Kader - Yazgı - Ansiklopedik bilgi
Kader - Yazgı

Kader
1. (isim) Yazgı
2. Genellikle kaçınılmaz kötü talih

Yazgı: (isim, din b.) Tanrı´nın uygun görmesi, Tanrı´nın isteği, kader, ezelî takdir, yazı, alın yazısı, hayat, mukadderat, takdiriilahi
Kader - Yazgı - Ayet mealleri
TaHa Suresi 40. ayet:
"Hani kız kardeşin gezinip; "Onu(n bakımını) üstlenecek birini size haber vereyim mi?" demekteydi. Böylece, seni annene geri çevirmiş olduk ki, gözü aydın olsun ve hüzne kapılmasın. Sen bir insan öldürmüştün de, biz seni tasadan kurtarmış ve seni esaslı bir denemeden geçirip-denemiştik. Medyen halkı arasında da yıllarca kalmıştın, sonra bir kader üzerine (buraya) geldin ey Musa."

Ahzab (Gruplar) Suresi 38. ayet:
Allah´ın kendisine farz kıldığı bir şey(i yerine getirme)de peygamber üzerine hiç bir güçlük yoktur. (Bu,) Daha önce gelip geçen (ümmet)lerde Allah´ın bir sünnetidir. Allah´ın emri, takdir edilmiş bir kaderdir.

Kamer (Ay) Suresi 49. ayet:
Hiç şüphesiz, biz her şeyi kader ile yarattık.
Kader - Yazgı - Kitap Tanıtım
Kader Risalesi

Yazar : Bediüzzaman Said Nursî
Hazırlayan : İsmail Mutlu

Kader meselesi, tarihin en eski devirlerinden itibaren konuşulagelen bir konudur. İnsanın fiillerinde hür olup olmadığı hususu, çeşitli devirlerde konuşulmuş, üzerinde çeşitli tartışmalar yapılmıştır. Mesela Sokrat, Efylatun, Aristo, bu konuda söz söyleyen filozoflardandır. Peygamberimizin vefâtından sonra ise bu konu daha farklı boyutlarda tartışılmış, Cebriye, Mu’tezile gibi Bid’at mezhepleri ortaya çıkmış; bunların aşırı görüşleri üzerine de bir tepki olarak Ehl-i Sünnet anlayışı oluşmuştur. Ancak Ehl-i Sünnetin Maturidî ve Eş’arî gibi kelam âlimleri, kader konusunu sadece yüksek kesimin anlayacağı şekilde izah edebilmişler; hatta bu konunun içerisinden çıkamamışlardır. İşte bu eser, kader konusunu halkın dahi son derece rahat anlayabileceği şekilde ele alan bir özelliğe sahiptir. Sadeleştirilmiş ve açıklamalı olmasının, onun bu özelliğini birkaç kat daha artırdığında ise şüphe yoktur.
Kader - Yazgı - Muhtelif yazılar
KADER
 
 İskoçya’da yoksul mu yoksul Fleming adında bir çiftçi yaşardı. Bir gün tarlada çalışırken bir çığlık duydu. Sesin geldiği yere koştuğunda, bataklığa beline kadar batmış bir çocuğun, kurtulmak için çırpındığını gördü. Çocuk, bir yandan da avazı çıktığı kadar bağırıyordu. Çiftçi çocuğu bataklıktan çıkararak ölümden kurtardı. Ertesi gün Fleming’in evinin önüne gelen gösterişli arabadan şık giyimli bir aristokrat indi. Çiftçinin kurtardığı çocuğun babası olarak tanıttı kendini.

-Oğlumu kurtardınız, size bunun karşılığını vermek istiyorum, dedi. Yoksul ve onurlu Fleming :

-Kabul edemem, diyerek ödülü geri çevirdi. Tam bu sırada kapıdan çiftçinin küçük oğlu göründü.

-Bu senin oğlun mu?, diye sordu aristokrat.

-Evet, dedi çiftçi gururla. Aristokrat devam etti:

-Gel seninle bir anlaşma yapalım. Oğlunu bana ver, iyi bir eğitim almasını sağlayayım. Eğer karakteri babasına benziyorsa ilerde gurur duyacağın bir kişi olur.

