Uğur - Uğursuzluk - Ansiklopedik bilgi
Uğur - Uğursuzluk

Uğur
1. (isim) Bazı olaylarda görülen ve insana iyilik getirdiğine inanılan belirti veya bazı nesnelerde var olduğuna inanılan iyilik kaynağı
2. Bu nitelikte olduğuna inanılan şey
3. İyi nitelik, meymenet, kadem
4. Talih, şans

Uğursuzluk, (isim) Bazı olaylarda görülen ve insana kötülük getirdiğine inanılan belirti veya bazı nesnelerde var olduğuna inanılan güç, kademsizlik, meymenetsizlik, nuhuset, şeamet, şomluk

Uğur - Uğursuzluk - Ayet mealleri
Araf (Orta Yer) Suresi 131. ayet:
Onlara bir iyilik geldiği zaman "Bu bizim için" dediler; onlara bir kötülük isabet ettiğinde (bunu da) Musa ve beraberindekilerin bir uğursuzluğu olarak yorumlarlardı. Haberiniz olsun, Allah katında asıl uğursuz olanlar kendileridir; ama onların çoğu bilmezler. 

Neml (Karınca) Suresi 47. ayet:
Dediler ki: "Senin ve seninle birlikte olanlar yüzünden uğursuzluğa uğradık." Dedi ki: "Sizin uğursuzluğunuz (başınıza gelenler) Allah katında (yazılı)dır. Hayır, siz denenmekte olan bir kavimsiniz."

YaSin Suresi 18. ayet:
Dediler ki: "Herhalde biz, sizlerden dolayı uğursuzluğa uğradık. Eğer (bu söylediklerinize) bir son vermeyecek olursanız, andolsun, sizi taşa tutacağız ve mutlaka bizden yana size acı bir azab dokunacaktır."

YaSin Suresi 19. ayet:
Dediler ki: "Uğursuzluğunuz, sizinledir. Size öğüt verildi diye mi (uğursuzluğa uğradınız)? Hayır, siz ölçüyü taşıran bir kavimsiniz."

Fussilet (Ayrıntılı) Suresi 16. ayet:
Böylece biz de onlara dünya hayatında aşağılanma azabını taddırmak için, o uğursuz (felaketler yüklü) günlerde üzerlerine "kulakları patlatan bir kasırga" gönderdik. Ahiret azabı ise daha (büyük) bir aşağılanmadır. Ve onlara yardım edilmeyecektir.

Kamer (Ay) Suresi 19. ayet:
Biz, o uğursuz (felaket yüklü ve) sürekli bir günde üzerlerine "kulakları patlatan bir kasırga" gönderdik.

Vakıa (Olay) Suresi 9. ayet:
"Ashab-ı Meş´eme" ne (mutsuz ve uğursuzdur o) "Ashab-ı Meş´eme".
Uğur - Uğursuzluk - Kitap Tanıtım
Uğursuz Perşembe 
Yazar: Anna-Greta Winberg
Yayınevi : Harf Eğitim Yayıncılık

Annesiyle babasının boşanma kararı aldıklarında Madelen henüz on dört yaşında bile değildi. Bir yandan ergenlik dürtülerinin tanımsız karmaşıklıkları, öbür yandan yıkılmaya yüz tutmuş bir ailenin çıkmazlıkları, genç kızın üzerine kabus gibi çökmüştü...

İsveçli bayan yazar Anna Greta Winberg bu romanında, bir genç kızın ergenlik dönemine rastlayan aile dramından yola çıkarak anne-baba ve ergen-çocuk ilişkilerinin psikolojik tahlillerini bir uzman gözüyle öykülemeye çalışıyor.
Uğur - Uğursuzluk - Muhtelif yazılar
AT NALI UĞUR GETİRİR Mİ?

Kadıköy Caminde vaaz vermekte olan Osman Demirci Hoca´ya:
- Hocam, diye sormuşlar. At nalını evimizin kapısına asarsak uğur getirir mi?
- Demirci Hoca:
- Zannetmiyorum, diye cevap vermiş. O nallardan her atta dört tane var ama, bütün gün kamçı yiyip duruyorlar.

Uğur - Uğursuzluk - Muhtelif yazılar
Hangimiz daha uğursuzuz?

