Hz. Ömer (r.a.) - Ansiklopedik bilgi
Hz. Ömer (r.a.)

Hz. Ömer (r.a.) (Ömer bin Hattab), (581-644)  İslam Devleti´nin Ebu Bekir´den sonraki halifesi (634-644). 
Sünni inancına göre dört Raşit Halife´nin (Hulefa-i Raşidin) ikincisidir. 
Şiâ halifeliğini tanımaz. Sahabe ve Aşere-i Mübeşşeredendir. 

Hz. Ömer (r.a.) - Hadisler
Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: 
"Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir gün (veya gece mûtad olmayan bir saatte) mescide geldi. 
Orada Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer (radıyallâhu anhümâ)´e rastladı. Onlara (bu saatte) niye geldiklerini sordu.
"Bizi evden çıkaran açlıktır!" dediler. Resûlullah da:
"Beni de evde çıkaran açlıktan başka bir şey değil!" buyurdu. 
Hep berâber Ebû´l-Heysem İbnu´l Teyyihân´a gittiler. 
O, bunlar için arpadan ekmek yapılmasını emretti. 
Ekmek yapıldı. Sonra kalkıp bir koyun kesti. 
Yanlarında bir hurma ağacında asılı olan tatlı suyu indirdi. 
Derken yemek geldi, yediler ve o sudan içtiler. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm):
"Şu günün nimetinden (Kıyâmet günü) hesap sorulacak! (Açlık sizi evinizden çıkardı. Bu nimetlere nail olduktan sonra dönüyorsunuz!" buyurdu." 
[Müslim, Eşribe 140, (2038); Muvatta, Sıfatu´n Nebi 28, (2, 932); Tirmizî, Zühd 39, (2370).]

Hz. Ömer (r.a.) - Kitap Tanıtım
Hazreti Ömer´ul- Faruk

Mahmud Sami Ramazanoğlu
ERKAM YAYINLARI

Hz. Ömer -radıyallahu anh- bir kıtlık zamanında bir deve boğazlayıp, Medine fukarasına ulaştırılmasını istemişti. Meğer hizmetçi, o devenin iyi etlerinden bir parça alıp Halife için hoş bir yemek pişirmişti. İftar zamanında huzuruna getirdikte;
- "Bu neredendir?" diye sual etti.
Hizmetçi de:
- "Ya Emirel-Mü´minin! Dünki boğazlanan devenin etindendir." deyince, hali değişti ve ağlayarak dedi ki:
- "Vay benim gibi valiye ki, fukaraya etin kemiğini ulaştırıp, kendisi için iyisini alıkorlar. Ey hizmetçi! Bir daha böyle yapma. Bu yiyeceği kaldır, fukaradan ehl ü iyali olan bir kimsenin evine götür, yesinler. Bana da yine evvelki gibi yiyecek getirin. Halifeye ayda bir kere et yemek kifayet eder."
Hizmetçi de eti, sofrası ile bir ehli beyte ulaştırdı. Halife ise adet üzere hizmetçinin getirdiği kuruca ekmek ile bir miktar zeytin yağını ekmeğine katık edip ham eyledi.
Hz. Ömer (r.a.) - Muhtelif yazılar
BAL ŞERBETİ 

Bir Ramazan´da Medineli bir Müslüman Halife Hz. Ömer´i (r.a.) iftar yemeğine davet etti. 
Yemek sırasında yalnız Hz. Ömer´e  (r.a.)  bir kab içinde bir içecek sunuldu. Hz. Ömer (r.a.) sordu: 
"Bu nedir?" Ev sahibi cevab verdi: 
"Bal şerbetidir efendim, sizin için ayırmıştık da..." 
Hz. Ömer (r.a.) onu içmeyi reddederek şöyle dedi:
"Benim yönetimini üstlendiğim halkın çoğu içmek için henüz kuyu suyunu bile bulamazken ben burada bal şerbeti içemem." 

