Tevazu - Alçak gönüllülük - Ansiklopedik bilgi
Tevazu - Alçak gönüllülük

Tevazu, (isim) Alçak gönüllülük

Alçak gönüllülük, (isim) Alçak gönüllü olma durumu, tevazu, mahviyet, mütevazılık
Tevazu - Alçak gönüllülük - Ayet mealleri
Maide (Ziyafet) Suresi 54. ayet:
Ey iman edenler, içinizden kim dininden geri döner (irtidat eder)se, Allah (yerine) kendisinin onları sevdiği, onların da kendisine sevdiği mü´minlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı ise "güçlü ve onurlu," Allah yolunda cihad eden ve kınayıcının kınamasından korkmayan bir topluluk getirir. Bu, Allah´ın bir fazlıdır, onu dilediğine verir. Allah (rahmetiyle) geniş olandır, bilendir.

Hac Suresi 34. ayet:
Biz her ümmet için bir "Mensek" kıldık, O´nun kendilerine rızık olarak verdiği (kurbanlık) hayvanlar üzerine Allah´ın adını ansınlar diye. İşte sizin ilahınız bir tek ilahtır, artık yalnızca O´na teslim olun. Sen alçak gönüllü olanlara müjde ver.

Furkan (Ayırıcı) Suresi 63. ayet:
O Rahman (olan Allah)ın kulları, yeryüzü üzerinde alçak gönüllü olarak yürürler ve cahiller kendileriyle muhatap oldukları zaman "Selam" derler.

Tevazu - Alçak gönüllülük - Kitap Tanıtım
Tevazu

Ebu Usame Selim b. İd el-Hilali
HADİS YAYINLARI

Kibir, büyük bir afettir. Üst tabakadaki insanlar bu afette helâk olur. Çok ibadet edenlerden, dünyaya kıymet vermeyip ahirete yönelenlerden, âlimlerden ve hatta halktan, bu afetten kurtulanı azdır. Kıskançlığından büyüklenen, azgınlık yapan, isyan eden, sonra da hile yapmak ve aldatmak için geri dönen Allah’ın düşmanı İblîs’in başına gelenler, bu konuda ibret olarak sana yeter.

İlim ve imânlarıyla bizi geride bırakan Selefî Sâlihîn’in hayatını inceleyen, onların kendilerini, kibrin kökünü kesen büyük tevâzu huyuyla yetiştirdiklerini görür. 
Böylece nefis, huzur ve huşû içinde olur. Ona Allah’ın ayetleri indiğinde titrer, gelişir ve küme küme tomurcukları olan iyilikler bitirir. 
Tevazu - Alçak gönüllülük - Muhtelif yazılar
Tevazu - Ahmed Rufai Hazretleri

Ahmed Rufai Hazretleri, bir gün talebelerine;
- “İçinizde kim bende bir ayıp görüyorsa bildirsin” dedi.
Müritlerinden biri;
- “Efendim, sizde büyük bir ayıp var” diye cevap verdi.
Bu mütevazı insan hiç kızmadı, talebesi böyle söylüyor diye üzülmedi, belki sadece ayıbından kurtulabilmek ümidiyle sordu:
- “Söyle kardeşim, o ayıbım nedir?”
Talebe gözleri dolu dolu;
- “Bizim gibilerin size talebe olması” dedi.
Bu söz gönüllere çok tesir etmiş, sohbette bulunan herkes ağlamaya başlamıştı. Ahmed Rufai Hazretleri de ağlıyordu. Bir ara sadece;
- “Ben sizin hizmetinizdeyim” dedi.

Tevazu - Alçak gönüllülük - Özlü sözler
  • En değerli kişiler alçak gönüllü olanlardır. (Albert Einstein)
  • En mükemmel insan, sözlerinde mütevazi, icraatlerinde aşırı olandır. - Konfuçyüs
  • Tevazu tüm erdemler içinde ulaşılması en zor olanıdır. İnsanın kendi hakkında iyi düşünme arzusu kadar zor olan hiçbir şey yoktur.     T.S.ELLIOT
  • Dürüstlüğün karşısında neredeyse hiç bir şey duramaz. Dürüstken kendimi asla aptal hissetniyorum.Ve yine dürüstken otomatikman mutevazi oluyorum.     HUGH PRATHER
  • Gerçekten alçak gönüllü olan bir insan, kendisinden hiç söz etmeyen insandır.     Jean de La Bruyère
  • Tevazu devlerin anasıdır. İnsan vadiden bakınca her şeyi büyük, zirveden bakınca ise küçücük görür.     G.K.CHESTERTON
  • Övülmek isterseniz, alçak gönüllülüğü yem olarak kullanabilirsiniz.     Chesterfield
  • İnsan gururu yüzünden de alçak gönüllü olabilir.     Michel de Montaigne
  • Evde iyi biriyim ama dünyanın bunu bilmesini istemem. Anladığım kadarıyla alçak gönüllü insanların önü pek açık olmuyor.     MUHAMMED ALİ
  • Keşke herkes alçak gönüllü olacak kadar, yüksek zekaya sahip olabilseydi.     Atakan Korkmaz
  • Bazı insanlar alçak gönüllüdür, bazılarıda alçak olmaya gönüllüdür. -  Necip Fazıl KISAKÜREK
Tevazu - Alçak gönüllülük - Risale-i Nur Külliyatı
Ey fahre meftun, şöhrete mübtelâ, methe düşkün, hodbînlikte bîhemtâ sersem nefsim! Eğer binler meyve veren incirin menşei olan küçücük bir çekirdeği ve yüz salkım ona takılan üzümün siyah kurucuk çubuğu bütün o meyveleri, o salkımları kendi hünerleri olduğu; ve onlardan istifade edenler o çubuğa, o çekirdeğe medih ve hürmet etmek lâzım olduğu, hak bir dâvâ ise, senin dahi sana yüklenen nimetler için fahre, gurura, belki bir hakkın var. Halbuki, sen dâim zemme müstehaksın. Zîrâ o çekirdek ve o çubuk gibi değilsin. Senin bir cüz-i ihtiyârın bulunmakla, o nimetlerin kıymetlerini fahrin ile tenkîs ediyorsun. Gururunla tahrip ediyorsun ve küfrânınla iptal ediyorsun ve temellükle gasb ediyorsun. Senin vazifen fahr değil, şükürdür. Sana lâyık olan şöhret değil, tevâzudur, hacâlettir. Senin hakkın medih değil istiğfardır, nedâmettir. Senin kemâlin hodbînlik değil, hudâbînliktedir.

Sözler | On Sekizinci Söz

Bir insanın müteaddit şahsiyeti olabilir. O şahsiyetler ayrı ayrı ahlâkı gösteriyorlar. Meselâ, büyük bir memurun, memuriyet makamında bulunduğu vakit bir şahsiyeti var ki, vakar iktiza ediyor, makamın izzetini muhafaza edecek etvar istiyor. Meselâ, her ziyaretçi için tevazu göstermek tezellüldür, makamı tenzildir. Fakat kendi hanesindeki şahsiyeti, makamın aksiyle bazı ahlâkı istiyor ki, ne kadar tevazu etse iyidir. Az bir vakar gösterse, tekebbür olur. Ve hâkezâ...

Mektubat | Yirmi Altıncı Mektup