Sorumluluk - Mesuliyet - Ansiklopedik bilgi
Sorumluluk - Mesuliyet

Sorumluluk, (isim) Kişinin kendi davranışlarını veya kendi yetki alanına giren herhangi bir olayın sonuçlarını üstlenmesi, sorum, mesuliyet

Mesuliyet, (isim) Sorumluluk
Sorumluluk - Mesuliyet - Ayet mealleri
Bakara (Sığır) Suresi 119. ayet:
Şüphesiz biz seni bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak, hak (Kur´an) ile gönderdik. Sen cehennemin halkından sorumlu tutulmayacaksın. 

Bakara (Sığır) Suresi 134. ayet:
Onlar bir ümmetti; gelip geçti. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz, onların yaptıklarından sorumlu değilsiniz. 

Bakara (Sığır) Suresi 141. ayet:
Onlar, bir ümmetti, gelip geçti; onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz, onların yaptıklarından sorumlu değilsiniz.

Bakara (Sığır) Suresi 225. ayet:
Allah sizi, yeminlerinizdeki "rastgele söylemelerinizden, boş, amaçsız sözler"den dolayı sorumlu tutmaz; fakat kalplerinizin kazandıklarından dolayı sorumlu tutar. Allah bağışlayandır, yumuşak davranandır.

Nahl (Arı) Suresi 93. ayet:
Eğer Allah dileseydi, sizi tek bir ümmet kılardı; ancak dilediğini saptırır, dilediğini hidayete erdirir. Yaptıklarınızdan muhakkak sorumlu tutulacaksınız.

İsra (Gece Yürüyüşü) Suresi 34. ayet:
Erginlik çağına erişinceye kadar, -o da en güzel bir tarz olması- dışında yetimin malına yaklaşmayın. Ahde vefa gösterin. Çünkü ahid bir sorumluluktur.

İsra (Gece Yürüyüşü) Suresi 36. ayet:
Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme; çünkü kulak, göz ve kalb, bunların hepsi ondan sorumludur.

Nur (Işık) Suresi 54. ayet:
De ki: "Allah´a itaat edin, Resûl´e itaat edin. Eğer yine yüz çevirirseniz, artık onun (peygamberin) sorumluluğu kendisine  yüklenen, sizin sorumluluğunuz da size yüklenendir. Eğer ona itaat ederseniz, hidayet bulmuş olursunuz. Elçiye düşen, apaçık bir tebliğden başkası değildir."

Zuhruf (Gösteriş) Suresi 19. ayet:
Onlar, ki Rahmanın kulları olan melekleri dişiler kıldılar. Kendileri yaratılışlarına şahit mi oldular? Onların şahitlikleri yazılacak ve (bundan dolayı) sorumlu tutulacaklar.

Sorumluluk - Mesuliyet - Hadisler
Mücâhid rahimehullah, "İçinizden ölenlerin bırakmış olduğu eşler kendi kendilerine dört ay  on gün beklerler" (Bakara 234) mealindeki âyetle ilgili olarak demiştir ki: "Kadının, bu iddeti, kocasının yanında beklemesi vacibtir. Bunun üzerine Allah Teâlâ Hazretleri şu âyeti inzal buyurdu: "İçinizden ölüp, eşler bırakacak olanlar, evlerinden çıkarılmaksızın senesine kadar eşlerinin geçimini sağlayacak şeyi vasiyet etsinler. Eğer kadınlar çıkarlarsa kendilerinin meşru olarak yaptıklarından dolayı size sorumluluk yoktur" (Bakara 240).

Mücahid devamla der ki: "Allah Teâlâ Hazretleri böylece kadına tam bir yıl (iddet) kıldı, bunun yedi ay yirmi günü vasiyet yoluyla tanınacak. Kadın dilerse bu vasiyet müddetinde kocasının evinde kalacak, dilerse terkedecek. Âyette geçen "evlerinden çıkarılmaksızın... Eğer çıkarlarsa... size sorumluluk yoktur" ibaresinin ma´nâsı budur. Esas iddet ise, onu beklemesi kadına vacibtir."

İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ) der ki: "Bu âyet, kadının kocası yanında iddet geçirme mecburiyetini neshetmiştir, kadın dilediği yerde iddetini geçirir."

Atâ der ki: "Sonra miras âyeti geldi, o da, süknâyı neshetti. Böylece kadının, koca yanındaki süknâsı kalktı, artık dilediği yerde iddetini geçirir." 
[Buhârî, Tefsir, Bakara 41, Talâk 50; Ebu Dâvud, Talâk 42, 45, (2298, 2301); Nesâî, Talâk 60, (6, 200).]

Hz. Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)´a vahiy indiği zaman, yüzünün yakınlarında arı uğultusu gibi bir ses işitilirdi.  Bir gün, O´na vahiy indirildi. Bir müddet öyle kaldı. Sonra o hal açıldı. O da Mü´minun suresinden ilk on ayeti okudu:

"Mü´minler kurtuluşa ermiş, umduklarına kavuşmuşlardır. Onlar namazlarını Allah´tan korkarak, hürmet ve tevazu içinde ve tâdil-i erkan ile kılarlar. Onlar dünya ve ahiretlerine faydası dokunmayan  her türlü şeyden yüz çevirirler.  Onlar nail oldukları her türlü nimetin zekatını  aksatmadan verirler. Onlar namuslarını korurlar. Ancak hanımlarına ve cariyelerine karşı müstesna, bunlarla olan yakınlıklarından dolayı kınanmazlar  Kim helal sınırını aşarak bunların ötesine geçmek isterse, işte öyleleri haddini aşmış olanlardır. O mü´minler ki, Allah´a ve kullara  karşı olan emanet ve mesuliyetlerini yerine  getirirler ve sözlerinde dururlar. Onlar namazlarını devamlı olarak, vaktinde ve şartlarına riayet ederek kılarlar. İşte onlar varislerin ta kendileridir. Onlar Firdevs cennetine varis olurlar. Onlar orada ebedî olarak kalacaklardır" (Mü´minun, 1-11).

Arkadan dedi ki: "Kim bu on ayeti yerine getirirse cennete girer."

Sonra kıbleye yöneldi ve ellerini kaldırıp:

"Allahım (hayrımızı) artır,  bizi (iyilik yönüyle) noksanlaştırma. Bize  ikram et, zillete düşürme. Bize ihsanda bulun, mahrum etme. Bizi tercih et, (düşmanlarımızı) bize tercih etme. Allahım, bizi razı kıl, bizden de razı ol!" buyurdular." 
[Tirmizî, Tefsir, Mü´minun, (3172).]
Sorumluluk - Mesuliyet - Kitap Tanıtım
Görevlerimi Yapıyorum - Sorumluluk

Rukiye Karaköse / Nuray Türkyılmaz / Vahide Ulusoy / Necla Saydam / Saadet Kocagöz Uzun
TİMAŞ YAYINLARI

Değerli Eğitimciler,

İlköğretim programında yer alan “Sorumluluk, plan, program, görev, ödev, grup, iş birliği, iş bölümü, başarı, huzur, güven, ihmalkârlık, ertelemek, dağınık-toplu, ödünç almak, unutmak, yardım, trafik, canlı-cansız, çevre, yuva, meslek, bugün, yarın, önce-sonra, kural, eğlenme ” gibi kavramların işlendiği “Görevlerimi Yapıyorum” isimli bu kitap ile aşağıdaki kazanımlar hedefleniyor.

