Merhamet - Ansiklopedik bilgi
Merhamet

Merhamet, (isim) Bir kimsenin veya bir başka canlının karşılaştığı kötü durumdan dolayı duyulan üzüntü, acıma
Merhamet - Ayet mealleri
Al-i İmran (İmran Ailesi) Suresi 132. ayet:
Allah'a ve elçisine itaat edin, ki merhamet olunasınız. 

Nisa (Kadınlar) Suresi 110. ayet:
Kim kötülük işler veya nefsine zulmedip sonra Allah'tan bağışlanma dilerse Allah'ı bağışlayıcı ve merhamet edici olarak bulur.

Müminun (İnananlar) Suresi 75. ayet:
Eğer onlara merhamet eder ve onlara dokunan zararı gideriverirsek, taşkınlıkları içinde şaşkınca dolaşmalarını sürdürecekler.
Merhamet - Bağlantılar
Merhamet

Merhamet Çağrısı

Vahşet Kuşağında Merhamet
Merhamet - Hadisler
Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)´la birlikte demirci Ebu Seyf radıyallahu anh´ın yanına girdik. O, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)´ın oğlu İbrahim´in süt babası idi. Aleyhissalâtu vesselam oğlunu aldı, öptü ve kokladı. Daha sonra yanına tekrar girdik. İbrahim can çekişiyordu. Bu manzara karşısında Aleyhissalâtu vesselâm´ın gözlerinden yaş boşandı. Abdurrahman İbnu Avf radıyallahu anh:
"Sen de mi (ağlıyorsun) ey Allah´ın Resûlü?" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm: "Ey İbnu Avf! Bu merhamettir!" buyurdu ve ağlamasına devam etti. Sonra şöyle söyledi: "Gözümüz yaş döker, kalbimiz hüzün çeker, fakat Rabbimizi razı etmeyecek söz sarfetmeyiz. Ey İbrahim! Senin ayrılmandan bizler üzgünüz!" 
[Buhârî, Cenâiz 44; Müslim, Fezâil 62, (2315); Ebu Dâvud, Cenâiz 28, (3126).] 

Abdullah İbnu Amr İbni´l-Âs (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: "Resûlullah(aleyhissalâtü vesselâm) buyurdular ki: "Allah, merhametli olanlara rahmetle muamele eder. Öyleyse, sizler yeryüzündekilere karşı merhametli olun ki, semâda bulunanlar da size rahmet etsinler. Rahim (akrabalık bağı) Rahmân´dan bir bağdır. Kim bunu korursa Allah onunla (rahmet bağı) kurar, kim de koparırsa, Allah da ondan (rahmet bağını) koparır." 
[Tirmizî, Birr 16, (1925); Ebû Dâvud, Edeb 66, (4941).]
Merhamet - Kitap Tanıtım
Merhamet Öyküleri 
Ayetler - Hadisler - Asr-ı Saadetten Tablolar - Özlü Sözler - Şiirler

