Usta - Ustalık - Beceri - Ansiklopedik bilgi
Usta - Ustalık - Beceri

Usta
1. (isim) Bir zanaatı gereği gibi öğrenmiş olan ve kendi başına yapabilen kimse
2. Zanaat öğreticisi
3. Zanaatçılar için unvan
4. (sıfat) Eli uz, işinin eri, becerikli, mahir
5. (tarih) Osmanlı Devleti´nde saraydaki cariye ve hizmetlilerin kıdemlisi
6. Akıl veren veya öğreten kimse

Ustalık
1. (isim) Usta olma durumu
2. Beceriklilik, el uzluğu, maharet

Beceri
1. (isim) Elinden iş gelme durumu, ustalık, maharet
2. Kişinin yatkınlık ve öğrenime bağlı olarak bir işi başarma ve bir işlemi amaca uygun olarak sonuçlandırma yeteneği, maharet
3. spor Vücudun, yapılması güç alıştırmalara yatkın olması durumu
Usta - Ustalık - Beceri - Ayet mealleri
Şuara (Şairler) Suresi 149. ayet:
"Dağlardan ustalıkla zevkli evler yontuyorsunuz."

Sad Suresi 37. ayet: 
Şeytanları da; her bina ustasını ve dalgıç olanı.  
Usta - Ustalık - Beceri - Kitap Tanıtım
Etkinliklerle Sosyal Beceri Öğretimi

Yrd. Doç. Dr. Hasan Avcıoğlu
KÖK YAYINCILIK

Sosyal beceriler; bireylerin toplum tarafından verilen görevleri/rolleri yerine getirebilmeleri için, sergilenmesi gereken belirli davranışlardır. 
Ancak, bazı çocuklar bu davranışları kazanmada sorunlarla karşılaşmaktadırlar. Bu kitap tüm bu sorunları irdeleyip çözümler sunmaktadır.
Usta - Ustalık - Beceri - Muhtelif yazılar
İŞ BİLENE CAN KURBAN 

Gazneli Sultan Mahmud, bir av merasiminden dönerken bir köyde, Ayas adında bir delikanlı ile tanışmıştı.
Ayas´ın söz ve davranışlarındaki farklılık, bunlardan yansıyan zeka parıltıları karşısında Sultan Mahmud, bu delikanlıda bir cevher olduğunu sezmiş ve onu kendi rızası, ana-babasının izniyle Gazne´deki sarayına götürmüştü. 
Ayas, sarayda sultanın emriyle yoğun bir eğitim ve öğretime tabi tutuldu. Tahminlerin ötesinde zeki ve başarılı bir genç olduğu görüldü. Her öğretileni hemen belliyor, köyden gelmişliğini hissettirmemek için bir yanlışlık yapmamaya aşırı dikkat gösteriyordu. 
Sonuçta Ayas, Sultan Mahmud´un istediği nitelikte bir elaman olarak yetişti ve sultanın emrine girdi.
Kendisine hangi görev verilse hakkından geliyor, her işte hükümdardan tam not alıyordu.
Sultan Mahmud Ayas´ı keşfettiğine içten içe memnun oluyordu 
Ayas, sarayda liyakat ve yetenek isteyen görevler için adı akla ilk gelen kimse olmuştu.
Sultanın bir paye verdiği kimseler içinde en güvendiği, en gözde kişi Ayas´tı.
Bunun için Sultan´ın maddi ve manevi iltifatlarına mazhar oluyordu.
Bu durum Ayas´la aynı rütbedeki vezirler ve diğer yüksek dereceli memurların kıskançlığına, Ayas hakkında ileri geri konuşmalarına sebep oluyordu.
Ama Sultan Mahmud herşeyden haberdardı. Bir gün vezirlerinin kumandanlarının katıldığı bir gezi düzenledi.
Bu gezi sırasında yakınlarından geçmekte olan bir kervan Sultan Mahmud´a, Ayas´ın değerini kanıtlamak için aradığı fırsatı verdi. Sultan Mahmud, vezirlerinden birini çağırdı ve ona, 
- Git, şu kervan nereden geliyormuş sor, dedi Vezir gitti sordu ve döndü: 
- Sultanım, bu kervan Çin´den geliyormuş 
- Peki nereye gidiyormuş? 
- Onu sormadım efendim 
Sultan Mahmud bunun için bir başka vezir çağırdı ve ona, 
- Git şu kervan nereye gidiyormuş öğren dedi Vezir öğrenip geldi: 
- Sultanım Mısır´a gidiyormuş 
- Anlaşıldı, yükü neymiş? 
- Onu öğrenmedim efendim
Böyle kaç tane vezir denedi, kervan hakkında tatminkâr bilgi edinemedi. Bunun üzerine mevcut vezir ve diğer yetkililere şöyle dedi: 
- Ayas´ı çekemediğinizi, hakkında ileri geri konuştuğunuzu, gözden düşürmeye çalıştığınızı biliyorum.
Benim Ayas´a değer verişim sahip olduğu engin kabiliyetlerden, verilen her görevde gösterdiği ustalık ve beceriklilikten dolayıdır.
Beşinizin, onunuzun birlikte üstesinden gelemediği bir işi tek başına hak edebilmesi sebebiyledir.
En basiti şu kervan hakkında hanginizi gönderdimse yeterli bilgileri edinemediniz. Halbuki daha önce böyle bir konuda Ayas´ı denedim, bir seferde tekmil bilgiyi, akla gelebilecek tüm soruların cevabını öğrenip beni aydınlatmıştı. İşte benim Ayas´ı tutmamın, ona farklı muamele yapmamın sebebi budur. 
Usta - Ustalık - Beceri - Muhtelif yazılar
ÜCRET
 
