Semud toplumu - Ansiklopedik bilgi
Semud toplumu

Semud, İslam mitolojisinde kendisi de aynı kavme mensup olan Sâlih peygamberin gönderilmiş olduğu kavmin adıdır. Semûd kavmi, adını Âd halkının Hûd´un elçiliğini kabul eden ve bu şekilde Allah´ın gazabından kurtularak hayatta kalanlarından biri olan Semûd´dan alır. İslam mitolojisine göre Semûd ve ailesi Medine ve Şam arasındaki bir bölgeye yerleşmiş ve burada çoğalarak Semûd kavmini meydana getirmişlerdi. Fakat, sonradan Âd kavmi ile benzer sebeplerle helak edilmişlerdir. Bu kavim Kur´ân´a göre Allah`ın imtihan için gönderdiği bir dişi deveyi öldürdükleri için cezalandırılmışlardır. İnanca göre bu deve bir mûcizedir ve kayanın yarığından yavrusu ile birlikte çıkmıştır.
Semud toplumu - Ayet mealleri
Araf (Orta Yer) Suresi 73. ayet:
Semud (toplumuna da) kardeşleri Salih´i (gönderdik. Salih:) "Ey kavmim, Allah´a kulluk edin, sizin O´ndan başka ilahınız yoktur. Size Rabbinizden apaçık bir belge (mucize) gelmiştir: Allah´ın bu dişi devesi size bir belgedir; onu salıverin de Allah´ın arzında otlasın, ona bir kötülükle dokunmayın, sonra sizi acı bir azab yakalar" dedi.

Tevbe (Tövbe) Suresi 70. ayet:
Onlara, kendilerinden öncekilerin; Nuh, Ad, Semud kavminin, İbrahim kavminin, Medyen ahalisinin ve yerle bir olan şehirlerin haberi gelmedi mi? Onlara resulleri apaçık deliller getirmişlerdi. Demek ki Allah, onlara zulmediyor değildi, ama onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı.

Hud Suresi 61. ayet:
Semud (halkına da) kardeşleri Salih´i (gönderdik). Dedi ki: "Ey kavmim, Allah´a ibadet edin, sizin O´ndan başka ilahınız yoktur. O sizi yerden (topraktan) yarattı ve onda ömür geçirenler kıldı. Öyleyse O´ndan bağışlanma dileyin, sonra O´na tevbe edin. Şüphesiz benim Rabbim, yakın olandır, (duaları) kabul edendir."

Hud Suresi 68. ayet:
Sanki orada hiç refah içinde yaşamamışlar gibi. Haberiniz olsun; Semud (halkı) gerçekten Rablerine (karşı) inkâr etmişlerdi. Haberiniz olsun; Semud (halkına Allah´ın rahmetinden) uzaklık (verildi.)

Hud Suresi 95. ayet:
Sanki orada hiç refah içinde yaşamamışlar gibi. Haberiniz olsun; Semud (halkına) nasıl bir uzaklık verildiyse Medyen (halkına da Allah´ın rahmetinden öyle) bir uzaklık (verildi). 

İbrahim Suresi 9. ayet:
Sizden öncekilerin, Nuh kavminin, Ad ve Semud ile onlardan sonra gelenlerin haberi size gelmedi mi? Ki onları, Allah´tan başkası bilmez. Elçileri onlara apaçık delillerle gelmişlerdi de, ellerini ağızlarına götürüp (öfkelerinden ısırdılar) ve dediler ki: "Tartışmasız, biz sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeyleri inkâr ettik ve bizi kendisine çağırdığınız şeyden de  gerçekten kuşku verici bir tereddüt içindeyiz."

İsra (Gece Yürüyüşü) Suresi 59. ayet:
Bizi ayet (mucize)ler göndermekten, öncekilerin onu yalanlamasından başka bir şey alıkoymadı. Semud´a dişi deveyi görünür (bir mucize) olarak gönderdik, fakat onlar bununla (onu boğazlamakla) zulmetmiş oldular. Oysa biz ayetleri ancak korkutmak için göndeririz.

Hac Suresi 42. ayet:
Eğer seni yalanlıyorlarsa, onlardan önce Nuh, Ad, Semud kavmi de yalanlamıştı.

Furkan (Ayırıcı) Suresi 38. ayet:
Ad´ı, Semud´u, Ress halkını ve bunlar arasında birçok nesilleri (yok ettik).

Şuara (Şairler) Suresi 141. ayet:
Semud (kavmi) de, gönderilen (elçi)leri yalanladı.

Neml (Karınca) Suresi 45. ayet:
Andolsun, biz Semud (kavmine de) kardeşleri Salih´i: "Yalnızca Allah´a kulluk edin" diye (demek üzere) gönderdik. Bir de ne görsün, onlar birbirlerine düşman kesilmiş iki gruptur.