Fettahoğlu Kamil Büyükerler
YAĞMUR YAYINEVİ

Merhamet sabretmeyi ve umut etmeyi öğrenmektir. Aradığını bulmak, kaybettiğini ummaktır. Kötülük gelse de affetmeyi öğrenmektir. 
Kendimizi bulmaktır, biraz da kendimiz olmaktır. Merhamet yeşersin diye çoraklaşan gönül toprağımızdan, merhamet sahibinden yine merhameti dilemektir. 
Ummaktır, umarken çoğalmanın adıdır merhamet… 
Bir umudu bin umuda bölüşmek, bir hevesi bin arzuda bulmaktır. 
Boynunu bükmüş bir yetim çocuğa önce yüreğinin kapılarını açmaktır. 
Bir anne yüreğine, bir çocuk özlemine, yaralı bir kuşa merhem olmaktır. 
Merhamet - Özlü sözler
  • Adalet nerede hesap sorarsa, merhamet orada haklarını kaybeder. - Georges Duhamel
  • Bütün annelerin kalplerini şefkatle dolduran sınırsız sultanın merhameti dayanılmazdır. - Muhammed Bozdağ
  • Ciddiliğin fazlası nefret doğurur, merhametin fazlası da otoriteyi azaltır. - Sadi Şirazi
  • Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol.  Şefkat ve merhamette güneş gibi ol.  Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol. Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol. Tevazu ve alçakgönüllülükte toprak gibi ol. Hoşgörülülükte deniz gibi ol. Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol. - Hz. Mevlana
  • Eğer insanlara zarar verirsem, özür dileme gücü ver bana. Ve eğer insanlar bana zarar verirse, affetme ve merhamet gücü ver bana. - Gandhi
  • Eğer siz gözünüzü diker, O’nun kapısı eşiğinde hep vefalı bir tavır içinde bulunursanız, Cenab-ı Hak bu vefayı tek taraflı olarak sizin aleyhinize bozmaz. Çünkü O, sonsuz merhamet, sonsuz ilim, sonsuz kudret, sonsuz irade sahibi Allah (c.c.)’tır.
  • Elemi bilmeyenin merhametine inanmayınız. - Cenap Şahabettin 
  • En az merhamet gösterenler, en büyük günahları işleyenlerdir. - Beamarchais
  • Gayr-i meşru bir muhabbetin neticesi, merhametsiz azap çekmektir.
  • Gözler, ya merhamet ya da nefretin ışıldadığı bir kandildir. - Necip Fazıl Kısakürek
  • Gözyaşları merhamete delildir, yürek yanmadıkça göz yaşarmaz. - Hz. Mevlana
  • Güzelliğin kıvrılan bel olduğunu kim söyledi size. Anne güzelliği lazım bize. Merhametli ve inançlı.
  • Merhamet en etkili silahtır; kalbe kadar işler ve ebediyete kadar iyileşmeyecek yaralar açar. - Lavigerie
  • Merhamet faydasız olunca, insan ondan bıkar usanır. - Albert Camus
  • Merhamet sevgiye yakınsa, minnet onun aksine yakındır. - Bernard Shaw
  • Muhabbet ve merhamet, insanlığın; hiddet ve şehvet de hayvanların sıfatlarıdır.
  • Öfke yanardağ misali, üfledikçe parlıyor, / Sabır merhametin eli, külümüzü harlıyor.
  • Sen acize acı ki; güçlüler de sana acısın. - Eyyüp Sabri Osmanoğlu
  • Sevginin inmediği gönül, merhameti tanımaz. - Eyyüp Sabri Osmanoğlu
  • Uğradığın dertlerden dolayı mahlûka şikâyeti kes. Merhametli´yi merhametsize şikâyet etmiş olursun. - Hz. Hüseyin (r.a.)
  • Üşüyorum ya Rab! Sevginle sar beni!  /  Nefsime yenik düşüyorum ya Rab! Merhametinle kaldır beni!
  • Zalimin zulmü olmasaydı, mazluma ilahi merhamet olmazdı. - Nurettin Topçu
Merhamet - Risale-i Nur Külliyatı
İkinci Sûret:
Bu gidişâta, icraata bak! Nasıl en fakir, en zayıftan tut, tâ herkese mükemmel, mükellef erzak veriliyor, kimsesiz hastalara çok güzel bakılıyor. Hem, gayet kıymettar ve şâhâne taamlar, kaplar, murassâ nişanlar, müzeyyen elbiseler, muhteşem ziyâfetler vardır. Bak, senin gibi sersemlerden başka herkes vazifesine gayet dikkat eder, kimse zerrece haddinden tecavüz etmez. En büyük şahıs, en büyük bir itaatle, mütevâziâne bir havf ve heybet altında hizmet eder. Demek, şu saltanat sahibinin pek büyük bir keremi, pek geniş bir merhameti var; hem, pek büyük izzeti, pek celâlli bir haysiyeti, nâmusu vardır. Halbuki, kerem ise in´âm etmek ister, merhamet ise ihsansız olamaz, izzet ise gayret ister, haysiyet ve nâmus ise edebsizlerin tedibini ister. Halbuki, şu memlekette o merhamet, o nâmusa lâyık binden biri yapılmıyor; zâlim izzetinde, mazlum zilletinde kalıp, buradan göçüp gidiyorlar.
Sözler | Onuncu Söz

Demek bu güneş gibi zâhir olan tanıttırmak ve sevdirmek keyfiyeti arkasında müşahede edilen lezzetlendirmek ve nimetlendirmek ikramı ise, gayet esaslı bir irade-i şefkat ve gayet kuvvetli bir arzu-yu merhametten ileri geliyor. Ve böyle kuvvetli bir irade-i şefkat ve rahmet ise, hiçbir cihette ihtiyacı olmayan bir Müstağnî-i Mutlakta bulunması elbette ve herhalde kendini aynalarda görmek ve göstermek isteyen ve tezahür etmek, mâhiyetinin muktezası ve tebarüz etmek, hakikatinin şe´ni bulunan nihayet kemâlde bir cemâl-i bîmisâl ve ezelî bir hüsn-ü lâyezâli ve sermedî bir güzellik vardır ki, o cemal kendini muhtelif aynalarda görmek ve göstermek için merhamet ve şefkat suretine girmiş, sonra zîşuur aynalarında in´am ve ihsan vaziyetini almış, sonra tahabbüb ve taarrüf, yani kendini tanıttırmak ve bildirmek keyfiyetini takmış, sonra masnuatı ziynetlendirmek, güzelleştirmek ışığını vermiş.
Şualar | Dördüncü Şuâ