Sağır - İşitmeyen - Duymayan - Ansiklopedik bilgi
Sağır - İşitmeyen - Duymayan

1. (sıfat) İşitme duyusundan yoksun, işitmeyen (kimse)
2. Ses geçirmeyen
3. Isıyı az veren, geç ısınan
4. Vurulduğu zaman ses vermeyen
5. İçi görülmeyen, donuk (cam)
Sağır - İşitmeyen - Duymayan - Ayet mealleri
Bakara (Sığır) Suresi 18. ayet: 
Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Bundan dolayı dönmezler.

Bakara (Sığır) Suresi 171. ayet:
İnkar edenlerin örneği bağırıp çağırmadan başka bir şey işitmeyip (duyduğu veya bağırdığı şeyin anlamını bilmeyen ve sürekli) haykıran (bir hayvan)ın örneği gibidir. Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler; bundan dolayı akıl erdiremezler.

Ali İmran (İmran Ailesi) Suresi 71. ayet:
Bir fitne olmayacak sandılar, körleştiler, sağırlaştılar. Sonra Allah, tevbelerini kabul etti, (yine) onlardan çoğunluğu körleştiler, sağırlaştılar. Allah yapmakta olduklarını görendir.

Enam (Davar) Suresi 39. ayet:
Bizim ayetlerimizi yalan sayanlar karanlıklar içinde sağırdırlar, dilsizdirler. Allah, kimi dilerse onu şaşırtıp-saptırır, kimi dilerse de onu dosdoğru yol üzerinde kılar.

Enfal (Ganimetler) Suresi 22. ayet:
Gerçek şu ki, Allah katında, yerde debelenenlerin en kötüsü, (bir türlü) akıl erdirmez olan sağırlar ve dilsizlerdir.

Yunus Suresi 42. ayet:
Onlardan seni dinleyecekler vardır. Ama hiç duymayan -sağırlara -üstelik hiç akılları ermiyorsa- sen mi duyuracaksın? 

Hud Suresi 24. ayet:
Bu iki grubun örneği; kör ve sağır ile gören ve işiten gibidir. Örnekçe bunlar eşit olur mu? Yine de öğüt alıp-düşünmeyecek misiniz? 

İsra (Gece Yürüyüşü) Suresi 97. ayet:
Allah, kimi hidayete erdirirse, işte o, hidayet bulmuştur, kimi saptırırsa onlar için O´nun dışında asla veliler bulamazsın. Kıyamet günü, biz onları yüzükoyun körler, dilsizler ve sağırlar olarak haşrederiz. Onların barınma yerleri cehennemdir; ateşi sükun buldukça, çılgın alevini onlara arttırırız.

Enbiya (Peygamberler) Suresi 45. ayet:
De ki: "Ben sizi yalnızca vahy ile uyarıp-korkutuyorum. Ancak sağır olanlar, uyarıldıklarında çağrıyı işitmezler."

Furkan (Ayırıcı) Suresi 73. ayet:
Onlar, kendilerine Rablerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, onun üstünde sağır ve körler olarak kapanıp kalmayanlardır.

Neml (Karınca) Suresi 80. ayet:
Çünkü gerçekten sen, ölülere (söz) dinletemezsin ve arkasını dönüp kaçan sağırlara da çağrıyı işittiremezsin.

Rum (Romalılar) Suresi 52. ayet:
Şimdi sen, ölülere (söz) duyuramazsın ve arkalarını dönüp giden sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.

Zuhruf (Gösteriş) Suresi 40. ayet:
Öyleyse sağır olanlara sen mi dinleteceksin veya kör olan ve açıkça bir sapıklık içinde bulunanı hidayete erdireceksin?

Muhammed Suresi 23. ayet:
İşte bunlar; Allah onları lanetlemiş, böylece (kulaklarını) sağırlaştırmış ve basiret (göz)lerini de kör etmiştir.
Sağır - İşitmeyen - Duymayan - Kitap Tanıtım
Meşhur Körler ve Sağırlar

Ali Seyyar
HAYAT YAYINLARI

Kitabımızda Biyografik özellikleriyle tanınan "Meşhur Körler ve Sağırlar", siyaset, bilim, edebiyat, müzik ve sanat gibi değişik alanlarda iz bırakmış şahsiyetlerdir. 
Hayat hikâyeleri, şahsi özellikleri çerçevesinde güçlü ve zayıf yönleri ile birlikte bir bütünlük içinde değerlendirilmiştir. 
Geçmişten bugüne kadar şu veya bu şekilde ün yapmış görme ve işitme engelliler, bu kitaptaki şahsiyetlerden ibaret değildir. 
Biz burada, sadece hayatlarında ibretler ve örnek sahneler bulunan belli başlı olanları seçerek, doğum tarihlerine göre takdim ettik. 
Bununla birlikte çalışmada kişiler hakkında kuru bir ansiklopedik bilgi vermek yerine, okuyup istifadeyi kolaylaştırıcı bir üslubu benimsedik. 
Her özürlünün hayat hikâyesinin sonunda mevcut kaynakları da ekledik. 
Bunun yanında hayatta olup da görüştüğümüz kişilerden elde ettiğimiz şahsi bilgilerimizi de yansıtmaya çalıştık.
Sağır - İşitmeyen - Duymayan - Muhtelif yazılar
SAĞIRIN HASTA ZİYARETİ
 