Acil olarak bir işi yetiştirmeleri gerektiği halde, fabrikada üretim durmuştu. Çünkü, küçük ama çok önemli bir makine bozulmuştu. O olmadan da kimse çalışamıyordu.

Fabrikanın müdürü, makineyi tamir etmesi için şehirden ünlü bir usta getirdi. Usta makineyi dikkatle inceledi. Ve sorunu hemen anladı: Bir vida gevşemişti. Onu sıktı ve makine tekrar tıkır tıkır çalışmaya başladı. Sıra, bu emeğin karşılığı olarak ödenecek ücrete gelmişti.

"İki yüz milyon lira istiyorum" dedi usta.Fabrika müdürü, basit bir vida sıkma işi karşılığında iki yüz milyon lira ödemeyi kesinlikle reddetti. Usta ise daha az ücrete razı olmuyordu. Müdür sorunu fabrikanın sahibine götürmek zorunda kaldı. Durumu öğrenen fabrika sahibi ustayı davet etti ve sordu:"Bir vida sıkmak için neden bu kadar yüksek bir ücret istiyorsunuz?"

Ustanın cevabı şöyle oldu:"Ben iki yüz milyon lirayı bir vidayı sıktığım için istemedim ki. İstediğim paranın sadece on milyon lirası vidayı sıkmak içindi, geriye kalanı ise hangi vidayı sıkmak gerektiğini bildiğim için."