* Yapacağı işleri öncelik ve önem sırasına koyarak günlük ve haftalık çalışma planları yapar. Yaptığı planlara uyar.
* Okula niçin hazırlıklı gelinmesi gerektiğini açıklar.
* Kişisel olarak gelişimine uygun amaçlar belirleyerek bu amaçlara ulaşmak için izleyeceği aşamaları planlar.
* İnsanların mutluluğunun, bireylerin aile içerisinde ve ülke genelinde üzerlerine düşen görev ve sorumlulukları yerine getirmelerine bağlı olduğunu kavrar.
* Kulüp ve diğer grup çalışmalarında bir görevin tamamlanması için işbirliği yapar ve sorumluluğu paylaşır.
*Sınıfını, okulunu ve çevresini temiz tutmak ve korumak için sorumluluk alır.
* Başkalarının eşyalarını izin alarak kullanır ve bu eşyalara zarar vermez. 
Sorumluluk - Mesuliyet - Muhtelif yazılar
SORUMLULUK 

Vaktiyle her türlü maddi imkâna sahip olmasına rağmen can sıkıntısından, hayatın yaşanmaya değmez olduğundan yakman bir prens vardı.
Kardeşleri, arkadaşları gezer, ava gider, eğlenirken o odasına kapanır, sürekli düşünürdü.
Oğlunun bu haline hükümdar babası çok üzülüyordu. 
Birgün hükümdar, ülkesinin en bilge kişisini sarayına çağırtıp ona oğlunun durumunu anlattı ve buna bir çözüm bulmasını istedi.
Bunun için bilgeye bir hafta mühlet verdi. Bir hafta içinde bir formül bulamazsa bunun hayatına mal olabileceğini de hatırlattı 
Yaşlı bilge üç beş gün düşünüp taşındı; aklına hiç bir çözüm gelmedi.
Bu nedenle canını olsun kurtarmak için ülkeyi terketmeye karar verdi.
Üzgün, dalgın bir şekilde ülkeyi terkederken, bir köyün yakınında koyunlarını, keçilerini otlatan küçük yaşta bir çobanla bir süre ahbaplık etti.
Bundan cesaret alan küçük çoban yaşlı dostuna 
"Amca şu hayvanlarıma biraz göz kulak oluver de, ben de şu görünen köyden azık alıp geleyim, bugün azık almayı unutmuşum" dedi. 
Bilge de zevkle kabul etti.
Bilge, kafası, karşılaştığı olaylarla meşgul bir halde hayvanlara göz kulak olurken, bir keçi yavrusu kenarında oynamakta olduğu uçurumdan aşağı yuvarlanıverdi.
Aşağı inip onu kurtarmadıkça kendi kendine kurtulması da mümkün değildi.
Bilge küçük çobana verdiği sözü doğru dürüst tutabilmek için kuzuyu kendisi kurtarmaya karar verdi.
Bu amaçla uçurumun dibine indi. Önce kuzuyu sırtına bağladı, sonra tırmanmaya başladı.
Birkaç tırmanma başarısızlıkla sonuçlandı.
Ama bilge yılmadı Uğraştı, didindi, zorlandı ama sonunda kuzuyu yukarı çıkarmayı başardı.
Küçük dostuna verdiği sözü tutabilmek, bunun için de kuzuyu uçurumdan çıkarmak bir süre kafasını öyle meşgul etti ki, kendini bu işe o kadar verdi ki başından geçmekte olan olayı, canını kurtarabilmek için ülkeyi terketmekte oluşunu unuttu.
Fakat bu durum onun kafasında bir şimşek çakmasına sebep oldu. Şöyle düşündü:
"Bir kimse ciddi olarak bir işle meşgul olur, bir girişimde bulunup onu başarı ile sonuçlandırmak arzusu benliğini tam olarak kaplarsa, o kimse için can sıkıntısı, eften püften olayları kafasına takmak diye birşey söz konusu olamaz" 
Bu gerçek herkes, dolayısıyla hükümdarın oğlu için de geçerlidir. 
Bilge artık kaçma fikrinden vazgeçip hemen geri döndü ve hükümdarın huzuruna çıkarak şu çözümü sundu: 
"Hükümdarım, eğer oğlunuzun can sıkıntısıdan kurtulmasını, hayata bağlanmasını istiyorsanız ona bir sorumluluk yükleyin, zamanını kaplayıcı bir meşguliyet verin. Can sıkıntısının, yaşamaktan şikayet etmenin ana sebebi başıboşluktur. Oğlunuza yükleyeceğiniz sorumluluk ne derece ciddi, sonucu ne derece ağır olursa, kendini o ölçüde can sıkıntısından kurtaracak, yaşama mücadele ve azmi o derece artacaktır" 
Sorumluluk - Mesuliyet - Muhtelif yazılar
Garcia´ya mektup
 
