İhsan - İhsan etmek - Ansiklopedik bilgi
İhsan - İhsan etmek

1. (isim) İyilik etme, iyi davranma
2. Bağışlama, bağışta bulunma
3. Bağışlanan şey, kayra, lütuf, inayet, atıfet
4. Karşılık beklemeden yapılan yardım, iyilik
İhsan - İhsan etmek - Ayet mealleri
Bakara (Sığır) Suresi 268. ayet:
Şeytan, sizi fakirlikle korkutuyor ve size çirkin -hayasızlığı emrediyor. Allah ise, size kendisinden bağışlama ve bol ihsan (fazl) vadediyor. Allah (rahmetiyle) geniş olandır, bilendir.

Ali İmran (İmran Ailesi) Suresi 73. ayet:
"Ve sizin dininize uyanlardan başkasına inanıp güvenmeyin." De ki: "Şüphesiz doğru yol Allah´ın dosdoğru yoludur. Size verilenin bir benzeri birine (İslam peygamberine) veriliyor ya da Rabbinizin katında onlar (müslümanlar) size karşı deliller getiriyorlar, diye mi (bu telaşınız?) De ki: "Şüphesiz ´lutuf ve ihsan (fazl)´ Allah´ın elindedir, onu dilediğine verir. Allah (rahmeti) geniş olandır, bilendir."

Ali İmran (İmran Ailesi) Suresi 74. ayet:
O, kime dilerse rahmetini tahsis eder, Allah büyük "lutuf ve ihsan (fazl)" sahibidir.

Ali İmran (İmran Ailesi) Suresi 180. ayet:
Allah´ın, bol ihsanından kendilerine verdiği şeylerde cimrilik edenler, bunun kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Hayır; bu, onlar için şerdir; kıyamet günü, cimrilik ettikleriyle tasmalandırılacaklardır. Göklerin ve yerin mirası Allah´ındır. Allah yaptıklarınızdan haberi olandır.

Tevbe (Tövbe) Suresi 74. ayet:
Allah´a and içiyorlar ki (o inkâr sözünü) söylemediler. Oysa andolsun, onlar inkâr sözünü söylemişlerdir ve İslamlıklarından sonra inkâra sapmışlardır ve erişemedikleri bir şeye yeltenmişlerdir. Oysa intikama kalkışmalarının, kendilerini Allah´ın ve elçisinin bol ihsanından zengin kılmasından başka (bir nedeni) yoktu. Eğer tevbe ederlerse kendileri için hayırlı olur, eğer yüz çevirirlerse Allah onları dünyada da, ahirette de acı bir azabla azablandırır. Onlar için yeryüzünde bir koruyucu-dost ve bir yardımcı yoktur.

Tevbe (Tövbe) Suresi 75. ayet:
Onlardan kimi de: "Andolsun, eğer bize bol ihsanından verirse gerçekten sadaka vereceğiz ve salihlerden olacağız" diye Allah´a ahdetmiştir.

Tevbe (Tövbe) Suresi 76. ayet:
Onlara kendi bol ihsanından verince ise, onunla cimrilik yaptılar ve yüz çevirdiler; onlar böyle sırt dönenlerdir.

Tevbe (Tövbe) Suresi 117. ayet:
Andolsun Allah, Peygamberin, Muhacirlerin ve Ensarın üzerine tevbe ihsan etti. Ki onlar -içlerinde bir bölümünün kalbi nerdeyse kaymak üzereyken- ona güçlük saatinde tabi oldular. Sonra onların tevbelerini kabul etti. Çünkü O, onlara (karşı) çok şefkatlidir, çok esirgeyicidir.

Yunus Suresi 58. ayet:
De ki: "Allah´ın bol ihsanıyla (fazlıyla) ve rahmetiyle, yalnız bunlarla sevinsinler. Bu, onların toplayıp yığmakta olduklarından hayırlıdır."

Yunus Suresi 60. ayet:
Allah hakkında yalan uydurup iftira edenlerin kıyamet günü zanları nedir? Şüphesiz Allah, insanlara karşı büyük ihsan (Fazl) sahibidir, ancak onların çoğu şükretmezler.

Hud Suresi 3. ayet:
Ve Rabbinizden bağışlanma dileyin; sonra O´na tevbe edin. O da sizi, adı konulmuş bir vakte kadar güzel bir meta (fayda) ile metalandırsın ve her ihsan sahibine kendi ihsanını versin. Eğer yüz çevirirseniz gerçekten ben, sizin için büyük bir günün azabından korkarım.

