Giyim - Giyinmek - Örtünmek - Ansiklopedik bilgi
Giyim - Giyinmek - Örtünmek

Giyim
1. (isim) Giyme işi
2. Giyme biçimi

Giyinmek
1. Giymek
2. Giysiyi belli bir yerden almak veya belli bir yerde diktirmek
3. Ağır bir söze veya davranışa, sesini çıkarmadan içerlemek

Örtünmek
1. Kendi üzerine bir şey örtmek
2. Kadın, dinî açıdan görünmesi sakıncalı olan yerlerini örtmek
Giyim - Giyinmek - Örtünmek - Ayet mealleri
Bakara (Sığır) Suresi 233. ayet:
Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler. Onların (annelerin) yiyeceği, giyeceği bilinen (örf)e uygun olarak, çocuk kendisinin olana (babaya) aittir. Kimseye güç yetireceğinin dışında (yük ve sorumluluk) teklif edilmez. Anne, çocuğu, çocuk kendisinin olan baba da çocuğu dolayısıyla zarara uğratılmasın; mirasçı üzerinde (ki sorumluluk ve görev) de bunun gibidir. Eğer (anne ve baba) aralarında rıza ile ve danışarak (çocuğu iki yıl tamamlanmadan) sütten ayırmayı isterlerse, ikisi için de bir güçlük yoktur. Ve eğer çocuklarınızı (bir süt anneye) emzirtmek isterseniz, vereceğinizi örfe uygun olarak ödedikten sonra size bir sorumluluk yoktur. Allah´tan korkup-sakının ve bilin ki, Allah yaptıklarınızı görendir. 

Bakara (Sığır) Suresi 259. ayet:
Ya da altı üstüne gelmiş, ıssız duran bir şehre uğrayan gibisini (görmedin mi?) Demişti ki: "Allah,  burasını ölümünden sonra nasıl diriltecekmiş?" Bunun üzerine Allah, onu yüz yıl ölü bıraktı, sonra onu diriltti. (Ve ona) Dedi ki: "Ne kadar kaldın?" O: "Bir gün veya bir günden az kaldım" dedi. (Allah ona:) "Hayır, yüz yıl kaldın, böyleyken yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış; eşeğine de bir bak; (bunu yapmamız) seni insanlara ibret-belgesi kılmamız içindir. Kemiklere de bir bak nasıl bir araya getiriyoruz, sonra da onlara et giydiriyoruz?" dedi. O, kendisine (bunlar) apaçık belli olduktan sonra dedi ki: "(Artık şimdi) Biliyorum ki gerçekten Allah, her şeye güç yetirendir."

Nisa (Kadınlar) Suresi 5. ayet:
Allah´ın sizin için (kendileriyle hayatınızı) kaim (geçiminizi sağlamaya destekleyici bir araç) kıldığı mallarınızı düşük akıllılara vermeyin; bunlarla onları rızıklandırıp giydirin ve onlara güzel (maruf) söz söyleyin.

Maide (Ziyafet) Suresi 89. ayet:
Allah sizi, yeminlerinizdeki "rastgele söylemelerinizden, boş sözlerden" dolayı sorumlu tutmaz, ancak yeminlerinizle bağladığınız sözlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Onun (yeminin) keffareti, ailenizdekilere yedirdiklerinizin ortalamasından on yoksulu doyurmak ya da onları giydirmek veya bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmaktır. (Bunlara imkan) Bulamayan (için) üç gün oruç (vardır.) Bu, yemin ettiğinizde (bozduğunuz) yeminlerinizin keffaretidir. Yeminlerinizi koruyunuz. Allah, size ayetlerini böyle açıklar, umulur ki şükredersiniz. 

Araf (Orta Yer) Suresi 26. ayet:
Ey Ademoğulları, biz sizin çirkin yerlerinizi örtecek bir elbise ve size "süs kazandıracak bir giyim" indirdik (varettik). Takva ile kuşanıp-donanmak ise, bu daha hayırlıdır. Bu, Allah´ın ayetlerindendir. Umulur ki öğüt alıp-düşünürler.

Nahl (Arı) Suresi 14. ayet:
Denizi de sizin emrinize veren O´dur, ondan taze et yemektesiniz ve giyiminizde ondan süs-eşyaları çıkarmaktasınız. Gemilerin onda (suları) yara yara akıp gittiğini görüyorsun. (Bütün bunlar) O´nun fazlından aramanız ve şükretmeniz içindir.

