Gıybet - Dedikodu - Ansiklopedik bilgi
Gıybet - Dedikodu

Gıybet, (isim) Dedikodu

Dedikodu, (isim) Başkalarını çekiştirmek ve kınamak üzere yapılan konuşma, kov, gıybet, kılükal
Gıybet - Dedikodu - Ayet mealleri
Hucurat (Odalar) Suresi 12. ayet:
Ey iman edenler, zandan çok kaçının; çünkü zannın bir kısmı günahtır. Tecessüs etmeyin (birbirinizin gizli yönlerini araştırmayın). Kiminiz kiminizin gıybetini yapmasın (arkasından çekiştirmesin.) Sizden biriniz, ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi? İşte, bundan tiksindiniz. Allah´tan korkup-sakının. Şüphesiz Allah, tevbeleri kabul edendir, çok esirgeyendir.

Nur (Işık) Suresi 14. ayet:
Eğer Allah´ın dünyada ve ahirette sizin üzerinizde fazlı ve rahmeti olmasaydı, içine daldığınız dedikodudan dolayı size büyük bir azab dokunurdu.
Gıybet - Dedikodu - Kitap Tanıtım
Kötü Haslet- 4 
Gıybet Söz Taşıma Haset ve Kibir (Cep Boy)
Ebü´l Leys Semerkandi
KARACA YAYINEVİ

Gıybet nedir? bilirmisiniz?
Kardeşinizin hoşnamayacağı birşeyle onu gıyaben (kendisi yokken) anmaktır.

Hadis-i Şerif
Gıybet - Dedikodu - Muhtelif yazılar
Gıybet yapmayanlar

Bir gün Behlül´ü kabristanda gördüler.
Ayaklarını kabir taşları arasına sokmuş toprakla oynuyordu. 
Kendisine; "Ey Behlül ne yapıyorsun?" diye sordular. 
Onlara gâyet sâkin olarak; "Bana eziyet etmeyen, gıybetimi yapmayan insanlarla oturup sohbet ediyorum. 
Bunlar sağ olanlardan daha emin." diye cevap verdi.

Gıybet - Dedikodu - Muhtelif yazılar
Gıybetin sebepleri:
1. İntikam duygusunu tatmin,
2. Arkadaşlara muvafakat,
3. Gösteriş ve büyüklük; başkalarını küçültme, kendini büyütme,
4. Kıskançlık,
5. Hoşça vakit geçirmek, güldürmek için başkalarının ayıp ve kusurlarının ortaya serilmesi,
6. Küçük düşürmek için alay
(İhyâu Ulûmiddin, Trc: Ali Arslan, İstanbul 19’72; VI, 522 vd)

Gıybet - Dedikodu - Muhtelif yazılar
Gıybetimi yapmıyorlar

Hz. Ali, mezarlığa neden sık gittiğini soranlara şu cevabı vermiş:

- İki sebebi var: Anlattıklarıma itiraz etmiyorlar ve arkamdan konuşup, gıybetimi yapmıyorlar.
Gıybet - Dedikodu - Muhtelif yazılar
ARPA VE SAMAN 

