Muhafaza - Saklamak - Korumak - Ansiklopedik bilgi
Muhafaza - Saklamak - Korumak

Muhafaza: (isim) Koruma, saklama, korunum

Saklamak
1. Elinde bulundurmak, tutmak
2. Kaybolmaması, görünmemesi için gizli bir yere koymak
3. Görünmesine engel olmak, ortalıkta bulundurmamak
4. Bozulmadan doğal durumları ile durmasını sağlamak, korumak, muhafaza etmek
5. Gizli tutmak, duyurmamak
6. Birine vermek için ayırmak
7. Korumak, esirgemek

Korumak
1. Bir kimseyi veya bir şeyi dış etkilerden, tehlikeden, zor bir durumdan uzak tutmak, esirgemek, muhafaza etmek, vikaye etmek, sıyanet etmek
2. Güçlü bir kimse veya kuruluş, güçsüz birini veya bir şeyi desteklemek, himaye etmek
3. Tehlikeye karşı denetimi altında bulundurmak, savunmak, müdafaa etmek
4. Tehlikeli, zararlı durumları önlemek
5. Bir şeyin eskimesini, yıpranmasını önlemek için gereken dikkat ve özeni göstermek
6. Süregelen bir durumun değişikliğe uğramasını önlemek
7. Karşılamak, denk gelmek
Muhafaza - Saklamak - Korumak - Ayet mealleri
Maide (Ziyafet) Suresi 44. ayet:
Gerçek şu ki, biz Tevratı, içinde bir hidayet ve nur olarak indirdik. Teslim olmuş peygamberler, yahudilere onunla hükmederlerdi. Bilgin-yöneticiler (Rabbaniyun) ve yüksek bilginler de (Ahbar), Allah´ın kitabını korumakla görevli kılındıklarından ve onun üzerine şahidler olduklarından (onunla hükmederlerdi.) Öyleyse insanlardan korkmayın, benden korkun ve ayetlerimi az bir değere karşılık satmayın. Kim Allah´ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, kafir olanlardır.

Nur (Işık) Suresi 33. ayet:
Nikah (imkanı) bulamayanlar, Allah onları kendi fazlından zenginleştirinceye kadar iffetli davransınlar. Sağ ellerinizin malik olduğu (köle ve cariyelerden) mükatebe isteyenlere -eğer onlarda bir hayır görüyorsanız- mükatebe yapın. Ve Allah´ın size verdiği malından onlara verin. Dünya hayatının geçici metaını elde etmek için -ırzlarını korumak istiyorlarsa- cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları (fuhşa) zorlarsa, şüphesiz, onların (fuhşa) zorlanmalarından sonra Allah (onları) bağışlayandır, esirgeyendir.

YaSin Suresi 12. ayet:
Şüphesiz biz, ölüleri biz diriltiriz; onların önden takdim ettiklerini ve eserlerini biz yazarız. Biz her şeyi, apaçık bir kitapta tesbit edip korumuşuz.

Gafir (Bağışlayan) Suresi 9. ayet:
"Ve onları kötülüklerden koru. O gün Sen, kimi kötülüklerden korumuşsan, gerçekten ona rahmet etmişsin. İşte büyük "kurtuluş ve mutluluk" budur.

Fussilet (Ayrıntılı) Suresi 12. ayet:
Böylece onları iki gün içinde yedi gök olarak tamamladı ve her bir göğe emrini vahyetti. Biz dünya göğünü de kandillerle süsleyip-donattık ve bir koruma (altına aldık). İşte bu, üstün ve güçlü olan, bilen (Allah)´ın takdiridir.

Duhan (Duman) Suresi 56. ayet:
Orda, ilk ölümün dışında başka ölüm tadmazlar. Ve (Allah da) onları cehennem azabından korumuştur.

Tur (Tur Dağı) Suresi 18. ayet:
Rablerinin verdikleriyle "sevinçli ve mutludurlar". Rableri, kendilerini "çılgınca yanan cehennemin" azabından korumuştur.

Tahrim (Yasaklama) Suresi 12. ayet:
İmran´ın kızı Meryem´i de. Ki o kendi ırzını korumuştu. Böylece Biz ona ruhumuzdan üfledik. O da Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını tasdik etti. O, (Rabbine) gönülden bağlı olanlardandı.

İnsan Suresi 11. ayet:
Artık Allah, onları böyle bir günün şerrinden korumuş ve onlara parıltılı bir aydınlık ve bir sevinç vermiştir.