Nahl (Arı) Suresi 80. ayet:
Allah, size evlerinizi (içinde) "güvenlik ve huzur bulacağınız yerler" kıldı; ve size hayvan derilerinden hem göç gününde, hem yerleşme  gününde kolaylıkla taşıyabileceğiniz evler; yünlerinden, yapağılarından ve kıllarından bir zamana kadar giyimlikler-döşemelikler ve (ticaret için) bir meta kıldı.

Nahl (Arı) Suresi 81. ayet:
Allah, sizin için yarattığı şeylerden gölgeler kıldı. Dağlarda da sizin için barınaklar-siperler kıldı, sizi sıcaktan koruyacak elbiseler, sizi savaşınızda (zorluklara karşı) koruyacak giyimlikler de var etti. İşte O, üzerinizdeki nimetini böyle tamamlamaktadır, umulur ki teslim olursunuz.

Kehf (Mağara) Suresi 31. ayet:
Onlar; altından ırmaklar akan Adn cennetleri onlarındır, orada altın bileziklerle süslenirler, hafif ipekten ve ağır işlenmiş atlastan yeşil elbiseler giyerler ve tahtlar üzerinde kurulup-dayanırlar. (Bu,) Ne güzel sevap ve ne güzel destek. 

Enbiya (Peygamberler) Suresi 80. ayet:
Ve sizin için ona, zorlu-savaşınızda sizi korusun diye, "(madeni) giyim-sanatını" öğrettik. Buna rağmen siz şükredenler misiniz?

Müminun (İnananlar) Suresi 14. ayet:
Sonra o su damlasını bir alak (embriyo) olarak yarattık; ardından o alak´ı (hücre topluluğu) bir çiğnem et parçası olarak yarattık; daha sonra o çiğnem et parçasını kemik olarak yarattık; böylece kemiklere de et giydirdik; sonra bir başka yaratışla onu inşa ettik. Yaratıcıların en güzeli olan Allah, ne yücedir.

Ahzab (Gruplar) Suresi 59. ayet:
Ey Peygamber, eşlerine, kızlarına ve mü´minlerin kadınlarına dış elbiselerinden (cilbablarından) üstlerine giymelerini söyle; onların (özgür ve iffetli) tanınması ve eziyet görmemeleri için en uygun olan budur. Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.

Duhan (Duman) Suresi 53. ayet:
Hafif ipekten ve ağır işlenmiş atlastan (elbiseler) giyinirler, karşılıklı (otururlar).

Nur (Işık) Suresi 31. ayet:
Mü´min kadınlara da söyle: "Gözlerini (harama çevirmekten) kaçındırsınlar ve ırzlarını korusunlar; süslerini açığa vurmasınlar, ancak kendiliğinden görüneni hariç. Baş örtülerini, yakalarının üstünü (kapatacak şekilde) koysunlar. Süslerini, kendi kocalarından ya da babalarından ya da oğullarından ya da kocalarının oğullarından ya da kendi kardeşlerinden ya da kardeşlerinin oğullarından ya da kız kardeşlerinin oğullarından ya da kendi kadınlarından ya da sağ ellerinin altında bulunanlardan ya da kadına ihtiyacı olmayan (arzusuz veya iktidarsız) hizmetçilerden ya da kadınların henüz mahrem yerlerini tanımayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Hep birlikte Allah´a tevbe edin ey mü´minler, umulur ki felah bulursunuz."
Giyim - Giyinmek - Örtünmek - Kitap Tanıtım
Her Kadın Örtünmek İster

