Rüya - Düş - Ansiklopedik bilgi
Rüya - Düş

1. (isim) Düş
2. Gerçekleşmesi imkânsız durum, hayal
3. Gerçekleşmesi beklenen ve istenen şey, umut

Düş
1. (isim) Uyurken zihinde beliren olayların, düşüncelerin bütünü, rüya
2. Gerçek olmayan şey, imge
3. Gerçekleşmesi istenen şey, umut
Rüya - Düş - Ayet mealleri
Yusuf Suresi 5. ayet:
(Babası) Demişti ki: "Oğlum, rüyanı kardeşlerine anlatma, yoksa sana bir tuzak kurarlar. Çünkü şeytan, insan için apaçık bir düşmandır."

Yusuf Suresi 100. ayet:
Babasını ve annesini tahta çıkarıp oturttu; onun için secdeye kapandılar. Dedi ki: "Ey Babam, bu, daha önceki rüyamın yorumudur. Doğrusu Rabbim onu gerçek kıldı. Bana iyilik etti, çünkü beni zindandan çıkardı. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını açtıktan sonra, (O,) çölden sizi getirdi. Şüphesiz benim Rabbim, dilediğini pek ince düzenleyip tedbir edendi. Gerçekten bilen, hüküm ve hikmet sahibi O´dur."

İsra (Gece Yürüyüşü) Suresi 60. ayet:
Hani biz sana: "Muhakkak Rabbin insanları çepeçevre kuşatmıştır" demiştik. Sana gösterdiğimiz o rüyayı insanları denemek için yaptık, Kur´an´da lanetlenmiş ağacı da. Biz onları korkutuyoruz. Fakat (bu) onlarda büyük bir azgınlıktan başka bir şey arttırmıyor.

Saffat (Saf Tutanlar) Suresi 102. ayet:
Böylece (çocuk) onun yanında koşabilecek çağa erişince (İbrahim ona): "Oğlum" dedi. "Gerçekten ben seni rüyamda boğazlıyorken gördüm. Bir bak, sen ne düşünüyorsun." (Oğlu İsmail) Dedi ki: "Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaallah, beni sabredenlerden bulacaksın."

Saffat (Saf Tutanlar) Suresi 105. ayet:
"Gerçekten sen, rüyayı doğruladın. Şüphesiz biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz."

Fetih (Fethetmek) Suresi 27. ayet:
Andolsun Allah, elçisinin gördüğü rüyanın hak olduğunu doğruladı. Eğer Allah dilerse, mutlaka siz Mescid-i Haram´a güven içinde, saçlarınızı tıraş etmiş, (kiminiz de) kısaltmış olarak (ve) korkusuzca gireceksiniz. Fakat Allah, sizin bilmediğinizi bildi, böylece bundan önce size yakın bir fetih (nasib) kıldı.

Rüya - Düş - Kitap Tanıtım
Gerçekleşen Rüyalar

Aydın Talay  
Nesil Yayınları

Görme, bakma anlamına gelen rü´yetle aynı kökten olan "rüya", uyurken görülen ve hakkında sayısız eserler yazılan şuur dışı bir hadisedir. "Rüyanın ne olduğu ve nasıl meydana geldiği" hakkında çeşitli fikirler ileri sürülmüşse de, hala kesin boyutlarla ortaya konulamamıştır. Uyuyan kimseyi dikkat, idare, hayal gücü ve diğer zihni melekeler yönünden kontrol altında tutmak hemen hemen imkansızdır. Rüya alemi o kimsenin yaptığı veya ona yapılan işlerden bambaşkadır. Rüya gören, kendisini kaplayan olgular içinde sadece pasih bir gözlemcidir. Uykuda düşünce merkezlerinin faaliyeti durur, alt sinir merkezlerinde bilinç dışı refleksler başlar, muhayyile(hayal etme gücü) pasifleşir. Fakat bütün bunlara rağmen olaylar "yer, şekil, renk ve ses ayrıntısına kadar" beyinde yer ederek bilahere anlatılır. Rüya alemi insanlığın çözemediği bir muammadır. Çünkü rüyayı denetlemek mümkün değil, aksine rüyalar bazen insanları yönlendiriyor. Rüya bir bakıma insanın hayatını etkileyen, geleceğine işaret eden faktör. Bu kitap, tarih boyunca insanları ve hatta devletleri etkileyen bazı meşhur rüyaları, başka bir ifadeyle gerçekleşen rüyaları ele alıyor.
Rüya - Düş - Muhtelif yazılar
HZ. ALİ (r.a.)´NİN RÜYA YORUMU 