Bu konuşmalar sonunda Fleming’in oğlu aristokratın desteğinde eğitim gördü. Aradan yıllar geçti. Çiftçi Fleming’in oğlu Londra’daki St. Mary’s Hospital Tıp Fakültesinden mezun oldu ve tüm dünyaya adını “Penisilin”i bulan Sir Alexander Fleming olarak duyurdu. Bir süre sonra aristokratın oğlu zatürreeye yakalandı. Onu Penisilin kurtardı ! Aristokratın adı Lord Randolp Churchill’di.... Oğlunun adı ise Sir Winston Churchill. Kurtaran doktor, çiftçinin oğlu Sir Alexander Fleming’di.
Kader - Yazgı - Muhtelif yazılar
KAHVENİN HATIRI
 
Bir adamın kahvehanesine bir yeniçeri gelip,

-Hey arkadaş!. Hep müşterilerine birer kahve yap, lakin şu kâfire yapma, demiş. Kâfir dediği de bir köşede oturup nargile içen bir Rum gemi kaptanı imiş. Âmâ, hiç şüphesiz ki o zaman gözü açık, birer kahve yapıp vermiş. En sonra da iki kahve yapıp,

-Kaptan, biz de seninle içelim!.. diye Rum müşterinin yanına oturmuş. Yeniçeri;

-Heeyy!.. Ben sana o kafire kahve yapma diye tenbih etmedim mi? deyince kahveci de,

-Kaptana yaptığım kahve senden değil, ocaktandır ağa!.. cevabını vermiş.

Aradan zaman geçmiş. Sisam adasında büyük bir isyan baş göstermiş. Kahveci de yeniçeri ocağında kayıtlı asker olduğu için adaya sevk edilmiş. Askerin arasında şuyû bulduğuna göre Sisam´da asi olan Rumlar, ele geçirdikleri Türk esirleri bir meydanda müzayede ile satarlar, arttırıp alan da hemen boğazlayıp kesermiş. Müzayede ile esir satmaktan kasıtları da, isyan hareketini beslemek için bir nevi yardım toplamakmış. Gün gelmiş, Yemiş İskelesi´nin kahvecisi de Rumların eline esir düşmüş ve diğer esirlerle birlikte o meydanda satışa çıkarılmış. İstekliler kaç kişi ise karşılarına dizilmişler, bekleşirler imiş. O sırada tepeden tırnağa silahlı bir Rum gelmiş. Bunları gözden geçirdikten sonra bir iskemleye oturmuş. Müzayede de başlamış. İlk, bir paradan başlarlarmış. Bir canda beş paraya, on paraya kadar çıkarmış. Sıra kahveciye gelince iskemlede oturan o silahlı adam oturduğu yerden;

-Beş kuruş!.. diye bağırmış.

Arttıran olmayınca da esiri alıp bir muhafız nezareti altında şehirden çıkarmış. Zavallı kahveci, "Beni beş kuruşa aldığına göre kim bilir ne gibi işkencelerle öldürecek!?.." diye düşünürken, ıssız bir yerde o silahlı Rum;

-Korkma, demiş, sen beni tanımadın ama ben seni tanıdım. Hani bir yeniçeri bana hakaret ettiği zaman sen onu dinlemeyip bana kahve ikram eden Yemiş İskelesi´ndeki kahveci değil misin?!... Kucaklaşıp öpüşmüşler.
Kader - Yazgı - Muhtelif yazılar
KADER

