Dua - Dua etmek - Ansiklopedik bilgi
Dua

1. (isim, din b.) Yakarış
2. Tanrı´ya yalvarma, yakarış için söylenen dinî metin

Dua - Dua etmek - Ayet mealleri
Bakara (Sığır) Suresi 186. ayet:
Kullarım Beni sana soracak olursa, muhakkak ki Ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse, onlar da Benim çağrıma cevap versinler ve bana iman etsinler. Umulur ki irşad (doğru yolu bulmuş) olurlar.

Ali İmran (İmran Ailesi) Suresi 38. ayet:
Orada Zekeriya Rabbine dua etti: "Rabbim, bana katından tertemiz bir soy armağan et. Doğrusu Sen, duaları işitensin" dedi.

Cin Suresi 20. ayet:
De ki: "Ben gerçekten, yalnızca Rabbime dua ediyorum ve O´na hiç kimseyi (ve hiç bir şeyi) ortak koşmuyorum."

Fussilet (Ayrıntılı) Suresi 51. ayet:
İnsana nimet verdiğimiz zaman, yüz çevirir ve yan çizer; ona bir şer dokunduğu zaman ise, artık o, geniş (kapsamlı ve derinlemesine) bir dua sahibidir.

Gafir (Bağışlayan) Suresi 49. ayet:
Ateşin içinde olanlar, cehennem bekçilerine dediler ki: "Rabbinize dua edin; azabtan bir günü (olsun) bize hafifletsin."

Gafir (Bağışlayan) Suresi 60. ayet:
Rabbiniz dedi ki: "Bana dua edin, size icabet edeyim. Doğrusu Bana ibadet etmekten büyüklenen (müstekbir)ler; cehenneme boyun bükmüş kimseler olarak gireceklerdir.

Gafir (Bağışlayan) Suresi 65. ayet:
O, Hayy (diri) olandır. O´ndan başka ilah yoktur; öyleyse dini yalnızca kendisine halis kılanlar olarak O´na dua edin. Alemlerin Rabbine hamdolsun.

Neml (Karınca) Suresi 62. ayet:
Ya da sıkıntı ve ihtiyaç içinde olana, kendisine dua ettiği zaman icabet eden, kötülüğü açıp gideren ve sizi yeryüzünün halifeleri kılan mı? Allah ile beraber başka bir ilah mı? Ne az öğüt-alıp düşünüyorsunuz.

Dua - Dua etmek - Bağlantılar
Dua

Şemsiyeli Dua

http://www.sizinti.com.tr/konular/ayrinti/semsiyeli-dua.html


Dua Eğitimi

http://www.sizinti.com.tr/konular/ayrinti/dua-egitimi-nisan-2010.html


Dua Zamanı -1

http://www.sizinti.com.tr/konular/ayrinti/dua-zamani-1-kasim-2012.html


Dua Zamanı - I

http://www.sizinti.com.tr/konular/ayrinti/dua-zamani-i.html


Hastalıkların Tedavisinde Dua

http://www.sizinti.com.tr/konular/ayrinti/hastaliklarin-tedavisinde-dua-haziran-2011.html


Dua Ve Yakarıştaki Güç

http://www.sizinti.com.tr/konular/ayrinti/dua-ve-yakaristaki-guc.html


Sıhhat, Âfiyet ve Dua

http://www.sizinti.com.tr/konular/ayrinti/sihhat-afiyet-ve-dua-eylul-2012.html


Arz-ı Hal Dua Zamanı -2-

http://www.sizinti.com.tr/konular/ayrinti/arz-i-hal-dua-zamani-2.html


Manevi Silahımız Dua ve Ecdadımızın Duaya Verdiği Önem

http://www.sizinti.com.tr/konular/ayrinti/manevi-silahimiz-dua-ve-ecdadimizin-duaya-verdigi-onem.html


Sen Fail-i Muhtarsın - Dua Zamanı 3

http://www.sizinti.com.tr/konular/ayrinti/sen-fail-i-muhtarsin-ocak-2013.html


Arz-ı Hâl - Dua Zamanı 2

http://www.sizinti.com.tr/konular/ayrinti/arzi-hal-aralik-2012.html

Dua - Dua etmek - Kitap Tanıtım
Dua Terapisi
Yazarı: Esma Sayın  
Nesil Yayınları

"Dua ibadetin özüdür" buyurur İslâm Peygamberi (a.s.m.). Bu hadisin bildirdiği üzere, dua ile, kul hem kendi kulluğunu teyid, hem de âlemler Rabbinin ulûhiyetini ilan eder. İnsanın O´nu, kendisini ve bütün kâinatı nasıl tanıdığı, duasına bakarak anlaşılabilir. Her insan, duası kadar kuldur.

