Vasiyet - Vasiyet etmek - Ansiklopedik bilgi
Vasiyet - Vasiyet etmek

1. (isim) Bir kimsenin ölümünden sonra yapılmasını istediği şey
2. Vasiyetname
Vasiyet - Vasiyet etmek - Ayet mealleri
Bakara (Sığır) Suresi 132. ayet:
Bunu İbrahim, oğullarına vasiyet etti, Yakup da: "Oğullarım, şüphesiz Allah sizlere bu dini seçti, siz de ancak müslüman olarak can verin" (diye benzer bir vasiyette bulundu.)

Bakara (Sığır) Suresi 180. ayet:
Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya bilinen (uygun, meşru) bir tarzda vasiyette bulunması -Allah´a karşı gelmekten sakınanlara bir hak olarak- size yazıldı (farz kılındı).

Bakara (Sığır) Suresi 182. ayet:
Bunun yanında, kim, vasiyet edenin haksızlığa eğilim göstereceğinden ya da günaha gireceğinden korkup da ikisinin (tarafların) arasını bulup-düzeltirse, artık ona günah yoktur. Gerçekten Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.

Bakara (Sığır) Suresi 240. ayet:
İçinizde ölüp de (geride) eşler bırakanlar, (evlerinden) çıkarılmaksızın, bir yıla kadar yararlanmaları için eşlerine vasiyet (bıraksınlar). Ama onlar, (kendiliklerinden) çıkarlarsa, artık onların maruf (meşru) olarak kendileri için yaptıklarından dolayı size sorumluluk yoktur. Allah  güçlü ve üstün olandır. Hüküm ve hikmet sahibidir.

Nisa (Kadınlar) Suresi 9. ayet:
Arkalarında bıraktıkları zayıf çocuklardan dolayı korku duyanların, (vasiyetleri altında olanlar için de) içleri ürpertiyle titresin. Allah´tan korksunlar ve onlara doğru söz söylesinler.

Nisa (Kadınlar) Suresi 11. ayet:
Çocuklarınız konusunda Allah, erkeğe iki dişinin hissesi kadar tavsiye eder. Eğer onlar ikiden çok kadın ise (ölünün) geride bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Kadın (veya kız) bir tek ise, bu durumda yarısı onundur. (Ölenin) Bir çocuğu varsa, geriye bıraktığından anne ve babadan her biri için altıda bir, çocuğu olmayıp da anne ve baba ona mirasçı ise, bu durumda annesi için üçte bir vardır. Onun kardeşleri varsa o zaman annesi için altıda bir´dir. (Ancak bu hükümler, ölenin) Ettiği vasiyet veya (varsa) borcun düşülmesinden sonradır. Babalarınız, oğullarınız, siz onların hangilerinin yarar bakımından size daha yakın olduğunu bilmezsiniz. (Bunlar) Allah´tan bir farzdır. Şüphesiz Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibi olandır.

Nisa (Kadınlar) Suresi 12. ayet:
Eşlerinizin, eğer çocukları yoksa, geride bıraktıklarının yarısı sizindir. Şayet çocukları varsa, -onunla yapacakları vasiyetten ya da (ayıracakları) borçtan sonra- bu durumda bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Sizin çocuğunuz yoksa, geriye bıraktıklarınızdan dörtte biri onların (kadınlarınızın)dır. Eğer sizin çocuğunuz varsa geriye bıraktıklarınızdan sekizde biri onların (kadınlarınızın)dır. (Yine bu hükümler,) Edeceğiniz vasiyet veya (varsa) borcun düşülmesinden sonradır. Mirası aranan erkek ya da kadın, çocuğu ve babası olmayan bir kimse olup erkek veya kız kardeşi bulunursa onlardan her biri  için altıda bir vardır. Eğer bundan fazla iseler, bu durumda -kendisiyle yapılan vasiyette ya da (varsa) borçtan sonra- üçte bir´de -zarara uğratılmaksızın onlara ortaktırlar. (Bu size) Allah´tan bir vasiyettir, Allah, bilendir, (kullara) yumuşak olandır.