Bu ustaca cevap karşısında, fabrika sahibi talep edilen paranın hemen ödenmesini emretti ve ustayı da fabrikasına "teknik müdür" olarak işe aldı.
Usta - Ustalık - Beceri - Özlü sözler
  • Adaletsizliği engelleyecek gücünüzün olmadığı zamanlar olabilir. Fakat itiraz etmeyi beceremediğiniz bir zaman asla olmamalı.
  • Bakış açısı, empati, sabır. Bunlar kimsenin size öğretemeyeceği en değerli yaşam becerileridir.
  • Başka gezengenlerde de hayat var mı diye merak ederiz, Sanki bu gezegende yaşamayı becerebilmişisiz gibi.
  • Becerikli kimsenin vuramadığı hedefi vurur. Dâhi kimsenin göremediği hedefi. - Arthur Schopenhauer
  • Bir şey yap, güzel olsun. Çok mu zor? O vakit güzel bir şey söyle. Dilin mi dönmüyor? Güzel bir şey gör veya güzel bir şey yaz. Beceremez misin? Öyleyse güzel bir şeye başla. Ama hep güzel şeyler olsun. Çünkü her insan ölecek yaşta. - Şems-i Tebrizi Hazretleri
  • Biz bıraktığın gibiyiz. Ustalaştık biraz daha taşı kırmakta, dostu düşmandan ayırmakta.
  • Bizi kıskananların sayısı, becerilerimiz doğrular.
  • Çaresiz kaldığım zamanlarda gider bir taş ustası bulur, onu seyrederdim. Adam belkide yüz kere vurur taşa ama değil kırmak çatlak bile oluşmazdı. Sonra birden bire yüzbirinci vuruşta taş ikiye ayrılıverir. İşte o zaman anlarım ki; taşı ikiye bölen o son vuruş değil, ondan öncekilerdir. - Jacob Riss
  • Ders verme dedi kimseye! Hoca denmez öğrenmesini bitirene. Çırakları olan bir çıraktır usta, olsa olsa.
  • Düşüncelerle karşılaşınca; zayıflar korkar, aptallar karşı gelir, akıllılar karar verir, ustalar da yönetir.
  • Eğer ikisini birden beceremiyorsanız; korkulan kişi olmak, sevilen kişi olmaktan daha iyidir. - Niccolo Machiavelli
  • En derin yaralarla başlar en derin gülücükler.En yüksek uçurumlardan düşerken öğrenirsin uçmayı. En derin denizlerde boğula boğula becerirsin tek bir nefesle yaşamayı. - Nietzsche
  • Evrenin saat gibi mekanizması, ustası olmadan nasıl olabilirdi düşünemem. - Voltaire
  • Hayat ne kadar güzel olurdu; İnsan hem "aşık", hem de "sadık" olmayı becerebilseydi. - Can Dündar
  • Herkes, başka birinin beceremediği bir işte ustadır. - PUBLIS SYREUS
  • Hırsı bırak, kendini boş yere harcama! Şu toprak altında çırak da bir, usta da. 
  • İçecek tası yok, kırma insanın kalbini yapacak ustası yok.
  • Kaptanın ustalığı deniz durgunken anlaşılır mı? - LUKIANOS 
  • Kendi kendinin mutluluğuna engel olmak yolunda insan fevkalade beceriklidir.
  • Kim başkasını severse kendisi de sevilecektir. Başkalarını kazandırmış olan kendisi de kazanmış olacaktır. Tüm insanlar kendileri arasında karşılıklı bir sevgi hissederlerse, güçlüler zayıfları avlayamazlar, sayıları çok olanlar daha az sayıdakileri, baskıları altına alamazlar. Zenginler yoksulları asla baskıları altına alamazlar, usta olanlar da beceriksizlerle alay edemezler. Sevgide tarafsızlık, kişisel sevgide yanılmayı önler; tarafsız sevgi kişisel sevginin de güvencesidir. MU-Tİ
  • Neden mutsuzsun? dedi. "Mutsuz değil, beceriksizim" dedim. "Sizin gibi, mutlu olduğumu sanmayı beceremiyorum". Hepsi bu. - Paul Auster
  • Sabırlı olun zira bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl gülebilir? Aceleci olmayın! Maksada sabırla erişilir , acele ile değil. Alelade otlar iki ay içinde, kırmızı gül ancak bir yılda yetişir. Tencerede bile yavaş ve ustaca kaynayan yemek, delice kaynayandan daha lezizdir. - Hz. Mevlana
  • Ten elbiseye benzer. Elbiseye yapışıp durma, koş da diken ustayı ara. - Hz.Mevlana
  • Umursamaz değilim ben, bunu asla unutma. Sadece sen, umrumda olmayı beceremiyorsun aslında. - Yılmaz Erdoğan
  • Yalancılık; meslek dalı olarak ilan edilmeli artık, çünkü çok fazla ustası var. - Balzac
Usta - Ustalık - Beceri - Risale-i Nur Külliyatı
 Ebû Cehil´den ziyâde muzaaf bir echeliyet gösterir. Bir neferin veya bir taburun zaferli harbini, bir nizam ve kanun-u askeriyeye isnad edip, kumandadından, padişahından, hükümetinden ve kasdî harekâttan alâkasını keser misillü, âsi bir divâne olur. Hem, meyvedar bir ağacın bir çekirdekten icadı gibi, bir tırnak kadar bir odun parçasından çok mu´cizâtlı bir usta, yüz okka muhtelif taamları, yüz arşın muhtelif kumaşları yapsa; bir adam o odun parçasını gösterip dese, "Bu işler, tabii ve tesadüfî olarak bundan olmuş." O ustanın hârika san´atlarını, hünerlerini hiçe indirse, ne derece bir hamakattir.

Sözler | On Dördüncü Söz

Sâni-i Kâinat, elbette kâinat cinsinden değildir. Mahiyeti, hiçbir mahiyete benzemez. Öyleyse, kâinat dairesindeki mânialar, kayıtlar Onun önüne geçemez, Onun icraatını takyid edemez. Bütün kâinatı birden tasarruf edip çevirebilir. Eğer kâinat yüzündeki görünen tasarrufat ve ef´âl kâinata havale edilse, o kadar müşkülât ve karışıklığa sebebiyet verir ki, hiçbir intizam kalmadığı gibi, hiçbir şey dahi vücutta kalmaz, belki vücuda gelemez. Meselâ, nasıl ki kemerli kubbelerdeki ustalık san´atı o kubbedeki taşlara havale edilse ve bir taburun zabite ait idaresi neferâta bırakılsa, ya hiç vücuda gelmez, veyahut çok müşkülât ve karışıklık içinde, intizamsız bir vaziyet alacak. Halbuki, o kubbelerdeki taşlara vaziyet vermek için, taş nevinden olmayan bir ustaya verilse ve taburdaki neferâtın idaresi, mertebe itibarıyla zabitlik mahiyetini haiz olan bir zabite havale edilse, hem san´at kolay olur, hem tedbir ve idare suhuletli olur. Çünkü taşlar ve neferler birbirine mâni olurlar; usta ve zabit ise, mânisiz, her noktaya bakar, idare eder.

Mektubat | Yirminci Mektup