Evlat - Ansiklopedik bilgi
Evlat

1. (isim) Bir kimsenin oğlu veya kızı, çocuk
2. Soy, döl
3. (ünlem) Yaşlı kimselerin çocukları yaşındakilere kullandıkları bir seslenme sözü
Evlat - Ayet mealleri
Tevbe (Tövbe) Suresi 85. ayet:
Onların malları ve evlatları seni imrendirmesin; Allah bunlarla, ancak onları dünyada azablandırmak ve canlarının onlar inkâr içindeyken zorluk içinde çıkmasını istiyor.

Yusuf Suresi 21. ayet:
Onu satın alan bir Mısır´lı (aziz,) karısına: "Onun yerini üstün tut (ona güzel bak), umulur ki bize bir yararı dokunur ya da onu evlat ediniriz" dedi. Böylelikle biz, Yusuf´u yeryüzünde (Mısır´da) yerleşik kıldık. Ona sözlerin yorumundan (olan bir bilgiyi) öğrettik. Allah, emrinde galib olandır, ancak insanların çoğu bilmezler.

Kasas (Tarihi Vakalar) Suresi 9. ayet:
Firavun´un karısı dedi ki: "Benim için de, senin için de bir göz bebeği; onu öldürmeyin; umulur ki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz." Oysa onlar (başlarına geleceklerin) şuurunda değillerdi.

Ahzab (Gruplar) Suresi 4. ayet:
Allah, bir adamın kendi (göğüs) boşluğu içinde iki kalp kılmadı ve kendilerini annelerinize benzeterek yemin konusu yaptığınız (zıharda bulunduğunuz) eşlerinizi sizin anneleriniz yapmadı, evlatlıklarınızı da sizin (öz) çocuklarınız saymadı. Bu, sizin (yalnızca) ağzınızla söylemenizdir. Allah ise, hakkı söyler ve (doğru olan) yola yöneltip-iletir.

Ahzab (Gruplar) Suresi 5. ayet:
Onları (evlat edindiklerinizi) babalarına nisbet ederek çağırın; bu, Allah katında daha adildir. Eğer babalarını bilmiyorsanız artık onlar, dinde sizin kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Hata olarak yaptıklarınızda ise, sizin için bir sakınca (bir vebal) yoktur. Ancak kalplerinizin kasıt gözeterek (taammüden) yaptıklarınızda vardır. Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.

Ahzab (Gruplar) Suresi 37. ayet:
Hani sen, Allah´ın kendisine nimet verdiği ve senin de kendisine nimet verdiğin kişiye: "Eşini yanında tut ve Allah´tan sakın" diyordun; insanlardan çekinerek Allah´ın açığa vuracağı şeyi kendi nefsinde saklı tutuyordun; oysa Allah, kendisinden çekinmene çok daha layıktı. Artık Zeyd, ondan ilişkisini kesince, biz onu seninle evlendirdik; ki böylelikle evlatlıklarının kendilerinden ilişkilerini kestikleri (kadınları boşadıkları) zaman, onlarla evlenme konusunda mü´minler üzerine bir güçlük olmasın. Allah´ın emri yerine getirilmiştir.

Sebe Suresi 35. ayet:
Ve: "Biz mallar ve evlatlar bakımından daha çoğunluktayız ve bir azaba uğratılacak da değiliz" de demişlerdir.

Sebe Suresi 37. ayet:
Bizim katımızda sizi (bize) yaklaştıracak olan ne mallarınız, ne de evlatlarınızdır; ancak iman edip salih amellerde bulunanlar başka. İşte onlar; onlar için yaptıklarına karşılık olmak üzere kat kat mükafaat vardır ve onlar yüksek köşklerinde güven içindedirler.
Evlat - Kitap Tanıtım
Cennet Güllerinden Bir Gül 
Salih Evlat

Sima Mikhbor
NEVA YAYINLARI

Şeyh Fazlullah, Meşrutiyet Dönemi’nde idam edilen büyük müçtehitlerdendi. Ne var ki aynı dönemde oğlu, onu idam etmek için çaba gösterenlerden biriydi.

Önde gelen âlimlerden biri onun hakkında şöyle anlatır:

Merhum Şeyh Fazlullah Nurî idam edilmeden önce hapse atılmıştı. Bir vakit ziyaretine gitmiştim. Bir ara konu açıldı ve sordum:

Şeyh, senin bu alçak oğlunun ilginç bir öyküsü olmalı. Nasıl olur da idamınızı isteyerek size karşı böyle bir mücadele gösterebilir?

Şeyh Fazlullah esefle cevap verdi:

Evet, böyle bir sonuçla karşılaşacağım biliyor ve bundan çok korkuyordum. Bu oğlum Necef’te dünyaya geldi. Annesi onu dünyaya getirdiğinde hastaydı ve çocuğunu emzirecek sütü yoktu. Mecburen bir sütanne istihdam ettik. 
Bir süre sonra da bu kadının fesat ehli olduğunu öğrendik. Üstelik Nasıbî’ydi ve Ehlibeyt’in (a.s) apaçık düşmanlarındandı. İşte o vakit çok geç kaldığımızı anlamıştık. Anlayacağınız, gelecekte böylesi ilginç bir sonla karşılaşacağımızı daha o zamanlardan tahmin ediyordu.
Evlat - Muhtelif yazılar
ÜÇ EVLAT
 
Üç kadın çeşme başında toplanmış konuşuyorlardı. Az ötede ihtiyarın biri oturmuş, kadınların çocuklarını methetmelerini dinliyordu.

Kadınlardan biri:

-Benim oğlum öyle marifetlidir ki, hiç kimse bu konuda onunla boy ölçüşemez... Tam bir cambazdır o! İp üzerinde bir yürüse de görseniz.

