İnşallah - Ansiklopedik bilgi
İnşallah 

İnşallah, (ünlem) "Tanrı dilerse, Tanrı nasip ettiyse" anlamlarında dilek anlatan bir söz
İnşallah - Ayet mealleri
Kehf (Mağara) Suresi 24. ayet:
Ancak: "Allah dilerse" (inşallah yapacağım de). Unuttuğun zaman Rabbini zikret ve de ki: "Umulur ki, Rabbim beni bundan daha yakın bir başarıya yöneltip-iletir." 

Bakara (Sığır) Suresi 70. ayet:
(Onlar yine:) "Rabbine adımıza yalvar da, bize onun niteliklerini açıklasın. Çünkü bize göre sığırlar birbirine benzer. İnşaallah (Allah dilerse) biz doğruyu buluruz" dediler.

Kehf (Mağara) Suresi ayet:
"İnşaallah, beni sabreden (biri olarak) bulacaksın. Hiç bir işte sana karşı gelmeyeceğim" dedi.

Saffat (Saf Tutanlar) Suresi 102. ayet:
Böylece (çocuk) onun yanında koşabilecek çağa erişince (İbrahim ona): "Oğlum" dedi. "Gerçekten ben seni rüyamda boğazlıyorken gördüm. Bir bak, sen ne düşünüyorsun." (Oğlu İsmail) Dedi ki: "Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaallah, beni sabredenlerden bulacaksın."

Kasas (Tarihi Vakalar) Suresi 27. ayet:
(Babaları) Dedi ki: "Doğrusu ben, sekiz yıl bana hizmet etmene karşılık olmak üzere, şu iki kızımdan birini sana nikahlamak istiyorum; şayet on (yıl)a tamamlayacak olursan, artık o da senden. Ben sana zorluk çıkarmak istemem; beni de inşaallah salih olanlardan bulacaksın."

İnşallah - Kitap Tanıtım
İnşallah
CAN YAYINLARI
Orjinal isim: Insciallah
Oriana Fallaci

Oriana Fallaci, son romanı "İnşallah"ta, yeryüzünün bütün savaşlarını simgeleyen bir savaş ortamında ölüm ve yaşam arasındaki çelişkiyi ele alıyor. İç savaşın kardeşi kardeşe düşman ettiği bir Lübnan´da, yüze yakın kişinin öyküsünü işleyerek çağdaş bir "İlyada" yazıyor. Bireyin yazgısının toplumun yazgısına sıkı sıkıya bağlı olduğu bu destansı romanda, benzersiz bir aşkı olağanüstü bir gerilimle anlatırken, olanca kötümserliğine karşın, insanlık için yine de bir umut ışığı yakıyor. Günümüzün "İlyada"sı "İnşallah", şiddete, kıyıma karşı çıkar, ağırlığını insandan yana koyarken, belki de Müslümanlıkla Hıristiyanlık arasındaki bir çatışmanın habercisi olan Lübnan iç savaşını da sorguluyor. Vietnam, Bangladeş, Ortadoğu ve Latin Amerika´da savaş muhabirliği yapan Oriana Fallaci, otuzu aşkın dile çevrilen "Doğmamış Bir Çocuğa Mektup", "Tarihle Söyleşiler", "Bir İnsan" adlı kitaplarıyla günümüzün en önemli yazarlarından biri sayılıyor. İtalyada üç ayda on sekiz baskı yapan "İnşallah"ın, Türk okurunda da aynı ilgiyi göreceğini umuyoruz.

İnşallah - Muhtelif yazılar
NİÇİN "İNŞALLAH" DEMELİYİZ?

Kainatta atomdan galaksilere kadar her şey Allah´ın mutlak iradesine ve kudretine bağlıdır. 
Kuran´ın deyimi ile tek bir yaprak bile Allah´ın iradesi olmadan düşmez.
Kainatta var olan her kanun Allah´ın mutlak iradesine bağlıdır. 
Dolayısıyla bu kanunlara bağlı olarak meydana gelen her olay Allah´ın irade ve iznine bağlı olarak meydana gelir. 
Bir örnek verirsek; elektriğe sahip olan bir kişi, dilediği zaman elektrik akımını kesip asansörü durdurabilir. 
Fakat genelde böyle kesintiler yapmadığından dolayı insanlar asansörün hareket ettiğini ve asansöre bu hareketi kendilerinin yaptırdıkları vehmine kapılabilirler. 
Halbuki elektrik akımı kesildiği anda onlar istedikleri kadar düğmeye bassalar da asansör hareket etmez. 
Demek ki her türlü hareket elektrik akımı üzerinde irade ve kudrete sahip olan kişiye bağlıdır.
İşte aynen bunun gibi; kainatta şu anda bildiğimiz ve bilmediğimiz her kanun, Allah´ın koyduğu ve tasarruf ettiği bir yasadır. 
Dilerse bu kanunu yürürlükten kaldırabilir, tesirini kesintiye uğratabilir.
Mesela, bir adım atışımızda bir çok kanun yürürlüktedir. 
Yerçekimi kanunundan, hücrelerimizde meydana gelen ozmoz ve difüzyona, beynimizden kaslarımıza sinyal getiren akım kanunlarına kadar bir çok kanun, hareketimizin (bir adım atışımızın) oluşmasını sağlar. 
Bu kanunlar Allah´ın maddeye verdiği özelliklerden kaynaklanmaktadır ve Allah dilerse bu özellikleri kaldırabilir. 
Dolayısıyla bir adım atışımız hatta bir nefes alışımız bile Allah´ın dilemesine (İnşallah´a) bağlıdır. O dilemezse hiç bir şey olmaz.
Konumuzu ünlü Matematikçi Martin Gardner´in kitabında ibadetin elbette pek çok psikolojik faydaları bulunduğunu, ama esasen Allah´ın emri olarak değeri olduğunu açıklıyor.
Ve hiçbir şey sebeplere bağlı olmayıp, her şey her an Allah´ın ilim, hikmet ve iradesi ile cereyan ediyor... 
O halde, her an "dua etmemiz" gerekiyor.