Ashabtan (Peygamberimizin arkadaşları) Abdullah oğlu Cabir bir rüyasında, büyük ineklerin küçük inekleri sağdığını, hastaların sağları ziyaret ettiğini, kuru bir çay kenarında yemyeşil bahçeler bulunduğunu, minberde (camilerde imamın hutbe okuduğu yer) koca koca putlar durduğunu gördü. 
Bu, sıradan bir rüyaya benzemiyordu. Bunun önemli bir mesajı olmalıydı. 
Bu rüyayı yoracak kişi olarak ilk defa Hz. Ali (r.a.) aklına geldi. 
Hz. Peygamberin "İlim beldesinin kapısı" diye nitelediği Hz. Ali (r.a.) ancak güvenilir bir açıklama getirebilirdi.
Bu düşüncelerle rüyasını yordurmak üzere Hz. Ali (r.a.)´ye müracaat etti. Rüyasını tane tane anlattı ve  ne anlama geldiğini yormasını rica etti. Hz. Ali (r.a.): 
"Yanlış yorumdan Allah korusun" diyerek söze başladı ve şöyle devam etti. 
"Büyük ineklerin küçük inekleri sağması, yetki ve mevkilerini halkı soymak için kullanan görevlileri (amir ve memurları); hastaların sağları ziyaret etmesi, yoksulların hallerini arz etmek için zenginlerin peşinde koşmasını; kuru çay kenarında bulunan yemyeşil bahçeler, uzaktan veya dışardan bakıldığında çok büyük sanılan ve öyle ünlenmiş ama aslında içleri kupkuru çölden ibaret olan ilim adamlarını; minberde duran koca koca putlar ise, layık olmadığı halde ilmin, dinin ve devletin yüce makamlarına yükselmiş kimseleri ifade eder." 
Rüya - Düş - Muhtelif yazılar
HOŞA GİDEN YORUM 

Aziz Mahmud Hüdayi ile I. Sultan Ahmed´in dostluklarının ilginç bir başlangıcı vardır.
Sultan Ahmed tahta çıktıktan bir süre sonra bir rüyasında, Macaristan kralı ile mücadele ederken sırtüstü yere düştüğünü, kralın da üstüne çıktığını gördü.
Padişahın bu rüyasını gerek sarayda gerekse saray dışında makul bir yoruma bağlayan çıkmadı.
Bunun üzerine padişaha bu rüyasını Üsküdar´da oturan, ünü yeni yeni yayılan Aziz Mahmud Hüdayi´ye yorumlatması teklif edildi.
Sultan Ahmed rüyasını bir kağıda yazıp cevaplandırması isteğiyle Aziz Mahmud Hüdayi´ye gönderdi.
Hüdayi hükümdarın adamını dergahının kapısında karşıladı, elindeki mektubu aldı daha okumadan "cevabı burada" deyip, kendi mektubunu verdi ve geri çevirdi.
Aziz Mahmud Hüdayi padişahın rüyasını şöyle yorumlamıştı:
İnsanın rüyasında rakip karşısında sırtüstü yere düşmesi, gerçek hayatta ona galip geleceğine işarettir. Sırt insanın en kuvvetli yeridir. Toprak da en kuvvetli dayanaktır. Bu ikisi birleşince kuvvet üstüne doğar. Kısaca bu rüya İslam´ın kafirlere galebe edeceğini simgeler.
Sultan Ahmed, bu mantıklı ve müjdeli yorumu yapan şeyhe karşı içinden bir sevgi ve yakınlık duydu, işte bu sevgi ve yakınlık büyük bir dostluğun başlangıcı oldu.
Rüya - Düş - Muhtelif yazılar
EY PİR! KALK KURTAR

