Hikmet - Ansiklopedik bilgi
Hikmet

1. (isim) Bilgelik
2. Tanrı´nın insanlar tarafından anlaşılamayan amacı
3. Gizli sebep
4. Öğüt verici söz
5. Fizik
6. Felsefe
Hikmet - Ayet mealleri
Bakara (Sığır) Suresi 32. ayet:
Dediler ki: "Sen yücesin, bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok. Gerçekten sen, her şeyi bilen, hüküm ve hikmet sahibi olansın." 

Bakara (Sığır) Suresi 129. ayet:
"Rabbimiz, içlerinden onlara bir elçi gönder, onlara ayetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları arındırsın. Şüphesiz, Sen güçlü ve üstün olansın, hüküm ve hikmet sahibisin."

Meryem Suresi 12. ayet:
(Çocuğun doğup büyümesinden sonra ona dedik ki:) "Ey Yahya, Kitabı kuvvetle tut." Daha çocuk iken ona hikmet verdik.

Lokman Suresi 12. ayet:
Andolsun, Lukman´a "Allah´a şükret" diye hikmet verdik. Kim şükrederse, artık o, kendi lehine şükreder. Kim inkâr ederse, artık şüphesiz, (Allah,) Gani (hiç kimseye ve hiç bir şeye muhtaç olmayan)dır, Hamiddir (hamd yalnızca O´na aittir).

Sad Suresi 20. ayet:
Onun mülkünü güçlendirmiştik. Ona hikmet ve anlatım çarpıcılığını vermiştik.

Hadid (Demir) Suresi 1. ayet:
Göklerde ve yerde olanların tümü Allah´ı tesbih etmiştir. O, üstün ve güçlü (aziz) olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.

Tegabun (Aldanış) Suresi 18. ayet:
Gaybı da, müşahede edilebileni de bilen, Aziz (üstün ve güçlü), Hakim (hüküm ve hikmet sahibi)dir.

Tahrim (Yasaklama) Suresi 2. ayet:
Allah, yeminlerinizin (keffaretle) çözülmesini size farz (veya meşru) kıldı. Allah, sizin mevlanız (sahibiniz, yardımcınız)dır. O, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

İnsan Suresi 30. ayet:
Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Gerçekten Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Hikmet - Kitap Tanıtım
Hikmet Pırıltıları

Mehmed Kırkıncı
ZAFER YAYINLARI

Birliği Bulunanın Birden Suduru
Bir kuzuyu bir koyun doğurur. On koyunun bir araya geldiği ve kuzu doğurdukları düşünülemez. 
İki fabrikanın bir şeker istihsal ettiğinden veya iki ağacın bir elma verdiğinden de bahsedilemez. 
Aynı şekilde, insanında iki fabrikanın müşterek mahsulü olamayacağı behididir. 
Kainat fabrikası bir olduğu gibi, o fabrikanın sahibi ve bu insanın Halikı da bir olacaktır.
Hikmet - Muhtelif yazılar
Allah´ın Hikmetine Akıl Ermez
 
Zünnun-i Mısrî Hazretleri anlatıyor:

Nil Nehri kenarında bulunuyordum. 
Bir de baktım ki kocaman bir akrep geliyor. Çok korktum. 
Onu öldürmek istedim. Baktım ki bana doğru gelmiyor. Takip ettim. 
Suyun kenarına kadar geldi. O sırada sudan bir kurbağa çıktı. 
Akrebi sırtına aldı, karşıya geçirdi. Ben de onları takip ediyordum. 
Karşıda akrep kurbağanın sırtından indi. İlerde, bir ağacın altında yatan ve mışıl mışıl uyuyan bir gence doğru yöneldi. 
Genç tanıdığım, günah işlemekle vakit geçiren âsi birisiydi. Kendi kendime "Allah Allah, demek ki bu akrep karşıdan bu genci zehirlemek için buraya geldi" diye düşündüm. Akrebi öldürmek istedim. Bu sırada kocaman bir yılanın da uyuyan gence doğru geldiğini gördüm. İyice şaşırmıştım. Genci zehirleyecekti.

