Ziyaret etmek - Ansiklopedik bilgi
Ziyaret etmek

1. (isim) Birini görmeye, biriyle görüşmeye gitme, görüşme
2. Bir yeri görmeye gitme
Ziyaret etmek - Ayet mealleri
Tekasür (Çoğalma Yarışı) Suresi 2. ayet: 
"Öyle ki (bu,) mezarı ziyaretinize (kabre gidişinize, ölümünüze) kadar sürdü."
Ziyaret etmek - Kitap Tanıtım
Ziyaret Edepleri ve Yolculuk Hükümleri

Dilaver Selvi
HACEGÂN YAYINLARI

Elinizdeki eser, bir hak yolcusunun en mühim edeplerini işlemektedir. Bu yolculuk, manevi bir hicrettir. Allah rızası için yola çıkmaktır. O, dağı tepeyi değil, kendini aşmaktır. 
Bu yolculuk kalbe ilaç aramaktır, kendini tanımaktır. Hak dostları ile beraber olmaktır. Bu yolun başı edep, sonu cennettir.
Ziyaret etmek - Muhtelif yazılar
İADEİ ZİYARET
 
Fransa´da bulunan bir politikacımıza:
- Osmanlıların Viyana kapılarında ne işi vardı? diye sorduklarında:
- Sadece iade-i ziyaretti efendim, diye cevap vermiş. Haçlı Seferlerinin iade-i ziyareti.
Ziyaret etmek - Özlü sözler
  • Dostların ziyaretine eli boş gelmek, değirmene buğdaysız gitmektir. - Hz. Mevlana
  • Dostunuzu sık sık ziyaret ediniz çünkü üzerinde yürünmeyen yollar diken ve çalılarla kaplıdır. - Hint Atasözü 
Ziyaret etmek - Risale-i Nur Külliyatı
BİRİNCİ NÜKTE
İnsan, kâinatın ekser envâına muhtaç ve alâkadardır. İhtiyacâtı âlemin her tarafına dağılmış; arzuları ebede kadar uzanmış. Bir çiçeği istediği gibi, koca bir baharı da ister. Bir bahçeyi arzu ettiği gibi, ebedî Cenneti de arzu eder. Bir dostunu görmeye müştak olduğu gibi, Cemîl-i Zülcelâli de görmeye müştaktır. Başka bir menzilde duran bir sevdiğini ziyâret etmek için, o menzilin kapısını açmaya muhtaç olduğu gibi, berzaha göçmüş yüzde doksan dokuz ahbabını ziyâret etmek ve firâk-ı ebedîden kurtulmak için, koca dünyanın kapısını kapayacak ve bir mahşer-i acâib olan âhiret kapısını açacak, dünyayı kaldırıp âhireti yerine kuracak ve koyacak bir Kadîr-i Mutlakın dergâhına ilticâya muhtaçtır.

Sözler | Yirmi Üçüncü Söz

Üstadın ziyaretçilere dair bir mektubu 

Umum dostlarıma, hususan ziyaretçilere dair bir özrümü beyan etmeye mecbur oldum: 
Ekser hayatım inzivada geçtiği gibi, otuz kırk senedir tarassut ve taarruza mâruz kaldığımdan, zaruretsiz sohbet etmekten çekinip tevahhuş ediyorum. Hem eskiden beri maddî ve mânevî hediyeler bana ağır geliyordu. Hem şimdi ziyaretçiler, dostlar çoğalmış, hem mânevî mukabele lâzım gelmiş. Şimdi maddî bir lokma hediye beni hasta ettiği gibi, mânevî bir hediye olan ziyaret etmek, görüşmek, hususan başka yerlerden musafaha için zahmet edip gelmek ziyareti dahi, ehemmiyetli bir hediye-i mâneviyedir. Ona mukabele edemiyorum. Hem de ucuz değil. Mânen pahalıdır. Ben kendimi o hürmete lâyık görmüyorum. Mânen mukabele de edemiyorum. Onun için şimdilik aynen maddî hediye gibi bir ihsan olarak bana mânevî hediye gibi olan sohbetten zaruret olmadan men edildim. Bazı beni hasta eder-maddî hediyenin tam mukabilini vermediğim vakit beni hasta ettiği gibi. Onun için hatırınız kırılmasın, gücenmeyiniz. 

Emirdağ Lâhikası | Üstadın Ziyaretçilere Dair Bir Mektubu