1904 Rus-Japon harbinden önceydi. Amerikan gazetelerinin birinde "Garcia"ya Götürülecek Mektup" başlıklı bir yazı çıktı. 
Yazan tanınmamış bir muhabirdi. Fakat bu kısa yazının anlattığı gerçekler, yüzlerce kitapla anlatılanlardan daha derin, daha özlü idi. 
Yazı tesadüfen Çarlık Rusya"sının Demiryolları Nazırı"nın eline geçti. Nazır, bütün memurlarının bu yazının kopyasını yanlarında taşımasını sağladı. 
O sırada Rus-Japon savaşı başladı. Japonlar esir ettikleri Rus Demiryolları mensuplarının hepsini üzerinde bu yazıyı görerek meraka düştüler. 
Japon Eğitim Bakanlığı bu yazıyı inceledikten sonra birer nüshasının bütün Japon yurttaşlarının okuyup yanlarında taşımalarım emretti. 
Bu yazı, şimdi Birleşik Amerika´da bütün kara ve deniz kuvvetleri mensuplarına ve izcilere verilmektedir. Bu bir gelenek olmuştur.

1898 Amerika - İspanya savaşında, İspanya´nın bir sömürgesi olan Küba adasında, yerli halkın lideri General Garcia, fırsattan yararlanarak sömürgeci İspanyollara karşı özgürlük bayrağını açmış...

Amerikan Cumhurbaşkanı William Mc Kinley de, doğal olarak müttefiki durumundaki Garcia ile ilişki kurarak ona yardım yolunu aramış.

Mckinley, Garcia´ya özel bir mektup gönderecektir. Fevkalade önemli ve gizli olan bu mektubu götürmesi için ilgili daireden yetenekli bir adam ister. 
Gönderirler... Fakat başkan hepsini geri gönderir. Çünkü hangisi gelse, "Al bu çok gizli mektubu, Küba´da general Garcia´ya götür ver" dese, hepsi de, "Ne zaman götürelim? Ne yoldan götürelim? Acaba kendisini nerede bulabiliriz?" v.b sorular soruyorlar.

Başkan da ağzını açanların hepsini kovuyor. Nihayet yüzbaşı Rowan´ı gönderirler. Başkan Yüzbaşıya, "Al bu gizli mektubu Küba´ya götürüp Garcia´ya ver." der.

Yüzbaşı selam çakar, "Baş üstüne" diyerek mektubu alır, iki ay içerisinde götürüp General Garcia´ya verir.
Sorumluluk - Mesuliyet - Muhtelif yazılar
SORUMLULUKTAN KURTULMA 

