Hac - Hacca gitmek - Ansiklopedik bilgi
Hac - Hacca gitmek

Hac
1. (isim, din b.) Genellikle tek tanrılı dinlerde kutsal olarak tanınan yerlerin, o dinden olanlarca yılın belli aylarında ziyaret edilmesi
2. İslam´ın beş şartından biri olan, Müslümanlarca zilhicce ayında Mekke´de yapılan Kâbe´yi ziyaret ve tavaf ibadeti

Hacca gitmek
1. Müslümanlıkta, hac amacıyla Mekke´ye gitmek
2. Hristiyanlıkta, kutsal sayılan yerlere gitmek

Hac - Hacca gitmek - Ayet mealleri
Bakara (Sığır) Suresi 158. ayet:
Şüphesiz, "Safa" ile "Merve" Allah´ın işaretlerindendir. Böylece kim Evi (Ka´be´yi) hacceder veya umre yaparsa, artık bu ikisini tavaf etmesinde kendisi için bir sakınca yoktur. Kim de gönülden bir hayır yaparsa (karşılığını alır). Şüphesiz Allah, şükrün karşılığını verendir, bilendir.

Bakara (Sığır) Suresi 189. ayet:
Sana, hilalleri (doğuş halindeki ayları) sorarlar. De ki: "O, insanlar ve hacc için belirlenmiş vakitlerdir. İyilik (birr), evlere arkalarından gelmeniz değildir, ama iyilik sakınan(ın tutumudur). Evlere kapılarından girin. Allah´tan sakının, umulur ki kurtuluşa erersiniz.

Bakara (Sığır) Suresi 196. ayet:
Haccı ve umreyi Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve buna benzer nedenlerle) kuşatılırsanız, artık size kolay gelen kurban(ı gönderin). Kurban yerine varıncaya kadar başlarınızı traş etmeyin. Kim sizden hasta ise veya başından şikayeti varsa, onun ya oruç ya sadaka veya kurban olarak fidye (vermesi gerekir). Güvenliğe kavuşursanız, hacca kadar umre ile yararlanmak isteyene, kolayına gelen bir kurban(ı kesmek gerekir). Bulamayana da, hacc´da üç gün, döndüğünüzde yedi (gün) olmak üzere, bunlar, tamı tamına on (gün) oruç vardır. Bu, ailesi Mescid-i Haram´da olmayanlar içindir. Allah´tan korkun ve bilin ki Allah, muhakkak cezası pek çetin olandır.

Bakara (Sığır) Suresi 197. ayet:
Hacc, bilinen aylardır. Böylelikle kim onlarda haccı farz eder (yerine getirir)se, (bilsin ki) haccda kadına yaklaşmak, fısk yapmak ve kavgaya girişmek yoktur. Siz, hayır adına ne yaparsanız, Allah, onu bilir. Azık edinin, şüphesiz azığın en hayırlısı takvadır. Ey temiz akıl sahipleri, benden korkup-sakının.

Bakara (Sığır) Suresi 200. ayet:
(Hacc) ibadetlerinizi bitirdiğinizde, artık (cahiliye döneminde) atalarınızı andığınız gibi, hatta ondan da kuvvetli bir anma ile Allah´ı anın. İnsanlardan öylesi vardır ki: "Rabbimiz, bize dünyada ver" der; onun ahirette nasibi yoktur.

Ali İmran (İmran Ailesi) Suresi 97. ayet:
Orada apaçık ayetler (ve) İbrahim´in makamı vardır. Kim oraya girerse o güvenliktedir. Ona bir yol bulup güç yetirenlerin Ev´i haccetmesi Allah´ın insanlar üzerindeki hakkıdır. Kim de inkâr ederse, şüphesiz, Allah alemlere karşı muhtaç olmayandır.

Tevbe (Tövbe) Suresi 3. ayet:
Ve büyük Hacc (Hacc-ı Ekber) günü, Allah´tan ve Resûlü´nden insanlara bir duyuru: Kesin olarak Allah, müşriklerden uzaktır, O´nun Resûlü de... Eğer tevbe ederseniz bu sizin için daha hayırlıdır; yok eğer yüz çevirirseniz, bilin ki Allah´ı elbette aciz bırakacak değilsiniz. İnkâr edenleri acı bir azabla müjdele.

Tevbe (Tövbe) Suresi 19. ayet:
Hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram´ı onarmayı, Allah´a ve ahiret gününe iman eden ve Allah yolunda cihad edenin (yaptıkları) gibi mi saydınız? (Bunlar) Allah katında bir olmazlar. Allah zulmeden bir topluluğa hidayet vermez.

Hac Suresi 27. ayet:
"İnsanlar içinde haccı duyur; gerek yaya, gerekse uzak yollardan (derin vadilerden) gelen yorgun düşmüş develer üstünde sana gelsinler."

Hac - Hacca gitmek - Kitap Tanıtım
Evliyaullahtan Hac Hikayeleri

Veysel Akkaya
SUFİ KİTAP YAYINLARI

Amellerin en üstünüdür hac. Cismin ve rûhun, ilim ve amelin bir araya geldiği bu ibadet Kutsal Mekan´da gerçekleşir. 
Orası, Peygamber ve velîlerin ayaklarını bastığı, meleklerin en üstünlerinin indiği ve Allahu Teala´nın vahyinin nâzil olduğu makamdır. Kâbe, âşıklar ve ârifler için Hakk´a kavuşma yeridir, bu sebeple sûfîler, Hacca, Yüce Dost´tan bir eser bulmak niyetiyle giderlerdi.

