Cebrail - Ansiklopedik bilgi
Cebrail
İslam’a göre peygamberlere vahiy getirmek, Allah'ın emir ve yasaklarını bildirmekle vazîfeli melektir. 
Dört büyük melekten birisi ve en üstünüdür.
Cebrâil'in ismi Kur’ân'da ayrıca Cibrîl, Rûh-ul-Emîn ve Rûh-ul-Kuds diye de zikredilmektedir. 
Cebrâil kelimesi lügatta "Allah'ın kulu" mânâsındadır. Cebrâil’e ayrıca Nâmûs-ı Ekber de denilmiştir.
Cebrail - Ayet mealleri
Necm suresi 5. ayet:
Ona (bu Kur'an'ı) üstün (oldukça çetin) bir güç sahibi (Cebrail) öğretmiştir.

Mearic suresi 4. ayet:
Melekler ve Ruh (Cebrail), ona, süresi elli bin yıl olan bir günde çıkabilmektedir.

Cebrail - Hadisler
Allah bir kulu sevdi mi Hz. Cebrail aleyhisselam'a: 
- Allah falanı seviyor, onu sen de sev! 
diye seslenir. Onu Cebrail de sever. Sonra o, sema ehline: 
- Allah falanı seviyor, onu siz de sevin! 
diye nida eder, derken, bütün sema ehli de onu sevmeye başlar. 
Sonra onun için arz (halkı arasına hüsn-ü kabul) konur.

Hadisin Müslim'deki rivayetlerinde şu ziyade var:

Allah Celle Celaluhu, bir kula da buğzetti mi Cebrail Aleyhisselam'a: 
- Ben falancaya buğzettim sen de buğzet! 
diye seslenir, Ona Cebrail de buğzetmeye başlar. 
Sonra Cibril sema ehline nida eder: 
- Allah Celle Celaluhu falan kimseye buğzetti, siz de buğzedin. 
Sonra yeryüzüne onun için buğz vazedilir.
[Buhari, Tevhid 33, Edeb 41; Müslim, Birr 157; Muvatta, Şi'r 15; Tirmizi, Tefsir, Meryem (3160)]
Cebrail - Hadisler
Allah Teala Hazretleri cenneti yarattığı zaman Cibril aleyhisselam'a: 
- Git ona bir bak! 
buyurdular. O da gidip cennete baktı ve: 
- (Ey Rabbim!) Senin izzetine yemin olsun, onu işitip de ona girmeyen kalmayacak, herkes ona girecek! 
dedi. (Allah Teala Hazretleri) cennetin etrafını mekruhlarla çevirdi. Sonra: 
- Hele git ona bir daha bak! 
buyurdu. Cebrail gidip ona bir daha baktı. Sonra da: 
- Korkarım, ona hiç kimse girmeyecek! 
dedi.
- Cehennemi yaratınca, Cebrail'e: 
- Git, bir de, şuna bak! 
buyurdu. O da gidip ona baktı ve: 
- İzzetine yemin olsun, işitenlerden kimse ona girmeyecektir! 
dedi. Allah Teala Hazretleri de onun etrafını şehvetlerle kuşattı. Sonra da: 
- Git ona bir kere daha bak! 
dedi. O da gidip ona baktı. Döndüğü zaman: 
- İzzetine yemin olsun, tek bir kişi kalmayıp herkesin ona gireceğinden korkuyorum! 
dedi.
[Ebu Davud, Sünnet 25, (4744); Tirmizi, Cennet 21, (2563); Nesai, Eyman 3, (7, 3)]
Cebrail - Hadisler
Hz. Cebrail aleyhisselam bana komşu hakkında o kadar aralıksız tavsiyede bulundu ki, komşuyu varis kılacağını zannettim.
[Buhari, Edeb 28; Müslim, Birr 140, (2624); Ebu Davud, Edeb 132, (5151); Tirmizi, Birr 28, (1943)]
Cebrail - Kitap Tanıtım
Cebrail´in Kanat Sesi

Şeyh Şehabeddin Sühreverdi
SUFİ KİTAP YAYINLARI

İslam dünyasında sezgi ve ilhama dayanan felsefenin temellerini atan Şeyh Şehabeddin Sühreverdi´nin felsefi ve irfanı sembolik hikayelerinden oluşuyor. 
İnsanın öyküsünün bu alemdeki yalnızlığıyla başladığını söyler Sühreverdi. Ve hikayelerinde, varlık aleminden yokluk diyarına gönderilen insanın asıl vatanına dönme iştiyakını anlatır. 
Gayb alemine çıkılan seferin adım adım öyküsü... 
Engeller, tehlikeleri aşmanın usulleri ve menzillerin esrarı... 
Deruni yolculuğun bilinmezleri, sembollerin diliyle Cebrail´in Kanat Sesi´nde...
Cebrail - Kitap Tanıtım
Cebrail´in Kanatları