Eski Ramazanlardan birinde iki molla âdet olduğu üzere Anadolu köylerine ramazan hocalığı yapmaya çıktılar.
Rahat birer köy bulmak için yollarına devam ederken, bir akşam vakti yolları üzerindeki bir köyde misafir oldular.
Ev sahibi köylü irfan sahibi, umur görmüş biriydi.
Mollalar akşam namazı yaklaştığı için hazırlanmak istediler.
Biri abdest almak için dışarı çıktı Ev sahibi köylü içerde kalana sordu: 
- Arkadaşının tahsili, terbiyesi yeterli midir, Kur´an´ı iyi okur mu, tefsir ve hadis öğrenmiş midir? 
Odada kalan cevap verdi: 
- Yok canım, ne tahsil ve terbiyesi, ne ilmi?
Eşeğin biridir, bir şeyden anlamaz Biraz şarlatandır, ona güveniyor.
Bu arada dışarı çıkan içeri girdi ve içerdeki dışarı çıktı.
Köylü içeri girene de arkadaşı için aynı soruyu sordu O da arkadaşı için şöyle dedi: 
- Sığırın biridir İlim ve edepten hiç nasip almamıştır. İstanbul´da boşuna kaldırım çiğnemiştir 
Mollaların hazırlanması bitince birlikte akşam namazı kıldılar.
Namazdan sonra ev sahibi akşam yemeği getirdi ve mollaları sofraya buyur etti.
Sofrada ağzı kapalı üç tabak yemek vardı. 
Ev sahibi bunlardan ikisini birer tane mollaların önüne, diğerini de kendi önüne koydu ve "Haydi buyurun" deyince herkes önündeki tabağı açtı.
Mollalardan birinin tabağında arpa diğerinin tabağında saman vardı.
Ev sahibi köylünün tabağında ise nefis bir tas kebabı bulunuyordu Mollalar şaşırdılar, kızarıp bozardılar.
Ev sahibi onların bir-şey söylemesine fırsat bırakmadan durumu aydınlatmaya başladı.
Önce önünde arpa olana dönüp şöyle dedi: 
- Arkadaşın senin için eşeğin biridir dedi. Bunun için sana arpa koydurdum. Çünkü bir kimseyi en iyi arkadaşı tanır. Kişiyi arkadaşından sorarlar 
Sonra önünde saman olana döndü ve, 
- Senin için de arkadaşın "sığırdır" dedi. En iyi sığır yiyeceği saman olduğu için senin tabağına da saman koydurdum. Buyurun, afiyet olsun, dedi 

Gıybet - Dedikodu - Muhtelif yazılar
Besmele çekmez
 
Biri, Şeyhülislam İbni Kemal´e gelerek Şair İşreti hakkında dedikodu yapmaya başlamış ve bir ara şöyle demiş:

"Haberiniz var mı efendimiz, Şair İşreti şarap içerken besmele çekiyormuş. Bu küfür değil mi? Bunun hakkında ne buyurursunuz?"

Şeyhülislam ibni Kemal Efendi, başkası hakkında ileri geri konuşan o adama dersini şöyle diyerek vermiş:

"İşreti´yi ben çok iyi tanırım. O, su içerken bile Besmele çekmez."
Gıybet - Dedikodu - Muhtelif yazılar
İçinde Tutmak

Adamın biri Hasan-ı Basri hazretlerine gelir. Biliyor musunuz der, filanca sizin hakkınızda olmayacak şeyler söylüyor? 
- Nerden biliyorsun? 
- Kulaklarımla duydum. 
- Nerede? 
- Fitnecinin evinde 
- Orada ne arıyordun? 
- Ziyafete gitmiştim. 
- Peki neler ikram etti? 
- Çorba, börek, pilav, tatlı, dolmalar, köfteler, meyveler, şerbetler... Bir sürü şeyler işte. 
- Bütün bunları içinde tutuyorsun da o üç beş kelimeyi niye tutamıyorsun?
Gıybet - Dedikodu - Muhtelif yazılar
CAMİDE NARGİLE 

Eserleriyle Osmanlı Türk-İslâm tarihine damgasını vuran, Türk mimarlık tarihinin yüz akı Mimar Sinan, en büyük ve en muhteşem eseri Süleymaniye camiinin inşasını tamamladıktan sonra bazı bakımlardan bu ulu mabedi testlere tâbi tutuyordu.
Bunlardan biri de cami içinde sesin dengeli bir şekilde dağılıp dağılmadığını, mihrapta Kur´an okuyan imamın sesinin en arkalardan ve diplerden duyulup duyulmadığının denenmesi idi.
Bunun için Mimar Sinan nargile kullanıyordu.
Nargileyi mihraba koyuyor, içindeki suyu fokurdatıyordu.
Bu fokurtu cami içinde ahenkli bir şekilde dağılıyor mu, her yerden net olarak duyuluyor muydu, bunu kontrol ediyordu. 
Her devirde eksik olmayan gammazlardan biri, Anadolu halkının evliya olarak bildiği bu büyük insanı Kanuni´ye ispiyon etmişti: 
- Efendimiz, Mimar Sinan yeni yaptığı caminin mihrabında nargile fokurdatıyor.
Kanuni hiç ihtimal vermedi.
Sinan´ın samimi bir Müslüman olduğuna, böyle bir şey yapmayacağına güveni tamdı. 
Ama usulen de olsa olayın üzerinde durmadığı takdirde yanlış anlamalara ve dedikodulara meydan vermiş olabilirdi. 
Bu sebeple bir gün aniden camiye geldi. Camii gezip dolaşırken mihraptaki nargileye gözü tesadüfen takılmış gibi yaptı. Sordu: 
- Bu da ne oluyor? Camide nargile kullanan mı var? 
Sinan sakin, kendinden emin cevap verdi: 
- Hâşâ hünkarım, beytullahta (Allah´ın evi) nargile içecek kadar din, iman yoksunu değiliz elhamdülillah. Burada bulundurmamızın sebebi, onu fokurdatmak suretiyle camiin ses düzenini kontrol etmektir. Dikkat buyurursanız nargilede tömbeki (tütün) bile yoktur.
Her şeyin tahmin ettiği gibi çıktığını gören hükümdar Sinan´ın sırtını sıvazladı ve camiden ayrıldı.
Gıybet - Dedikodu - Muhtelif yazılar

