Eğri - Ansiklopedik bilgi
Eğri

1. (sıfat) Doğru veya düz olmayan, bir noktasında yön değiştiren, çarpık, münhani, doğru karşıtı
2. Yay gibi kavislenmiş, eğmeçli, mukavves
3. Yatay veya düşey olmayan, bütünüyle bir yana eğilmiş bulunan, eğik, mail
4. (zarf) Yanlış bir biçimde
5. (isim) Bir olayın şiddetindeki azalış ve çoğalışları gösteren çizgi
6. (isim, matematik) Doğru veya düz olmayan çizgi, yüzey
Eğri - Ayet mealleri
Nahl (Arı) Suresi 9. ayet:
Yolu doğrultmak Allah´a aittir, kimi (yollar) ise eğridir. Eğer o dileseydi, sizin tümünüzü elbette hidayete erdirirdi.

TaHa Suresi 107. ayet:
"Orada ne bir eğrilik göreceksin, ne de bir tümsek."

Saff (Saf Tutmak) Suresi 5. ayet:
Hani Musa, kavmine demişti ki: "Ey kavmim, gerçekten benim sizin için Allah´tan gönderilmiş bir elçi olduğumu bildiğiniz halde, niçin bana eziyet ediyorsunuz?" İşte onlar eğrilip-sapınca Allah da onların kalplerini eğriltip saptırmış oldu. Allah, fasık bir kavmi hidayete erdirmez.

Tahrim (Yasaklama) Suresi 4. ayet:
Eğer sizler (Peygamberin iki eşi) Allah´a tevbe ederseniz (ne güzel); çünkü kalbleriniz eğrilik gösterdi. Yok eğer ona karşı birbirinize destekçi olmaya kalkışırsanız, artık Allah, onun mevlasıdır; Cibril ve mü´minlerin salih olan(lar)ı da. Bunların arkasından melekler de onun destekçisidirler.
Eğri - Kitap Tanıtım
Eğri Oturuş 
Kurallara Uyma- Dürüstlük

Osman Kaplan
MUŞTU YAYINLARI

Evvel zaman içinde mutlu hayvanların yaşadığı bir orman varmış. Ormanda biri hariç bütün hayvanlar kurallara uyar, düzeni hiç bozmazlarmış. Kuzgun yavrusu ise hiçbir kurala uymaz bütün hayvanları üzermiş. Bu durum hayvanların canına tak etmiş. Kuzgun yavrusunu annesine şikayet etmişler ama bir sonuç alamamışlar. Yapılacak tek şey kalmış. Durumu Fil Amca’ya şikayet etmek.

Masallar, davranış kazandırmada en etkili yöntemlerden biridir. 
Çocuklar, doğru ile yanlışı; güzel ile çirkini çoğu zaman okudukları kitaplar aracılığıyla öğrenir. Bu tarz öğrenme klasik yöntemlerden daha etkilidir. 
Elinizdeki seride çocuklara vermek istenen değerler masallara mesaj yapıldı. Serimizin bu kitabında "Kurallara uyma ve Dürüstlük" değerleri işlenmektedir.
Eğri - Muhtelif yazılar
EĞRİ MİNARE 