Mehmet Sancaktutar
ÖTÜKEN NEŞRİYAT

Kayalardan fışkıran bir su kadar berrak, güçlü, sürükleyici, pırıl pırıl bir dil ve şiir tadında serazat bir üslup. 
Türkçe yazılmış veya Türkçeye tercüme edilmiş hiçbir romanda olmayan nadir ve bakir bir konu. 
Muhayyileyi takatsiz bırakan sürreal manzaralar… 
Modern dünyaya başkaldıran, kafa tutan arılaşmış bir kişizade ve onun bal tadında macerası. 
Zümrüt bir kovanda geçen canhıraş bir varoluş savaşı. Aslında anlatılan bizim hikâyemiz; ihtiraslarımız, zaaflarımız ve erdemlerimiz… Tüm bunların arkasına gizlenmiş felsefi ve mistik bir derinlik. 
Postmodern bir roman ya da modern bir masalla karşı karşıyayız. Edebiyatımız ve sanatımız için yeni, taze ve güçlü bir soluk….
Cebrail - Risale-i Nur Külliyatı
Sözler | Onuncu Söz: 
Çünkü, melekler bu âlemleri izn-i İlâhî ile görebilirler ve girerler. 
Ve Hazret-i Cebrâil gibi, insanlar ile görüşen umum melâike-i mukarrebîn, mezkûr âlemlerin vücudlarını ve onlar, onlarda gezdiklerini müttefikan haber veriyorlar. 
Görmediğimiz Amerika kıtasının vücudunu, ondan gelenlerin ihbârıyla, bedihî bildiğimiz gibi, yüz tevâtür kuvvetinde bulunan melâike ihbarâtıyla, âlem-i bekânın ve dâr-ı âhiretin ve Cennet ve Cehennemin vücudlarına o katiyette İmân etmek gerektir. 
Ve öyle de İmân ederiz.
Cebrail - Risale-i Nur Külliyatı
• Üçüncüsü, nurânî ruhların aksidir. Şu akis, hem hayydır, hem ayndır. Fakat aynaların kabiliyeti nisbetinde tezâhür ettiğinden, o ruhun mahiyet-i nefsü´l-emriyesini tamamen tutmuyor.
Meselâ, Hazret-i Cebrâil Aleyhisselâm, Dıhye sûretinde huzur-u Nebevîde bulunduğu bir anda, huzur-u İlâhîde, haşmetli kanatlarıyla Arş-ı Âzamın önünde secdeye gider. Hem, o anda hesabsız yerlerde bulunur, evâmir-i İlâhiyeyi tebliğ ederdi. Bir iş, bir işe mâni olmazdı.
İşte, şu sırdandır ki, mahiyeti nur ve hüviyeti nurâniye olan Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm, dünyada bütün ümmetinin salâvâtlarını birden işitir ve Kıyâmette bütün asfiyâ ile bir anda görüşür; biri birisine mâni olmaz. Hattâ evliyâdan, ziyâde nurâniyet kesb eden ve abdâl denilen bir kısmı, bir anda birçok yerlerde müşâhede ediliyormuş. Aynı zât, ayrı ayrı çok işleri görüyormuş.
Evet, nasıl cismâniyâta cam ve su gibi şeyler ayna olur; öyle de, ruhâniyâta dahi hava ve esîr ve âlem-i misâlin bâzı mevcûdâtı ayna hükmünde ve berk ve hayal süratinde bir vâsıta-i seyir ve seyahat sûretine geçerler. Ve o ruhânîler, hayal süratiyle o merâyâ-i nazîfede, o menâzil-i latîfede gezerler. Bir anda binler yerlere girerler.

Sözler | On Altıncı Söz

"Madem kâinatta en kıymettar şey hayattır. Ve kâinatın mevcudâtı hayata musahhardır. Ve madem zîhayatın en kıymettarı zîruhtur. Ve zîruhun en kıymettarı zîşuurdur. Ve madem bu kıymettarlık için küre-i zemin, zîhayatı mütemadiyen çoğaltmak için, her asır, her sene dolar, boşalır. Elbette ve her halde, bu muhteşem ve müzeyyen olan semavatın dahi kendisine münasip ahalisi ve sekenesi, zîhayat ve zîruh ve zîşuurlardan vardır ki, huzur-u Muhammedîde (a.s.m.) sahabelere görünen Hazret-i Cebrail´in (a.s.) temessülü gibi, melâikeleri görmek ve onlarla konuşmak hadiseleri, tevatür suretinde eskiden beri nakil ve rivayet ediliyor. Öyleyse keşke ben semavat ehliyle dahi görüşseydim, onlar ne fikirde olduklarını bilseydim. Çünkü, Hâlık-ı Kâinat hakkında en mühim söz onlarındır" diye düşünürken, birden semâvî şöyle bir sesi işitti: 
"Madem bizimle görüşmek ve dersimizi dinlemek istersin. Bil ki, başta Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm ve Kur´ân-ı Mucizü´l-Beyan olarak bütün peygamberlere vasıtamızla gelen mesâil-i imaniyeye en evvel biz İmân etmişiz. Hem insanlara temessül edip görünen ve bizlerden olan bütün ervâh-ı tayyibe, bilâ istisna ve bil´ittifak, bu kâinat Hâlıkının vücub-u vücuduna ve vahdetine ve sıfât-ı kudsiyesine şehadet edip birbirine muvafık ve mutabık olarak ihbar etmişler. Bu hadsiz ihbaratın tevafuku ve tetabuku, güneş gibi sana bir rehberdir" dediklerini bildi ve onun nur-u imanı parladı, zeminden göklere çıktı.

Asa-yı Musa | İkinci Kısım