Maide (Ziyafet) Suresi 106. ayet:
Ey iman edenler, sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, vasiyet hazırlanışında, aranızda içinizden adaletli iki kişiyi (şahid tutun.) Veya yolculukta olup size ölüm musibeti gelip çatarsa, sizden olmayan başka iki kişiyi (şahid tutun. İkisini) Şayet kuşkulanacak olursanız namazdan sonra alıkoyarsınız, onlar da (size): "Akraba dahi olsa onu (yeminimizi) hiç bir değere değiştirmeyeceğiz ve Allah´ın şahidliğini gizlemeyeceğiz. Aksi takdirde biz elbette günahkarlardan oluruz." diye Allah adına yemin etsinler.

Meryem Suresi 31. ayet:
"Nerede olursam (olayım,) beni kutlu kıldı ve hayat sürdüğüm müddetçe, bana namazı ve zekatı vasiyet (emr) etti."

Şura (Danışma) Suresi 13. ayet:
O: "Dini dosdoğru ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin" diye dinden Nuh´a vasiyet ettiğini ve sana vahyettiğimizi, İbrahim´e, Musa´ya ve İsa´ya vasiyet ettiğimizi sizin için de teşri etti (bir şeriat kıldı). Senin kendilerini çağırdığın şey, müşriklere ağır geldi. Allah, dilediğini buna seçer ve içten kendisine yöneleni hidayete erdirir.

Zariyat (Tozutup Savuranlar) Suresi 53. ayet:
Onlar bunu (tarih boyunca) birbirlerine vasiyet mi ettiler? Hayır; onlar, "azgın ve taşkın (tağiy)" bir kavimdirler.
Vasiyet - Vasiyet etmek - Kitap Tanıtım
Vasiyetname

İmam Gazali
SAHAFLAR KİTAP SARAYI

Benim ölümümü görüp ağlayan ve mahzunlaşan kardeşlerime söyle: Bana ağlamasınlar, kendi hallerine ağlasınlar.
Siz beni sakın ölü zannetmeyin. Vallahi ben ölü değil, diriyim.
Ben önceden ölüydüm, şimdi gerçekten canlandım ve üzerimden ölü kefenini attım.
Artık ayrıldık ve sizi arkada bıraktım.
Sizin dünyanızı kendime vatan yapmaya razı olmadım. Beni bu fani alemden kurtaran ve benim için yüce makamlar hazırlayan Alah´a hamdü sena ederim.
Temiz selamım üzerinize olsun.
Allah´ta size selam ve medhü sena buyursun.
Vasiyet - Vasiyet etmek - Muhtelif yazılar
Mevlana Halid Bağdadi Hazretlerinin Vasiyyeti
  
Mevlana Halid Bağdadi Hazretlerinin Vasiyyeti "Sana Allah´dan korkmayı, O´na itaat etmeyi, insanlara eza vermemeyi tavsiye ederim. Buna özellikle Haremeyn-i şerifeynde dikkat edesin. Herkes seni gıybet etse bile sen kimseyi gıybet etme. Nefsin için kimseden dünya malı alma. Ancak şerefinin müsaade ettiğini al. Onu da hayır yolunda sarfet. Mü´min kardeşlerin aç iken, yoksul iken onu nefsinin arzuları için harcama. Kimseyi hor görme. Kendini kimseden üstün görme. Kalbî ve bedenî ibadetlere yönel. Ömrünü bu şekilde geçir. Niyet, ibadetlerin ruhu olması sebebiyle bu hususta çok kusur ettiğin için şimdiye kadar hiçbir hayırlı iş yapmadım diye kabul et. Çünkü ihlâs olmadan niyet sahih olmaz. Senin büyüğünde ihlâs olmazsa sende de olmayacağı aşikardır. Vallahi ben dünyaya ayak bastığım günden beri hayırlı bir amel işlemedim. Sen beni kendinden hayırlı zannediyorsun. Her hayırda kendini iflas etmiş saymamak cehaletin son haddidir. Kendini iflas etmiş kabul ettiğin vakit artık ümid kesme. Çünkü Allah Teâlâ´nın fazi u ihsanı bir kulun ins ü cinnin ibâdetini yapmasından hayırlıdır. Âyet-i kerimede: "Ancak Allah´ın fazlı ve rahmetiyle, işte bununla sevinsinler. Bu, onların topladıkları şeylerden hayırlıdır" buyurulmuştur.
İbn-i Abbas radıyallahu anhüma "topladıkları" mânâsına gelen kelimeyi "kazandıkları" şeklinde tefsir etti.
Akılları şeytanın elinde oyuncak olan kimseler gibi, Allah´ın rahmeti, sizleri ibadeti terketmeye sevketmesin.
Kalb zikrine devam et. Yolda giderken de olsa onu bırakma. Her işinde Allah´ın kuvvet ve kudretine sığın. Sâdât-ı kiram hazarâtının rûhâniyetlerin -den istimdad et. Âlimlere ve Kur´ân hafızlarına hürmet et. Gücün yettiği kadar Kur´an okumakla meşgul ol. En fazla fıkıh ilmiyle meşgul ol. Kalb huzurun bu işle kesilmesin. Eğer birini diğerine perde yaparsan meşreb darlığı içindesin demektir.
Hükümet adamlarının işlerine karışma. Senden kendileri için istemişler bile olsa yine ihtiyatlı ol. Müslümanların başındaki adamlar ve yardımcıları için iyilklerine ve ıslah olmalarına dua et. Allah´a, müslümanların kâfirlere ve bid´atçılara galib gelmesi için dua et. Kendini terket. Hayra bütün gücünü sarfet. Mevcudlarla kanaat et. Makam-ı Mahmud sahibinin sünnetine sımsıkı sarıl. Allah´ın ebedler boyu salat ü selamı O´ha, âl ü ashabına olsun. Hamd, âlemlerin rabbı Allah´a mahsusdur.
Nafile namazlardan teheccüd, işrak, kuşluk ve evvabin namazlarına devam et. Daima abdestli gez.

