Tercih - Tercih etmek - Ansiklopedik bilgi
Tercih - Tercih etmek 

Tercih, (isim) Yeğleme

Tercih - Tercih etmek - Ayet mealleri
Tevbe (Tövbe) Suresi 23. ayet:
Ey iman edenler, eğer imana karşı inkârı sevip-tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi veliler edinmeyin. Sizden kim onları veli edinirse, işte bunlar zulmeden kimselerdir.

Tevbe (Tövbe) Suresi 120. ayet:
Medine halkına ve çevresindeki bedevilere, Allah´ın elçisinden geri kalmaları, kendi nefislerini onun nefsine tercih etmeleri yakışmaz. Bu, gerçekten onların Allah yolunda bir susuzluk, bir yorgunluk, "dayanılmaz bir açlık" (çekmeleri), kâfirleri "kin ve öfkeyle ayaklandıracak" bir yere ayak basmaları ve düşmana karşı bir başarı kazanmaları karşılığında, mutlaka onlara bununla salih bir amel yazılmış olması nedeniyledir. Şüphesiz Allah, iyilik yapanların ecrini kaybetmez.

Yusuf Suresi 91. ayet:
Dediler ki: "Allah adına, hayret, Allah seni gerçekten bize karşı tercih edip-seçmiştir ve biz de gerçekten hataya düşenler idik."

İbrahim Suresi 3. ayet:
Onlar, dünya hayatını ahirete tercih ederler. Allah´ın yolundan alıkoyarlar ve onu çarpıtmak isterler (veya onda çarpıklık ararlar). İşte onlar, uzak bir sapıklık içindedirler.

TaHa Suresi 72. ayet:
Dediler ki: "Bize gelen apaçık delillere ve bizi yaratana seni asla tercih edip-seçmeyiz." Neyde hükmünü yürütebileceksen, durmaksızın hükmünü yürüt; sen, yalnızca bu dünya hayatında hükmünü yürütebilirsin."

Saffat (Saf Tutanlar) Suresi 153. ayet:
(Allah,) Kızları, erkek çocuklara tercih mi etmiş?

Sad Suresi 32. ayet:
O da demişti ki: "Gerçekten ben, mal (veya at) sevgisini Rabbimi zikretmekten dolayı tercih ettim." Sonunda bu atlar (koştular ve toz) perdesinin arkasına saklandılar.

Fussilet (Ayrıntılı) Suresi 17. ayet:
Semud´a gelince; Biz onlara doğru yolu gösterdik, fakat onlar körlüğü hidayete tercih ettiler. Böylece kazandıkları şeyler yüzünden onları alçaltıcı azabın yıldırımı yakalayıverdi.

Haşr (Toplanma) Suresi 9. ayet:
Kendilerinden önce o yurdu (Medine´yi) hazırlayıp imanı (gönüllerine) yerleştirenler ise, hicret edenleri severler ve onlara verilen şeylerden dolayı içlerinde bir ihtiyaç (arzusu) duymazlar. Kendilerinde bir açıklık (ihtiyaç) olsa bile (kardeşlerini) öz nefislerine tercih ederler. Kim nefsinin "cimri ve bencil tutkularından" korunmuşsa, işte onlar, felah (kurtuluş) bulanlardır.
Tercih - Tercih etmek - Kitap Tanıtım
Kimlik Tercihi

Mehmed Alagaş
İNSAN DERGİSİ YAYINLARI

- Allah´a inanıyor muyuz?
- Son Peygamber Resulullah (s.a.v)´e inanıyor muyuz?
- Kur´an-ı Kerim´e inanıyor muyuz?
- Kur´an-ı Kerim, yaşamamız gereken evrensel bir kitab mıdır? 
Tercih - Tercih etmek - Muhtelif yazılar
BASİT BÎR TERCİH 