Büyük Osmanlı Hükümdarı Kanuni Sultan Süleyman´a "Kanunî" lakabının hak ve adalet konusundaki titizliği dolayısıyla verildiği malumdur.
Bu büyük hükümdarın ölümüne bağlı olarak yerine getirilmesini istediği bir vasiyeti vardı. 
Bu vasiyet, içinde ne olduğunu kendisinden başka kimsenin bilmediği 25 cm2 büyüklüğünde küçük bir sandığın ölümü halinde mezarda yanına konmasıydı. 
Hayatı seferlerde geçen, seferdeyken ölen Kanuni İstanbul´a getirilince derhal defin işlemlerine başlandı ve bu vasiyet de hatırlandı. 
Sandık meydana çıkarıldı ve hazır tutuldu. 
Büyük hükümdarın cenaze töreninde şüphesiz sadrazamından şeyhülislamına bütün devletliler mevcuttu. 
Dönemin en büyük din bilgini ve şeyhülislamı Ebussuud Efendi´ye Kanuni´nin anıldığı şekilde bir vasiyeti bulunduğu, fikrini almak bakımından söylendi. 
Ebussuud Efendi "Zinhar böyle bir vasiyeti yerine getirmeyesiniz, dini mübine (İslâm´a) uymaz" dedi. 
Ebussuud Efendi bir şey söylüyorsa orada durmak gerekirdi. Konunun en büyük otoritesiydi. Nihayet üzerinde diğer görüşler de alındıktan sonra vasiyetin yerine getirilmemesi kararlaştırıldı. 
Küçük sandık mezara konulmadı ama içinde ne vardı, dünyanın en büyük hükümdarının mezarına konmasını istediği şey neydi? 
Herkesi bunun merakı sarmıştı. Bu vasiyet yerine getirilmediğine göre sandık açılmalıydı. Nitekim öyle yapıldı. Kutu ehil bir el tarafından açıldı. Bir de ne görülsün, içi, Kanuni´nin yapacağı işlerin, vereceği kararların dine uygun olup olmadığı hakkında şeyhülislama sorduğu sorulara aldığı cevaplar demek olan "fetva"larla dolu idi. Kanuni, Allah´ın huzuruna yüzü ak çıkmak, O´nun rızasına aykırı bir iş yapmadığını belgelemek istiyordu.
Devrin en büyük bilgini Ebussuud Efendi bu olay karşısında, 
"Hey büyük sultan, sen Allah katında kendini temize çıkardın, mes´uliyeti bize yıktın, biz nasıl bunun altından kalkacağız bakalım?" demekten kendini alamamıştı. 
Sorumluluk - Mesuliyet - Özlü sözler
  • Ana babanız doğumunuzdan sorumludur, yaşamınızdan değil.
  • Aşka düşmekten yer çekimi sorumlu değildir. - Albert Einstein
  • Bizler, kendimizin değil, Tanrı´nın hizmetkarlarıyız.    Thomas Chatterton
  • Boş zamanı iyi değerlendirmek, çok ciddi bir sorumluluktur.- George William Russel
  • Çalıştığınız departmanda dereceniz ne kadar yüksek olursa-olsun, en aşağı derecede bulunan kişinin sorumluluğu da size aittir. - Bessie R James ve Mary Waterstreet
  • Dostluk daima tatlı bir sorumluluktur; asla bir fırsat değildir. - H. Cibran
  • Günahlarının sorumluluğunu kadere yüklersen, er yada geç kaderin tokadını yersin. - Hz. Mevlana
  • Hiçbir su damlası kendisini selden sorumlu tutmazmış. Ama deryalarda su damlalarından oluşur.
  • İnsan ırkının büyük çoğunluğu, tek başına eyleme geçme sorumluluğundan, kaçma eğilimi göstermektedir. - Francis Galton
  • İnsan özgür olmaya mahkumdur; çünkü dünyaya atıldığı anda, yaptığı herşeyden sorumludur. - Jean-Paul Sartre
  • İnsan, sadece sorumluluk üstlenerek, zihnini sağlam ve dengeli bir şekilde geliştirebilir.    John Dewey
  • İnsanlar yalnızca konuştukları şeylerden değil, sustukları şeylerden de sorumludurlar. - Uğur Mumcu
  • Kadın kısmının gemisi batsa batsa, sorumluluklar ambarında açılan gedikten azar azar su ala ala değil, beklenmedik bir anda hayaller mendireğine gümbür gümbür yağan güllelerden ötürü batardı. Erkek kısmının gemisi batsa batsa, gördüğü en parlak ışığı denizfeneri zannedip, dümeni sığ sulara kırmaktan ötürü batardı.- Elif Şafak -  Mahrem
  • Kendisine çok şey verilmiş olandan, çok şey yapması beklenir. - İncil
  • Kişi, sorumluluğunu bir başkasına devredebilir, ama onunla elele giden karar verme yetkisini devredemez.  - Benvenuto Cellini
  • Kişinin Allah´a iman ve teslimiyeti ne kadar derinse, başka varlıklara karşı duyduğu alaka ve sorumluluk da o kadar içtendir.
  • Ne mutlu aktörlere: Sorumluluk yüklenmeden şeref kazanıyorlar. - Alfred de Vigny
  • Önceliklerimiz zorunluluklarımızdan daha büyük olamaz Haklarımız, sorumluluklarımızı yerine getirdiğimiz sürece korunurlar.    John F Kennedy
  • Sahip olduğum en önemli düşünce, Tanrı´ya karşı duyduğum sorumluluk duygum olmuştur.    Daniel Webster
  • Seni seviyorum demek değil ki marifet, Önemli olan o kelimenin tüm sorumluluklarını alabilmek. - Can Yücel
  • Sorumluluk bir hazinedir. - İncil
  • Sorumluluk kolaylıkla Tanrı´nın, kaderin, şansın ya da bir komşunun omuzlarına yükleniverecek olan bir yüktür. Astrolojinin önemli olduğu zamanlarda bunu bir yıldıza yüklemek de olağan sayılırdı.    Ambrose Bierce
  • Sorumluluk, her iki ucu da görünmeyen ve yalnızca ortasını görebildiğimiz bir ipe benzer.     William McFee
  • Sorumluluk, kapasite ve güçle elele yürür.     Holland
  • Şair, her şeyden önce yaşadığı toplumun sorunlarına, giderek tüm dünyaya karşı sorumludur. - NERUDA 
  • Ulu Tanrı´ya yaraşır şekilde çalışmayan, hem kendisi, hem de diğer insanlar için mutluluk duymadan çalışandır.    Thomas Cariyle
  • Üç "S" yi unutma: Sevgi-herkese, saygı-kendine, başkalarına, sorumluluk-tüm hareketlerin için.
  • Yalnız yaptıklarımızdan değil, yapmadıklarımızdan da sorumluyuz.
  • Yaptıklarımız kadar yapmadıklarımızdan da sorumluyuz. - Moliére
Sorumluluk - Mesuliyet - Risale-i Nur Külliyatı
Bak şu defterlerde, âletler teçhizâtının sûret-i istimâli ve mesûliyetler vardır. Halbuki, eğer yalnız bu meydandan başka âlî, dâimî bir yer bulunmazsa, şu muhkem defter, o katî cüzdan bütün bütün mânâsız olur. Hem, şu muhterem zâbit ve mükerrem kumandan ve muazzez reis, bütün ahaliden aşağı, herkesten daha bedbaht, daha bîçare, daha zelîl, daha musîbetli, daha fakir, daha zayıf bir derekeye düşer. İşte buna kıyas et; hangi şeye dikkat etsen, şehâdet eder ki, bu fânîden sonra bir bâkî var.