Vasiyet - Vasiyet etmek - Muhtelif yazılar
Şeyh Edebali´nin vasiyeti  

Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Bey’e Şeyh Edebali´nin vasiyeti

Ey Oğul!

Beysin! Bundan sonra öfke bize; uysallık sana... Güceniklik bize; gönül almak sana.. Suçlamak bize; katlanmak sana.. Acizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana.. Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana.. Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana... Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana.. Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana..

Ey Oğul!

Yükün ağır, işin çetin, gücün kıla bağlı, Allah Teala yardımcın olsun. Beyliğini mübarek kılsın. Hak yoluna yararlı etsin. Işığını parıldatsın. Uzaklara iletsin. Sana yükünü taşıyacak güç,ayağını sürçtürmeyecek akıl ve kalp versin. Sen ve arkadaşlarınız kılıçla, bizim gibi dervişler de düşünce, fikir ve dualarla bize vaat edilenin önünü açmalıyız. Tıkanıklığı temizlemeliyiz.

Oğul!

Güçlü, kuvvetli, akıllı ve kelamlısın. Ama bunları nerede ve nasıl kullanacağını bilmezsen sabah rüzgarlarında savrulur gidersin.. Öfken ve nefsin bir olup aklını mağlup eder. Bunun için daima sabırlı, sebatkar ve iradene sahip olasın!.. Sabır çok önemlidir. Bir bey sabretmesini bilmelidir. Vaktinden önce çiçek açmaz. Ham armut yenmez; yense bile bağrında kalır. Bilgisiz kılıç da tıpkı ham armut gibidir. Milletin, kendi irfanın içinde yaşasın. Ona sırt çevirme. Her zaman duy varlığını. Toplumu yöneten de, diri tutan da bu irfandır.

İnsanlar vardır, şafak vaktinde doğar, akşam ezanında ölürler. Dünya, senin gözlerinin gördüğügibi büyük değildir. Bütün fethedilmemiş gizlilikler, bilinmeyenler, ancak senin fazilet ve adaletinle gün ışığına çıkacaktır. Ananı ve atanı say! Bil ki bereket, büyüklerle beraberdir. Bu dünyada inancını kaybedersen, yeşilken çorak olur, çöllere dönersin. Açık sözlü ol! Her sözü üstüne alma! Gördün, söyleme; bildin deme! Sevildiğin yere sık gidip gelme; muhabbet ve itibarın zedelenir...
Şu üç kişiye; yani cahiller arasındaki alime, zengin iken fakir düşene ve hatırlı iken, itibarını kaybedene acı! Unutma ki, yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir.

Haklı olduğun mücadeleden korkma! Bilesin ki atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli (korkusuz, pervasız, kahraman, gözü pek) derler.

