Anlam - Anlamak - Ansiklopedik bilgi
Anlam - Anlamak

Anlam
1. (isim, dil bilimi) Bir kelimeden, bir sözden, bir davranış veya olgudan anlaşılan şey, bunların hatırlattığı düşünce veya nesne, mana, meal, fehva, deme, mazmun, medlul, valör
2. (mantık) Bir önermenin, bir tasarının, bir düşüncenin veya eserin anlatmak istediği şey

Anlamak
1. Bir şeyin ne demek olduğunu, neye işaret ettiğini kavramak
2. Yeni bilgileri eskileriyle bir araya getirerek sonuç niteliğinde başka bir bilgi edinmek
3. Sorup öğrenmek
4. Doğru ve yerinde bulmak
5. Birinin duygularını, istek ve düşüncelerini sezebilmek
6. Bir şey hakkında bilgisi bulunmak
7. Yarar sağlamak
Anlam - Anlamak - Ayet mealleri
Nisa (Kadınlar) Suresi 78. ayet:
Her nerede olursanız, ölüm sizi bulur; yüksekçe yerlerde tahkim edilmiş şatolarda olsanız bile. Onlara bir iyilik dokunsa: "Bu, Allah´tandır" derler; onlara bir kötülük dokunsa: "Bu sendendir" derler. De ki: "Tümü Allah´tandır." Fakat, ne oluyor ki bu topluluğa, hiç bir sözü anlamaya çalışmıyorlar?

Enam (Davar) Suresi 25. ayet:
Onlardan seni dinleyenler vardır; oysa biz, onu kavrayıp anlamalarına (bir engel olarak) kalpleri üzerine kat kat örtüler ve kulaklarında bir ağırlık kıldık. Onlar, hangi "apaçık-belgeyi" görseler, yine ona inanmazlar. Öyle ki, o inkâr etmekte olanlar, sana geldiklerinde, seninle tartışmaya girerek: "Bu, öncekilerin uydurma masallarından başka bir şey değildir" derler.

Hud Suresi 91. ayet:
"Ey Şuayb" dediler. "Senin söylediklerinin çoğunu biz "kavrayıp anlamıyoruz". Doğrusu biz seni içimizde zayıf biri görüyoruz. Eğer yakın-çevren olmasaydı, gerçekten seni taşa tutar-öldürürdük. Sen bize karşı güçlü ve üstün değilsin."

Rad (Gök Gürültüsü) Suresi 31. ayet:
Eğer kendisiyle dağların yürütüldüğü, yerin parçalandığı veya ölülerin konuşturulduğu bir Kur´an olsaydı (yine bu Kur´an olurdu). Hayır, emrin tümü Allah´ındır. İman edenler hâlâ anlamadılar mı ki, eğer Allah dilemiş olsaydı, insanların tümünü hidayete erdirmiş olurdu. İnkâr edenler, Allah´ın va´di gelinceye kadar, yaptıkları dolayısıyla ya başlarına çetin bir bela çatacak veya yurtlarının yakınına inecek. Şüphesiz Allah, verdiği sözden dönmez. (Veya miadını şaşırmaz.)

İsra (Gece Yürüyüşü) Suresi 46. ayet:
Ve onların kalbleri üzerine, onu kavrayıp anlamalarını engelleyen kabuklar, kulaklarına da bir ağırlık koyduk. Sen Kur´an´da sadece Rabbini "bir ve tek" (ilah olarak) andığın zaman, "nefretle kaçar vaziyette" gerisin geriye giderler.

Kehf (Mağara) Suresi 53. ayet:
Suçlu-günahkarlar ateşi görmüşlerdir, artık içine kendilerinin gireceklerini de anlamışlardır; ancak ondan bir kaçış yolu bulamamışlardır.

Kehf (Mağara) Suresi 57. ayet:
Kendisine Rabbinin ayetleri öğütle hatırlatıldığı zaman, sırt çeviren ve ellerinin önden gönderdikleri (amelleri)ni unutandan daha zalim kimdir? Biz gerçekten, kalpleri üzerine onu kavrayıp anlamalarını engelleyen bir perde (gerdik), kulaklarına bir ağırlık koyduk. Sen onları hidayete çağırsan bile, onlar sonsuza kadar asla hidayet bulamazlar.

Fussilet (Ayrıntılı) Suresi 48. ayet:
Önceden kendilerine taptıkları (bugün) onlardan kaybolup gitti ve onlar kaçacak hiç bir yerleri olmadığını anlamışlardır.

Kıyamet (Diriliş) Suresi 25. ayet:
Kendisine, beli büken işlerin yapılacağını anlamaktadır.