Bakara (Sığır) Suresi 228. ayet:
Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç "ay hali ve temizlenme süresi" beklerler. Eğer Allah´a ve ahiret gününe inanıyorlarsa Allah´ın rahimlerinde yarattığını saklamaları onlara helal olmaz. Kocaları, bu süre içinde barışmak isterlerse, onları geri almada (başkalarından) daha çok hak sahibidirler. Onların lehine de, aleyhlerindeki maruf hakka denk bir hak vardır. Yalnız erkekler için onlar üzerinde bir derece var. Allah Aziz´dir. Hakim´dir.

Bakara (Sığır) Suresi 235. ayet:
(İddeti bekleyen) Kadınları nikahlamak istediğinizi (onlara) sezdirmenizde ya da böyle bir isteği gönlünüzde saklamanızda sizin için bir sakınca yoktur. Gerçekte Allah, sizin onları (kalbinizden geçirip) anacağınızı bilir. Sakın bilinen (meşru) sözler dışında onlarla gizlice vaadleşmeyin; bekleme süresi tamamlanıncaya kadar nikah bağını bağlamaya kesin karar vermeyin. Ve bilin ki, elbette Allah kalbinizden geçeni bilmektedir. Artık ondan kaçının. Ve bilin ki, şüphesiz Allah bağışlayandır, (kullara) yumuşak davranandır.

Enbiya (Peygamberler) Suresi 110. ayet:
"Şüphesiz O, sözün açıkta söylenenini de bilmekte, saklamakta olduklarınızı da bilmektedir."
Muhafaza - Saklamak - Korumak - Kitap Tanıtım
Muhafaza ve Şifa Ayetleri

Adem Karataş
ENSAR YAYINCILIK

"Ey İnsanlar! Rabb´inizden size öğüt ve kalplerde olana bir şifa, inananlara doğruyu gösteren bir rehber ve rahmet gelmiştir." Ey Müslümanlar! Dertlerimize O´ndan şifa dileyelim, güçlüklerimize Karşı O´ndan yardım isteyelim. Korkularımızı O´nunla bertaraf edelim. Allah´tan Kur´ân ile dilediğimizi dileyelim, O´nunla Allah´a yöneldim, O´nu vesile edinerek hastalıklarımıza karşı şifa vermesini talep edelim.
Muhafaza - Saklamak - Korumak - Muhtelif yazılar
HAFİZ
 