Yunanlılar Bursa´yı işgal ettiğinde "Pir Emir" isimli zatın türbesine bakan türbedar, mezarın başına giderek, bastonu ile sandukaya vurarak :
-Ey pir, Bursa işgal edildi, kalk kurtar! der
O gece rüyasında Pir Emir´i gören türbedara
Emir :
- Be hey gafil, vatanı düşmandan kurtarmak, ölülerin değil, dirilerin hakkıdır der ve okkalı bir tokat atar. Türbedar uyandığında tokatın acısı hala geçmemiştir.
Rüya - Düş - Muhtelif yazılar
Rüyaların Gizli Dili

1922 Nobel ödülünü Danimarkalı atom bilgini Niels Bohr atomun parçalanıp parçalanmayacağı konusunda araştırma yaparken masada uyuya kalır. 
Rüyada kainatta bir takım ışık kürelerinin birbirleriyle el ele tutuşarak ahenkli bir şekilde raksa başladığını görür. Bohr bundan yola çıkarak atom çekirdeğinin zerrelerin birbirleriyle nasıl birleştiğini anlar ve çekirdeğin parçalanabileceğine kanaat getirir. 
Bu yönde çalışarak atom konusunun en güçlü kuramlarından birinin ortaya atar. 
Bu kuram daha sonra ilk atom bombasının yapılmasına da ilham kaynağı olur. 
(Rüya yorumları ansiklopedisi Geçit kitapevi, İstanbul 2002)

Kanadalı Elias Hower dikiş makinesi üzerinde çalışmaktadır. Buluş hemen hemen tamamlanmıştır. Ancak bir türlü iğnenin şeklini bulamamaktadır. 
Yaptığı pek çok deneme sonunda başarısız olmuş ve ümidini yitirmeye başlamıştır. Bu sorunu çözmek için çaba harcayan Hower çaresiz kalmıştır. 
Bir gün rüyasında kendini Kızılderilililer kovalamaktadır. 
Koşarken ayaklarına iğneler batıyor ancak iğneler sivri uçlarından değil baş taraflarından batmaktadır 
Çekip çıkarmak istiyor ancak başaramıyor. 
Aklına bir fikir geliyor rüyasında ve iğnelere sivri uçlarına delik açıyor deliklerden sicim geçiriyor ve sicimleri çekerek iğneleri çekip çıkarıyor. 
Elias uyandığında aradığı cevabı bulduğunu anlıyor ve dikiş makinesinin iğnesini bu şekilde yapıyor.