Kıyamet (Diriliş) Suresi 28. ayet:
Artık gerçekten, kendisi de bir ayrılık olduğunu anlamıştır.

Ğaşiye (Kuşatan) Suresi 11. ayet:
Orda anlamsız bir söz işitmez.
Anlam - Anlamak - Kitap Tanıtım
İletişim Becerileri 
Anlamak, Anlatmak, Anlaşmak

Prof. Dr. Demet Gürüz
Arş. Gör. Ayşen Temel Eğinli
NOBEL YAYIN DAĞITIM

Anlamak için de anlatmak için de anlaşmak için de vazgeçemediğimiz bir şey iletişim. Anladıklarımızı anlatıklarımızı, anlaşmalarımızı sürdüren ve yanıtlayan kaçamadığımız bir döngü bizden bize, bizden size, sizden bize, kısaca insandan insana sürekli giden ve gelen. Bir yürüyen merdiven yaşamın temel bir taşı iletişim...

İç iletişim ve iç iletişim süreci, kendini tanımanın boyutları, empati, grup, ikna, aile, kurumsal iletişim, kişilerarası iletişim çatışması, dinleme konularının ele alındığı kitap "anlamak, anlatmak ve anlaşmak" kavramlarıyla özetlenebilecek bir süreci açık ve duru bir anlatımla ele almaktadır. Çalışma özellikle iletişim fakülteleri öğrenci ve akademisyenlerine temel kaynak olarak hizmet etmesinin yanı sıra iletişim sürecine katılan her bireyin etkin biçimde faydalanabileceği bir kitaptır.
Anlam - Anlamak - Muhtelif yazılar
BÖYLE DURMAZDIN 
  
Aristo öğrencilerinden birine bir mesele tarif ettikten sonra der ki:
-Anladın mı?
-Evet
-Ama sende anladığına delâlet eden bir işaret göremiyorum.
-O işaret nedir?
-Güler yüz. Anlamış olsaydın, sevinirdin. Böyle durmazdın.
Anlam - Anlamak - Muhtelif yazılar
BU YAVRUNUN KENDİNİ ANLAYACAK BİRİNE İHTİYACI VAR

Bir dükkan sahibi dükkanının vitrinine üzerinde "Satılık köpek yavruları" yazan tabelayı asarken, yanında küçük bir erkek çocuğu belirdi." 

Köpek yavrularını kaça satıyorsunuz?" diye sordu.

Adam çocuğa yavruların en az elli dolar ettiğini söyledi. Çocuk elini cebine attı, biraz bozuk para çıkardı, dükkan sahibine bakıp: " iki dolar otuz beş sentim var. Onlara bakabilir miyim?" dedi. 

Dükkan sahibi çocuğa gülümsedi ve bir ıslık çaldı. Lady adlı bir köpek dükkanın içindeki kulübesinden çıkıp onlara doğru koşmaya başladı. Arkasında beş tane küçük yün yumağı vardı. Yavrulardan biri, diğerlerinin gerisinde topallayarak geliyordu. Bu küçük çocuğun hemen dikkatini çekti. 

"Bu yavrunun nesi var?" 

Dükkan sahibi: "Veterinerin dediğine göre, kalçasında bir kemik eksikmiş." diye yanıt verdi. Hep böyle topallayacakmış. Küçük çocuk hemen "Onu almak istiyorum." dedi. 

Dükkan sahibi: "Yok canım, eğer o yavruyu gerçekten almak istiyorsan, sana bedava verebilirim." dedi.

Çocuk dükkan sahibine yaklaştı ve öfkeyle: "Onu bana bedava vermenizi istemiyorum. Bu yavru da diğer yavrular kadar değerli. Fiyatı neyse size ödeyeceğim. Şimdi size iki dolar otuz beş sent vereceğim. Kalan parayı da ayda elli sent, elli sent ödeyeceğim." dedi.

Dükkan sahibi ona "Yo, yo, o yavruyu ne yapacaksın? O hiçbir zaman diğer köpekler gibi koşup oynayamayacak! diye yanıtladı.