İlk Müslüman Türk Devletlerinden biri olan Gazneliler devletinin en büyük ve değerli hükümdarlarından biri olan ve tarihte ilk defa "sultan" adını alan Sultan Mahmud, İslam´ı yaymak için Hindistan´a on sekiz sefer düzenlemişti.
İşte bu seferlerden birinde çok şiddetli bir direnme ile karşılaşmış, zafer kazanacağından şüpheye düşmüştü.
Tam bu zor durumda iken Allah´a şöyle yalvardı:
"Ey Rabbim, bu savaştan galip çıkarsam, aldığım bütün ganimetleri yoksullara dağıtacağım " 
Neticede Sultan Mahmud galip geldi ve çok kıymetli ganimetlere sahip oldu.
Gazne´ye döndüklerinde elde ettikleri bütün ganimetleri yoksullara, muhtaçlara dağıtmaya başladı.
Fakat bazı vezir ve komutanlar araya girip, 
"Aman Sultanım ne yapıyorsunuz, bunca değerli ganimetler, altınlar, inciler fakir fukaraya dağıtılır mı? Hem onlar bunların kıymetini ne bilecek? Üstelik devletin hazinesinin bunlara ihtiyacı var" diyorlardı.
Sultan Mahmut bunu Allah´a verdiği sözün gereği olarak yaptığını, kendisi için bir adak olduğunu söyledi.
Adamları yine itiraz ettiler: 
"Efendimiz önemsiz olanları dağıtın, değerli olanları hazineye ayırın, bütün memleketin bunlara ihtiyacı var" dediler.
Sultan Mahmut´un kafasını karıştırdılar. O zamanda Gazne´de yaşayan, doğruyu ve hakkı kellesi pahasına söylemekten çekinmeyen âlim ve fâzıl büyük bir zat vardı.
Sultan Mahmud onu çağırtıp durumu anlattı ve fikrini sordu O büyük zat şöyle dedi: 
"Sultanım bunda kararsızlığa düşecek bir taraf yok. Çok basit bir tercih karşısındasınız. Eğer Allah´a bir daha işiniz düşmeyecekse hemen adamlarınızın dediğini yapın, ganimetleri hazineye koyun. Ama Allah´a tekrar işiniz düşecekse verdiğiniz sözü tutun, adağınızı yerine getirin, ganimetleri yoksullara dağıtın.
Tercih - Tercih etmek - Özlü sözler
  • Akıllı yalnızlık aptal bir ilişkiden iyidir. Ya Kralın yanında kraliçe olursun, ya da soytarının yanında maskara. Tercih senin. - C. Palahniuk
  • Basit erkek, bütün bayanlara güzelsin demeyi tercih eder. Basit kadın buna inanır, zor kadın güler ve geçer. Hayat devam eder. - Charles Bukowski
  • Basit kadın; güzel olmayı zeki olmaya tercih eder. Çünkü basit erkekte zekayı anlayacak kafa değil, güzelliği görecek göz vardır. - Anton Çehov
  • Başkasının sarayında yaşamaktansa, senin zindanında ölmeyi tercih ederim.
  • Bilişim çağında cahillik tercihdir. — Tupac Shakur
  • Bir adam mutlu etmeyi tercih ettiği sürece mutludur. - Aleksandr Solzhenitsyn
  • Bir çok şeyi yarım bilmektense hiçbir şey bilmemeyi tercih ederim.
  • Bir dosttan tek bir gül ve güzel bir sözü ben onunlayken almayı, öldükten sonraki bir kamyon dolusu çiçeğe tercih ederim.
  • Bir kadın, sevdiği adamın başka bir kadın tarafından mutlu edildiğini görmektense; onu can çekişirken görmeyi tercih eder. - Balzac
  • Bugün kim olduğunuz, dünkü tercihlerinizin sonucudur. Yarın kim olacağınız, bugünkü kararlarınızın sonucu olacaktır. - Shakespeare
  • Devlet başkanı olmaktansa, haklı olmayı tercih ederim. - HENRY CLAY
  • Dizlerimin üstünde yaşamaktansa, ayakta ölmeyi tercih ederim.
  • Empati yapmayı severim. Bana aşık olanların yerine geçip kendime bakıyorum da; Gerçekten doğru bir tercih yapmışlar.
  • En haksız barışı en adil savaşa tercih ederim. - Cicero 
  • Geçmişe dönük keşkelerle yaşamaktansa, geleceğe dönük belkilerle yaşamayı tercih ederim.
  • Gözlerime bakıp da yapılan sahte bir gülücük yerine, yüzüme karşı gösterilen gerçek bir nefreti tercih ederim. - Çehov
  • Haksız bir davada zirve olmaktansa, haklı bir davada zerre olmayı tercih ederim.
