Taş - Ansiklopedik bilgi
Taş

1. (isim) Kimyasal veya fiziksel durumu değişiklikler gösteren, rengini içindeki maden, tuz ve oksitlerden alan sert ve katı madde
2. (sıfat) Bu maddeden yapılmış, bu maddeden oluşmuş
3. Bazı yerlerde ve işlerde kullanılmak için bu maddeden özel olarak hazırlanmış malzeme
4. Yapı işlerinde kullanılmak için bu maddeden hazırlanmış malzeme
5. Mücevherlerde kullanılan yüksek değerli cevher
6. Dama, domino vb. oyunlarda kullanılan metal, kemik, plastik veya tahta parçalardan her biri
7. (tıp) Bazı organların içinde, özellikle idrar kesesi vb.nde oluşan, türlü biçim ve hacimdeki katı madde
8. (jeoloji) Bazı kütlelerden kopan veya koparılan parça
9. Üstü kapalı bir biçimde söylenen iğneleyici söz
Taş - Ayet mealleri
Bakara (Sığır) Suresi 74. ayet:
Bundan sonra kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı. Çünkü taşlardan öyleleri vardır ki, onlardan ırmaklar fışkırır, öyleleri vardır ki yarılır, ondan sular çıkar, öyleleri vardır ki Allah korkusuyla yuvarlanır. Allah yaptıklarınızdan gafil (habersiz) değildir.

Enfal (Ganimetler) Suresi 32. ayet:
Bir de: "Ey Allah´ımız, eğer bu (Kur´an) bir gerçek olarak Senin katından ise, gökyüzünden üstümüze taş yağdır veya acı bir azab getir (bakalım)." demişlerdi.

Hicr Suresi 73. ayet:
Anında (yurtlarının) üstünü altına çevirdik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş taş yağdırdık. 

İsra (Gece Yürüyüşü) Suresi 50. ayet:
De ki: "İster taş olun, ister demir."

İsra (Gece Yürüyüşü) Suresi 68. ayet:
Kara tarafında sizi yerin dibine geçirmeyeceğinden veya üzerinize taş yığınları yüklü bir kasırga göndermeyeceğinden emin misiniz? Sonra kendinize bir vekil bulamazsınız. 

Kehf (Mağara) Suresi 22. ayet:
(Sonra gelen kuşaklar) Diyecekler ki: "Üç´tüler, onların dördüncüsü köpekleridir." Ve: "Beştiler, onların altıncısı köpekleridir" diyecekler. (Bu,) Bilinmeyene (gayba) taş atmaktır. "Yedidirler, onların sekizincisi köpekleridir" diyecekler. De ki: "Rabbim, onların sayısını daha iyi bilir, onları pek az (insan) dışında kimse bilemez." Öyleyse onlar konusunda açıkta olan bir tartışmadan başka tartışma ve onlar hakkında bunlardan hiç kimseye bir şey sorma.

Ankebut (Dişi Örümcek) Suresi 40. ayet:
İşte biz, onların her birini kendi günahıyla yakalayıverdik. Böylece onlardan kiminin üstüne taş fırtınası gönderdik, kimini şiddetli bir çığlık sarıverdi, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Allah onlara zulmedici değildi, ancak onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı.

Kamer (Ay) Suresi 34. ayet:
Biz de onların üzerine taş yağdıran bir kasırga gönderdik. Yalnız Lut ailesini (bu azabtan ayrı tuttuk;) onları seher vakti kurtardık;

Bakara (Sığır) Suresi 24. ayet:
Ama yapamazsanız -ki kesin olarak yapamayacaksınız- bu durumda kafirler için hazırlanmış ve yakıtı insanlar ile taşlar olan ateşten sakının. 