Küçük çocuk buna karşılık pantolonunun paçasını yukarı kaldırdı ve iki çelik bağla desteklenmiş eğri sol bacağını gösterdi: " 

Ben de koşup oynayamıyorum ve bu yavrunun da kendini anlayacak birine ihtiyacı var." dedi.
Dan  Clark 
Anlam - Anlamak - Muhtelif yazılar
HAYAT SATRANCI

Genç bir adam kendi yöresinde çok tanınan bir bilgenin yanına gitti. Derdi biraz farklıydı. Genç yaşında hep başarı kazanmıştı. Babasından devraldığı küçük işi hızla büyütmüş, zengin olmuştu. Çevresindeki herkes ona saygı gösteriyordu. Düşmanı yoktu. Evlilikleri başarılı olmuş, çok genç yaşlarda başlayarak birkaç kez baba olmuştu. Ve genç adamın derdi de buradan sonra başlıyordu. Bu kadar erken başarı, çok başarı, çok sayılmak yüzünden bütün çevresindeki insanları "küçük" görmeye başlamıştı. Genç adam için "önemli" hiçbir iş, hiçbir insan, hiçbir durum kalmamıştı. Hiçbir konuşmayı birkaç dakikadan fazla dinleyemiyor, okumaya başladığı her şeyi birkaç dakika içinde elinden bırakıyordu.

Bilge kişi genç adamı uzun uzun dinledi. Genç adam anlattıkça anlattı.Sonra da bilge kişi sordu: "Yaparken zevk aldığın, her şeyden daha fazla ilgini çeken hiçbir şey yok mu?" Genç adam bir süre düşündü ve cevap verdi: "Satranç..." dedi, "Ama satrancı da çok iyi oynadığım için rakip bulamıyorum." Bilge kişi "Güzel" dedi, "Burada bir öğrencim var, o da iyi satranç oynuyor." Öğrencisini çağırdı, satranç masası kuruldu. Genç adam ve öğrenci karşılıklı oturdular. Bilge kişi aniden "Bir dakika" dedi, "Bu satranç karşılaşması biraz farklı olacak. Kaybeden, kafasını da kaybedecek. Kaybedenin kafasını ben kendi elimle, kendi hançerimle keseceğim. Tamam mı?" Öğrencisi "Tabii efendim" deyince genç adam da daha zayıf bir sesle "Tamam" dedi.