Duanın kul ile Rab arasında kurduğu bu sağlam ilişkinin, insanın kendi iç dünyasına bakan bir yönü de vardır. Duasıyla kul-Rab ilişkisini doğru şekilde kurduğu ölçüde, insanın kendi iç dünyasının taşları da yerli yerine oturur. Bu ise, hayatın karşımıza koyduğu soru, sorun ve açmazlar karşısında duayı iç dünyamızın yaraları için bir tedavi imkânına dönüştürür.

Dua Terapisi, duanın işte bu ‘tedavi edici´ boyutunu ele alıyor. İnsanın dua yoluyla Rabbiyle kurduğu temasın ruhen, manen ve psikolojik olarak sağladığı tedavi edici imkânları, tasavvufun ve psikolojinin bakış açısını kullanarak örneklerle anlatıyor. Ruh yaralarını dua ile tedavi etmek isteyenler için, okunması gereken bir kitap.

"Dua eden insan bir yandan Allah´a olan köklü bağlılığını itiraf ederken, aynı zamanda O´nun yüce kudretine duyduğu çok derin itimat ve güveni teyid eder. Bu bakımdan dua, bir dindarlık tezahürü olmanın yanısıra, ruh sağlığının da bir ön şartı olarak görünmektedir. Bu bağlamda, duanın manevî terapisini ruh sağlığının bir anahtarı niteliğindedir."
Dua - Dua etmek - Muhtelif yazılar
BU YÜKÜ NİYE TAŞIYORUM

Brenda, yamaç tırmanışı yapmak isteyen genç bir kadındı. Bir gün cesaretini toplayarak bir grup tırmanışına katıldı. Tırmanacakları yere vardıklarında, neredeyse duvar gibi dik, büyük ve kayalık bir yamaç çıktı karşılarına…
Tüm korkularına rağmen, Brenda azimliydi. Emniyet kemerini taktı, ipi yakaladı ve kayanın dik yüzüne tırmanmaya başladı. Bir süre tırmandıktan sonra, nefeslenebileceği bir oyuk buldu. Orada asılı dururken, gruptan yukarıda ipi tutan kişi dalgınlığa düşerek ipi gevşetiverdi. Aniden boşalan ip, hızla Branda`nın gözüne çarparak lensinin düşmesine neden oldu.
Lens çok küçüktü ve bulunması neredeyse imkânsızdı. Lens yamacın ortasında bir yerlerde kalmıştı ve Brenda artık bulanık görüyordu. Ümitsizlik içinde Brenda, lensini bulması için Allah`a dua edebilirdi yalnızca... İçten içe düşünüp dua etmeye başladı.
“Allah`ım! Sen bu anda buradaki tüm dağları görürsün. Bu dağlar üzerindeki her bir taşı ve yaprağı bildiğin gibi, benim lensimin yerini de biliyorsun. Onu bulmama yardım et.”
Patikalardan yürüyerek aşağı indiler. Aşağı indiklerinde, tırmanmak üzere oraya doğru gelen yeni bir grup gördüler. İçlerinden biri “Aranızda lens kaybeden var mı?” diye bağırdı.
Brenda`nın sonradan öğrendiğine göre, lensi bir karınca taşıyordu ve karınca yürüdükçe yavaşça kayanın üzerinde hareket edip parlayan lens kızların dikkatini çekmişti.
Eve döndüklerinde Brenda lensini nasıl bulduklarını babasına anlatacak ve bir karikatürcü olan babası da ağzıyla lens taşıyan bir karınca resmi çizerek, karıncanın üzerindeki baloncuğa şunları yazacaktı:
Allah´ım! Bu nesneyi neden taşıdığımı bilemiyorum. Bunu yiyemem ve neredeyse taşıyamayacağım kadar ağır. Ama istediğin sadece bunu taşımamsa, senin için taşıyacağım...”
“BU YÜKÜ NİYE TAŞIYORUM” demeyin...

Dua - Dua etmek - Muhtelif yazılar
KABE´DE İLK DUA! 