Gülay Atasoy
NESİL YAYINLARI

Örtünme isteği yaratılışın sesidir. Hem de içten gelen, dışa vuran en güçlü bir ses.
Mini etekli bir bayanın farkında olmadan hep eteğini çekiştirip uzatmak istemesi, göbeği açık kızların badisiyle göbeğini kapatmaya çalışması, henüz tamamen sönmemiş olan fıtratın sesinden başka neyle izah edilebilir?
Dine karşı olduğunu, tesettürü benimsemediğini söyleyen hanımlar bile zaman zaman içlerinde var olan gizli örtünme duygusunu susturamadıklarını bilerek ve bilmeyerek bu taleplerini dile getirmekteler.
Günümüzde, kadının içindeki bu masum duygu menfi cereyanlarla yok edilmek isteniyor. Bu güçlü sesin kısılması için alınmadık önlem bırakılmıyor.
Bazıları laikliği kullanıyor, bazıları Atatürkçülüğü… 
Sonuçta eller başlardaki örtüden aşağı inmiyor.
Ne garip bir tecellidir ki bütün engellemelere rağmen örtünenlerin sayısı sürekli artıyor.
Şimdi gelin hep birlikte kadın var oldukça susturulamayacak olan fıtratın bu sesine kulak verelim…
Giyim - Giyinmek - Örtünmek - Muhtelif yazılar
GİYİNMEK
 
