Kale - Ansiklopedik bilgi
Kale

1. (isim, tarih) Düşmanın gelmesi beklenilen yollar üzerinde, askerî önem taşıyan şehirlerde, geçit ve dar boğazlarda güvenliği sağlamak için yapılan kalın duvarlı, burçlu, mazgallı yapı, kermen
2. Satranç tahtasının dört köşesine dikilen, tahtanın bir tarafından diğer tarafına kadar düz olarak boş hanelerde gidebilen kale biçiminde taş
3. Genellikle bir düşüncenin savunulduğu, sürdürüldüğü yer
4. (spor) Takımla oynanan bazı top oyunlarında topun sokulmasına çalışılan yer
Kale - Ayet mealleri
Ahzab (Gruplar) Suresi 26. ayet:
Kitap ehlinden onlara arka çıkanları da kalelerinden indirdi ve onların kalplerine korku düşürdü. Siz (onlardan) bir kısmını öldürüyordunuz, bir kısmını ise esir alıyordunuz.

Sebe Suresi 13. ayet:
dilediği şekilde kaleler, heykeller, havuz büyüklüğünde çanaklar ve yerinden sökülmeyen kazanlar yaparlardı. "Ey Davud ailesi, şükrederek çalışın." Kullarımdan şükredenler azdır.

Haşr (Toplanma) Suresi 2. ayet:
Kitap Ehlinden inkâr edenleri ilk sürgünde yurtlarından çıkaran O´dur. Onların çıkacaklarını siz sanmamıştınız, onlar da kalelerinin kendilerini Allah´tan koruyacağını sanmışlardı. Böylece Allah(ın azabı) da, onlara hesaba katmadıkları bir yönden geldi, yüreklerine korku saldı; öyle ki evlerini kendi elleriyle ve mü´minlerin elleriyle tahrip ediyorlardı. Artık ey basiret sahipleri ibret alın.
Kale - Kitap Tanıtım
Müslüman Kadının Kalesi Tesettür

Muhammed Said Kışlak
SEMERE

Örtünmek, giyinmek midir?

Başını örtüp dar ve kısa giyinen, erkeklere benzeyen, sahibini tehşir eden giyim Tesettür müdür?
Değilse tesettür nedir?

İslam´a göre tesettürün ölçüsü, tanımı ve adabını bilmek isteyenler için modern çağda bir kale, bir sığınak...

Müslüman kadının Kalesi Tesettür 
Kale - Muhtelif yazılar
EN DAYANIKLI KALE 

Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubat batıya doğru ilerleyen Moğol tehlikesine karşı ülkenin önemli merkezlerine savunma kaleleri yaptırıyordu. Yapımı tamamlanan bu kalelerden birini, dönemin din ve ilim ulusu Sultan Veled´e (Mevlânâ´nın babası) gösterip fikrini sordu. O da açıkladı: 
- Kale gerçekten çok muhkem (sağlam) Düşman saldırılarını göğüsleyecek güçte. Ama yönetimindeki mazlum ve mağdurların dua oklarına karşı seni koruyacak bir kale yaptırmayı düşünmüyor musun? Mazlumların dua oklarına karşı dayanıklı kale taştan tuğladan yapılamaz, çünkü onları deler geçer. O kale ancak Allah korkusuyla, adalet ve merhametle inşa edilebilir.
Kale - Özlü sözler
  • Bin kapıdan, yüz bin kaleden içeri girebilirsin de, küçücük bir gönülden içeri giremezsin. - Hz. Ali (r.a.)
  • Evlilik bir kale gibidir. Dışardakiler oraya girmek için, içerdekiler de çıkmak için uğraşır dururlar.
  • Hafızasız baş, bekçisiz kaleye benzer. - NAPOLEON 
  • İstiklâl ve Cumhuriyetimize  kasteden, cebren ve hile ile aziz vatanın, önemli kalelerini zapteden, gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunup şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit eden iktidar sahibi kişilerin bulunduğunu çok açık ve seçik bir biçimde göstermektedir. - M. Kemal Atatürk
  • Kumsala herkes kumdan kale yapabilir. Ama önemli olan zoru başarmaktır. Denizin ortasına kaleyi yapıp, ayakta dimdik durmasını sağlamaktır .
  • Okullar demokrasinin kalesidir. - HORACE MANN 
Kale - Risale-i Nur Külliyatı
Hem kadınlarda ecnebî erkeklere karşı, fıtraten korkaklık, tahavvüf var. Tahavvüf ise, fıtraten, tesettürü iktiza ediyor. Çünkü, sekiz dokuz dakika bir zevki cidden acılaştıracak sekiz dokuz ay ağır bir veled yükünü zahmetle çekmekle beraber, hâmisiz bir veledin terbiyesiyle, sekiz dokuz sene, o sekiz dokuz dakika gayr-ı meşru zevkin belâsını çekmek ihtimali var. Ve kesretle vâki olduğundan, cidden şiddetle nâmahremlerden fıtratı korkar ve cibilliyeti sakınmak ister. Ve tesettürle, nâmahremin iştahını açmamak ve tecavüzüne meydan vermemek, zayıf hilkati emreder ve kuvvetli ihtar eder. Ve bir siperi ve kalesi, çarşafı olduğunu gösteriyor. Mesmûâtıma göre, merkez ve payitaht-ı hükümette, çarşı içinde, gündüzde, ahalinin gözleri önünde, gayet âdi bir kundura boyacısı, dünyaca rütbeten büyük bir adamın açık bacaklı karısına bilfiil sarkıntılık etmesi, tesettür aleyhinde olanların hayâsız yüzlerine bir şamar vuruyor!

Lemalar | Yirmi Dördüncü Lem´a


Bir şey daha var ki: Daire-i takvâdan hariç, belki daire-i İslâmiyetten hariç bir suret almış bazı meşreplerin ve tarikat namını haksız olarak kendine takanların seyyiâtıyla tarikat mahkûm olmaz. Tarikatin dinî ve uhrevî ve ruhanî çok mühim ve ulvî neticelerinden sarf-ı nazar, yalnız Âlem-i İslâm içindeki kudsî bir rabıta olan uhuvvetin inkişafına ve inbisatına en birinci, tesirli ve hararetli vasıta tarikatler olduğu gibi, Âlem-i küfrün ve siyaset-i Hıristiyaniyenin, nur-u İslâmiyeti söndürmek için müthiş hücumlarına karşı dahi, üç mühim ve sarsılmaz kale-i İslâmiyeden bir kalesidir. Merkez-i hilâfet olan İstanbul´u beş yüz elli sene bütün Âlem-i Hıristiyaniyenin karşısında muhafaza ettiren, İstanbul´da beş yüz yerde fışkıran envâr-ı tevhid ve o merkez-i İslâmiyedeki ehl-i imanın mühim bir nokta-i istinadı, o büyük camilerin arkalarındaki tekkelerde Allah Allah diyenlerin kuvvet-i imaniyeleri ve marifet-i İlâhiyeden gelen bir muhabbet-i ruhaniye ile cûş u huruşlarıdır.

Mektubat | Yirmi Dokuzuncu Mektup