Mehmed Kırkıncı Hoca´ya,
"Kabe´yi ilk defa görenin yapacağı dua mutlaka kabul olacağı için nasıl dua edelim?" diye sorduklarında şu cevabı vermiş: 

- "Ya Rabbi, burada edeceğim bütün duaları kabul eyle" diye dua edin. 
Dua - Dua etmek - Muhtelif yazılar
DİLEKÇENİ ALLAH´A SUN VE BEKLE

"Birkaç yıl önce, bağlı bulunduğumuz Genel Müdürlük; dört arkadaşımla birlikte, beni bir ilimizde, memur statüsünde işçi almak üzere görevlendirmişti. Sözünü ettiğim ilde on personel alacaktık ve bunlar il müdürlüğü bünyesinde görevlendirilecekti. Biz beş arkadaş birleşerek, sözünü ettiğim ile gittik. 
Önceden ayrılan bir misafirhaneye indik. İle gelişimizi kimsenin duymasını istemiyorduk. Beşimizin de kanaati oydu ki, hak edeni
kazandıralım, siyasiye diğer baskılara boyun eğmeyelim. 
Biliyorduk ki, katılım yoğun olacak ve herkes bir referansla bizi rahatsız edecekti, çünkü Türkiye´nin gerçeği buydu. Bunun için çok dikkatli davranıyorduk. 
İle ikindi vakti gittik. İkindi namazını kılmak için tarihi bir cami olup olmadığını sorduk. Biliyorduk ki bu ilimiz cami bakımından biraz
fakirdi.
Tarihi bir cami olduğunu söylediler. Beş arkadaş, arabamıza atlayarak oraya gittik. 
Kimse bizi tanımıyor, zaten cami de şehrin biraz dışında. İkindi namazı kılınmış, caminin avlusu boş. Beşimiz de şadırvana oturarak abdest almaya başladık. Ayakkabılarımı çıkarıp çoraplarımı da sıyırmaya başlamıştım ki, ayaklarımın önüne bir takunya kondu. Bu takunyaları önüme kim bıraktı diye başımı kaldırınca, yüzüme tebessümle bakan, yirmi beş yaşlarında bir gençle karşılaştım:
"Ben buraları bilirim, siz yabancıya benziyorsunuz; namaz kılana hizmet, Allah´ın rızasını kazandırır. Allah kabul etsin!" dedi.  
Gencin tebessümü, davranışı bizi çok etkiledi.  
Sordum: "Sen kimsin? Adın nedir?" 
"Adım Bilâl. Bu mahallede oturuyorum."  
Bir an abdest almayı bırakarak, gençle ilgilenmeye başladım. 
"Ne işle meşgulsün Bilâl?" 
"Şimdilik işim yok. Ama inşallah yakında işe gireceğim." 
"Nasıl olacak o?" dedim. 
Yüzüne huzurun ve mutluluğun tebessümünü kuşanarak: 
"Üç gün sonra ......... Müdürlüğünde sınavla adam alınacak. Rabbim, oraya girmeyi nasip edecek inşallah" dedi. 
Arkadaşlarım da abdest alırlarken, Bilâl´le aramızda geçen bu diyaloga kulak vermişlerdi. 
"Peki Bilâl, bu zamanda işe girmek zor, senin torpilin var mı? Referansın kim? İşe nasıl gireceksin?" 
Bilâl´in o mütevekkil halini hiç unutamıyorum! Hepimizin üzerinde bomba tesiri oluşturacak sözü söyleyiverdi: 
"Benim referansım Allah (cc)´tır; ne güzel vekildir O. Dün gece O´na dilekçemi sundum. Hiç yetimin duasını geri çevirir mi O?"  
Yâ Rabbi! Ne işe tutulmuştuk! Ağlamamak için kendimi zor tutuyordum.
Gözlerimin buğulandığını ona göstermemeliydim. 
"Bilâl, baban yok mu?" 
"Yok, ben üç yaşındayken ölmüş. Anneciğim büyüttü beni." 
Temiz bir saflık üzerindeydi. Bütün söylediklerini gönülden söylüyordu. Bu, o kadar meydanda idi ki, kalbi adeta yüzüne vurmuştu. 
"Askerliğini yaptın mı?" 
"Yaptım ya, hem de çavuş olarak." 
"Evli misin Bilâl?" Bir anda gözleri yere düştü. Yine o mütevekkil hâli bütün yüzünü kaplamıştı.  
"He ya, evli değil de sözlüyüm. İnşallah, işe girer girmez hemen düğünümü yapacağım!" 
"Ama Bilâl, üç gün sonraki sınav için o kadar kesin konuşuyorsun ki, sanki kazanmış gibisin!" 
Gözlerini ufka dikti, daldı, sustu ve biraz sonra: 
"Ben Rabbimi seviyorum, inanıyorum ki O da beni seviyor. Seven sevene yardım etmez mi?" 
Ona söyleyecek lâf bulamıyordum.  
Allah, bizi kocaman kocaman(!) müdürleri, Bilâl kuluna hizmet etmek için oraya göndermişti, adeta. 
Kim müdür, kim garibandı? 
Bilâl dilekçesini büyük makama verince, melekler harekete geçtiler, daireler, müdürler harekete geçtiler ve hep birlikte ona koşmaya başladılar; çünkü emir büyük makamdandı. 
Allah´a malik olan insanın mahrumiyeti söz konusu olabilir miydi?  
Sormaya devam ettim: 
"Bari Bilâl, evlenecek kız bulabildin mi? Bu zamanda hem yetim, hem de işsize kim kız verir ki?" 
Başını salladı ve "doğru" diyerek ekledi: 
"Zor nişanlandım ya. Allah razı olsun, kayınpederim olacak olan insan, "Sözde Müslüman" değil, hakiki mü´min. 
"Bu zamanda namazında-niyazında damat nerde bulunur, hem rızkı veren Allah´tır" dedi ve kızını bana verdi. Rabbim rızkımızı verecek inşallah." 
Bilâl lise mezunuydu. Üç yüz kişinin katıldığı yazılı sınavı başarıyla geçti. Ve bizler, önümüze sunulan -Bakanlık dahil- tüm
referansları bir kenara koyarak, Bilâl´in referansını en öne koyduk.  
Mülakât gününe kadar bizi göremedi. Mülâkata girdiğinde karşısında bizi görünce birden şaşırdı, yüzü kızardı ve gözleri yere düştü.  
Sessizliği bozdum: "Bilâl, bizi tanıdın mı?" "Evet!" 
"Peki ne diyeceksin şimdi?" Ağlamaya başladı. Çocuk gibi ağlıyordu. İster istemez bizler de ona uyduk. Sabah makamında hıçkırıklar boğazımızda düğümlenmişti. Bilâl, ellerini kaldırdı ve dua etmeye başladı: 
"Ey Rabbim, ben niyazımı Sana sunmuştum. Hâlimi Sana açmıştım. Şimdi buradaki müdürlerime karşı mahcubum. Ey Allah´ım, ben Sen´den başkasından istememeyi istedim, Sen´den, yine de öyleyim."  
Sessizlik odayı doldurmuştu. "Ne olur bana izin verin çıkayım" dedi. "Peki Bilâl" dedik, "Güle güle, Allah işini, aşını, eşini mübârek kılsın!" 
Allah´tan isteyenler muratlarına erdiler de gayrisinden isteyenler helâk oldular.
Allah dilerse bütün dünyayı Bilâl´lere hizmetçi yapar. Bilâl yüreğine ve saflığına ulaşmak gerek." 
Dua - Dua etmek - Muhtelif yazılar
Ne için dua edelim?