  • Her şeyin en fazlasına sahip olmaktansa, her şeyin en azına ihtiyacım olmasını tercih ederim.
  • Her şeyin sıradanlaştığı bir dünyada bazen kaybetmek en doğru seçimdir. Ve o dünyada en yerinde tercih; vazgeçiştir.
  • İlginç bir ahlaksızlığı sıkıcı bir meziyete tercih ederim. - Moliére
  • İnsanların güvenini kaybetmektense para kaybetmeyi tercih ederim. - Robert Bosch
  • İyi insan "aklından hiç kötülük geçmeyen saf insan" değildir. İyi insan kötülüğü fark edip iyiyi tercih eden insandır.
  • İyilik hakkındaki bilgimle başkalarından üstün gelmeyi, gücümün ve imparatorluğumun genişliğiyle üstün gelmeye tercih ederim. - Aristo
  • İyimserler ve karamsarlar arasında tercih yapmamız gerekmez. Onlara ihtiyacımız var. Örneğin; iyimserler uçağı icad ettiler, karamsarlar paraşütü.
  • Kaybetmeyi, ahlaksız kazanca tercih et. İlkinin acısı bir an, ama ötekinin vicdan azabı bir ömür boyu sürer.
  • Mutluluk nedir bilir misin? Sevgilinin yüzünü görmektir, onun köyünde dilencilik yapmayı padişahlığa tercih etmektir. - Hafız-ı Şirazi
  • Olmadığım bir insan olarak sevilmektense, olduğum insan olarak nefret edilmeyi tercih ederim. Andre Gide
  • Para saadet getirmeyebilir ama bisiklet yerine mercedes´te ağlamayı tercih ederim.
  • Sen hangini tercih edersin geç olsun güç olmasın mı, geç olacağına hiç olmasın mı? - Lewis Carroll
  • Seven, sevdiğinin sözünü, başkalarının sözüne tercih eder. Seven, sevdiğinin sohbetini, başkalarının sohbetine tercih eder. Seven, sevdiğini memnun etmeyi, başkalarını memnun etmeye tercih eder. - İmam Gazâli (r.a.)
  • Yalnızca kültürlü insanlar öğrenmeyi sever, cahiller ders Vermeyi tercih eder. - Edouard le Berquier
  • Zenginlik insanı cimriliğe mahkum etmez. Cimrilik insanın kişisel tercihidir. - Muhammed BOZDAĞ
Tercih - Tercih etmek - Risale-i Nur Külliyatı
Ve nizam ve intizama tebâiyeti kabul etti. Ahlâksız ve serseri olan diğer kardeş, sırf serbestlik için sol yolu tercih etti. Zâhiren hafif, mânen ağır vaziyette giden bu adamı hayalen takip ediyoruz:
İşte bu adam, dereden tepeden aşıp, git gide, tâ hâlî bir sahrâya girdi. Birden müthiş bir sadâ işitti. Baktı ki, dehşetli bir aslan, meşelikten çıkıp ona hücum ediyor. O da kaçtı. Tâ altmış arşın derinliğinde susuz bir kuyuya rast geldi. Korkusundan kendini içine attı. Yarısına kadar düşüp, elleri bir ağaca rast geldi, yapıştı. Kuyunun duvarında göğermiş olan o ağacın iki kökü var. İki fare, biri beyaz biri siyah, o iki köke musallat olup kesiyorlar. Yukarıya baktı, gördü ki, aslan nöbetçi gibi kuyunun başında bekliyor. Aşağıya baktı, gördü ki, dehşetli bir ejderha içindedir. Başını kaldırmış, otuz arşın yukarıdaki ayağına takarrüb etmiş. Ağzı, kuyu ağzı gibi geniştir. Kuyunun duvarına baktı, gördü ki, ısırıcı, muzır haşerât etrafını almışlar. Ağacın başına baktı, gördü ki, bir incir ağacıdır. Fakat hârika olarak, muhtelif, çok ağaçların meyveleri, cevizden nara kadar başında yemişler var.

Sözler | Sekizinci Söz

Halbuki, şu zamanda, kizb ve sıdkın ortasındaki mesafe o kadar kısalmış ki, âdetâ omuz omuza vermişler. Sıdktan yalana (geçmek) pek kolay gidiliyor. Hattâ, siyâset propagandası vâsıtasıyla, yalancılık doğruluğa tercih ediliyor. İşte, en çirkin şey, en güzel şeylerle beraber bir dükkânda, bir fiyatla satılsa, elbette pek âlî olan ve hakikat cevherine giden sıdk ve hak pırlantası, o dükkâncının mârifetine ve sözüne itimad edip, körü körüne alınmaz.

Sözler | Yirmi Yedinci Söz