Haram - Ansiklopedik bilgi
Haram

1. (sıfat, din b.) Din kurallarına aykırı olan, dinî bakımdan yasak olan, helal karşıtı
2. Yasak
Haram - Ayet mealleri
Nahl (Arı) Suresi 116. ayet:
Dillerinizin yalan yere nitelendirmesi dolayısıyla şuna helal, buna haram demeyin. Çünkü Allah´a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Şüphesiz Allah´a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa ermezler. 

Bakara (Sığır) Suresi 173. ayet:
O, size ölüyü (leşi)- kanı, domuz etini ve Allah´tan başkası adına kesilmiş olan (hayvan)ı kesin olarak haram kıldı. Fakat kim kaçınılmaz olarak muhtaç kalırsa, taşkınlık yapmamak ve haddi aşmamak şartıyla (ölmeyecek oranda yiyebilir), ona bir günah yoktur. Gerçekten Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.

Bakara (Sığır) Suresi 194. ayet:
Haram ay, haram aya karşılıktır; hürmetler (de) karşılıklıdır. Öyleyse kim size saldırırsa, onun saldırdığı gibi siz de ona saldırın. Allah´tan korkup-sakının ve bilin ki Allah, muhakkak ki korkup-sakınanlarla beraberdir.

Tahrim (Yasaklama) Suresi 1. ayet:
Ey Peygamber, eşlerinin hoşnutluğunu isteyerek, Allah´ın sana helal kıldıklarını niçin haram kılıyorsun? Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.

Furkan (Ayırıcı) Suresi 68. ayet:
Ve onlar, Allah ile beraber başka bir ilah´a tapmazlar. Allah´ın haram kıldığı canı haksız yere öldürmezler ve zina etmezler. Kim bunları yaparsa ´ağır bir ceza ile´ karşılaşır.

Nur (Işık) Suresi 3. ayet:
Zina eden erkek, zina eden ya da müşrik olan bir kadından başkasını nikahlayamaz; zina eden kadını da zina eden ya da müşrik olan bir erkekten başkası nikahlayamaz. Bu, mü´minlere haram kılınmıştır.

Hac Suresi 30. ayet:
İşte böyle; kim Allah´ın haram kıldıklarını (gözetip hükümlerini) yüceltirse, Rabbinin katında kendisi için hayırlıdır. Size (haklarında yasaklar) okunanlar dışındaki hayvanlar helal kılındı. Öyleyse iğrenç bir pislik olan putlardan kaçının, yalan söz söylemekten de kaçının.

Haram - Kitap Tanıtım
Haram Lokma
Raif Cilasun
EBRU YAYINLARI

Müslüman Türk kadınının iffetinin timsali baş örtüsüne uzanan ellerin kırılmasıyla başlayan mücadelemizden bu yana yaklaşık elli küsur yıl geçti.

Ne kadar acıdır ki, kadınımızın iffetinin timsali o kutsal örtü bugün gericiliğin en başta gelen alameti olarak gösterilmektedir.

Kendini İslam’a adamış, İslam dışı en ufak bir davranışın dahi ruhunda fırtınalar koparttığı bu asil millet nasıl olmuş da zilletin bataklığına itilmiştir.

Hanımının ismini nüfus memuruna dahi söylemeyi edep dışı bulan dedelerin torunları, şimdi “medeniyet” uğruna kardeşlerine neleri layık görüyor. Çıplaklıkta batıyı bile utandıracak hale gelmeyi medeniyetin getirdiği gelişmişlik sanacak bir gafletin içinde eriyip gidiyor.