Ankebut (Dişi Örümcek) Suresi 38. ayet:
Ad´ı ve Semud´u da (yıkıma uğrattık). Gerçek şu ki, kendi oturdukları yerlerden size (durumları) belli olmaktadır. Kendi yaptıklarını şeytan süsleyip-çekici kıldı, böylece onları yoldan alıkoydu. Oysa onlar görebilen kimselerdi.

Sad Suresi 13. ayet:
Semud, Lut kavmi ile Eyke halkı da. İşte onlar (Allah´a karşı isyanda birleşen ve güç toplayan) fırkalar(dı).

Gafir (Bağışlayan) Suresi 31. ayet:
"Nuh kavmi, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumuna benzer (bir gün). Allah, kullar için zulüm istemez."

Fussilet (Ayrıntılı) Suresi 13. ayet:
Bu durumda eğer onlar yüz çevirirlerse, artık de ki: "Ben sizi, Ad ve Semud (kavimlerinin) yıldırımına benzer bir yıldırımla uyardım."

Fussilet (Ayrıntılı) Suresi 17. ayet:
Semud´a gelince; Biz onlara doğru yolu gösterdik, fakat onlar körlüğü hidayete tercih ettiler. Böylece kazandıkları şeyler yüzünden onları alçaltıcı azabın yıldırımı yakalayıverdi.

Kaf Suresi 12. ayet:
Onlardan önce Nuh kavmi, Ress halkı ve Semud (kavmi) de yalanladı.

Zariyat (Tozutup Savuranlar) Suresi 43. ayet:
Semud (kavmin)de de (ayetler vardır). Hani onlara: "Belli bir süreye kadar yararlanın" denmişti.

Necm (Yıldız) Suresi 51. ayet:
Semud´u da. Böylelikle (o halklardan kimseyi) bırakmadı.

Kamer (Ay) Suresi 23. ayet:
Semud (kavmi) de uyarıları yalanladı.

Hakka (Gerçekleşen) Suresi 4. ayet:
Semud ve Ad (toplumları), kâria´yı yalan saydılar.

Hakka (Gerçekleşen) Suresi 5. ayet:
Bu nedenle Semud (halkı), korkunç bir sesle helak edildi.

Buruc (Burçlar) Suresi 18. ayet:
Firavun ve Semud (ordularının)?

Fecir (Tan Vakti) Suresi 9. ayet:
Ve vadilerde kayaları oyup biçen Semud´a?

Şems (Güneş) Suresi 11. ayet:
Semud (halkı) azgınlığı dolayısıyla yalanladı;
Semud toplumu - Bağlantılar
http://kuranvebilim.com/html2/makaleler/semud_kavmi.htm




Semud toplumu - Kitap Tanıtım
Kur´an Coğrafyası 
Kavimler ve Yaşadığı Yerler

S. Süleyman Nedvi / Muzafferüddin Nedvi
İNKILAB YAYINLARI

Kur’ân-ı Kerîm’de doğrudan veya dolaylı olarak bahsedilen yer, kavim ve toplumların coğrafî tarihi üzerine kapsamlı sayılabilecek bir çalışma olan bu eserde Seyyid Süleyman Nedvî’ni Arzü’l-Kur’ân adlı Urduca kitabı esas alınmıştır.

Kadîm tarih çalışmalarının en zor yanı, zaman dilimlerinin ve isimlerinin tesbitidir. Bu zorluğun üstesinden gelmek için öncelikle eski çağların oldukça kifayetsiz kaynaklarından Arabistan’daki farklı kabile ve halkların yaşadığı dönemler tesbit edilmeye çalışılmıştır. Konuyla ilgili ayrıntıların ya hiç ya da çok az bulunduğu Eski Ahit, tarih belirtmeyen Arap rivayetleri ve bazı Arap krallarının ölüm ve fetih tarihlerini bildiren kitâbe ve âbideler çalışmamıza ışık tutan belgelerdir.

Kitapta Arabistan coğrafyası, Göçebe toplumlar ve Yerleşik toplumlar adıyla üç bölüm yer almakta, alt başlıklar olarak Nuh Tufanından sonra insanoğlu, Sâmilerin asıl yurdu ve göçleri, Helâk edilen toplumlar, Âd, Semûd, Medyen kavimleri ve Peygamberleri, Cürhümîler, Minalılar, Lihyânîler, Tasm ve Cadîler ele alınmaktadır.

Arkeolojik çalışmalardan istifade edilen, harita ve fotoğraflarla zenginleştirilen bu kitap daha once yapılmış araştırmaları da kapsamaktadır. 
Semud toplumu - Muhtelif yazılar
Prof. Dr. Suat Yıldırım Kur´an-ı Kerim Meal´inde ŞUARÂ SÛRESİ´nde yer alan açıklamalar:

Hicazın kuzeyinde Medine ile Tebük civarında Hicr dağının batı yamaçlarında Semudluların kayalara oydukları mesken ve mezarlara dikkat çekilmektedir. Bu yapılar, yüksek bir uygarlık ve dünyevî kudrete işaret eden ince bir zevk ve büyük emek ürünüdürler. Kalıntıları bu gün de görülebilir durumda olan bir takım hayvan figürleri ve kitabelerle süslü bu yapılar, konuşulan Arapçada Medayin Salih diye adlandırılır.