Süleymaniye Camiinin inşası tamamlanmış, ibadete açılacağı gün ilan edilmişti. O gün gelince İstanbul´un her yanından insanlar bu eşsiz eserin açılışında bulunmak için şehrin bu noktasına akın etmişti. Herkes hayranlıkla bu Türk mucizesini seyrediyordu. 
Fakat bunlar arasında bulunan bir çocuk,
"Aaa şu minareye bakın nasıl eğri!" diye bağırıyordu.
Herkes de bakıyordu ama bir eğrilik görmüyordu.
Çocuğun minarelerden biri için eğri dediği Mimar Sinan´a kadar ulaştı Koca mimar hemen çocuğun yanına geldi ve ona, "Yavrum hangi minare eğri göster bana" dedi.
Çocuk da "İşte şu" diye minarelerden birini gösterdi.
Mimar Sinan hemen adamlarını topladı. Uzun halatları biribirine ekletip minareye bağlattı. 
"Çekin yukarı doğru!" diye çektirmeye başladı.
Çocuğa da, "Oğlum, bak bu minareyi doğrultturuyorum, sen dikkat et, dosdoğru olunca haber ver" dedi 
Adamlar gerçekten düzeltiyormuş gibi çekiyorlardı. Çocuk bir süre sonra, 
"Tamam, minare doğruldu" diye bağırdı.
İşçiler çekme işini bırakıp halatları çözdüler.
Başından beri olaya tanık olan Sinan´ın ustalarından biri herkesin kafasını kurcalayan soruyu Mimar Sinan´a yöneltti: 
- Ulu mimarbaşımız, sen herkesten iyi biliyorsun ki, minarede eğrilik falan yok o halde niçin düzeltmeye kalkıştın? 
Mimar Sinan´ın cevabı inceliğin, anlayışın, hoşgörünün simgesi idi: 
- Ben bilmez miyim minarede eğrilik olmadığını. Ama çocuğun kafasındaki "minare eğri" intibaını da öyle bırakamazdım. Bu yönteme başvurdum ki çocuğun kafasındaki "eğri" kanaati silinsin. Yoksa her yerde çocuk aklıyla minarenin eğri olduğunu söyler, sonra gerçekten eğri olduğu şeklinde bir inanç yayılırdı.
Eğri - Özlü sözler
  • Cümleler doğrudur sen doğru isen, doğruluk bulunmaz sen eğri isen.
  • Doğru yolda giden kaplumbağa eğri yolda giden yarış atını geçer. - J. J. Rousseau
  • Doğruluk, Musa´nın asası gibidir. Eğrilik ise sihirbazların sihrine benzer. Doğruluk ortaya çıkınca, bütün eğrilikleri yutar. - Hz. MEVLANA
  • Eğitim; eğriyi kırmadan doğru yapma sanatıdır.
  • Eğri cetvelden düz çizgi çıkmaz.
  • Eğri ok, doğru yol almaz.
  • Eğriyi kendinde arayan, doğruyu kalbinde bulur. Aşkına emekle yürüyen, dermanı derdinde görür.- Hz.Mevlana
  • İnsan, eğrile eğrile eğrilir, doğrula doğrula doğrulur.
  • Kalem eğri dilli, mürekkep siyah yüzlü, kâğıt ikiyüzlü! Şimdi kalkıp arzuhalimi yazmaya kimi mahrem kılayım? - Nabi
  • Ok gibi doğru olsam, yay ile atarlar beni, / Yay gibi eğri olsam; elde tutarlar beni, / Eğride aç görmedim; doğruda tok, / Eğri yay elde kalır; menzil alır doğru ok. - Hz. Mevlana
  • Ok gibi doğru olursan seni atarlar, Yay gibi eğri olursan elde tutarlar; Lakin ok gibi doğru olursan hedefe varırsın, Yay gibi eğri olursan elde kalırsın.
  • Sen doğru ol da! Varsın sanan eğri sansın. Lakin sakın unutma ki, sen kendini birşey sanmadığın sürece "DOĞRU İNSANSIN" - Yunus Emre
  • Yay gibi eğri olsam elde tutarlar beni, ok gibi doğru olsam yabana atarlar beni.
  • Yeterki sen doğru dur. / Eğri kendini belli eder. / Onlar esip gürlesin. / Kaya durur yel gider.
  • Yılan kendi eğrisini görmemiş, deveye boynun niye eğri demiş.
Eğri - Risale-i Nur Külliyatı
Hem her şeyin miktar-ı muntazaması, kaderi vâzıhan gösterir. Evet, hangi zîhayata bakılsa, görünüyor ki, gayet hikmetli ve sanatlı bir kalıptan çıkmış gibi bir miktar, bir şekil var ki; o miktarı, o sûreti, o şekli almak ya hârika ve nihayet derecede eğri büğrü maddî bir kalıp bulunmalı, veyahut kaderden gelen mevzun, ilmî bir kalıb-ı mânevî ile kudret-i ezeliye o sûreti, o şekli biçip giydiriyor. Meselâ, sen şu ağaca, şu hayvana dikkat ile bak ki, câmid, sağır, kör, şuursuz, birbirinin misli olan zerreler, onun neşv ü nemâsında hareket eder. Bâzı eğri büğrü hududlarda, meyve ve faydaların yerini tanır, görür, bilir gibi durur, tevakkuf eder. Sonra, başka bir yerde, büyük bir gâyeyi tâkip eder gibi yolunu değiştirir. Demek kaderden gelen miktar-ı mânevînin ve o miktarın emr-i mânevîsiyle zerreler hareket ederler.

Sözler | Yirmi Altıncı Söz 

Ahmed-i Bedevî Hazretlerinin kerâmetkârane hareketiyle, semâvat ve arzın tabakatından bahseden On İkinci Lerrı ayı üç-dört defa okudum. Sevgili Üstadım, rızka muhtaç herbir zihayatın rızkı, Rezzak-ı Hakiki tarafından taahhüd altına ahndığı ve rızık ancak Mün´im-i Hakikînin yed-i kudretinde bulunduğu, o kadar güzel bir üslûb ile târif buyuruluyor ki ve talebelerine, o kadar şirin ve âli bir ders veriyor ki, akıl eğriliğe, nefis itiraza, kalb inkâra sapacak hiçbir yol bulamıyor. Zaferi kazanan ordular gibi insanın bütün kuvâsına, "Ey kıymettar risâleler ve ey nuranî feyyaz Sözler, meydan sizindir! Size teslim olmuşuz! Beşeriyete ve bütün mükevvenâta hükümran olan Hâlık-ı Azîmin hak sözleriyle bizlere tarik-ı hidayeti ve istikameti gösteriyorsunuz" dedirtiyor. Bilhassa arz ve semavâtın yedişer tabaka olduğuna dáir âyat-ı azîmenin küllî ve umumî ve şümûllü maânisinin tatlı ve lezzetli ve şirin hakâikını okurken, insanın hissiyatına kalemi tercüman olabilse de, bu risâlelere mukabele edebilse... Heyhât! 

Barla Lâhikası | Yirmi Yedinci Mektubun Üçüncü Kısmı ve Üçüncü Zeylinin Nihayetid