Akrep yılana doğru yöneldi. Kafasının üzerine çıktı. 
Kafası üzerinden yılanı sokmaya başladı. Öldürünceye kadar yılanı soktu. 
Yılan öldükten sonra tekrar geldiği yere yöneldi. 
Kurbağa, kenarda onu bekliyordu. Akrebi sırtına aldı, karşıya geçirdi.
Demek ki akrep o genci sokmak için değil, yılandan onu korumak için gelmişti. 
Daha doğrusu onun için vazifelendirilmişti. Buna çok hayret ettim. 
Uyuyan genci uyandırıp hadiseyi anlattım. 
O da hadisenin çok tesiri altında kalmıştı. 
Ondan sonra tövbe etti ve bir daha kötülük işlemedi. 
Hep iyi insanlarla beraber ve iyi ameller işlemekle meşgul oldu.
Hikmet - Özlü sözler
  • Allah´a güven, sa´ye sarıl, hikmete râm ol. / Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol. - M. Âkif Ersoy
  • Ben artık korkmuyorum her şeyde bir hikmet var / Gecenin sonu seher, kışın sonunda bahar. - Z. O. Saba
  • Biz bize benzeriz sözü ile millî hikmetlerimizin en doğrusunu söylemişiz. - F. R. Atay
  • Duymak, işitmek yetmez; dinle. Öyle dinle ki, ses ve söz önce bilgi’ye sonra hikmet’e dönüşsün. Koyun kaval dinler gibi değil, ağaç topraktan, yaprak yağmurdan suyu çeker gibi dinle. Kulağın kapağı yok, açman gerekmez; aklını aç, kalbini aç, insafını aç ki dinlemiş olasın.
  • Düşündürücü ve hikmetli sözlerle ruhlarınızı dinlendirin. Zîrâ bedenlerin yorulduğu ve zayıfladığı gibi ruhlar da yorulur. - Hz. Ali (r.a)
  • Fazla gülmeyi terk edene heybet verilir. Fazla konuşmayı terk edene hikmet verilir. Fazla yemeği terk edene ibadetin lezzeti verilir. Mizahı terk edene zarafet verilir. Dünya sevgisini terk edene ahiret sevgisi verilir. Başkalarının kusurlarıyla uğraşmayı terk edene, kendi kusurlarını ıslah etme imkanı verilir. - Hz.Ömer (r.a.)
  • Filozofların felsefesi, insanoğlunun zan ve şüphesini artırır. İslam’ın hikmeti ise insanı yücelere ulaştırır. - Hz. Mevlana
  • Günümüzde insanlar bilgiyi arar oldu, hikmeti değil. Halbuki bilgi mazidir, hikmet ise istikbal. - LUMBEE KABİLESİ
  • Her insan şu ya da bu şekilde yumuşamayı öğrenir. Kimi bir kaza geçirir, kimi ölümcül bir hastalık; kimi ayrılık acısı çeker, kimi maddi kayıp. Hepimiz kalpteki katılıkları çözmeye fırsat veren badireler atlatırız. Ama kimimiz bundaki hikmeti anlar ve yumuşar, kimimiz ise, ne yazık ki daha da sertleşerek çıkar. - Aşk & Elif Şafak
  • Hikmeti konuşmakta değil, susmakta aramalıdır.
  • Lokman hekim bir gün oğluna şöyle der; Oğul miden dolduğu vakit tefekkür uyur, hikmet kaybolur ve azalar ibadet yapmakta tembelleşir.
  • Ne hikmettir şu dünyaya, gelen ağlar giden ağlar. - Seyrani

Hikmet - Risale-i Nur Külliyatı
Evet, rûy-i zeminde dört yüz bin muhtelif ayrı ayrı nebâtâtın ve hayvanâtın tâifelerini, hiçbirini unutmayarak, şaşırmayarak, vakti vaktine, kemâl-i intizam ile, hikmet ve inâyet ile terbiye ve idare eden ve küre-i arzın sîmâsında hâtem-i ehadiyeti vaz´ eden, bilbedâhe, belki bilmüşâhede, rahmettir. Ve o rahmetin vücudu, bu küre-i arzın sîmâsındaki mevcudâtın vücudları kadar kat´î olduğu gibi, o mevcudât adedince, tahakkukunun delilleri var.

Sözler | On Dördüncü Lemanın İkinci Makamı

Demek şu meşhud saltanat-ı insaniyet ve terakkiyât-ı beşeriye ve kemâlât-ı medeniyet, celb ile değil, galebe ile değil, cidâl ile değil; belki ona, onun zaafı için teshîr edilmiş, onun aczi için ona muâvenet edilmiş, onun fakrı için ona ihsan edilmiş, onun cehli için ona ilham edilmiş, onun ihtiyacı için ona ikram edilmiş. Ve o saltanatın sebebi, kuvvet ve iktidar-ı ilmî değil, belki şefkat ve re´fet-i Rabbâniye ve rahmet ve hikmet-i İlâhiyedir ki, eşyayı ona teshîr etmiştir.

Sözler | Yirmi Üçüncü Söz