Hz. Ömer (r.a.) - Muhtelif yazılar
ADAMIN ÖNEMİ 

Halife Hz. Ömer (r.a.) bir mecliste hazır bulunanlara sordu: 
- Eğer dileğiniz hemen kabul ediliverecek olsa ne dilerdiniz? 
Birisi, "Benim falan vadi dolusu altınım olsun isterim. Onu harcayarak İslâm´a daha çok hizmet edeyim diye" dedi. Bir başkası, "Şu kadar sürüm (davar, koyun, keçi), mal ve mülküm olsun isterdim. Gerektikçe onları sarf ederek dine yararlı olayım diye" dedi. Herkes buna benzer şeyler söyledi. Hz. Ömer  (r.a.) hiçbirini beğenmedi. Bu defa meclistekiler, Hz. Ömer´e  (r.a.) sordu: 
- Ya Ömer  (r.a.) peki sen ne dilerdin? Cevap verdi: 
- Ben de Muaz, Salim, Ebû Ubuyde gibi Müslümanlar yetişsin isterdim. İslâm´a onlar vasıtasıyla hizmet edeyim diye. 
Hz. Ömer (r.a.) - Risale-i Nur Külliyatı
İkinci Makam:
O hâdisâta sebebiyet veren ve fesadı çeviren birkaç Yahudiden ibaret değildir ki, onları keşfetmekle fesadın önü alınsın. Çünkü, pek çok muhtelif milletlerin İslâmiyete girmeleriyle, birbirine zıt ve muhalif çok cereyanlar ve efkâr karıştı. Bahusus, bazıların gurur-u millîleri Hazret-i Ömer´in (r.a.) darbeleriyle dehşetli yaralandığından, seciyeten intikama fırsat beklerlerdi. Çünkü, onların hem eski dini iptal edilmiş, hem medar-ı şerefi olan eski hükümeti ve saltanatı tahrip edilmiş. İntikamını, bilerek veya bilmeyerek hâkimiyet-i İslâmiyeden almaya hissen taraftar bir suret almış. Onun için, Yahudi gibi zeki ve dessas bir kısım münafıklar, o hâlet-i içtimaiyeden istifade ettiler denilmiş. Demek, o hâdisâtın önünü almak, o vakitteki hayat-ı içtimaiyeyi ve muhtelif efkârı ıslahla olurdu. Yoksa, bir iki müfsidin keşfedilmesiyle olmazdı.
Eğer denilse: "Hazret-i Ömer´in (r.a.) minber üstünde, bir aylık mesafede bulunan Sâriye namındaki bir kumandanına, ...

Mektubat | On Beşinci Mektup 

On Üçüncü Misal: Ebu Davud ve Ahmed ibni Hanbel ve İmam-ı Beyhakî gibi sadûk imamlar, Dükeynü´l-Ahmes ibni Saidi´l-Müzeyn´den, hem altı kardeşle beraber sohbete müşerref ve Sahabelerden olan Numan ibni Mukarrini´l-Ahmesiyyi´l-Müzeyn´den, hem Cerir´den naklederek, müteaddit tariklerle Hazreti Ömer ibnü´l-Hattab´dan naklediyorlar ki:
Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm Hazret-i Ömer´e emretti: "Ahmesî kabilesinden gelen dört yüz atlıya yolculuk için zâd ü zahîre ver." Hazret-i Ömer dedi: "Ya Resulallah, mevcut zahîre birkaç sâ´dır. Kümesi, oturmuş bir deve yavrusu kadardır." Ferman etti: "Git, ver." O da gitti, yarım yük hurmadan, dört yüz süvariye kifayet derecesinde zâd ü zahîre verdi. Ve dedi: Hiç noksan olmamış gibi eski halinde kaldı. 
İşte şu mucize-i bereket, dört yüz adamla ve bahusus Hazret-i Ömer ile münasebettar bir surette vukua gelmiştir. Rivayetlerin arkasında bunlar var. Bunların sükûtu, tasdiktir; iki üç haber-i vahid deyip geçme. Böyle hadiseler haber-i vahid dahi olsa, tevatür-ü mânevî hükmünde kanaat verir.

Mektubat | On Dokuzuncu Mektup