Hud Suresi 108. ayet:
Mutlu olanlar da, artık onlar cennettedirler. Rabbinin dilemesi dışında gökler ve yer sürüp gittikçe, orada süresiz kalacaklardır. (Bu) kesintisi olmayan bir ihsandır.

Yusuf Suresi 38. ayet:
"Atalarım İbrahim´in, İshak´ın ve Yakub´un dinine uydum. Allah´a hiç bir şeyle şirk koşmamız bizim için olacak şey değil. Bu, bize ve insanlara Allah´ın lütuf ve ihsanındandır, ancak insanların çoğu şükretmezler." 

Nahl (Arı) Suresi 90. ayet:
Şüphesiz Allah, adaleti, ihsanı, yakınlara vermeyi emreder; çirkin utanmazlıklardan (fahşadan), kötülüklerden ve zorbalıklardan sakındırır. Size öğüt vermektedir, umulur ki öğüt alıp-düşünürsünüz.

İsra (Gece Yürüyüşü) Suresi 20. ayet:
Hepsine, onlara da, bunlara da Rabbinin ihsanından "arttırarak-veririz." Rabbinin ihsanı kesilmiş değildir.

Kasas (Tarihi Vakalar) Suresi 77. ayet:
"Allah´ın sana verdiğiyle ahiret yurdunu ara, dünyadan da kendi payını (nasibini) unutma. Allah´ın sana ihsan ettiği gibi, sen de ihsanda bulun ve yeryüzünde bozgunculuk arama. Çünkü Allah, bozgunculuk yapanları sevmez."

Ankebut (Dişi Örümcek) Suresi 69. ayet:
Bizim uğrumuzda cihad edenlere, şüphesiz yollarımızı gösteririz. Gerçeten Allah, ihsan edenlerle beraberdir.

Lokman Suresi 22. ayet:
Kim ihsanda bulunan (biri) olarak yüzünü (kendini) Allah´a teslim ederse, artık gerçekten o kopmayan bir kulpa yapışmıştır. Bütün işlerin sonu Allah´a varır.

Saffat (Saf Tutanlar) Suresi 80. ayet:
Gerçekten biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz.

Saffat (Saf Tutanlar) Suresi 105. ayet:
"Gerçekten sen, rüyayı doğruladın. Şüphesiz biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz."

Saffat (Saf Tutanlar) Suresi 113. ayet:
Ona ve İshak´a bereketler verdik. İkisinin soyundan, ihsanda bulunan (muhsin olan) da var, açıkça kendi nefsine zulmeden de.

Zümer (Yığınlar) Suresi 34. ayet:
Rableri katında dileyecekleri her şey onlarındır. İşte bu, ihsanda bulunanların ödülüdür.

Zümer (Yığınlar) Suresi 49. ayet:
İnsana bir zarar dokunduğu zaman, bize dua eder; sonra tarafımızdan ona bir nimet ihsan ettiğimizde, der ki: "Bu, bana ancak bir bilgi(m) dolayısıyla verildi." Hayır; bu bir fitne (kendisini bir deneme)dir. Ancak çoğu bilmiyorlar.

Zümer (Yığınlar) Suresi 58. ayet:
Ya da azabı gördüğü zaman: "Benim için bir kere daha (dünyaya dönme fırsatı) olsaydı da, ihsan edenlerden olsaydım" (diyeceği günden sakının). 

Ahkaf (Kum Tepeleri) Suresi 12. ayet:
Bundan önce de, bir rehber (imam) ve bir rahmet olarak Musa´nın kitabı var. Bu da, zulmedenleri uyarmak ve ihsanda bulunanlara bir müjde olmak üzere (kendinden önceki kitapları) doğrulayıcı ve Arapça bir dil ile olan bir kitaptır.

Zariyat (Tozutup Savuranlar) Suresi 16. ayet:
Rablerinin kendilerine verdiğini alanlar olarak. Çünkü onlar, bundan önce ihsanda (güzel davranışta) bulunanlardı.