Hindistan´ın bağısızlığı için yıllarca pasif direniş yapıp, mücadele eden Gandi, İngiltere Kralı George ile görüştüğü sırada,  üzerinde her zamanki gibi Hintlilere özgü, beyaz örtüsü varmış.
Davetten çıkınca, bir gazeteci sorar:
- Kıyafetiniz, bir kralla buluşmak için yeterli miydi?
Gandi, hiç aldırmadan cevap verir:
- Kral, ikimize de yetecek kadar giyinmişti.
Giyim - Giyinmek - Örtünmek - Özlü sözler
  • Aslını gizleyemez insan, giydiği kaftanlarla. Bilmez ama kendini kandırır; söylediği yalanlarla. - Mehmet Akif Ersoy
  • Bacımın örtüsü batmakta rezilin gözüne, acırım tükürüğü billahi tükürsem yüzüne, medeni olmak eğer açmaksa bedeni, desenize hayvanlar bizden daha medeni. - M.Akif ERSOY
  • Başörtüsü bilime engelmiş. Heyhat..! Siz uzaya mekik gönderdiniz de, başörtüsüne mi takıldı?   -  Necip Fazıl KISAKÜREK
  • Bilgi sermayemdir, bilim silahımdır, sabır giysimdir, yetinmek en üstün kazancımdır. - Seneca
  • Bilumum müessesata mensup memurin ve müstahdemin Türk milletinin iktisa etmiş olduğu şapkayı giymek mecburiyetindedir buna münafi bir itiyadın devamını hükümet men eder. (Halen yürürlükte bulunan) T.C.K.No:671, Madde 1
  • Bir gün, güzellik ve çirkinlik bir deniz kıyısında karşılaştılar ve dediler, "haydi denize girelim." Giysilerini çıkartıp suda yüzdüler. Bir süre sonra, çirkinlik kıyıya dönüp, güzelliğin giysilerine büründü ve yoluna gitti. Güzellik de denizden çıktı, kendi giysilerini bulamadı; ama çıplak olmak utandırıyordu onu, çaresiz çirkinliğin giysilerine büründü ve yoluna devam etti güzellik. O gün bugündür, erkekler ve kadınlar onları birbirine karıştırır. Ancak içlerinden güzelliğin yüzünü önceden görmüş kimileri vardır ki, giysilerine bakmaksızın tanırlar onu. Ve yine çirkinliğin yüzünü bilen kimileri vardır ki, gözlerinden tanırlar çirkinliği. - Halil Cibran
  • Bir kadın edepten daha güzel elbise giymemiştir. Bir erkek edepden daha güzel bir servet edinmemiştir. - İmam-ı Gazali
  • Bir kız öğrenciyi, başını örttüğü için tahsil hakkından mahrum etmek, İstiklal savaşı başlarında ve Maraş´ta, düşmanlar tarafından başörtüsü çıkarılıp düşürüldüğü için başlayan milli şahlanışın ruhuna tükürmektir. - Necip Fazıl KISAKÜREK
  • Dil, düşüncenin giysisidir. - W. Somerset Maugham
  • Doğru pabucunu giymeden, yalan dünyayı dolaşır. - Mark Twain
  • Dün çimen benim ayaklarımın altında idi, bugün üstümde bitiyor. Görüyor musun? Toprak günahlardan başka her şeyi örtüyor.
  • Dünyada haram işleyen kimse,ahirette ondan mahrûm kalır. Burada helal şeyleri kullananlar, orada, o şeylerin hakikatine kavuşur. Meselâ, bir erkek, dünyada haram olan ipeği giyerse, ahirette ipek giymekten mahrûm edilir. İpek ise, Cennet elbisesidir. O hâlde, bu günahtan temizlenmedikçe, Cennete giremez demekdir. Cennete girmiyen de Cehenneme girer.Çünkü, ahiretde, bu ikisinden başka yer yoktur. - Abdülhakim Arvasi
  • Dünyayı dolaştım giymedim başıma taç, ne zengini tok gördüm ne fakiri aç. Yarabbi öyle bi fevz-i kanaat verki, namerde değil merde bile eyleme muhtaç.
  • Edep bir tac imiş nur ü Hüda´dan; giy o tacı, emin ol her beladan. 
  • Edep elbisesi mümin olanın üzerine giyip bir daha üzerinden asla çıkarmayacağı en güzel elbisedir. Efendimiz (s.a.v.) aynaya baktığı zamanlarda söylediği: Allah´ım yaradılışımı güzelleştirdiğin gibi ahlakımı da güzelleştir.
  • En küçük kusuru bile gizleyemez yırtık pırtık giysiler; sırmalı kürklerse her ayıbı örter.
  • Ey altın sırmalarla süslü elbiseler giymeye, kemer takmaya alışmış kişi. Sonunda sana da dikişsiz elbiseyi giydirecekler. - Hz. Mevlana
  • Farklı giysilere bürünsek de nihayetinde hepimiz birer iskeletiz. Bu farklı olma çabaları niye?
  • Gençlik bir kuştur, uçar gider tutamazsın. İhtiyarlık bir cekettir, giyer çıkartamazsın.
  • Gerçek daha ayakkabılarını bile giyemeden yalan dünyanın yarısını dolaşır. - Mark Twain
  • Giysilerini kendilerinin en önemli yanı sayanlar genellikle giysilerinden daha değerli olamazlar. - William Hazlitt 
  • Görünenle yetinirsen eğer sadece tırtılı bilirsin. Çirkindir ya tırtıl, gönlünü çelmez. Görünenin ötesine geçmek istersen eğer, aradan örtüyü kaldırıp da gönül gözü ile bakarsan, kelebeği bulursun karşında. Güzeldir ya kelebek, gönlün ona akar. Lakin gönül gözünle görürsen eğer, kelebeğe değil tırtıla sevdalanırsın.
  • Güzellik, çoğu zaman kusurları gizleyen bir örtüdür. - Honore de Balzac
  • İnsan her yerde aynı insandır; bir insanın yaratılışında asalet yoksa, kainatın tacını giyse yine de çıplak kalır.
  • İnsanın helalinden giydiği kendi eski elbisesi, başkalarından gelen sadaka elbiseden daha güzel ve iyidir. - İbrahim Havvas 
  • Medeniyet dediğin açmaksa bedeninin heryerini..desene hayvanlar senden daha medeni. - Mehmet Akif Ersoy
  • Mevcut bir aşkı uzun zaman gizleyecek veya bulunmadığı yerde onu var gibi gösterecek bir yüz örtüsü yoktur. 
  • Ne zaman paspal giyinip çıksan dışarı, herkes bayramlıklarını giymiş gibidir. / Ne zaman yalnız kalmak istesen, herkes başına dikilir. / Ne zaman birini aramaya ihtiyacın olsa, o an şarjın tükenir. / Ve ne zaman birini sevmeye başlarsın, o zaman o gitmeye karar verir.
  • Öğretmen derste şunları anlatıyordu: - Düğünlerde gelinler neden beyaz giyer bilir misiniz? Bu onların en mutlu günü olduğu için! Arka sıralardan bir ses yükselir; - Damatların neden siyah elbise giydiklerini şimdi anladım.
  • Örtüsüz kadın perdesiz eve benzer, perdesiz ev de ya satılıktır yada kiralık. - Necip Fazıl KISAKÜREK
  • Özür, yalandan daha korkunç, daha kötüdür; üstü örtülmüş bir yalandır çünkü. - ALEXANDER POPE
  • Susmak aklın süsü ve cehaletin örtüsüdür.
  • Umutlarını sıkı giyin. Üşütme sakın mutluluklarını. Üşürsen eğer gülüşlerini ört üzerine. Sesine sımsıkı sarıl ve sevdanı kuşan.
  • Ve diyorum ki; Hayat gerçekten karanlıktır istek olmadıkça. Ve tüm istekler kördür irfan olmadıkça. Ve tüm irfan boşunadır, bir işin meşgalen olmadıkça. Ve tüm uğraşlar boşunadır aşk olmadıkça. Eğer aşk ile çalışırsanız bağlanırsınız birbirinize ve Tanrıya. Aşk ile çalışmak nedir mi diyorsunuz?. Kumaşı yüreğinizden çekilmiş iplikle dokumaktır; Sevgiliniz giyecekmiş gibi...- Halil Cibran
Giyim - Giyinmek - Örtünmek - Risale-i Nur Külliyatı
Bundan kırk sene evvel ve Hürriyetten bir sene evvel İstanbul´a geldim. O zaman Japonya´nın Başkumandanı, İslâm ulemasından dinî bazı sualler sormuştu. Onları İstanbul hocaları benden sordular. Hem çok şeyleri o münasebetle sual ettiler. 
Ezcümle, bir hadiste, "âhir zamanda dehşetli bir şahıs sabah kalkar, alnında ´Hâzâ kâfirün´ yazılmış bulunur" diye hadis var deyip benden sordular. Dedim: "Bir acîp şahıs bu milletin başına geçer ve sabah kalkar, başına şapka giyer ve giydirir.
Bu cevaptan sonra bunu sordular: "Acaba o zaman onu giyen kâfir olmaz mı?" Dedim: "Şapka başa gelecek, secdeye gitme diyecek. Fakat, baştaki İmân o şapkayı da secdeye getirecek, inşaallah Müslüman edecek.