Diğer kadın heyecanla atılarak: 

-Benim oğlumun sesini bilseniz, dedi. Tıpkı bir bülbül gibi şakır.Yeryüzünde hiç kimsenin böyle bir sesi yoktur.Allah vergisi bu...

Üçüncü kadın susup duruyordu. Diğerleri sordular:

-Sen çocuğunu niye övmüyorsun?

-Nesi var ki? Çocuğumun çok üstün bir tarafı yok ki... Ne diye durup dururken öveyim onu.

Kadınlar kovalarını doldurup yola koyuldular. İhtiyar adam da peşleri sıra yürümeye başladı. Kadınlar ağır kovaları taşımakta güçlük çektikleri için ara sıra duruyor ve dinleniyorlardı. Sırtları ağrı içindeydi. Bu sırada çocukları onları karşılamaya çıktı.

Birinci çocuk hemen elleri üzerinde havaya kalkmış, çeşitli marifetler gösteriyordu. Kadınlar gözleri hayretten büyümüş haykırdılar:

-Aman ne kabiliyetli çocuk!..

İkinci çocuk altın gibi bir sesle öyle güzel şarkılar söyledi ki, kadınlar gözleri yaşlarla dolu hayranlıkla dinlediler onu... Üçüncü çocuk koşarak geldi, annesinin elinden kovayı aldı ve eve kadar taşıdı.

Kadınlar ihtiyara dönüp:

-Bizim çocuklarımız hakkında ne diyorsun, dediler. İhtiyar şaşkınlıkla:

-Çocuklarınız mı? Dedi.

Onları bilmem. Yalnız biri vardı, annesinin elinden kovayı alıp eve taşıdı. Onu çok beğendim.
Evlat - Özlü sözler
  • Ana ve babanın evlatlarına duaları, bir peygamberin ümmetine duası gibidir. - Bişr-i Hafi Hz.
  • Anaların bugünkü evlatlarına vereceği terbiye eski devirlerdeki gibi basit değildir. Bugünün anaları için gerekli vasıfları taşıyan evlat yetiştirmek, evlatlarını bugünkü hayat için faal bir uzuv haline koymak pek çok yüksek vasıflar taşımalarına bağlıdır. Onun için kadınlarımız, hattâ erkeklerimizden çok aydın, daha çok feyizli, daha fazla bilgili olmaya mecburdurlar; eğer hakikaten milletin anası olmak istiyorlarsa. 
  • Bir evlat annesiyle konuşmayacakta kimle konuşacak? - Donald E. Westlake
  • Büyüyeceksin evlat, seveceksin ve acı çekeceksin. İşte buna aşk değil aptallık diyorlar. - Charles Bukowski
  • Ecdad tarih yazmış evlat okumaktan aciz.
  • Evlat kokusu, cennet kokusudur.
  • Evlatlarını sevmeyen babalar olabilir; ama torununu çıldırasıya sevmeyen dede olamaz. - VICTOR HUGO
  • Evlatlarınızı devriniz için değil, onların devirleri için yetiştiriniz. - Hz. Ali (r.a.)
  • İyi damat; Kazanılmış bir erkek evlattır. Kötü damat ise, kaybedilmiş bir kız çocuğudur. - H.Z Ali (r.a.) 
  • Sizler, yani yeni Türkiye´nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz. Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir. 
  • Üzülme evlat! Kaybettim sandıkların kurtulduklarındır belki. - Bukowski
Evlat - Risale-i Nur Külliyatı
Kendilerine şefaatçi mi zannederler ki, sana tâbi olmuyorlar? İnsan gibi mümkîn, fânî, bekâ-i nevine muhtaç ve cismânî ve mütecezzî, tekessüre kâbil ve âciz, dünyaperest, yardımcı bir vârise müştak mahlûklar için, vâsıta-i tekessür ve teâvün ve râbıta-i hayat ve bekâ olan tenâsül, elbette ve elbette vücudu vâcib ve dâim, bekâsı ezelî ve ebedî, zâtı cismâniyetten mücerred ve muallâ ve mahiyeti tecezzî ve tekessürden münezzeh ve müberrâ ve kudreti aczden mukaddes ve bîhemtâ olan Zât-ı Zülcelâle evlât isnad etmek; hem, o âciz, mümkîn, miskin insanlar dahi beğenmedikleri ve izzet-i mağrurânesine yakıştıramadıkları bir nevi evlât, yani hadsiz kızları isnad etmek, öyle bir safsatadır ve öyle bir divânelik hezeyanıdır ki, o fikirde olan heriflerin tekzibleri, inkârları hiçtir. Aldırmamalısın. Herbir sersemin safsatasına, her divânenin hezeyânına kulak verilmez.

Sözler | Yirmi Beşinci Söz

Mü´minlerin kablelbülûğ vefat eden evlâtları, Cennette ebedî, sevimli, Cennete lâyık bir surette, daimî çocuk kalacaklarını; ve Cennete giden peder ve validelerinin kucaklarında ebedî medar-ı sürurları olacaklarını; ve çocuk sevmek ve evlât okşamak gibi en lâtîf bir zevki, ebeveynine temine medar olacaklarını; ve herbir lezzetli şeyin Cennette bulunduğunu; "Cennet tenasül yeri olmadığından, evlât muhabbeti ve okşaması olmadığını" diyenlerin hükümleri hakikat olmadığını; hem dünyada on senelik kısa bir zamanda teellümatla karışık evlât sevmesine ve okşamasına bedel, sâfi, elemsiz, milyonlar sene ebedî evlât sevmesini ve okşamasını kazanmak, ehl-i imanın en büyük bir medar-ı saadeti olduğunu, şu âyet-i kerime, ...

Mektubat | On Yedinci Mektup