Eşekler köydeki semerciden çok şikayetçilermiş. Semerci hiç iyi semer yapamıyormuş.
Eşeklerin sırtları kanlı yaralarla doluymuş. Eşekler toplanıp yeni bir semercinin gelmesi için dua etmişler. Hikaye bu ya duaları da kabul olunmuş, ve gerçekten köye yeni bir semerci gelmiş.Ne var ki bu semerci de eşekleri rahatlatacak semerler yapamıyormuş, Yaralar azalacakken artmaya başlamış. Eşekler yine toplanıp, köye yeni bir semerci gelmesi için dua etmişler. Ve gerçekten mevcut semerci köyden ayrılmış,
Yerine başka bir semerci gelmiş. Eşekler her semerci değişikliğinde olduğu gibi yine çok sevinmişler. Ama çok zaman geçmeden yeni semercinin de çok farklı olmadığını, semerlerin gittikçe daha da kalitesizleştiğini, yaralarının ise kötüleştiğini görmüşler. Semerci gitmiş, semerci gelmiş. 
Her seferinde eşekler yeni semerci gelmesi için dua etmişler. Bu hikaye kaç semerci değişene kadar böyle devam etmiş bilmiyorum.
Nihayet bir gün eşekler toplanıp, eski semerciden kurtulmak için değil de, eşeklikten kurtulmak için dua etmeye başlamışlar. 
Dua - Dua etmek - Muhtelif yazılar
YAKARMAN DA O´NUN LÜTFÜ
 
Birisi her gece kalkıp Allah´ı anıyor, O´na dua ediyordu.