Semud halkından günümüze ulaşan tarihî kalıntılar vardır. Hicr denilen bölgede (Medine ile Tebük arasında) yer alan bu kalıntılar arasında bir de kuyu vardır. Bu kuyu Osmanlı Devletinden kalan bir askerî karakol içinde olup, Hz. Salih’in mûcizevî devesinin su içtiği kuyu olduğu bildirilmektedir.Harabelerden, müthiş zelzelenin 500 x 200 km. çapında bir kısmı etkilediği anlaşılmaktadır (Tefhim). Hicr’deki kalıntıların benzerleri Ürdün’de Petra bölgesinde de vardır. Bazı şarkiyatçılar Kur’ân hakkında şüphe uyandırmak için Hicr’deki binaların Semud’a değil, Nabatlılara ait olduğunu iddia ederler. Halbuki Nabatlılar, Semud halkından öğrenip bu san’atı mükemmel duruma ulaştırmış olabilirler.


Prof. Dr. Suat Yıldırım Kur´an-ı Kerim Meal´inde A’RÂF SÛRESİ´nde yer alan açıklamalar:

Semud, Âd kavminden sonra Arabistanda en yaygın halktır. Eski Arap şiirinde olduğu gibi, Eski Yunan ve Rum tarihçi ve coğrafyacıları da Semud halkından bahsederler. Bu kavim kuzeybatı Arabistanda Hicr denilen bölgede otururdu. Başkentleri şimdi, Medayin Salih adı ile anılmaktadır. Bu halkın tepelerde oydukları taş evler, bu güne bile ulaşmıştır. 

Kur’ân’ın geldiği sırada Mekkeliler Şam’a ticaret için giderken, Hicr kalıntılarının yanından geçiyorlardı. Bir defasında Hz. Peygamber (a.s.) ashabı ile oradan geçerken: “Burası Allah’ın gazabı ile helâk olan bir halkın diyarı idi. Siz de buradan tiksinerek geçin. Burası eğlenecek değil, hüzünlenecek bir yerdir” deyip oradan çabuk ayrılmayı tavsiye etmiştir.

Prof. Dr. Suat Yıldırım Kur´an-ı Kerim Meal´inde HİCR SÛRESİ´nde yer alan açıklamalar:

Hicr, Semud’un başkenti idi. Kalıntıları Medine’nin kuzeybatısında el-Ula kasabasının yanındadır. Medine -Tebük karayolu üzerindedir. Hz. Peygamber (a.s.)’ın tavsiyesine uyarak buradan geçenler orada konaklamazlar.
Semud toplumu - Risale-i Nur Külliyatı
Evet, tarih-i beşer ve kütüb-ü mukaddese, tevatürlere ve külli ve kati hadisat ve malumat ve müşahedat-ı beşeriyeye istinaden bilittifak, sarih ve kati bir surette haber veriyorlar ki, sırat-ı müstakim ehli olan peygamberlere (aleyhimüsselam) binler vakıatta istimdatlarına harika bir tarzda gaybi imdat gelmesi ve onların istedikleri aynen verilmesi ve düşmanları olan münkirlere yüzer hadisatta aynı zamanda gazap gelmesi ve semavi musibet başlarına inmesi, kati, şeksiz gösterir ki, bu kâinatın ve içindeki nev-i beşerin Hakim ve Adil ve Muhsin ve Kerim ve Aziz ve Sahhar bir Mutasarıfı, bir Rabbi var ki, Nuh ve İbrahim, Musa ve Hud ve Salih gibi (aleyhimüsselam) çok nebilere pek harika bir surette tarihi ve geniş hadiselerle muzafferiyet ve necatları vermiş ve Semud ve Ad ve Firavun kavimleri gibi çok zalimlere ve münkirlere dahi, peygamberlere isyanlarına mukabil, dünyada dahi bir ceza olarak başlarına dehşetli semavi musibetler indirmiş.

Şualar | On Beşinci Şuâ

Evet, kavm-i Nuh ve Semûd ve Ad ve Firavun ve Nemrud´u gibi bütün muarızlar, gazab-ı İlâhîyi ve azabını ihsas edecek bir tarzda gaybî tokatlar yedikleri gibi, kafile-i kübrânın Nuh Aleyhisselâm, İbrahim Aleyhisselâm, Mûsâ Aleyhisselâm, Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm gibi bütün kudsî kahramanları dahi, harika ve mucizâne ve gaybî bir surette mucizelere ve ihsanat-ı Rabbâniyeye mazhar olmuşlar. Birtek tokat hiddeti, birtek ikram muhabbeti gösterdiği halde, binler tokat muarızlara ve binler ikram ve muavenet kafileye gelmesi, bedahet derecesinde ve gündüz gibi zâhir bir tarzda, o kafilenin hakkaniyetine ve sırat-ı müstakîmde gittiğine şehadet ve delâlet eder.

Şualar | Altıncı Şuâ