İskoçya’da yoksul mu yoksul Fleming adında bir çiftçi yaşardı. Bir gün tarlada çalışırken bir çığlık duydu. Sesin geldiği yere koştuğunda, bataklığa beline kadar batmış bir çocuğun, kurtulmak için çırpındığını gördü. Çocuk, bir yandan da avazı çıktığı kadar bağırıyordu. Çiftçi çocuğu bataklıktan çıkararak ölümden kurtardı.
Ertesi gün Fleming’in evinin önüne gelen gösterişli arabadan şık giyimli bir aristokrat indi. Çiftçinin kurtardığı çocuğun babası olarak tanıttı kendini.
Oğlumu kurtardınız, size bunun karşılığını vermek istiyorum, dedi. Yoksul ve onurlu Fleming :
Kabul edemem, diyerek ödülü geri çevirdi. Tam bu sırada kapıdan çiftçinin küçük oğlu göründü.
Bu senin oğlun mu?, diye sordu aristokrat.
Evet, dedi çiftçi gururla. Aristokrat devam etti:
Gel seninle bir anlaşma yapalım. Oğlunu bana ver, iyi bir eğitim almasını sağlayayım. Eğer karakteri babasına benziyorsa ilerde gurur duyacağın bir kişi olur.
Bu konuşmalar sonunda Fleming’in oğlu aristokratın desteğinde eğitim gördü. Aradan yıllar geçti.
Çiftçi Fleming’in oğlu Londra’daki St. Mary’s Hospital Tıp Fakültesinden mezun oldu ve tüm dünyaya adını “Penisilin”i bulan Sir Alexander Fleming olarak duyurdu.
Bir süre sonra aristokratın oğlu zatüreye yakalandı. Onu Penisilin kurtardı !
Aristokratın adı Lord Randolp Churchill’di.... Oğlunun adı ise Sir Winston Churchill. Kurtaran doktor, çiftçinin oğlu Sir Alexander Fleming’di.
Kader - Yazgı - Özlü sözler
  • Anladım gereksizmiş fazlaca tedbir eylemek, / Kimsenin kârı değildir kaderi değiştirmek. - Kanûnî
  • Bir insan kaderiyle sıklıkla, seçmekten kaçındığı yolda karşılaşır. - La Fontaine
  • Dayanmak, kaderi yenmektir. - Campbell
  • Dünya hayatı bir rüya gibidir senin için. Yolculuğu sen yaparsın, nereye gittiğini kader çizer. - Goethe
  • Düşünce bozukluğu kaderi menfi etkiler. - Eyyüp Sabri OSMANOĞLU
  • Düşünce ekersin davranış biçersin. / Davranış ekersin alışkanlık biçersin. / Alışkanlık ekersin karakter biçersin. / Karakter ekersin kaderini biçersin. / Ey insan oğlu bılmezmısin ne ekersen onu biçersin.
  • Eğer Allah seni bana yazmışsa, benden kaçışın yok! Lakin kader seni benden almışsa, ağlamaya lüzum yok. - Şems
  • Ey burnu kanasa hemen kadere küsüp yüzünü ekşiten! Gülden hiç ders almıyor musun? Bütün yaprakları tek tek yolsan gül yinede gülmekten vazgeçmez. - Hz. Mevlana
  • Ey yár! Kaderde sevmek var ama kavuşmak yok ise şayet, Olsun, hükmün sahibi bundan razı îse; Vusláta aşık gönül susmayada razı.
  • Geleceğimizi yaratıp buna kader diyoruz. - Benjamin Disarelli
  • Gençliğimde aradığımı yaşlılığımda buldum, neylersin. Ya ben erken geldim ya sen geç kaldın vuslata, neylersin. Kader. - ŞEMS TEBRİZİ
  • Genelde insanlığın kaderi, hak ettiği olacaktır. - Albert Einstein
  • Güçlerini kaderden ödünç alanlar ona fazla güvenir ve yok olurlar. - Simone Weil
  • Günahlarının sorumluluğunu kadere yüklersen, er yada geç kaderin tokadını yersin. - Hz. Mevlana
  • Hayat karşımıza kalın duvarlar çıkarsa da kader o duvarlarda pencereler açar.
  • Hep suç bende degil beni yakıp yıkan bir nazar vardır. / O sarkıya özenip söylenecek mısralar vardır. / Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır. - Sezai Karakoç
  • Her insanın kendi kaderini seçme hakkı vardır. - Bob Marley  
  • Her yürek, kendinin kaderidir. - Philip James Bailey
  • Her zaman yapılan yanlış nedir, bilir misin? Yaşamın değişmez olduğunu sanmak, trenin ray değiştirmeden sonsuza kadar gideceğini düşünmektir. Oysa kaderin hayal gücü bizimkinden daha renklidir. - Susanna Tamaro
  • Hiç kimse kaderini değiştiremez ve kaderinden kaçamaz. - Goethe
  • Hiç şaşmayan saat gibi işler durur kader. - Yahya Kemal
  • İnsan kaderiyle sıklıkla, seçmekten kaçındığı yolda karşılaşır. - Jean de La Fontaine
  • İnsanda söz ile değişir kader. Ya yurda baş olur, yada başından olur. - Fatih Sultan Mehmet
  • İnsanın kaderi dili altında saklıdır. - Hz.Ali (r.a)
  • İnsanlar bazı zaman kaderlerinin efendisidir.Suç, sevgili Brütüs, yıldızlarımızda değil bizdedir, kul olduğumuz için. - Julius Caesar
  • İnsanlar kendi çılgın ihtiraslarının neticelerini kadere yüklerler. - Walter Scott