Oyun başladı. "Her şeyi en iyi yapan", "Her şeyde en başarılı" genç adam boncuk boncuk terliyordu. Yaptığı her atak bilgenin öğrencisi tarafından ustaca savuşturuluyordu. Genç adam terlemeye devam ediyordu. Bir süre sonra savunmaları düşmeye başladı. Öğrenci usta hamlelerle genç adamı sıkıştırmıştı. Genç adam bir an bilge kişiye baktı. Gözleri korku doluydu. Bilge kişi o an, bir el darbesiyle satranç masasını devirdi: "Tamam bitti! Hiç kimsenin kafası kesilmeyecek!" Genç adam önüne bakıyordu. Bilge kişi konuştu: "İşte tekrar tutkuyu yaşadın... Dikkatini toplamayı öğrendin... Hiç kimseyi küçümsememen gerektiğini gördün... Her an ölümün yanında yaşadığın için her şeye değer vermen gerektiğini anladın..." Sonra bilge ve öğrencisi yere saçılmış satranç taşlarını birlikte toplayıp kutusuna koydular.
Anlam - Anlamak - Özlü sözler
  • Amaç gösteriş ise anlamsız aç kalmak, amaç Allah rızası ise güzel olur günahtan kaçmak.
  • Anlam yüklemek gerekmiyor her şeye bazen, çünkü en anlamsız şeylerde de varabiliyor insan. Çok konuşmak isterken, susmak gibi. - Tom Robins
  • Anlamak yetmez anlaşılmak gerekir.
  • Aptallarla tartışmaya kalkmayın. Zira görenler aranızdaki farkı anlamayabilirler.
  • Aslında söylediklerimden çok, sakladıklarımda gizliyim. En iyisi anlamak için, konuştuklarımdan çok, sustuklarıma kulak ver. - Socrates
  • Az anlamak, ters anlamaktan iyidir. - A.France 
  • Basit şeyler mutlaka kolay olacak anlamına gelmez.  
  • Başkalarının düşüncelerine göre hareket edeceksek kendi düşüncelerimizin ne anlamı kalır.
  • Bazı erkekler kadınları anlamaya çalışır, diğerleri kendilerini daha basit konulara adarlar, örneğin görelilik kuramına.  - Albert Einstein
  • Bir hediyeyi verirken davranışımız hediyenin kendisinden daha çok anlam taşır. - Pierre Cornielle
  • Bir insanı farketmeye 1 dakika, tanımaya 1 saat, anlamaya 1 gün, sevmeye 1 hafta yeter. Ama unutmaya 1 ömür yetmez.
  • Bir kadını anlamanın tek yolu onu sevmektir. Daha sonra onu anlamaya gerek kalmaz. - Sydney Harris
  • Birisi güzel bir söz söylüyorsa bu, dinleyenin dinlemesinden, anlamasından ileri gelir. - Hz. Mevlana
  • Biz barış istiyoruz dediğimiz zaman tam bağımsızlık dediğimizi herkesin anlaması gerekir. - M. Kemal ATATÜRK
  • Bu toplumda "biliyor olmak" mutlak surette bir haksızlığa maruz kalmak demektir. Çünkü bilgi  borçlandırır, "anlamak" zorunda bırakır. Cahil, acıma duygusu uyandırır. Yıkıcılığı bağışlanır. Bu, onların lüksüdür. Oysa, aydın, bilgilenmek gibi bağışlanmaz bir suçtan müebbeden mahkûm edilmiştir. Bastığı yerde ot bırakmayan cahili vicdanının demir parmaklıkları arasından seyreder. - Alev Alatlı
  • Cesaret adını verdiğimiz erdem, başıboş bir kahramanlık, anlamsız bir atılganlık ve cüretkârlık, her tehlikeyi düşüncesizce göğüsleme olmayıp; neden korkulup neden korkulmayacağına, neyin göğüslenmeye değer olup neden kaçınmanın iyi olacağına ilişkin bilgiden başka bir şey değildir. - Sokrates
  • Çoğunlukla kayıplardır bir şeylerin değerini anlamamızı sağlayan. - Arthur Schopenhauer
  • Dinlemeden cevap vermek, anlamadan karşı çıkmak ve bilmediği şey hakkında hüküm vermek cahilin sıfatlarındandır.
  • Dünyayı döndüren kadınlar değildir, ama o dönmeyi anlamlı kılan varlıklardır. - Orson Welles
  • Düşman kelimesinin anlamını dost sıfatını taşıyanlardan öğrendim.
  • Düşündüğünüz, söylemek istediğiniz, söylediğinizi sandığınız, söylediğiniz, karşınızdakinin duymak istediği, duyduğu, anlamak istediği, anladığını sandığı ve anladığı arasında farklar vardır. Dolayısıyla, insanların birbirini yanlış anlaması için en az dokuz olasılık var. - Sylviane Herpin
  • Eğer hayatın anlamı olsaydı, onda anlam aranmazdı. - Thedor Wiesengrund Adorno
  • En anlamlı yemin söz vermektir, En büyük intikam affetmektir, En adi söz hiç sevmedim demek; Ve en güzel cevap gülüp geçmektir. - Victor Hugo
  • En çok yaşamış olan uzun yıllar yaşamış olan değil, yaşamının anlamını en fazla anlamış olan insandır.
  • En uzak mesafe iki kafa arasındaki mesafedir. Birbirini anlamayan. - Can Yücel
  • Gençliği anlamaz hale gelmişseniz, dünyadaki işiniz bitmiş demektir. Hz. Ali (r.a.)
  • Gitmek cesaret ister, gideceğin yer neresi olursa olsun, sevdiklerinle arana mesafe girince, varış yerin hiçbir anlamı kalmaz. Vedalaşmak zor iştir.
  • Hayatta en anlamlı kelime BİZ, en anlamsız kelime ise BEN dir.
  • Hayatta yapılacak o kadar çok hata var ki, aynı hatayı yapmakta ısrar etmenin anlamı yok. - Sartre