Sözler | Onuncu Söz

Birinci Mebhas
Kader ve cüz-i ihtiyârî İslâmiyetin ve imânın nihayet hududunu gösteren, halî ve vicdânî bir imânın cüz´lerindendir. Yoksa ilmî ve nazarî değillerdir. Yani, mü´min, her şeyi, hattâ fiilini, nefsini Cenâb-ı Hakka vere vere, tâ nihayette teklif ve mesuliyetten kurtulmamak için, cüz-i ihtiyârî önüne çıkıyor; ona "Mesul ve mükellefsin" der. Sonra, ondan sudûr eden iyilikler ve kemâlât ile mağrur olmamak için, kader karşısına geliyor; der: "Haddini bil, yapan sen değilsin."
Evet, kader, cüz-i ihtiyârî, İmân ve İslâmiyetin nihayet merâtibinde; kader, nefsi gururdan; ve cüz-i ihtiyârî, adem-i mesuliyetten kurtarmak içindir ki, mesâil-i imâniyeye girmişler. Yoksa, mütemerrid nüfûs-u emmârenin işledikleri seyyiâtının mesuliyetinden kendilerini kurtarmak için kadere yapışmak ve onlara in´âm olunan mehâsinle iftihar etmek, gururlanmak, cüz-i ihtiyârîye istinat etmek, bütün bütün sırr-ı kadere ve hikmet-i cüz-i ihtiyâriyeye zıd bir harekete sebebiyet veren ilmî meseleler değildir.

Sözler | Yirmi Altıncı Söz