Agust Kekule bazı karbon moleküllerinin nasıl olup ta bir araya geldiğini anlamaya çalışmakta ancak tüm çabalarına rağmen bu moleküllerin nasıl oluştuklarını ortaya çıkaramamaktadır. Bir gün rüyasında bir yılan aniden halka olup kuyruğunu yutuyor. Uyanan Kekule karbon atomlarının ortak bir daire oluşturup hidrojen atomları da bunları dışarıdan kuşatırsa değerlik bağları en uygun şekilde birbirlerine bağlanan kimyanın en önemli alanlarından olan “Halka Bileşenler”i buluyor.
(Rüyaların Gizli Dili, Berrin Türk oğlu, sınır ötesi yayınları, İstanbul, 2001)
Rüya - Düş - Özlü sözler
  • Dışarı bakan, rüya görür. İçeri bakan, uyanır. -  Carl Jung
  • Dün rüya, yarın hayaldir. Dünü mutlu, yarını umutlu yapan bugündür. Onun için bugüne iyi bak gülümse.
  • Dünya hayatı bir rüya gibidir senin için. Yolculuğu sen yaparsın, nereye gittiğini kader çizer. - Goethe
  • Düşünceler iyi ve cesur olanların beyinlerinde, kollarında gelişmelidir; Yoksa rüya olmaktan ileri gidemezler. - EMERSON
  • Hayatlarımızı bir rüyayla karşılaştıranlar haklıymış. Uyanık uyuyor, ve uykuda uyanıyormuşuz. - Michel de Montaigne
  • Ne içindeyim zamanın. Ne de büsbütün dışında; Yekpare, geniş bir anın parçalanmaz akışında. Bir garip rüya rengiyle, uyuşmuş gibi her şekil. Rüzgarda uçan tüy bile, benim kadar hafif değil. Başım sükutu öğüten uçsuz bucaksız değirmen ; İçim muradına ermiş abasız, postsuz bir derviş. Kökü bende bir sarmaşık olmuş dünya sezmekteyim ; Mavi, masmavi bir ışık ortasında yüzmekteyim. - Ahmet Hamdi Tanpınar
  • Rüyalarınızı gerçekleştirmenin en iyi yolu uyanmaktır. - Muhammed Ali
  • Sabah uyandığımızda iki seçeneğimiz var. Ya tekrar uyuyup rüya görmek, ya da uyanıp rüyanın peşinden koşmak.
  • Umut, uyanan bir insanın rüyasıdır. - Aristo
  • Uyumaya ve rüyalarımda delilerin uyanıkken hayal ettiklerinin aynılarını hayal etmeye alışkınım. - Rene Descartes
  • Yalnız başınıza gördüğünüz bir rüya sadece bir rüyadır. Beraber gördüğünüz bir rüya ise gerçekliktir. - John Lennon
Rüya - Düş - Risale-i Nur Külliyatı
Hem, nasıl ki şu kesâfetli, karanlıklı, dar dünyada güneşin pekçok aynalarda bir anda aynen bulunması gibi; öyle de, nurânî bir zât, bir anda çok yerlerde aynen bulunması-On Altıncı Sözde ispat edildiği gibi-meselâ, Hazret-i Cebrâil Aleyhisselâm bin yıldızda bir anda, hem Arşta, hem huzur-u Nebevîde, hem huzur-u İlâhîde bir vakitte bulunması; hem, Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâmın haşirde bir anda ekser etkıyâ-i ümmetiyle görüşmesi ve dünyada hadsiz makamlarda bir anda tezâhür etmesi; ve evliyânın bir nevi garibi olan abdalların bir vakitte çok yerlerde görünmesi; ve avâmın rüyâda bâzan bir dakikada bir sene kadar işler görmesi ve müşâhede etmesi; ve herkesin kalb, ruh, hayal cihetiyle bir anda pekçok yerlerle temas edip alâkadarâne bulunması mâlûm ve meşhud olduğundan, elbette nurânî kayıtsız, geniş ve ebedî olan Cennette, cisimleri ruh kuvvetinde ve hiffetinde ve hayal sür´atinde olan ehl-i Cennet, bir vakitte yüz bin yerlerde bulunup, yüz bin hûrilerle sohbet ederek, yüz bin tarzda zevk almak, o ebedî Cennete, o nihayetsiz rahmete lâyıktır ve Muhbir-i Sâdıkın (a.s.m.) haber verdiği gibi hak ve hakikattir.

Sözler | Yirmi Sekizinci Söz

İki adam rüyada lezaizin envaına câmi bir bahçede geziyorlar. Biri rüya olduğunu bilir, ehemmiyet vermez. Diğeri ise yakaza bilir, hakikî mütelezziz olur. 
Âlem-i rüya, âlem-i misâlin zılli ve o da âlem-i berzahın zılli olduğundan, desatirleri mütemâsildir. 

Sünuhat | İfade-i Marem