teessüs edecek. 
Birinci hakikat: Mecmuda bir kuvvet bulunur; hiçbir fert o kuvvete mâlik olamaz: bir kalın şerit ile eczasından kalın bir telin kuvveti gibi... Veyahut efkâr-ı umumiyeyi mutazammın yeni hükûmetimiz ve eski hükûmetimiz gibi. Ey millet, biz şimdi kalın şeridiz. Her kim muhalefet ile veyahut hodserane ile bunu zayıf etse, umumun hakkına affolunamaz bir cinayettir. 

Divan-ı Harb-i Örfi | Hürriyete Hitab