En büyük zafer nefsini tanımaktır. Düşman, insanın kendisidir. Dost ise, nefsi tanıyanın kendisidir. Ülke, idare edenin, oğulları ve kardeşleriyle bölüştüğü ortak malı değildir. Ülke sadece idare edene aittir. Ölünce, yerine kim geçerse, ülkenin idaresi onun olur. Vaktiyle yanılan atalarımız, sağlıklarında devletlerini oğulları ve kardeşleri arasında bölüştüler. Bunun içindir ki, yaşayamadılar.. (Bu nasihat Osmanlıyı 600 sene yaşatmıştır.) İnsan bir kere oturdu mu, yerinden kolay kolay kalkmaz. Kişi kıpırdamayınca uyuşur. Uyuşunca laflamaya başlar. Laf dedikoduya dönüşür. Dedikodu başlayınca da gayri iflah etmez. Dost, düşman olur; düşman, canavar kesilir!..

Kişinin gücü, günün birinde tükenir, ama bilgi yaşar. Bilginin ışığı, kapalı gözlerden bile içeri sızar, aydınlığa kavuşturur. Hayvan ölür, semeri kalır; insan ölür eseri kalır. Gidenin değil, bırakmayanın ardından ağlamalı... Bırakanın da bıraktığı yerden devam etmeli. Savaşı sevmem. Kan akıtmaktan hoşlanmam. Yine de, bilirim ki, kılıç kalkıp inmelidir. Fakat bu kalkıp-iniş yaşatmak için olmalıdır. Hele kişinin kişiye kılıç indirmesi bir cinayettir. Bey memleketten öte değildir. Bir savaş, yalnızca bey için yapılmaz. Durmaya, dinlenmeye hakkımız yok. Çünkü, zaman yok, süre az!..

Yalnızlık korkanadır. Toprağın ekim zamanını bilen çiftçi, başkasına danışmaz. Yalnız başına kalsa da! Yeter ki, toprağın tavda olduğunu bilebilsin. Sevgi davanın esası olmalıdır. Sevmek ise, sessizliktedir. Bağırarak sevilmez. Görünerek de sevilmez!.. Geçmişini bilmeyen, geleceğini de bilemez.

Osman! Geçmişini iyi bil ki, geleceğe sağlam basasın.

Nereden geldiğini unutma ki, nereye gideceğini unutmayasın.


Şeyh Edebali
13. Yüzyıl, Söğüt-Bilecik-Türkiye
Vasiyet - Vasiyet etmek - Muhtelif yazılar
Kendinden sonrakilere çok ağır bir yük bıraktın

Hz. Ebu Bekir, vefat edeceği zaman, kendisinden sonra halifelik vazifesini yüklenecek olana verilmek üzere vasiyet ettiği bir testi bıraktı. Hz. Ömer halife olunca testiyi ona verdiler. Halife testiyi kırdırttı. İçinden küçük küçük paracıklar ve bir mektup çıktı.
Mektupta şunlar yazıyordu;
“Bu paralar, bana verilen maaştan arta kalanlardır. Ben Medine’nin en fakirini kendime ölçü kabul etmiştim. (ona göre yaşadım) Artan miktarı bu testiye koydum. Bunlar hazinenin malıdır.”
Hz. Ömer mektubu okuyunca ağlamaya başladı. Hem ağlıyor, hem de şöyle diyordu:
Kendinden sonrakilere çok ağır bir yük bıraktın Ya Ebu Bekir!
Vasiyet - Vasiyet etmek - Muhtelif yazılar
Bana vasiyet et

Bir adam İbrahim bin Edhem k.s.’a geldi, “Bana vasiyet et” dedi. O da şöyle dedi:
-Sana beş şey vasiyet edeyim: 
İnsanlar dünya ile meşgul olurlarken sen ahiretle meşgul ol. 
İnsanlar dışını süslemekle meşgul olurlarken sen içini süslemekle meşgul ol. 
İnsanlar saraylar imar etmekle meşgul olurlarken, sen kabirleri imar (kabirde yararlı olacak işler) ile meşgul ol. 
İnsanlar halkın kusurlarıyla meşgul olurlarken sen nefsinin kusurlarıyla meşgul ol. 
İnsanlar yaratıklara hizmetle meşgul olurlarken sen Yaratıcı’ya hizmetle meşgul ol. 
Vasiyet - Vasiyet etmek - Muhtelif yazılar
VASİYET
 