Garip dervişin biri büyük bir köşkün önünden geçerken evin "av meraklısı ve zalim" olan beyi, yardımcıları ile ava gitmek için evden çıkıyorlardır. Dervişle selamlaşırlar. Aksilik bu ya o gün hiç bir şey vuramadan dönerler. Bey çok sinirlidir:
-Sabah ava giderken karşılaştığımız o dervişi bulun çabuk! Onun yüzünden işlerim ters gitti. Uğursuzu getirin bana!
Yardımcıları hemen dervişi bulup beyin huzuruna çıkarırlar. Bey kükrer:
- Bre uğursuz adam! Senin yüzünden elimiz boş geldik! Hiçbir şey vuramadık! Tiz vurun kellesini!
Derviş, beye şöyle der:
-Beyim sabah selamlaştık. Siz hiçbir şey vuramadınız. Ben ise kellemi kaybediyorum. Siz söyleyin, hangimiz daha uğursuzuz?
Uğur - Uğursuzluk - Özlü sözler
  • Yâ Râb, bu uğursuz gecenin yok mu sabâhı? Mahşerde mi bîçârelerin, yoksa felâhı!  - M.A.ERSOY
  • Aynı vücutta bulunan sağ el, ne diye sol elini hor görür? / Her ikisi de madem senin elindir, aynı tende uğurlu ne demek, uğursuz - Mevlana
  • Bir şeyi hatırlamak Allah´ı unutturuyorsa, o şey o kişi için uğursuzdur. -Abdülkadir Geylani 

Uğur - Uğursuzluk - Risale-i Nur Külliyatı
Tenbih: 
Medeniyetten istifam, sizi düşündürecek. Evet, böyle istibdat ve sefahete ve zilletle memzûc medeniyete bedeviyeti tercih ediyorum. Bu medeniyet, eşhası fakir ve sefih ve ahlaksız eder. Fakat, hakîki medeniyet, nev-i insanın terakkî ve tekemmülüne ve mahiyet-i neviyesinin kuvveden fiile çıkmasına hizmet ettiğinden, bu nokta-i nazardan, medeniyeti istemek insaniyeti istemektir. 
Hem de, mana-i meşrûtiyete iptila ve muhabbetimin sebebi şudur ki: Asya´nın ve alem-i İslamın istikbalde terakkîsinin birinci kapısı meşrûtiyet-i meşrua ve Şeriat dairesindeki hürriyettir. Ve tâlih ve taht ve baht-ı İslâmın anahtarı da, meşrutiyetteki şûrâdır. Zîra, şimdiye kadar üç yüz yetmiş milyon İslam, ecanibin istibdad-ı manevîsi altında eziliyordu. Şimdi hakimiyet-i İslamiye, alemde, bahusus bundan sonra Asya´da hükümferma olduğu halde herbir ferd-i Müslüman, hakimiyetin bir cüz-ü hakikisine malik olur. Ve hürriyet, üç yüz yetmiş milyon İslamı esaretten halas etmeye bir çare-i yeganedir. Farz-ı muhal olarak, burada yirmi milyon nüfus tesis-i hürriyette çok zarardîde olsalar da, feda olsunlar. 

Tarihçe-i Hayat | Birinci Kısım : İlk Hayatı 

Haşiye 
Hattâ o zamandan evvel Türk olmayan bir talebem vardı. Eski medresemde hamiyetli ve gayet zeki o talebem ulûm-u diniyeden aldığı hamiyet dersiyle her vakit derdi: "Salih bir Türk elbette fâsık kardeşimden, babamdan bana daha ziyade kardeş ve akrabadır." Sonra aynı talebe talihsizliğinden sırf maddî fünun-u cedide okumuş. Sonra ben dört sene sonra onunla görüştüm. Hamiyet-i milliye bahsi oldu. O dedi ki: "Ben şimdi Râfizî bir Kürdü, salih bir Türk hocasına tercih ederim." Ben de "Eyvah!" dedim. "Sen ne kadar bozulmuşsun." Bir hafta çalıştım. Onu kurtardım. Eski hakikatli hamiyetine çevirdim. Sonra Meclis-i Meb´usandaki bana muhalefet eden meb´uslara dedim: O talebenin evvelki hali Türk milletine ne kadar lüzumu var. Ve ikinci halinin ne kadar vatan menfaatine uygun olmadığını fikrinize havale ediyorum. Demek farz-ı muhal olarak siz başka yerde dünyayı dine tercih edip siyasetçe dine ehemmiyet vermeseniz de herhalde şark vilâyetlerinde din tedrisatına âzamî ehemmiyet vermek lâzım. O vakit bana muhalif meb´uslar da çıkıp o lâyihamı 163 meb´us imza ettiler. Bu kadar imzayı taşıyan bir istidayı elbette yirmi yedi sene istibdad-ı mutlak onu bozamamış.

Emirdağ Lâhikası | Heyet-i Vekileye Ve Tevfik İleri´ye Arz Ediyoruz Ki