Mürit - Ansiklopedik bilgi
Mürit

Mürit, (isim) Bir tarikat şeyhine bağlanarak ondan tasavvufun yollarını öğrenen, onun doğrultusunda ilerleyen kimse

Mürit - Kitap Tanıtım
Mürşid ve Mürid Hukuku

Mehmet Ildırar
SEMERKAND  YAYINCILIK
Mürit - Muhtelif yazılar
İKİ ER KİŞİ İLE BİR HATUN KİŞİ 

Hacı Bayram Veli, Sultan II. Murad´ın saygı duyduğu manevi önderlerdendi.
Hükümdarın Hacı Bayram´a saygısı o derece büyüktü ki ona mürit olanlardan vergi almıyordu. 
Ama gelin görün ki bütün Ankara halkı Hacı Bayram´ın müridi olduğunu iddia ediyordu. 
Ankara´da kimden vergi istense "Ben Hacı Bayram´ın müridiyim" deyip işin içinden sıyrılıyordu. 
Bu durum hükümdara yansıtıldı. Hükümdar Hacı Bayram´a bir mektup gönderip, 
"Gerçek müritlerinizin sayısını bana bildiriniz, sizin bildirdiğiniz herkes vergiden muaf tutulmak üzere kabulümdür" dedi.
Hacı Bayram devletine saygılı bir maneviyat büyüğü olarak kendisine bağlılığın kötüye kullanılmasından zaten şikayetçi idi. 
Mektubu fırsat bilerek müritlik iddiasındaki herkese haber saldı: 
"Falan gün falan yerde toplanınız" diye. 
O gün hemen bütün Ankara halkı şeyhlerinin davetine uyarak bildirilen yere akın ettiler. 
Hacı Bayramı bir tepeciğe kurdurduğu siyah kıl bir çadırdan çıkarak kalabalığa sordu: 
"Beni seviyor musunuz?" 
Kalabalık hep bir ağızdan karşılık verdi: 
"Elbette seviyoruz." 
"Bana yürekten bağlı mısınız? İstesem benim için canınızı verir misiniz?" 
Kalabalık cevap verdi: 
"Canımız senin yoluna feda olsun..." 
Hacı Bayram bunun üzerine "Bugün bana inananları şu çadırın içinde bir bir kurban edip  canlarını cennete göndereceğim. Şimdi bir kişi çıksın" dedi. 
Kalabalıktan bir kişi çıktı. Hacı Bayram onu çadıra aldı. 
Çadırda önceden hazırlattığı koyunlardan birini kestirerek, kanını çadırdan dışarıya akıttırdı. 
Dışarıdakiler adamın gerçekten kurban edildiğini sanarak ürperdiler. Hacı Bayram dışarı çıktı, 
"Bir kişi daha gelsin" dedi. Bir adam daha çıktı. Onu da çadıra alıp aynı işlemi yaptı. 
Sonra dışarı çıktı ve bir kişi daha istedi. İşin şakayla gelir yanı yoktu. 
Giden gidiyordu. Bu defa bir şaşkınlık ve duraksama görüldü. Yine de bir hanım ileri çıktı. 
Hacı Bayram onu da çadıra aldı. Aynı olay tekrarlandı. Dördüncü defa Hacı Bayram kurbanlık isteyince tek kişi çıkmadı. 
Hacı Bayram artık hükümdara cevap verecek durumdaydı: 
- Sultanım, vergiden affedilmek üzere gerçek müritlerimi sormuştunuz. 
Benim gerçek müritlerim iki er kişi ile bir hatun kişiden ibaret üç kişidir. 
Mürit - Risale-i Nur Külliyatı
Evet, ayna muhafaza edilmeli, çünkü mazhardır. İşte mürşidin ruhu ve kalbi bir aynadır, Cenâb-ı Haktan gelen feyze mâkes olur, müridine aksedilmesine de vesile olur. Vesilelikten fazla, feyiz noktasında makam verilmemek lâzımdır.
Hattâ bazı olur ki, masdar telâkki edilen bir üstad, ne mazhardır, ne masdardır. Belki müridinin safvet-i ihlâsıyla ve kuvvet-i irtibatıyla ve ona hasr-ı nazarla, o mürid, başka yolda aldığı füyuzâtı, üstadının mir´ât-ı ruhundan gelmiş görüyor. Nasıl ki bazı adam, manyetizma vasıtasıyla bir cama dikkat ede ede âlem-i misale karşı hayalinde bir pencere açılır, o aynada çok garaibi müşahede eder. Halbuki aynada değil, belki aynaya olan dikkat-i nazar vasıtasıyla, aynanın haricinde hayaline bir pencere açılmış, görüyor. Onun içindir ki, Bazen nâkıs bir şeyhin hâlis müridi, şeyhinden daha ziyade kâmil olabilir. Ve döner, şeyhini irşad eder ve şeyhinin şeyhi olur.

Lemalar | On Yedinci Lem’a

Aziz, sıddık kardeşlerim, 
Eski zamanda bir şeyhin müridleri pek çok olmasından, o memleketin hükûmeti siyasetçe telâş edip onun cemaatini dağıtmak istemiş. O zat, hükümete demiş: "Benim yalnız bir buçuk müridim var, başka yok. İsterseniz tecrübe edeceğiz." 
O zat, bir yerde çadır kurdu, kendi binler müridlerini oraya toplattı. O da emretti: "Ben bir imtihan yapacağım. Her kim benim müridim ise ve emri kabul etse, Cennete gidecek." 
Çadıra birer birer çağırdı. Gizli bir koyun kesti. Güya has bir müridini kesti, Cennete gönderdi! O kanı gören binler müridler, daha hiçbiri şeyhi dinlemedi, inkâra başladılar. Yalnız bir adam dedi: "Başım feda olsun." Yanına gitti. Sonra bir kadın dahi gitti; başkalar dağıldılar. 

Şualar | On Üçüncü Şuâ