 İyi kalpli sağır adam, bir gün komşusunun hasta olduğunu öğrenir. Kendi kendine:
 -Komşum hastalanmış, onun ziyaretini yapmam, hal ve hatırını sormam lazım. Ama ben sağır bir adamım, o da hasta, sesi çıkmaz. Zaten hastaya malum şeyler sorulur, malum cevaplar alınır.
Ben nasılsınız diyeceğim, o iyiyim, teşekkür ederim diyecek. N yiyorsun dersem, elbette bir yemek ismi söyleyecek, ben de afiyet olsun derim. Doktorlardan kim geliyor, diye sorarsam, bir doktor adı verecek. Ben de
iyi doktordur derim, olur biter diye düşünür. Hastayı ziyarete gider, başucuna oturur:
 -Nasılsınız? diye hal hatır sorar.
Hasta inleyerek:
 -Ölüyorum! diye cevap verince, sağır adam:
 -Oh oh, çok memnun oldum, diye karşılık verir. Hasta:
 -Bu ne demek, adam ölümüne memnun olunur mu? diye kızar.
Sağır tekrar sorar:
 -Ne yiyip ne içiyorsun?
Hasta kızgınlıkla:
 -Zehir! der.
Sağır onun bir yemek ismi söylediğini sanarak:
 -Afiyet olsun ! diye karşılık verir.
Hasta büsbütün çileden çıkmıştır. Sağır adam sormaya devam eder. Tedavi için doktorlardan kim geliyor? Hasta:
 -Hadi be defol!... Azrail geliyor...diye cevap verir. Sağır:
 -Çok bilgin, tecrübeli bir doktordur. İnşaallah yakında bir çaresini bulur... deyince hasta dayanamaz:
 -Kahrol! diye bağırır. Sağır ise komşuluk hakkını yerine getirdiği için çok memnun ayrılır.
Sağırın yaptığı kıyas yüzünden on yıllık dostu ve hal-hatır sorması hiç olup gitti. Senin duygu kulağın sağırsa, gönül kulağın açık olmalı. Gönül kulağı, her şeyi duyar ve işitir.
Mesnevi´den
Sağır - İşitmeyen - Duymayan - Özlü sözler
  • Güzel söz söyleyen, kimseden kötü söz işitmez. - Firdevsi
  • Hiç kimse duymak istemeyen biri kadar sağır olamaz. - William Shakespeare
  • İyi bir evlilik kör bir karı ve sağır bir koca ile olurdu. - Michel de Montaigne
  • Kitapsız yaşamak, kör sağır, dilsiz yaşamaktır. - Seneca
  • Kör, sağır ve dilsiz çölde gidiyorlar, sağır ölüyor. Dilsiz, köre sağırın öldüğünü nasıl anlatır? Seni sevmek de öyle işte.
  • Körler çarşısında ayna satma, sağırlar çarşısında gazel atma. - Hz. Mevlana
  • Mutluluğun gözü kördür, yalnızlık sağır. Ondandır biri tökezleyerek yürür, öbürü uykusunda bile bağırır. - Özdemir Asaf
  • Şefkat öyle bir dil ki, sağır işitebilir, kör de okuyabilir. - Mark Twain
Sağır - İşitmeyen - Duymayan - Risale-i Nur Külliyatı
İşte ey sersem münkir-i gâfil! Göz önündeki bu hakîmâne, kerîmâne, rahîmâne, rezzâkâne terbiyeti ve bu acîb ve hârika ve mu´cize keyfiyeti ne ile izah edebilirsin? Senin gibi serseri tesadüfle mi? Ve kalbin gibi kör kuvvetle mi? Ve kafan gibi sağır tabiatla mı? Ve senin gibi âciz, câmid, cahil esbâbla mı? Yoksa nihayetsiz derecede mukaddes, münezzeh ve müberrâ, muallâ ve nihayetsiz derecede Kadîr, Alîm, Semî, Basîr olan Zât-ı Zülcelâle nihayetsiz derecede âciz, cahil, sağır, kör, mümkin, miskin olan tabiat nâmını verip, nihayetsiz hatâ işlemek mi istersin? Hem, güneş gibi parlak şu hakikati hangi kuvvet ile söndürebilirsin, hangi perde-i gaflet altında saklayabilirsin?

Sözler | Otuz Üçüncü Söz

Hususan o mevcut, gayet mükemmel bir intizam ve hassas bir mizan içinde ve câmi bir hayata mazhar ise, bilbedâhe, sebeb-i ihtilâf ve keşmekeş olan müteaddit ellerden çıkmadığını, belki gayet kadîr, hakîm olan birtek elden çıktığını gösterdiği halde; hadsiz ve câmid ve cahil, mütecaviz, şuursuz, karmakarışıklık içinde, kör, sağır esbab-ı tabiiyenin karmakarışık ellerine-hadsiz imkânat yolları içinde ve içtima ve ihtilâtla o esbabın körlüğü, sağırlığı ziyadeleştiği halde-o muntazam ve mevzun ve vâhid bir mevcudu onlara isnad etmek, yüz muhali birden kabul etmek gibi akıldan uzaktır.
Haydi, bu muhalden kat-ı nazar, esbab-ı maddiyenin elbette tesirleri, mübaşeretle ve temasla olur. Halbuki, o esbab-ı tabiiyenin temasları, zîhayat mevcutların zâhirleriyledir. Halbuki görüyoruz ki, o esbab-ı maddiyenin elleri yetişmediği ve temas edemedikleri o zîhayatın bâtını, on defa zâhirinden daha muntazam, daha lâtif, san´atça daha mükemmeldir. Esbab-ı maddiyenin elleri ve âletleriyle hiçbir cihetle yerleşemedikleri, belki tam zâhirine de temas edemedikleri küçücük zîhayat, küçücük hayvancıklar, en büyük mahlûklardan daha ziyade san´atça acip, hilkatçe bedî bir surette oldukları halde, o câmid, cahil, kaba, uzak, büyük ve birbirine zıt olan sağır, kör esbaba isnad etmek, yüz derece kör, bin derece sağır olmakla olur.

Lemalar | Yirmi Üçüncü Lem´a