Yaydan Çıkan Ok Gibi

Bir kadın komşularından birisi hakkında bir dedikoduyu yayıp duruyordu. Birkaç gün içinde bütün köy bu dedikoduyu duydu. Dedikodunun kurbanı derinden yaralandı ve incindi. Dedikoducu kadın daha sonra yaptığından pişman oldu ve çok üzüldü. Hatasını nasıl tamir edebileceğini sormak için bilgiye gitti. “Pazar git” dedi bilge. “Bir tavuk al ve onu kestir. Eve dönerken tüylerini yol ve yol boyunca yere at.” Kadın, nasihatin garipliğine şaşırsa da denileni yaptı.
Ertesi gün bilge, bu defa şu tavsiyede bulundu: “Şimdi git ve dün attığın bütün o tüyleri topla ve bana getir.”
Kadın aynı yolu izledi ama umutsuzluk ve korku içinde gördü ki rüzgar bütün tüyleri uçurup götürmüş. Saatler süren arayışın sonunda elinde sadece birkaç tüyle dönebildi.
“Görüyorsun” dedi yaşlı bilge. “Onları yere atmak mümkün, ama geri toplamak imkansız. Dedikodu da öyle. Dedikodu yapmak ne kadar kolaysa, dedikoduyla işlediğin hatayı telafi etmen de o kadar zordur.”

Gıybet - Dedikodu - Özlü sözler
  • 3 kişinin gıybeti olmaz. Bunlar: 1) Nefsinin arzularına uyanlar, 2) fıskını ilan edenler, 3) zalim hükümdarlar.    Hasan-ı Basri
  • Allah insanlar hakkındaki hükmünü bütün ömürleri bittikten sonra veriyor da, biz aciz insanlar, kim oluyoruz da, onları bir kez görmekle,iki-üç yazısını okumakla, bir kaç dedikodu dinlemekle, haklarında hüküm verebiliyoruz? - Dale Carnegie
  • Allah’a yemin ederim ki, gıybet, müminin dinini ifsad (bozma) hususunda, cüzzamın bedeni ifsad etmesinden çok daha hızlıdır.    Hasan Basri
  • Başkalarını kötülemek için yapılan dedikodudan duyulan zevk, başkalarını düşürdüğümüz ölçüde kendimizi yükselttiğimizi sanmaktır.    Descartes
  • Başkalarının dedikodusunu yapan bir gün senin de dedikodunu yapar.    Frank Sherkani
  • Başkalarının sizi gıybet etmesinden kederlenmeyiniz, Zira gıybet eden, farkında olmayarak size iyilik etmiş olur.    Horasani
  • Başkalarının sözlerini sana taşıyan bir kimse, bil ki senin sözlerini de onlara taşıyordur.    Hasan-i Basri
  • Bir geldi mi ağır ölüm uykusu / Biter bu dünyanın dedikodusu. - Ömer Hayyam 
  • Birinin aleyhinde söylenen sözü dinleyen, o sözü söyleyen gibidir.    Hz. Ali (r.a.)
  • Bugünün dedikodusu yarının manşetidir. - Walter Winchell
  • Dedikodu basit ruhlu insanların eğlencesidir.    Corneille
  • Dedikodu dinleyen dedikodu yapan kadar hatalıdır.    James Randall
  • Dedikodu, doğru bilgi olmadığı zaman merakın kendini tatmin etmesi halidir.
  • Dedikodu, basit ruhlu insanların eğlencesidir. JORNEİLLE 
  • Dedikodu: NEFRET EDENLER Tarafından ÇIKARILIR.. APTALLAR Tarafından YAYILIR, GERİZEKALILAR Tarafından İNANILIR.
  • Dedikoducu, tüccar gibi aldığı lafı hemen satmak zorundadır.    John Jewel
  • Dört şeyi dört şeyden temizle: Dilini gıybetten, kalbini kıskançlıktan, mideni haram lokmadan, davranışlarını riyadan.
  • Dünyada en kolay şey dedikodu yapmak en zor şeyse kendini tanımaktır.    John Lubbock
  • Dünyada kendi hakkında konuşulmaktan daha kötü bir şey vardır: Kendi hakkında konuşulmamak.    Oscar Wilde
  • Egoistlerin en iyi tarafı sürekli kendilerinden bahsettiklerinden gıybet yapmamalarıdır.
  • Gıybet, bela ve nefretin çekirdeğidir; mantar gibi çoğalan salgın bir hastalıktır.    Muhammed Bozdağ
  • Her dedikodu, orada olmayan biri hakkında yapılıyorsa, inanılmayacak kadar tatlı değil midir? İnsanların dedikodularından uzak kalabilirsek, kendimiz de rahatlamış oluruz.    Shakespeare
  • İnsanlar seninle konuşmayı bıraktığında, Arkandan konuşmaya başlarlar.    Pablo Neruda
  • Kardeşinin dahi hoşlanmadığı bir şeyden başka yerde bahsedilirse bu da dedikodudan sayılır.    John Watson
  • Kişiyi iyi tanırsan kimseyi inandıramazsın Ama kötülersen herkesi inandırırsın.    John Draper
  • Konuşup konuşup muhabbetin sonu geldikten sonra, "amaaan boşver dedikodu yapmış olmayalım" diyen kadın, Türk kadınıdır.
  • Senle dedikodu yapan, senin dedikodunu da yapar. — İrlandalı Atasözü
  • Sevdiğimiz kişilerle konuşurken öyle konuşmalıyız ki, yarın onlarla dost olduğumuzda söylediklerimizden utanmayalım.    Sadi
  • Tartışmak erkeklere, dedikodu yapmak kadınlara mahsustur.    Loisa May Alcott