Bu roman Müslüman Türk’ün içine düştüğü zihniyeti yenecek gücün kendilerinde var olduğunun ispatıdır.
Haram - Muhtelif yazılar
Allah haramdan kaçanı korur

Ünlü hükümdar Timur’dan sonra yerine geçen oğullarından Şahruh babasının tersine bilime ve bilgine değer veren, dindar, halim, selim biriydi. Bilginlerle oturup kalkmaktan zevk alırdı. şahruh’un çevresindeki bilgin kişilerden biri de Nimetullah Efendi idi. Aynı zamanda evliyadan olan Nimetullah Efendi’nin dilinden düşürmediği bir söz vardı: “Allah haramdan kaçanı korur” (Yani kişi haramdan kaçarsa Allah ona haram yedirmez, nasip etmez, demek istiyordu.) . 
Bu sözü sık sık tekrar eder, bununla biraz da hükümdar ve adamlarını uyarmak amacı güderdi. şahruh da bunun her zaman mümkün olmayacağını, insanın bazen bilmeden de harama el uzatabileceğini ileri sürerdi. Şahruh bir gün sarayında özellikle Nimetullah Efendi’yi ağırlamak üzere bir ziyafet düzenledi. Başta hükümdar ve Nimetullah Efendi olmak üzere davetliler sofraya oturdular. Baş yemek kehribar gibi kızarmış bir kuzu çevirmesiydi. Herkes gibi Nimetullah Efendi de iştahla yiyor, yedikçe “Allah haramdan kaçanı korur” sözünü tekrarlayıp duruyordu. Hükümdar ve adamları da bıyık altından gülüyorlardı. Nihayet yemek bitti. şahruh Nimetullah Efendi’ye sordu: 
- Allah haramdan kaçanı her zaman ve her durumda korur mu? 
- Evet korur, haramdan kaçana Allah haram nasip etmez. 
- Ama hocam seni korumadı, sende bizimle birlikte haram yedin. 
- Hayır, ben haram yemedim haramı siz yediniz. 
- Boşuna iddia etme hocam, sofrada yediğimiz kuzuyu benim adamlarım çalmıştı, hırsızlık malıydı o… 
- Olabilir, size haramdı, ama bana helaldi. Hükümdar lahavle çekti: 
- Nasıl olur hocam, çalınmış bir kuzu bize haram, sana helal? 
Nimetullah Efendi sözünü bağladı: 
- Eğer inanmıyorsanız, kuzunun sahibini bulun sorun… 
Gerçekten hükümdarın adamları çaldıkları kuzunun sahibini buldular. Yaşlı bir kadındı kuzunun sahibi. Kuzuyu çaldıklarını, pişirip yediklerini itiraf ettiler ve parasını ödemek istediklerini söylediler. Kadın parasını almayı reddetti ve kendilerine beddua etti.
- Ben o kuzuyu parası için değil, bu havalide Nimetullah Efendi diye mübarek bir zat varmış, ona ikram etmek için yetiştiriyordum, diye açıklamada bulundu.
Haram - Muhtelif yazılar
Haram Yemeyen Ordu