  • Kader hayatmızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten "ne yapalım ...kaderimiz böyle" deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatına hakimsin, ne de hayat karşısında çaresizsin. - Şems-i Tebrizi
  • Kader zar atmaz.
  • Kader, beyaz kağıda sütle yazılmış yazı / Elindeyse beyazdan, gel de sıyır beyazı. - Necip Fazıl Kısakürek
  • Kader, bize haber göndermez. - Oscar Wilde
  • Kader, kendi elinde olmayan şeylere bağlanan kimselere karşı her zaman menfidir. - Andre Maurois
  • Kadere cahil insan pençe gösterir. - Sadi Şirazi
  • Kaderi Allah yazar, "insan ister" Allah bozar. - Eyyüp Sabri OSMANOĞLU
  • Kaderimiz yıldızlarda değil kendi içimizde yatar. - William Shakespeare
  • Kaderimizi kontrol eden üç karar vardır: 1- Nelere odaklanacağımıza karar vermek. 2- Bir şeyin sizin için ne anlam taşıdığına karar vermek. 3- İstediğiniz sonuçları yaratmak için ne yapacağınıza karar vermek. - Anthony Robbins 
  • ‎‎Kaderini sev. Belki seninki en iyisidir.
  • Kaderiniz karar anlarınızda biçimlenir. - Anthony Robbins
  • Karakter kaderdir. - Herakleitos
  • Kaza ve kaderle pençeleşmek mücadele sayılmaz.  Çünkü bizi pençeleştiren, savaştıran da kaza ve kaderdir.
  • Kendi geleceklerimizi kendimiz hazırlar, sonra da kader deriz. - Disraeli
  • Kim kader konusunda herhangi bir meseleyi konuşacak olsa, ahiret günü kaderden hesaba çekilir. - Hz.Aişe (r.a.)
  • Mutluluk, bizi zorlayan kadere karşı kazanılan zaferlerin en büyüğüdür. - ALBERT CAMUS
  • Ölmek kaderde var, bize ürküntü vermiyor / Lakin vatandan ayrılışın ızdırabı zor. - Y. K. Beyatlı
  • Ölüm hepimizin paylaştığı kaderdir.Ölüm, hayatın en iyi ve tek icadıdır, her zaman yeniye yer açar.Yeni sizsiniz. - Steve Jobs
  • Ömrünüzdeki sayılı günlerden bir tekini yaşanmamış sayalım. Kaderinizin akışı kim bilir ne kadar farklı olurdu? Bu satırları okurken bir an durun, yaşamanızı saran o uzun zinciri düşünün. İster demirden olsun, ister altından, ister dikenden olsun. O sayılı günlerden birini yaşamayıp da ilk halkası meydana gelmeseydi, bu zincir belki de hiç örülmezdi. - Büyük Umutlar - Charles Dickens
  • Sana affedilmeyecek kadar büyük hata yapan birine akıl sınırlarının bittiği yerden başlayacak ceza vermek istiyorsan, bütün samimiyetinle AFFET. Hissedilen her şeyi arşivleyen KADER kendisiyle en iyi biçimde ilgilenecektir. - Şems´i Tebrizi
  • Siyahın kaderi suçlanmak, beyazın kaderi kirlenmek.
  • Sorumluluk kolaylıkla Tanrı´nın, kaderin, şansın ya da bir komşunun omuzlarına yükleniverecek olan bir yüktür. Astrolojinin önemli olduğu zamanlarda bunu bir yıldıza yüklemek de olağan sayılırdı. - Ambrose Bierce
  • Şahsî hayat itibarıyla, kaderle başbaşa kalıp Allah’tan gelene sabretmek güzeldir; fakat, diğer insanları acıları ile başbaşa bırakmak insafsızlıktır.
  • Tenini, dilini, kalbini koru kardeşim! Hayat bu üçüyle ektiğimizi biçmekten ibarettir. Kader kimsenin hakkını yerde bırakmaz. - Muhammed BOZDAĞ
  • Vatan için ölmekse kaderim; böyle kaderin ellerinden öperim. - Mehmet Akif ERSOY
  • Yalan  doğrudan, karanlık aydınlıktan kaçar. Güneş yalnızda olsa etrafına ışık saçar. Unutma doğruların kaderidir yalnızlık, kargalar sürüyle, kartallar yalnız uçar.
  • Yazanı için kader, okuyanı için mektuptur.
Kader - Yazgı - Risale-i Nur Külliyatı
Birinci Mebhas
Kader ve cüz-i ihtiyârî İslâmiyetin ve imânın nihayet hududunu gösteren, halî ve vicdânî bir imânın cüz´lerindendir. Yoksa ilmî ve nazarî değillerdir. Yani, mü´min, her şeyi, hattâ fiilini, nefsini Cenâb-ı Hakka vere vere, tâ nihayette teklif ve mesuliyetten kurtulmamak için, cüz-i ihtiyârî önüne çıkıyor; ona "Mesul ve mükellefsin" der. Sonra, ondan sudûr eden iyilikler ve kemâlât ile mağrur olmamak için, kader karşısına geliyor; der: "Haddini bil, yapan sen değilsin."
Evet, kader, cüz-i ihtiyârî, İmân ve İslâmiyetin nihayet merâtibinde; kader, nefsi gururdan; ve cüz-i ihtiyârî, adem-i mesuliyetten kurtarmak içindir ki, mesâil-i imâniyeye girmişler. Yoksa, mütemerrid nüfûs-u emmârenin işledikleri seyyiâtının mesuliyetinden kendilerini kurtarmak için kadere yapışmak ve onlara in´âm olunan mehâsinle iftihar etmek, gururlanmak, cüz-i ihtiyârîye istinat etmek, bütün bütün sırr-ı kadere ve hikmet-i cüz-i ihtiyâriyeye zıd bir harekete sebebiyet veren ilmî meseleler değildir.