Ölmek üzere olan yaşlı bir baba, yatağının başına üç oğlunu çağırarak onlara vasiyette bulunur:
- Oğullarım, ben ölünce, birbirinize düşmemeniz için, size sahibi olduğum 17 deveyi paylaştırmak istiyorum. Miras olarak develerin yarısını büyük oğluma, üçte birini ortancaya, dokuzda birini ise küçük oğluma bırakıyorum.
Babalarının ölümünden sonra, mirası babalarının vasiyeti uyarınca paylaşmak üzere kardeşler bir araya gelirler. Fakat bir türlü işin içinden çıkamazlar. Mirası babalarının istediği gibi pay edemezler. Çünkü 17 sayısı ne ikiye, ne üçe, ne de dokuza bölünebilir.
- Bu işin üstesinden ancak köyün tecrübe ehli, yaşlı bilgesi gelir, diye düşünüp ona giderek danışırlar.
Bilge kişi;
- Benim bir devem var, onu da alıp yeniden hesap yapın, der. 
Bu cömertliğe çok şaşıran oğullar, 18 deveyi pay etmeye girişirler. 
Önce ikiye bölerler, büyük oğul 9 develik payını alır. 
Sonra üçe bölerler, çıkan 6 deveyi de ortanca oğul alır. 
Daha sonra dokuza böldüklerinde 2 deveyi de küçük oğul alır. 
Ama, bütün develeri paylaştıktan sonra ortada fazladan bir deve kalır yine ...
Oğullar bu duruma da bir çözüm getirmesi için yeniden yaşlı bilgeye başvururlar. 
Bilge kişi güler ve :
- İyi öyleyse, der. Sorununuz çözümlendiğine göre ben de devemi geri alabilirim artık.
Vasiyet - Vasiyet etmek - Özlü sözler
  • Vasiyetimdir; Herşeyimi zamana bırakıyorum. - Ece Ayhan
Vasiyet - Vasiyet etmek - Risale-i Nur Külliyatı
VASİYETNAMEMDİR 

Aziz, sıddık kardeşlerim ve varislerim, 
Ecel gizli olmasından, vasiyetname yazmak sünnettir. Benim metrukatım ve Risale-i Nur dan olan benim hususi kitaplarım ve güzel ciltlenmiş mecmualarım ve sair şeylerimin bütününü, Gül ve Nur fabrikaların heyetine, başta Hüsrev ve Tahiri olarak o heyetten on iki  kahraman kardeşlerime vasiyet ediyorum. Onlara bırakıyorum ki, emr-i Hak olan ecelim geldiği zaman, benim arkamda o metrukatım, benim bedelime o sadık ve mübarek ellerde hizmet-i Nuriye ve imaniyede çalışsın ve istimal edilsin. 
Kardeşlerim, bu vasiyetten telaş etmeyiniz. Ben, teessürattan ve dokuz defa zehirlenmekten, pek çok zayıf olmakla beraber gizli münafıkların desiselerle müteaddit suikastları için bu vasiyeti yazdım. Merak etmeyiniz, inayet-i Rabbaniye ve hıfz-ı İlahi devam ediyor. 

Emirdağ Lâhikası | Vasiyetnamemdir 

Aziz, sıddık kardeşlerim,
Evvelâ: Nurun fevkalâde has şakirtleri, Sikke-i Gaybiye müştemilâtıyla, o evliya-yı meşhûreden, kırk günde bir defa ekmek yiyip kırk gün yemeyen Osman-ı Hâlidî´nin sarih ihbarı ve evlâtlarına vasiyetiyle ve Isparta´nın meşhur ehl-i kalb âlimlerinden Topal Şükrü´nün zahir haber vermesiyle çok ehemmiyetli bir hakikatı dâvâ edip, fakat iki iltibas içinde, bu biçare, ehemmiyetsiz kardeşleri Said´e bin derece ziyade hisse vermişler. On seneden beri kanaatlerini tâdile çalıştığım halde, o bahadır kardeşler kanaatlerinde ileri gidiyorlar.

Sikke-i Tasdik-i Gaybi | Risale-i Nurdan Parlak Fıkralar ve Bir Kısım Güzel Mektuplar