Tesadüf - Tevafuk - Ansiklopedik bilgi
Tesadüf - Tevafuk

Tesadüf
1. (isim) Yalnız ihtimallere bağlı olduğu düşünülen olayların kesin olmayan, değişebilen sebebi
2. Rastlantı, rast geliş

Tevafuk, (isim) Birbirine uyma, uygun gelme
Tesadüf - Tevafuk - Ayet mealleri
Bakara (Sığır) Suresi 225. ayet:
Allah sizi, yeminlerinizdeki "rastgele söylemelerinizden, boş, amaçsız sözler"den dolayı sorumlu tutmaz; fakat kalplerinizin kazandıklarından dolayı sorumlu tutar. Allah bağışlayandır, yumuşak davranandır.

Maide (Ziyafet) Suresi 89. ayet:
Allah sizi, yeminlerinizdeki "rastgele söylemelerinizden, boş sözlerden" dolayı sorumlu tutmaz, ancak yeminlerinizle bağladığınız sözlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Onun (yeminin) keffareti, ailenizdekilere yedirdiklerinizin ortalamasından on yoksulu doyurmak ya da onları giydirmek veya bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmaktır. (Bunlara imkan) Bulamayan (için) üç gün oruç (vardır.) Bu, yemin ettiğinizde (bozduğunuz) yeminlerinizin keffaretidir. Yeminlerinizi koruyunuz. Allah, size ayetlerini böyle açıklar, umulur ki şükredersiniz. 

Ahzab (Gruplar) Suresi 53. ayet:
Ey iman edenler (rastgele) Peygamberin evlerine girmeyin, (Bir başka iş için girmişseniz ille de) yemek vaktini beklemeyin. (Ama yemeğe) çağrıldığınız zaman girin, yemeği yiyince dağılın ve (uzun) söze dalmayın. Gerçekten bu, peygambere eziyet vermekte ve o da sizden utanmaktadır; oysa Allah, hak (kı açıklamak)tan utanmaz. Onlardan (peygamberin eşlerinden) bir şey isteyeceğiniz zaman, perde arkasından isteyin. Bu, sizin kalpleriniz için de, onların kalpleri için de daha temizdir. Allah ın Resûlü ne eziyet vermeniz ve ondan sonra eşlerini nikahlamanız size ebedi olarak (helal) olmaz. Çünkü böyle yapmanız, Allah katında çok büyük (bir günah)tır.

Tesadüf - Tevafuk - Kitap Tanıtım
Tevafuk

Doç. Dr. İbrahim Kaya
MENEVİŞ KİTAPLARI

“Galiba altın!” diye düşündüm. O, ışıl ışıl parladıkça, benim de heyecandan içim içime sığmıyordu. Hemen demirci dükkânına gidip potaya koydum ve körüğe asıldım. Gözlerimdeki sevinç, içimdeki merakla birleşince dayanılmaz oldu.
Tesadüf - Tevafuk - Muhtelif yazılar
TESADÜF VAR MI ?