Sözler | Yirmi Altıncı Söz (Kader Risalesi)

Yani, ehemmiyetli bir hikmet için, zahir nazarda müphem ve gayr-i muayyen tevehhüm edilen eceller ve rızıklar, ipham perdesi altında kaza ve kader-i ezelinin defterinde mukadderat-ı hayatiye sahifesinde her zihayatın eceli mukadder ve muayyendir, tekaddüm, teahhur etmez. Ve her ziruhun rızkı tayin ve tahsis edilip kaza ve kader levhasında yazıldığına hadsiz deliller var. Mesela, koca bir ağacın ölmesi, onun bir nevi ruhu olan çekirdeğini onun yerinde vazife görmek için bırakması, bir Alim-i Hafizin hikmetli kanunuyla olması ve yavrunun rızkı olan süt, memelerden gelmesi ve kan ve fışkı içinden çıkıp hiç bulaşmadan safı, temiz olarak ağzına akması, tesadüf ihtimalini kati bir surette red ve bir Rezzak-ı Alim-i Rahimin şefkatli düsturuyla olduğunu gayet kati gösteriyor. Bu iki cüz´i misale bütün zihayat, ziruh kıyas edilsin. 

Şualar | On Beşinci Şuâ

İ´lem eyyühe´l-aziz! Cenab-ı Hakkın ata, kaza ve kader namında üç kanunu vardır. Ata, kaza kanununu; kaza da, kaderi bozar.
Mesela: Birşey hakkında verilen karar, kader demektir. O kararın infazı, kaza demektir. O kararın iptaliyle hükmü kazadan affetmek, ata demektir. Evet, yumuşak bir otun damarları katı taşı deldiği gibi, ata da kaza kanununun kat´iyetini deler. Kaza da ok gibi kader kararlarını deler. Demek, atanın kazaya nisbeti, kazanın kadere nisbeti gibidir. Ata, kaza kanununun şümulünden ihraçtır. Kaza da kader kanununun külliyetinden ihracıdır. Bu hakikate vakıf olan arif, "Ya İlahi! Hasenatım senin atandandır. Seyyiatım da senin kazandandır. Eğer atan olmasaydı helak olurdum" der.

Mesnevi-i Nuriye | Onuncu Risale