Osmanlı ordusu, İslam´ı tek bir bayrak altında toplamak gayesiyle Mısır seferine giderken, Gebze yakınlarındaki bağlık-bahçelik bir arazide mola verdiğinde Yavuz Sultan Selim´in bütün askerlerin heybelerini arattırır ve hiçbirinde meyve cinsinden bir şey çıkmaması üzerine ellerini ulu dergaha kaldırıp şöyle dua eder:
- Allah´ım, sonsuz şükürler olsun. Bana haram yemeyen bir ordu lütfettin. Eğer askerimin içinde tek bir kişi sahibinden izinsiz bir meyve yeseydi ve ben bunu haber alsaydım Mısır seferinden vazgeçerdim.
Haram - Özlü sözler
  • Göz, Allahütealanın kudret ve sanatını görmek içindir.  Eşin dostun ayıplarını ve haramları görmek için değildir. (Sadi Şirazi)
  • Helal ile beslersen çocuğunu Hürmet ile öder borcunu, Haram ile beslersen o´nu Hakaret ile öder borcunu. - Necip Fazıl KISAKÜREK
  • Ne? Milli Piyango haram mı? Efendim, hele bir çıksın, o zaman düşünürüz...
  • Helâlin hesâbı, haramın azâbı vardır. - Hz.Ali (R.A.) 
  • Bir kuruş haramı terk etmek, yüz bir kuruş sadaka vermekten daha iyidir. - Abdullah b.Mubârek (Rah.A.) 
  • Koyunlar otlarken (yediğimiz helal mi?, haram mı? diye) düşünmezler, çünkü onlar hayvandır. 
  • Haramdan gelen haram yola gider.
  • Harama düşmek korkusundan yetmiş çeşit helali terk ederdim. - Hz.Ebubekir (r.a.)
  • Mü´mine en evvel lâzım olan helâl yemektir. Mideye helâl girerse, cevarihe [organlara] amel-i salih kuvveti verir. Haram ise, ne kadar uğraşsa, salih amel yapamaz. - Abdülhakim Arvasi
  • Dünyada haram işleyen kimse,ahirette ondan mahrûm kalır. Burada helal şeyleri kullananlar,orada,o şeylerin hakikatine kavuşur. Meselâ, bir erkek, dünyada haram olan ipeği giyerse, ahirette ipek giymekten mahrûm edilir. İpek ise, Cennet elbisesidir. O hâlde, bu günahtan temizlenmedikçe, Cennete giremez demekdir. Cennete girmiyen de Cehenneme girer. Çünkü, ahiretde, bu ikisinden başka yer yoktur. - Abdülhakim Arvasi
  • Haramlardan korkan zâhiddir, şüpheliden korkan ise velî. - Abdülhakim Arvasi
  • Haram yoldan çok kazanmak rızkın bereketini yok eder. - Caferi Sadık
  • Üç şey, kişinin kerem sahibi olduğunu gösterir: Güzel ahlak, öfkeyi yenmek, haramlara bakmaktan kaçınmak. - Caferi Sadık
  • Malın helali de biter, haramı da... Ama bu yüzden kazanılan sevap ve günah kalır. - Abdurrahman El Evzaî (r.a.)
  • Bir paranın nereden geldiğini görmek istiyorsan; nereye gittiğine bak. - İmam-ı Azam (r.a.)

Haram - Risale-i Nur Külliyatı
Beşinci hasâret: Hayat-ı ebediye esâsâtını ve saadet-i uhreviye levâzımâtını tedârik etmek için verilen akıl, kalb, göz ve dil gibi güzel hediye-i Rahmâniyeyi Cehennem kapılarını sana açacak çirkin bir sûrete çevirmektir.
Şimdi satmaya bakacağız. Acaba, o kadar ağır bir şey midir ki, çokları satmaktan kaçıyorlar? Yok! Kat´â ve aslâ! Hiç öyle ağırlığı yoktur. Zîrâ, helâl dairesi geniştir, keyfe kâfi gelir. Harama girmeye hiç lüzum yoktur. Ferâiz-i İlâhiye ise hafiftir, azdır. Allah´a abd ve asker olmak, öyle lezzetli bir şereftir ki, tarif edilmez. Vazife ise, yalnız bir asker gibi, Allah nâmına işlemeli, başlamalı. Ve Allah hesâbiyle vermeli ve almalı. Ve izni ve kanunu dairesinde hareket etmeli, sükûnet bulmalı. Kusur etse istiğfar etmeli: "Yâ Rab, kusurumuzu affet. Bizi Kendine kul kabul et. Emânetini kabzetmek zamanına kadar bizi emânette emîn kıl. Amin!" demeli ve Ona yalvarmalı.

Sözler | Altıncı Söz

"Zarûret haramı helâl derecesine getirir." İşte şu kaide ise, küllî değil. Zarûret, eğer haram yoluyla olmamış ise haramı helâl etmeye sebebiyet verir. Yoksa, sû-i ihtiyârıyla, gayr-i meşrû sebeplerle zarûret olmuş ise, haramı helâl edemez, ruhsatlı ahkâmlara medâr olamaz, özür teşkil edemez. Meselâ, bir adam sû-i ihtiyârıyla, haram bir tarzda kendini sarhoş etse, tasarrufâtı ulemâ-i şeriatça aleyhinde câridir, mâzur sayılmaz. Tatlîk etse, talâkı vâki´ olur. Bir cinâyet etse, ceza görür. Fakat, sû-i ihtiyârıyla olmazsa, talâk vâki´ olmaz, ceza da görmez. Hem meselâ, bir içki mübtelâsı, zarûret derecesinde mübtelâ olsa da diyemez ki, "Zarurettir, bana helâldir."

Sözler | Yirmi Yedinci Söz