Nizam kelimesinin tesadüfen yazılma ihtimali ondörtmilyon ikiyüzellibin altıyüzde birdir.
Kainattaki muhteşem san´at, fevkalade hikmet ve sürekli düzenlilik tesadüfü şiddetle reddediyor. 
Bu yüksek hakikati matematiğin uygulama dallarından biri olan ihtimaller hesabıyla da göstermek mümkündür.
Önce şansa bağlılık veya rastgelelik diyebileceğimiz tesadüf kavramını kısaca açıklayalım. 
Herhangi bir olayın veya varlığın hiçbir kasıd, irade, tercih ve ilim kullanmadan rastgele meydana gelmesi tesadüftür. 
Mesela bir topçunun herhangi bir hedef tesbiti ve ayarlama yapmadan başlattığı, rastgele atışlardan birinin, bizce bilinen bir hedefe isabet etmesi bir tesadüftür. 
Top arabasının veya sistemin manevra kabiliyetine göre yapılacak milyonlarca atıştan, sadece bir tanesinin yeri hedeftir. 
Şansına güvenerek tesadüfen birkaç düşman tankını tahrip etmek isteyen bir topçuya mevcut en azametli orduların bile cephanesi yetmez.
Dünyamızın varoluşunda tesadüfün tesiri var mıdır?
Dünyanın meydana gelişinde ileri sürülen teorilerden en fazla rağbet gören Kant Laplace teorisinin bir an için geçerli olduğunu kabul ederek bunun tesadüfen olma ihtimalini düşünelim.
Güneşten kopan gezegenlerin uzayda durabileceği yer ve pozisyon sayısı sonsuz diyebileceğimiz kadar fazladır. 
Bu sonsuza yakın yerler içinde dünyamızın şu andaki yeri, pozisyonu, güneşe olan mesafesi belirli, gerek kendi ve gerekse güneş etrafındaki dönüş düzeni tektir. 
O halde dünyamızın gece gündüzü, mevsimleri meydana getirecek ve hiç bir gezegene çarpmayacak şekilde hikmetlerle dolu bugünkü halinin tesadüfen olması ihtimali sonsuzda birdir. 
O da sıfır demektir.
İhtimali sıfır olan hadiseler imkansız olduğuna göre bu hal muhaldir.
Dünyanın gerek kendi ve gerekse güneş etrafındaki çok hızlı dönüşü, bu dönüşe rağmen üzerindekileri sarsmaması, gece ve gündüzle mevsimleri meydana getirmesi mükemmel bir ilmi ve kudreti en açık şekilde göstermektedir. 
Çünkü, dünyanın gerek hızında, gerekse yörüngesindeki en küçük değişiklik bütün mevcudatın bir anda harap olması için yeterlidir. 
O halde bu düzen ancak ve ancak tek bir Kadir-i Rahim´in kudret, irade ve emriyle olabilir, tesadüfün eli karışamaz.
Konunun biraz daha açıklığa kavuşması için bir misal verelim. 
İçinde alfabenin 29 harfi bulunan bir torba düşünün. 
Bu torbaya elimizi sokarak çekeceğimiz harflerle NİZAM kelimesini yazmak istiyoruz. 
Her çekişten sonra çektiğimiz harfi tekrar torbaya koyuyoruz. 
Böyle bir sistemle Nizam kelimesinin yazılma ihtimalini hesaplayalım.
Bu çekişlerde alfabenin 29 harfiyle yazılacak 5 harflik manalı veya manasız kelimelerin sayısı; birden yirmidokuza kadar olan sayıların birbirleriyle çarpımının, birden yirmidörde kadar olan sayıların çarpımına bölünmesiyle elde edilir. 
Bu da (14.250.600) ondört milyon ikiyüzellibin altıyüzdür.
Bunlardan sadece bir tanesinde harflerin dizilişi NİZAM kelimesini meydana getirecek şekildedir. Yani NİZAM kelimesinin tesadüfen yazılması ihtimali ondört milyon ikiyüzellibin altıyüzde birdir.
Beş harfli ondört kelimenin ve paragraf ta rastgele yazılma ihtimali (1/14.250.600) üzeri 14 dür.
Yani 10 rakamının önüne yüz sıfır koyarak elde edeceğimiz sayıda 0.7 ihtimaldir. 
Bu da yaklaşık sıfır demektir. 
Yani böyle birşeyin yazılması herbiri sadece 5 harften meydana gelen 14 kelimelik bir paragrafın tesadüfen yazılması ihtimali, imkansız denecek kadar küçüktür.
Böyle basit ve küçük bir paragrafın tesadüfen yazılması imkansız olursa, büyük kainat kitabı olan ve mevcudatın san´atlı, manalı ve düzenli bir şekilde yaratılmasında tesadüfün hissesi bulunabilir mi?
Tesadüf - Tevafuk - Özlü sözler
  • Hep isabet edene hiç tesadüf denir mi?
  • Kainatta tesadüfe tesadüf edilemez.
Tesadüf - Tevafuk - Risale-i Nur Külliyatı
Hem kendini başıboş zannetme. Zira şu misafirhane-i dünyada, nazar-ı hikmetle baksan, hiçbir şeyi nizamsız, gayesiz göremezsin. Nasıl sen nizamsız, gayesiz kalabilirsin? Zelzele gibi vakıalar olan şu hadisat-ı kevniye, tesadüf oyuncağı değiller. Meselâ, zemine nebatat ve hayvanat envâından giydirilen, birbiri üstünde, birbiri içinde gayet muntazam ve gayet münakkaş gömlekler, baştan aşağıya kadar gayelerle, hikmetlerle müzeyyen, mücehhez olduklarını gördüğün ve gayet âli gayeler içinde kemâl-i intizamla meczup mevlevî gibi devredip döndürmesini bildiğin halde, nasıl oluyor ki, küre-i arzın, benî Âdemden, bahusus ehl-i imandan beğenmediği bir kısım etvâr-ı gafletin sıklet-i mâneviyesinden omuz silkmeye benzeyen zelzele gibi mevtâlûd hadisat-ı hayatiyesini, bir mülhidin neşrettiği gibi gayesiz, tesadüfî zannederek, bütün musibetzedelerin elîm zayiatını bedelsiz, hebâen mensur gösterip müthiş bir ye´se atarlar. Hem büyük bir hata, hem büyük bir zulüm ederler. Belki öyle hadiseler, bir Hakîm-i Rahîmin emriyle, ehl-i imanın fâni malını sadaka hükmüne çevirip ibka etmektir ve küfran-ı nimetten gelen günahlara kefarettir.
(Sözler - On Dördüncü Söz)