Şualar | On Dördüncü Şuâ

Gizli düşmanlarımız bu Ramazan-ı Şerifte, tekrar adliyeyi benim aleyhime sevk ettiler. Mesele de bir gizli komünist komitesiyle alâkadardır. 
Birisi, bütün bütün kanun hilâfına olarak, beni tek başımla ve yalnız olarak kırda ve dağda otururken, üç silâhlı jandarma ile bir başçavuş yanıma gönderdiler. "Sen başına şapka giymiyorsun" diye zorla beni karakola getirdiler. Ben de, adaleti hedef tutan bütün adliyelere söylüyorum ki: 
Böyle beş vecihle kanunsuzluk edip, kanun namına beş vecihle İslâm kanunlarını kıran adam, hakikî kanunsuzlukla itham edilmek lâzım gelirken, onların o acip kanunsuzluğu ve bahanesiyle iki seneden beri vicdanî azap verdiklerinden, elbette mahkeme-i kübrâ-yı haşirde bunun cezasını çekeceklerdir. 
Evet, otuz beş senedir münzevî olduğu halde hiç çarşı ve kasabalarda gezmeyen bir adamı, "Sen frenk serpuşunu giymiyorsun" diye itham etmeye dünyada hangi kanun müsaade eder? Yirmi sekiz senedenberi beş vilâyet ve beş mahkeme ve beş vilâyetin zabıtaları onun başına ilişmedikleri halde hususan bu defa İstanbul mahkeme-i âdilesinde yüzden ziyade polislerin gözleri önünde, hem iki ayda yaya olarak her yeri gezdiği halde, hiçbir polis ilişmediği ve Mahkeme-i Temyiz "Bere yasak değil" diye karar verdiği, hem bütün kadınlar ve başı açık gezenler ve bütün askerî neferler ve vazifedar memurlar giymeye mecbur olmadıklarından ve giymesinde hiçbir maslahat bulunmadığından ve benim resmî bir vazifem olmadığından-ki resmî bir libastır-bereyi giyenler de mes´ul olmazlar denildiği halde, hususan münzevî ve insanlar arasına girmeyen ve Ramazan-ı Şerifin içinde böyle hilâf-ı kanun en çirkin birşeyle ruhunu meşgul etmemek ve dünyayı hatırına getirmemek için has dostlarıyla dahi görüşmeyen, hattâ şiddetli hasta olduğu halde, ruhu ve kalbi vücuduyla meşgul olmamak için ilâçları almayan ve hekimleri çağırmayan bir adama şapka giydirmek, ecnebî papazlara benzetmek için ona teklif etmek ve adliye eliyle tehdit etmek, elbette zerre kadar vicdanı olan bundan nefret eder. 

Emirdağ Lâhikası | Kalbe İhtar Edilen İçtimai Hayatımıza Bir Hakikat