İnşallah - Muhtelif yazılar
İNŞALLAH ben geldim

Dağ köylerimizden birinde bir çiftçi  hanımı ile sohbet etmektedir:

- Bak hanım yarın yağmur yağmazsa tarlaya gider çalışırım, yağarsa pazara giderim.
- İnşallah de bey, inşallah de..
- Yahu inşallahı falan var mı, havanın durumuna göre ya tarlada olacağım, ya da pazarda olacağım, neyse yatalım artık.
Ertesi gün hava yağışlı olduğu için :
- Demek pazara gideceğim bak!
- Sen yine inşallah de bey.
- Sıktın ama haaa!
- Canım toprak ıslak, bunun inşallahı mı olur, pazara gidiyorum işte.
Çiftçi biri süre yürüdükten sonra karşıdan bir kaç atlının geldiğini görür:
- Hey! Sen dur bakalım biraz. Bir şeyler soracağız... Sarı köyüne nasıl gidilir bilir misin? 
- Bakın şu tepeyi  aşıp, ovaya inin, sonra dereyi takip edin, akşama kadar yürüyün ve...
- Kes kes bir şey anlamadık biz...Düş önümüze bizi oraya sen götüreceksin.
- Aman beyim yapmayın etmeyin, ben taaa oralara nasıl giderim. Benim pazara gitmem gerekiyor.
Atlılar halden anlamazlar, çifçi atlılar birlikte Sarı köyüne gitmek zorunda kalır.  Yolculuk zahmetinin yanında atlıların kötü muamelesine de katlanmak zorunda kalır.
Köye varınca atlılar çiftçiyi biraz hırpalayarak, üzerinde ne var ne yok alıp serbest bırakırlar. Çiftçi ertesi gün yorgun argın evine gelip kapıyı çalar.
Hanımı içerden seslenir:
- Kim o!
- Aç kapıyı hanım, İNŞALLAH ben geldim.
İnşallah - Özlü sözler
  • İnşallah derse yakaran, inşa eder Yaradan.
İnşallah - Risale-i Nur Külliyatı
Madem ilm-i İlâhîye ve irade-i Rabbâniyeye mevcudat adedince, belki mevcudatın şuûnâtı adedince delâlet ve şehadet vardır. Elbette, bir kısım filozofların irade-i İlâhiyeyi nefiy ve bir kısım ehl-i bid´atın kaderi inkâr ve bir kısım ehl-i dalâletin, cüz´iyâta adem-i ıttılaını iddia etmeleri ve tabiiyyunun bir kısım mevcudatı tabiat ve esbaba isnad etmeleri, mevcudat adedince muzaaf bir yalancılıktır ve mevcudatın şuûnâtı adedince muzaaf bir dalâlet divaneliğidir. Çünkü hadsiz şehadet-i sadıkayı tekzip eden, hadsiz bir yalancılık işlemiş olur.
İşte, meşiet-i İlâhiye ile vücuda gelen işlerde, "inşaallah, inşaallah" yerinde, bilerek "tabiî, tabiî" demek ne kadar hata ve muhâlif-i hakikat olduğunu kıyas et.

Mektubat | Yirminci Mektup

DOKUZUNCUSU
Büyük Hafız Zühtü´dür. Bu zat, Ağrus´taki Nur talebelerinin başında nâzırları hükmünde olduğu bir zaman, Sünnet-i Seniyyeye ittibâ ve bid´alardan içtinâbı meslek ittihaz eden talebelerin mânevî şerefini kâfi görmeyerek ve ehl-i dünyanın nazarında bir mevki kazanmak emeliyle, mühim bir bid´anın muallimliğini deruhte etti. Tamamıyla mesleğimize zıt bir hata işledi. Pek müthiş bir şefkat tokadını yedi. Hanedanının şerefini zîr ü zeber edecek bir hadiseye mâruz kaldı. Fakat, maatteessüf, Küçük Hafız Zühtü, hiç tokada istihkakı yokken, o elîm hadise ona da temas etti. Belki, inşaallah, o hadise onun kalbini dünyadan kurtarıp tamamıyla Kur´ân´a vermek için bir ameliyat-ı cerrahiye-i nâfia hükmüne geçer.

Lemalar | Onuncu Lem´a