Sahasında ilk olma özelliğini taşıyan Evliyaullahtan Hac Hikâyeleri´nde, Hak Dostlarının, üç kutsal mekân; Mekke, Medine ve Kudüs´te yaşadıkları önemli hatıralar bir araya getirilerek, Allah´ın evini ziyaret etmenin adap ve erkânına dair özgün bir bakış açısı sunulmuştur.

Haccı, Dost´a âşık olanların dünyasındaki boyutuyla yakalamaya çalışanlar için...
Hac - Hacca gitmek - Kitap Tanıtım
Hac Günlüğü

Ahmet Turan Alkan
TİMAŞ YAYINLARI

Köroğlu ile Ayvaz’ın kutsal beldelerdeki yolculuğu… Yani akademisyen, yazar, denemeci A. Turan Alkan ile eşinin hac yolculuğu. Türkçeye olan vukufiyeti, dil hassasiyeti ve zengin edebi birikimiyle A. Turan Alkan’ın kaleminden kutsal yolculuğun kişisel öyküsü.

Çizgili deftere yazılıp, kişisel hatıratın arasında saklı kalması düşünülerek kaleme alınmış bu izlenimler; kısmi olarak yayınlandıkları mecrada okuyucunun büyük ilgisini görünce bir günlük/anı formatında kitaplaştırıldı.  
Yazarın “Altıncı Şehir”le başlayan deneme yolculuğu “Hac Günlüğü” ile yeni bir ilke daha imza attı.

Hac Günlüğü bir hac rehberi değil. Haccın usul ve erkanına ait fıkhı tesbitlerden de bahsetmiyor. Bir çeşit, haccın mü’min bir yazarın iç dünyasındaki akisleri. 
Hac felsefesi ya da denemeleri. Edebiyatımızda ve yazın dünyamızda benzeri olmayan bir eser. Hatıralar, anektodlar, izlenimler, eleştiriler ve elbette duygular. Bin yıllık bir ibadetin, geleneğin akıl ve kâlp süzgecinden geçirilerek eritildiği bir pota.

Denemenin üstadı Ahmet Turan Alkan’ın mahir kalemi, kıvrak zekası ve eşsiz tespitleriyle…
Hac - Hacca gitmek - Muhtelif yazılar
Hacc´dan nasıl dönülür? 

Abdullah bin Mihran anlatıyor: 
Hârûn Reşîd hacca gitti. Dönüşünde bir müddet Kûfe´de istirahat etti. 
Sonra yola çıkacağı zaman herkes kendisini yolcu etmek için sokağa döküldü. Behlül de çıkmıştı. 
Çocuklar onunla oynayıp eğleniyorlardı. Tam o sırada Hârûn´un develer üzerinde muhteşem kâfilesi gözüktü.
Çocuklar da Behlül´ü bırakıp onun seyrine koyuldular. Tam Hârûn´un geldiği sırada Behlül yüksek sesle: 
"Ey Hârûn!" diye seslendi. Hârûn, perdeyi kaldırarak: "Buyur Behlül, ne istiyorsun?" dedi. Behlül: 
"Ey Müminlerin Emîri! Eymen bin Nâil, Kudame bin Abdülâmir´den bize şöyle haber verdi ve dedi ki:
"Ben Resûl-i Ekremi Arafat´tan dönüşte görmüştüm. Kızıl bir deveye binmişti. 
Yanında kimse dövülmediği gibi, kimse de kovulmazdı. "Yol verin, yol verin!" diyen münâdileri de yoktu. 
Sen de bu usûle riâyet eyle. Bilmiş ol ki; tevâzu ile yolculuk etmen, kibir ile seyâhatinden hayırlıdır." 

Hac - Hacca gitmek - Risale-i Nur Külliyatı
İşte hacda pek kesretli denilmesi, şu sırdandır. Çünkü, hacc-ı şerif, bilasâle herkes için, bir mertebe-i külliyede bir ubûdiyettir. Nasıl ki bir nefer, bayram gibi bir yevm-i mahsusta, ferik dairesinde, bir ferik gibi padişahın bayramına gider ve lûtfuna mazhar olur. Öyle de, bir hacı, ne kadar âmî de olsa, kat-ı merâtib etmiş bir velî gibi, umum aktâr-ı arzın Rabb-i Azîmi ünvânıyla Rabbine müteveccihtir, bir ubûdiyet-i külliye ile müşerreftir. Elbette, hac miftâhıyla açılan merâtib-i külliye-i Rubûbiyet ve dürbünüyle nazarına görünen âfâk-ı azamet-i Ulûhiyet ve şeâiriyle kalbine ve hayaline gittikçe genişlenen devâir-i ubûdiyet ve merâtib-i kibriyâ ve ufk-u tecelliyâtın verdiği hararet, hayret ve dehşet ve heybet-i Rubûbiyet...

Sözler | On Altıncı Söz 

Aziz, sıddık kardeşlerim, 
Evvelâ: Haccı men eden, zemzemi döktüren, hakkımızda eşedd-i zulme müsâadekâr davranan ve Zülfikar ve Siracü´n-Nur´un müsaderesine ehemmiyet vermeyen ve bizi garazkârâne, kanunsuz, tazip eden memurları terfi ettirip hanemizden çıkan mazlumâne lisan-ı hal ile yüksek ağlamamızı ve sesimizi işitmeyen bir müstebit kabinenin zamanında en rahat yer hapistir. Yalnız mümkün olsa başka hapse naklolsak, tam selâmet olur. 

Şualar | On Dördüncü Şuâ