Gıybet - Dedikodu - Risale-i Nur Külliyatı
Yani, "Düşmanıma gıybetle ceza vermekten nefsimi yüksek tutuyorum ve tenezzül etmiyorum. Çünkü gıybet, zayıf ve zelil ve aşağıların silâhıdır."
Gıybet odur ki, gıybet edilen adam hazır olsaydı ve işitseydi, kerahet edip darılacaktı. Eğer doğru dese, zaten gıybettir. Eğer yalan dese, hem gıybet, hem iftiradır; iki katlı çirkin bir günahtır.
Gıybet, mahsus birkaç maddede caiz olabilir:
Birisi: Şekvâ suretinde bir vazifedar adama der, tâ yardım edip o münkeri, o kabahati ondan izale etsin ve hakkını ondan alsın.
Birisi de: Bir adam onunla teşrik-i mesai etmek ister, seninle meşveret eder. Sen de, sırf maslahat için, garazsız olarak, meşveretin hakkını edâ etmek için desen: "Onunla teşrik-i mesai etme. Çünkü zarar göreceksin."
Birisi de: Maksadı tahkir ve teşhir değil, belki maksadı tarif ve tanıttırmak için dese: "O topal ve serseri adam filân yere gitti."

Mektubat | Yirmi İkinci Mektup

Gıybet şu âyetin kat´î hükmüyle nazar-ı Kur´ân´da gayet menfur ve ehl-i gıybet, gayet fena ve alçaktırlar. Gıybetin en fena ve en şenîi ve en zâlimâne kısmı, kazf-i muhsanât nev´idir. Yani, gözüyle görmüş dört şahidi gösteremeyen bir insan, bir erkek veya kadın hakkında zinâ isnat etmek, en şenî bir günah-ı kebâir ve en zâlimâne bir cinayettir, hayat-ı içtimâiye-i ehl-i imanı zehirlendirir bir hıyanettir, mesut bir ailenin hayatını mahveden bir gadirdir. Evet, Sûre-i Nur bu hakikati o kadar şiddetle göstermiş ki, vicdan sahibini titretiyor ve tüylerini ürperttiriyor.

Barla Lâhikası | Yirmi İkinci Mektubun Hatimesindeki Bahse Bir Zeyldir