Rahman (Merhametli) Suresi 60. ayet:
İhsanın karşılığı ihsandan başkası mıdır?
İhsan - İhsan etmek - Kitap Tanıtım
Küfrün İhsanı Olmaz

İsmet Özel
TİYO YAYINLARI

TİYO Yayıncılığın on üçüncü  kitabı “Küfrün İhsanı Olmaz” İsmet Özel’in “Desem Öldürürler, Demesem Öldüm” kitabı ile başlattığı serinin ikincisidir. Kitap soldan sağa Latin harfleri, sağdan sola Kur’an harfleri ile yazılmıştır ve bu sebeple iki kapaklıdır. 
“Eğer biz mü’min isek; mü’min olan eğer bizler isek nereden belli olur bu? Bellilik anlamadadır. Mü’min olarak anlamışlar arasına katılmışızdır. Ne anladık? Kâfirlerin en istemeyecekleri hâdisenin, en çok karşılaşmaktan çekindikleri hâdisenin bizim ormanı fark etmemiz, bizim ormanı görmemiz olduğunu anladık.
Türkiye’de Müslümanlıkmış gibi bilinen şeyin devlet tarafından milleti itaate icbar etmek, milleti İslâm’la terörize etmek için tahkim edilmiş kalıplar olduğunu geç de olsa öğrenebildim. 
Gerçek Müslüman, hayatın ne demek olduğunu bildiği için ekstradan bir dinî hayat nedir bilmez. Ekstradan bir dinî hayat edinmeyen Müslümanların bugün nasıl bir mesele karşısında olduğunu izaha “küfrün ihsanı olmaz” ibaresini dile getirmek yetmez; bu ibareyi şuur katına çıkarma zarureti vardır. Küfre en rahat hareket tarzı temin eden bir emir-kumanda zincirine rapt olunmakla Müslüman kalınmayacağı bilhassa öğrenilmelidir.”
İhsan - İhsan etmek - Muhtelif yazılar
Sizin vasıtanızla
 
Bir gün Halife Harun Reşid´in huzurunda devrin musikişinaslarından olan İbrahim Musuli Efendi yeni bestelediği bir güfteyi okur. 
Okunan bu güfte halifenin çok hoşuna gittiği için:

- Çok güzel, der. Allah sana ihsan etsin.

Bunun üzerine İbrahim Musuli Efendi, şöyle der:

- Allah´ın bize ihsanı sizin vasıtanızladır efendim.
İhsan - İhsan etmek - Özlü sözler
  • Cömertlik et, ihsanda bulun. Fakat başa kakma çünkü cömertliğin faydası sana aittir.
  • Gölge etme başka ihsan istemem. - Diyojen
İhsan - İhsan etmek - Risale-i Nur Külliyatı
Şimdi, ebediyeti isteyen ve ebed için halk olunan ve ihsana karşı perestiş eden ve firâktan müteellim olan ruh-u insan, kalkıp, abdest alıp, şu asr vaktinde ikindi namazını kılmak için Kadîm-i Bâkî ve Kayyûm-u Sermedînin dergâh-ı Samedâniyesine arz-ı münâcât ederek; zevâlsiz ve nihayetsiz rahmetinin iltifatına ilticâ edip, hesabsız nimetlerine karşı şükür ve hamd ederek; izzet-i Rubûbiyetine karşı zelilâne rükûa gidip, sermediyet-i Ulûhiyetine karşı mahviyetkârâne secde ederek; hakiki bir teselli, bir rahat-ı ruh bulup, huzur-u kibriyâsında kemerbeste-i ubûdiyet olmak demek olan asr namazını kılmak ne kadar ulvî bir vazife, ne kadar münâsip bir hizmet, ne kadar yerinde bir borc-u fıtrat edâ etmek; belki gayet hoş bir saadet elde etmek olduğunu, insan olan anlar.

Sözler | Dokuzuncu Söz 

Demek, ebedî bir Cenneti, hem içinde ebedî muhtaçları ister. Çünkü, nihayetsiz cûd ve sehâ, nihayetsiz ihsan etmek ister, nimetlendirmek ister. Nihayetsiz ihsan ve nimetlendirmek ise, nihayetsiz minnettarlık, nimetlenmek ister. Bu ise, ihsana mazhar olan şahsın devam-ı vücudunu ister. Tâ, dâimî tenâumla o dâimî in´âma karşı şükür ve minnettarlığını göstersin. Yoksa, zevâl ile acılaşan cüzî bir telezzüz, kısacık bir zamanda öyle bir cûd ve sehânın muktezâsıyla kâbil-i tevfîk değildir.

Sözler | Onuncu Söz