Taş - Kitap Tanıtım
Taşları Yemek Yasak
İsmet Özel
ŞULE YAYINLARI

Modern yaşama biçimi küfr ile iman arasına çizgi çekmeyi bilen hiçbir müslümanı yozlaştıramaz. 
Yozlaşanlar modern yaşama biçimiyle karşılaşmadan önce de böyle bir çizgiyi hayatlarında önemli saymamış olanlardır.
Taş - Muhtelif yazılar
Taş - Parmaktaki yüzük

Hasırcızade Mehmet Ağa, bir gün Fuat Paşa’nın yanında iken paşanın pırlanta yüzüğüne dikkatle bakmağa başlamış. Fuat Paşa sormuş.
- Yüzüğüme mi bakıyorsun?
- Evet Paşam… Taşını merak ettim.
- Elmastır.
- Güzel. Fakat faydası nedir?
- Hiç…
- Peki, ne gelir getirir?
- Hiç.
- Yazık. Benim de babadan kalma bir çift taşım var; bana senede elli altın getirir.
- Amma yaptın ha! Ne taşı ki bu?
- Değirmen taşı! Zira bu taş sayesinde hem nafakamı çıkarıyorum, hem hayır hasenat yapıyorum hem de insanlara bu taş sayesinde hizmet ediyorum.
Taş - Muhtelif yazılar
TAŞLARI YEMEK YASAK

Ormanın derinliklerinde yürümekte olan bir avcı ağaçlardan biri üzerinde bir levha görmüş.
Levhanın üzerinde şu sözler yazılıymış:
Taş Yemek Yasaktır.
Bu alışılmadık uyarı karşısında avcı meraka kapılmış.
Levhanın asılı olduğu ağacın önündeki ayak izlerini takip etmeye başlamış ve izlediği yol onu bir mağaraya götürmüş.  Mağaranın ağzında bir derviş oturmaktaymış ve avcı yeterince yaklaştığında konuşmaya başlamış:
Zihnine takılan soruyu biliyorum. Şimdiye kadar taşları yemeyi yasaklayan bir uyarı levhası hiç görmedin, çünkü insanların taş yemeye zaten ihtiyaçları yok.  İnsanları zaten yapmaya eğilimleri olmayan bir konuda uyarmak niye? İnsanlar arasında taş yeme adeti yoktur, onlara yapmayacakları şeyi yapma demenin ne anlamı var?
Ancak şuna dikkat et:
İnsanlar arasında adet haline gelmiş öyle davranışlar, öyle alışkanlıklar vardır ki,bunlar insan için tıpkı taş yemek gibidir.  Eğer zararı bakımından düşünürsen taş yemekten çok daha büyük tahribat yapan işlerdir bunlar.
Bunlar taş yemek kadar budalaca, insanın öz niteliklerine yabancı tutum ve davranışlardır.
Eğer insanlar acınacak haldeyse, insanlar arasında zulüm, haksızlık, merhametsizlik, yozlaşma ve ihanet hüküm sürüyorsa bunun sebebi insanların sanki taş yermişçesine yedikleri bunca nesneden, taş yemeye mümasil tavırlardan doğmaktadır.
Senin levhayı gördüğün yerde bir pınar olmuş olsaydı ve ben oraya su zehirlidir yazmış olsaydım sen bunu manalı bir söz sayacak, yerinde bir uyarı kabul edecektin.
Büyük bir ihtimalle de benim ayak izlerimi takip edip buraya gelmeyecektin.
Çünkü yasaklanan şey senin aklına uygun gelecekti.
Gerçekte suyun zehirli olduğunu yazan insanın emrine uymuş olacaktın.
Kendi aklına uyduğunu sanarak benim keyfime uygun davranmış olacaktın.
Ama orada taş yemeyi yasaklayan bir levha gördün ve acaba bunu hikmeti nedir diye kendine bir yol açtın.
Ben de sana insanların gerçekte yaptıkları birçok işte taş yemeye benzer davranışlar gösterdiğini ve aslına bakılırsa taş yediklerini söyledim.
Eğer söylediklerimi anladıysan aramızda hakikatin bir parçası tecelli etti.
İşte Allah´ın insanlar için gönderdiği emir ve nehiyler böyledir.
İnsan ancak bu emir ve nehiylerle hakikatin nasıl tecelli edebileceğini öğrenebilir.
Eğer Allah´ın emrettiği ve yasakladığı şeylerle ilk karşılaşan insan bunu tabi karşılarsa, aklına uygun bulursa bu emir ve nehiylerden hiçbir şey öğrenemez.
Ama bazı izleri takip edip bu emir ve nehiylerin nelere tekabül ettiğini öğrenebilirse hakikate varabilir.
İnsanın taş yemeye ihtiyacı yok diyorsun.
Öyleyse şunu düşün: İnsanın ihtiyacı olandan fazlasını elinde tutması kendisi için taş gibidir.
Bu yalnız mallar, servet,güç gibi nesnelerde geçerli değil.
Merhamet, şefkat, tevazu gibi şeyler için de böyle.
Eğer herhangi bir şey insanların istifadesine açıksa ancak istifade edildiği kadar o «şey» olur,o şeyden istifade edilmezse artık o taştır ve gerçekten onu istifadeye konu etmeksizin kullananlar taş yemiş olurlar.
Sana yaramıyorsa bırak başkasına yarasın.
Sana yaramadığı halde sen de olan hem senin hem başkasının aleyhinedir.
Taşları yeme, taşları yemek yasak.