Şeytan ona dedi:

-Ey devamlı Allah´ı anan kişi! Bütün gece Allah deyip çağırmana, yakarman karşılık seni buyur eden var mı ki? Sana bir tek cevap bile gelmedi, daha ne zamana kadar böyle yakarıp dua edeceksin?

Adamın gönlü kırıldı, başını yere koydu ve hüzün içinde uyudu.

Rüyasında ona söyle dendi:

-Kendine gel uyan! Niye duayı, zikri bıraktın? Neden usandın?

Adam:

-Buyur diye bir cevap gelmiyor ki... Artık kapıdan kovulmaktan korkuyorum, dedi.

Bunun üzerine dendi ki ona:

-Senin Allah demen, O´nun buyur demesi sayesindedir. Senin yalvarışın, Allah´ın senin ruhuna haber uçurmasındandır. Senin çabaların, çareler araman, Allah´ın seni kendine yaklaştırması, ayaklarındaki bağları çözmesindendir. Senin korkun, sevgin, ümidin, Allah´ın lütuf kemendidir. Senin her Yarabbi demenin altında, Allah´ın buyur demesi vardır.. Gafilin, cahilin gönlü bu duadan uzaktır. Çünkü Yarabbi demeye izin yok ona. Ağzında da kilit var onun, dilinde de... Zarara uğradığı zaman, ağlayıp sızlamasın diye Allah ona dert, ağrı, sızı, gam, keder vermedi. Artık anla ki, Allah´a dua etmeni, O´nu çağırmanı sağlayan dert, Dünya saltanatından daha iyidir.  Dertsiz dua soğuktur. Dertliyken yapılan dua ise gönülden kopar.
Dua - Dua etmek - Muhtelif yazılar
DUA
 
 Sahabelerden biri, Hz. Ebubekir´in yanına gelerek:
- Çok günahkârım, der. Benim için dua eder misiniz? demesi üzerine, Hz. Ebubekir şu duayı eder:
- Ya Rabbi, der. Bir günahkâr, diğer bir günahkârdan dua istiyor. İkisini de affeyle.
Dua - Dua etmek - Muhtelif yazılar
Kur´an-ı Kerim´den bölümler okuduktan sonra yaptığım dua

Ya Rabbi, Ya Rabbi, Ya Rabbi, 

Okumuş olduğum Kur´anı- Kerim´den hasıl olan misli sevabı, öncelikle Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v)´in mübarek ve pak ruhlarına, ehli beytine, ali ve ashabına, Hz. Adem babamızdan bugüne kadar gelmiş, geçmiş, tüm Peygamberlerine, evliyalarına, dostlarına, şu an dünyada ve ahirete göçmüş tüm akrabalarımıza, kabirlerinde garip kalmış bir Fatiha bekleyen kullarına, tüm müslüman ve müminlere, ayrıca bende hakkı kalmış ödeyemediğim tüm kullarına hediye eyledim, sen vasıl ve haberder eyle ya Rabbi. 
El-Fatiha 

Dua - Dua etmek - Muhtelif yazılar
Sabah ve akşam saatlerinde yaptığım dua

Elhamdü lillâhi rabbil âlemin. Vessalâtü vesselâmü âlâ Râsûlinâ Muhammedin ve âlâ âlihi ve Sahbihî ecmâîn. Yâ ferd, yâ Hayy, yâ Kayyûm, yâ Hakem, yâ Adi, yâ Kuddûs, yâ Erhamerrâhimîn, yâ Gafûrerrâhîm, yâ Mücibeddeâvât. Başta Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed (SAV) olmak üzere, bütün peygamberân-ı izamın hürmetine, başta Cebrail (A.S.), İsrafil (A.S.), Mikâil (A.S.), Azrail (A.S.) olmak üzere, bütün melâike-i kiramın hürmetine, başta ismi âzamın olmak üzere, en güzel isimlerin hürmetine; başta Kur´ân-ı Kerim olmak üzere, bütün kelamların ve kitapların hürmetine, başta Arş-ı Âlâ olmak üzere, Kâbe-i muazzama ve bütün mübarek makamların hürmetine;

Yâ Râbbî! hizmeti îmâniye ve Kur-âniye de bulunmuş ve bulunan bütün mü´min ve mü´minâtı, bizleri, ailelerimizi, nesillerimizi, bütün mü´min ve müslüman kardeşlerimizi, hemşirelerimizi, esnaf, idareci, öğretmen ve öğrencilerimizi diğer meslek erbabı kardeşlerimizi Arzî ve semavi her türlü şerlerden ve belâlardan, râzı olmadığın bütün hal ve ahvallerden muhafaza eyle.