İngiliz Büyükelçisi, eski Osmanlı evlerinin dış duvarlarına asılan "Ya Hafîz" -Muhafaza eden Allah- levhalarını görünce dayanamamış ve Keçecizâde Fuad Paşa´ya bunların ne olduğunu sormuş. 
Fuad Paşa, İngiliz´in anlayacağı dille cevap vermiş:
- 0 gördükleriniz, Osmanlı Sigorta Şirketinin levhalarıdır.
Muhafaza - Saklamak - Korumak - Özlü sözler
  • Bazen,içinden geldiği gibi haykırmalı insan, yıllardır raflarda duran kelimelerinin bir bir tozunu almalı. Saklamasına neden olanlara inat birer birer sunmalı sevdiğine. Bazen, içindeki kıpırtıya ayak uydurabilmeli insan, tüm senkron hatalarına inat, yapabiliyorum demeli gururla.
  • Bir arkadaşlığı korumanın yolu, asla borç vermemek ve asla bir şeyi ödünç almamaktır.
  • Bizi güçlü yapan yediklerimiz değil, hazmettiklerimizdir! Bizi zengin yapan kazandıklarımız değil, muhafaza ettiklerimizdir! Bizi bilgili yapan okuduklarımız değil, kafamıza yerleştirdiklerimizdir! - Francis Bacon
  • Bizim dinimiz, milletimize hakir, miskin ve zelil olmayı tavsiye etmez. Tam tersine Allah da, Peygamber de insanların ve milletlerin izzet ve şerefini korumalarını emrediyor. 
  • Dilin milli ve zengin olması, milli hissin gelişmesinde başlıca etkendir. Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır. 
  • Edep, konuştuğun zaman dilini korumak, yalnız kaldığın zaman kalbini korumak, dışarıya çıktığın zaman gözünü korumaktır.
  • En güç üç şey vardır: Bir sırrı saklamak, bir derdi unutmak, boş zamanı iyi değerlendirmek. - Sadi Şirazi
  • Erkek yaşını saklamaya, kadın ise saklamamaya başladığı zaman yaşlanmıştır. 
  • Ey insan, dilini muhafaza et, seni sokmasın Çünkü o, büyük bir yılandır. Kabirlerde, kahraman ve cesur kimselerin bile kendileriyle karşılaşmaktan çekinip, dilinin kurbanı giden nice kimseler vardır. - İmam Şafii
  • Göründüğü kadarı ile insanlar, düşüncelerini saklamak için değil, hiçbir düşünceleri olmadığını saklamak için konuşmayı ögrenmişler. - Soren Kierkegaard
  • Hataları saklamak düzeltmekten daha çok acı verir. - Benjamin Franklin
  • Hayatın için malını, ahiretin için dinini korumalısın. - Süfyan-ı Servi (r.a.)
  • İnsan kalbi bir sandıktır; Dudaklar onun kilidi, dil ise anahtarıdır. İnsanlara da O anahtarı iyi muhafaza etmek düşer. - Ömer bin Abdülaziz
  • İnsanın kendi kabiliyetini saklaması, büyük bir kabiliyet işidir. - La ROCHEFOUCAULD
  • İnsanlar cahilliklerini saklamak için ders verirler, tıpkı gözyaşlarını saklamaya çalışan insanların gülümsemesi gibi.
  • Kadının namusunu erkeklere karşı koruması, ününü kadınlara karşı korumasından çok daha kolaydır. - Rochebrune
  • Memleketler kılıçla alınır, lakin adaletle muhafaza edilir. - Timurlenk
  • Milli his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması, milli hissin gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki, bu dil şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır. - M.K.ATATÜRK
  • Muhafazakarlar aptaldır demiyorum, ama aptalların çoğu muhafazakar. — John Stuart Mill
  • Mutluluk sırrını ele geçirmek isteyen insan, kötü çevreden kendini korumasını bilmelidir. - Hafız-ı Şirazi
  • Saklama yeteneği yüksek olan, güçlü biriyim. Hatta gözlerimden yaşlar düştüğünde bile şu iki kelimeyi söylerim: "Ben iyiyim".
  • Sırrını saklarsan ona hakim olursun. Saklamazsan, o sana hakim olur. - Hz. ömer (r.a.)
  • Şimdi yaşamak, ucuz ekmek kuyruğunda bekleyen bir genç kızın saklamaya çalıştığı yüzüdür. - Tarık Tufan
  • Yüreğinde bir damla gülümseme varsa, saklama. Eğer bir yolun varsa gidilecek, sona bırakma. Bir sözün varsa dilden yüreğe, hiç susma. Görmen gerekiyorsa birini, git yanına. Okşaman gereken bir yürek varsa, esirgeme elini.  An gelir elini, gözünü, yolunu, yüreğini alıverir senden.  O zaman istesen de dokunamaz, göremez, gidemez, söyleyemez olursun.
Muhafaza - Saklamak - Korumak - Risale-i Nur Külliyatı
İşte hayat böyledir. Hayatın lezzetini ve zevkini isterseniz, hayatınızı İmân ile hayatlandırınız ve ferâizle zînetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhâfaza ediniz. Hergün ve her yerde ve her vakit vefiyâtların gösterdikleri dehşetli hakikat-i mevt ise; size-başka gençlere söylediğim gibi-bir temsil ile beyân ediyorum.

Sözler | On Üçüncü Söz

Evet, komünist perdesi altında anarşistliğin emniyet-i umumiyeyi bozmaya dehşetli çalışmasına karşı, Risale-i Nur ve şakirtleri, iman-ı tahkikî kuvvetiyle bu vatanın her tarafında o müthiş ifsadı durduruyor ve kırıyor, emniyeti ve âsâyişi temine çalışıyor ki, pek çok bir kesrette ve memleketin her tarafında bulunan Nur talebelerinden, bu yirmi senede alâkadar üç dört mahkeme ve on vilâyetin zabıtaları, emniyeti ihlâle dair bir vukuatlarını bulmamış ve kaydetmemiş. Ve üç vilâyetin insaflı bir kısım zabıtaları demişler: "Nur talebeleri mânevî bir zabıtadır. Âsâyişi muhafazada bize yardım ediyorlar. İman-ı tahkikî ile, Nuru okuyan her adamın kafasında bir yasakçıyı bırakıyorlar, emniyeti temine çalışıyorlar." 
Bunun bir numunesi Denizli Hapishanesidir. Oraya Nurlar ve mahpuslar için yazılan Meyve Risalesi girmesiyle, üç dört ay zarfında iki yüzden ziyade o mahpuslar öyle fevkalâde itaatli, dindarâne bir salâh-ı hal aldılar ki, üç dört adamı öldüren bir adam, tahta bitlerini öldürmekten çekiniyordu. Tam merhametli, zararsız, vatana nâfi bir uzuv olmaya başladı. Hattâ resmî memurlar bu hale hayretle ve takdirle bakıyordular. Hem daha hüküm almadan bir kısım gençler dediler: "Nurcular hapiste kalsalar, biz kendimizi mahkûm ettireceğiz ve ceza almaya çalışacağız, tâ onlardan ders alıp onlar gibi olacağız, onların dersiyle kendimizi ıslah edeceğiz." 

Lemalar | Yirmi Altıncı Lem´a