İsmet Özel
Taş - Özlü sözler
  • En büyük cezaevi taş duvarların, demir parmaklıkların değil, insan kafasının içidir.  (Lovelace)
  • 3. Dünya savaşında hangi silahların kullanılacağını bilmiyorum ama 4. Dünya savaşında taş ve sopalar olacağını biliyorum. (Albert Einstein)
  • Kibir, bele bağlanmış taş gibidir. Onunla ne yüzülür ne de uçulur.
  • Dağı yerinden oynatan adam küçük taşları taşıyarak başlar. — Konfüçyüs
  • Pirincin içindeki siyah taşlardan korkma beyaz olanlardan kork.  (Japon Atasözü)
  • Espri anlayışı olmayan insan yaysız vagon gibidir, her çakıl taşında sallanır. - Henry Ward Beecher
  • Kusurlu elmas, kusursuz çakıl taşından iyidir. - Konfuçyüs
  • Yuvarlanan taş yosun tutmaz. - Publilius Syrus
  • Bilim insanının arzuları ve zaafları olmamalı, - bir nevi taş gibi bir kalbi olmalı. - Charles Darwin
  • Sürekli damlayan su, taşı eritir. - Lucretius
Taş - Risale-i Nur Külliyatı
• Veyahut, bir sultan-ı mu´cizekâr, kendi iktidarını göstermek için veya ibret ve tenezzüh için bir işaretle dağları kaldırır, memleketleri tebdil eder, denizi karaya çevirdiğini gördüğün halde, sonra görsen ki, büyük bir taş dereye yuvarlanmış, o zâtın kendi ziyâfetine dâvet ettiği misafirlerin yolunu kesmiş, geçemiyorlar. Biri sana dese, "O zât, bir işaretle, o taşı, ne kadar büyük olursa olsun, kaldıracak veya dağıtacak; misafirlerini yolda bırakmayacak." Sen desen ki, "Kaldırmaz veya kaldıramaz."

Sözler | Onuncu Söz 

Ey benî İsrâil ve ey benîâdem! Sizlere ne olmuş ki, kalbleriniz taştan daha câmid ve daha ziyâde katılaşmıştır. Zîrâ görmüyor musunuz ki, o pek sert ve pek câmid ve toprak altında bir tabaka-i azîme teşkil eden o koca taşlar, o kadar evâmir-i İlâhiyeye karşı mutî ve musahhar ve icraat-ı Rabbâniye altında o kadar yumuşak ve emirberdir ki, havada ağaçların teşkilinde tasarrufât-ı İlâhiye, ne derece suhuletle cereyan ediyor. Öyle de; tahte´z-zemin ve o sert, sağır taşlarda o derece suhulet ve intizam ile, hattâ damarlara karşı kanın cevelânı gibi muntazam su cedvelleri ve su damarları, kemâl-i hikmetle o taşlarda mukâvemet görmeyerek cereyan ediyor.

Sözler | Yirminci Söz