  • Hiçbir yere varmıyorsanız koşmanın bir anlamı yoktur.
  • İnsanları anlamak veya insanlara kendimizi anlatmak öyle güçleşmiş ki devr-i alemde. Üstelik sınav olan ömrümüzde birçok "Anlatım Bozukluğu" çözmüşlüğümüz varken.
  • Kaderimizi kontrol eden üç karar vardır: 1- Nelere odaklanacağımıza karar vermek. 2- Bir şeyin sizin için ne anlam taşıdığına karar vermek. 3- İstediğiniz sonuçları yaratmak için ne yapacağınıza karar vermek. - Anthony Robbins 
  • Kadın kocasını daha az sevmeli, daha çok anlamalı; erkek, karısını daha çok sevmeli, fakat anlamaya çalışmamalıdır. - Oscar Wilde
  • Kadınlar anlaşılmak için değil yaşanmak içindir! Yaşanacak kadın bulduysanız, anlamak için vakit kaybetmeyin. - Robin Sharma
  • Kelimelerin gücünü anlamadan, insanların gücünü anlayamazsınız.
  • Kovan arısının olmasa balı / Kuru vızıltısı ile nola hali / İlahi gider bizden kilu kali (kilu kali : Dedi kodu) / Cemi’ taklidimizi tahkika dönder. Eğer sen bal üretmemişsen, bir hizmet üretmemişsen. Orada burada dedi kodu yapmanın bir anlamı yoktur. Bal üretmemiş arının vızıltısına benzer onun gibi vız vız eder durursun.  Bu hastalıktan kurtulmanın çaresi de ehl-i tahkik olmaktır. Taklidi olan hal ve tavırlarımızı tahkike çevir İlahi derken buna parmak basmış oluyor.
  • Küçük adamlarla dolu milletler büyük adamları anlamakta gecikir. - Özdemir ASAF
  • Matematik esas olarak sabır olayıdır. Belleyerek değil keşfederek anlamak gerekir. - Cahit Arf
  • Mümkün olduğunca kimsenin senin adına karar vermesine izin verme ama başkalarının haklı olabileceğini de unutma. Bu hayat senin ve istediğin gibi yaşamaya hakkın var, fakat başkalarını dinle ve onların bakış açısını anlamaya çalış. 
  • Neden beni hiç kimse anlamıyor, ama herkes beni seviyor?  - Albert Einstein
  • Ruh bir saniyeliktir. Püf dersin gider. Ölüm nerede, ne zaman, nasıl, ne şekilde gelecek bilemezsin. Kimsenin garantisi yok. Şurada oturanın da, ayakta duranın da garantisi yok. Bir saniyesine bile hakim olamadığımız, hükmedemediğimiz bir hayat, bir dünya için fırıldak olmanın anlamı yok. O halde düz duralım , dik duralım, dik yürüyelim.
  • Sadece aptalların ciddiye alındığı bir dünyada yaşıyoruz. O halde beni anlamıyorlar diye üzülmek niye? - Oscar Wilde
  • Sorunun kendinde olduğunu anlamayan insanlar, çözümü başkalarının huzurunu bozmakta bulur.
  • Sözü, şu beden gibi say sen;içindeki anlamı da onun içindeki can bil.
  • Trajedilerin en kötüsü genç yaşta ölmek değil, yetmişbeş yaşa kadar yaşamak, ama gerçek anlamda yaşamamış olmaktır. - Martin Luther King
Anlam - Anlamak - Risale-i Nur Külliyatı
Ve keza canlıların hayatı veren Zata sundukları hayat hediyelerini anlamam, bunu görüp şahitlik etmem, hakk-ı hayatım olarak bana kafidir.
Ve keza, Ezel Sultanımın nazar-ı şuhuduna imani bir şuurla arz etmek için, Onun ihsanının sanatlı cevherleriyle süslenmem, böylece nazar-ı dikkatleri üzerime çekmem, hakk-ı hayatım olarak bana kafidir.
Onun kulu, masnuu, mahluku olduğumu, Ona muhtaç bulunduğumu; Onun ise bana karşı Rahim, Kerim, Latif ve Münim olduğunu, rahmet ve hikmetine yaraşır şekilde beni terbiye ettiğini bilmem, anlamam, hissedip İmân etmem, hayat ve lezzet-i hayat olarak bana kafidir.
Ve keza, sonsuz kudret sahibi Kadirin kudret mertebelerine, sınırsız rahmet sahibi Rahimin rahmet derecelerine, mutlak kuvvet sahibi Kavinin kuvvet tabakalarına mutlak acz, fakr ve zaafım gibi özelliklerimle bir ölçü oluşum, hayat ve kıymet-i hayat olarak bana kafidir.
Ve keza, cüz ı ilim, irade ve kudretim gibi cüz´i sıfatlarımla Halıkımın muhit sıfatlarını anlamam, mesela Onun herşeyi kuşatan ilmini kendi cüz´i ilmimin mizanıyla idrak etmem, bana kafidir. 

Şualar | Dördüncü Şuâ 

Hem söylemiş ki: Dahiliye Vekili, yirmi senelik bir âdete muhalif olarak, "Dinsiz bir millet yaşayamaz" diye din lehinde beyanatta bulunduğunu ve Maarif Nazırı da, âdâb-ı İslamiye lehinde, eski prensiplerine muhalif olarak beyanatta bulunduğu gibi, ehemmiyetli bir değişikliği ihsas ettiğinden, kulağımı kapadığım sekiz aydan sonra, bu rüya hatırı için, bu haberleri aldım. Bunun sebebini anlamak cidden arzu ettim. Birden ihtar edildi ki: 
Ehl-i dalâlet, memur-u siyasiyeyi aldatıp, Risale-i Nur aleyhinde genişçe, buradan oraya kadar bir daire içinde taarruz edip, derece-i kuvveti anlamak istediler. 

Kastamonu Lâhikası | Dört-Beş Kardeşlerime Ait Birer Kısacık Konuşacağım