Yâ Râbbi, dünyânın her tarafındaki îman ve Kur-ân düşmanlarının planlarını boz. Kabili ıslah olabilecekleri ıslah eyle, ıslah olmayanları ise tedmîr eyle. Sana havale ediyoruz.

Yâ Rabbi bizleri nefsin ve şeytanın şerrinden muhafaza eyle. Bir an dahi nefsimizle baş başa bırakma. Yâ Rabbi bizleri Muhammedi ahlâkla ve Kur-ân ahlakıyla ahlaklandır.

Bizleri son nefesimize kadar ihlâs ve samimiyetle hizmeti îmâniye ve Kur-âniye de istihdam eyle. Sıhhat, afiyet, bereket ve inayetini lütfeyle Yâ Rabbi. Kalplerimizde vifâk ve ittifak hasıl eyle Yâ Rabbi. Allah´ım biz senden hidâyet ehlinin başarısını, yakîn erbabının amellerini, tevbe edenlerin ihlâsını, sabır edenlerin azmini, haşyet sahiplerinin ciddiyetini, rağbet erbabının isteklerini, takva ehlinin ibâdet hallerini, ilim sahiplerinin anlayışını dileriz Ya Rabbi... Böylece senden gereği üzere korkmuş olalım. Allah´ım biz senden öyle bir korku isteriz ki; bizi sana isyan etmekten engellesin de, sana itaat ederek bir amel işleyelim. Onunla senin rızanı kazanalım. Böylece senden korkarak, ihlâsla tevbe edelim.

Sana muhabbetle, ibadeti ihlâs üzere yapalım ve sana güzel zan besleyerek, bütün işlerde sana tevekkül edelim.

Ey nuru yaratan Rabbimiz, sen bütün noksan sıfatlardan münezzehsin. Allah´ım bizlere, memleketimize ve İslam âlemine, rahmetini, bereketini, inayetini, hıfz ve himayeni, vifak ve ittifak içinde imâna ve Kur-ân´a hizmeti, lütuf ve ihsan eyle Yâ Rabbi.

Amin, âmim, âmin... Ve salli ve sellim âlâ seyyidinâ Muhammedin ve âlâ âlihi ve ihvânihi minennebiyyine vel mürseline ve alel melâiketil mukarrabine ve âlâ ibâdikessâlihine min ehlissemâvâti ve ehlil erâdin. Rıdvânüllahi Teâlâ aleyhim ecmâin. Esselâtü vesselâmü aleyke yâ Resulallâh. Esselâtü vesselâmü aleyke yâ Habiballâh. Esselâtü vesselâmü aleyke yâ seyyidel evveline vel âhirin. Ve selâmün alel mürselin vel hamdü lillâhi Rabbil alemin.

Âmin, âmin, âmin. Bütün ehli imanın ruhları ve ruhâniyatları için El Fatiha.
Dua - Dua etmek - Muhtelif yazılar
Bismillahirrahmanirrahim
Allah’ım
Lütfet ki, gittiğimiz her yere barış götürebilelim
Bölücü değil, bağdaştırıcı, birleştirici olabilelim.
Nefret olan yere sevgi,
Yaralanma olan yere affedicilik,
Kuşku olan yere, inanç,
Ümitsizlik olan yere ümit
Karanlık olan yer aydınlık,
Ve
Üzüntü olan yere sevinç saçıcı olmayı 
Bize lütfet ya Rabbi...
Kusurları gören değil, kusurları örtenlerden;
Teselli arayanlardan değil, teselli verenlerden;
Anlayış bekleyenlerden değil, anlayış gösterenlerden;
Yalnız sevilmeyi isteyenlerden değil, sevenlerden olmamıza yardım et...
Kusurları gören değil, kusurları örtenlerden;
Teselli arayanlardan değil, teselli verenlerden;
Anlayış bekleyenlerden değil, anlayış gösterenlerden;
Yalnız sevilmeyi isteyenlerden değil, sevenlerden olmamıza yardım et...
Yağmur gibi
Hiçbir şey ayırd etmeyip,
Aktığı her yere canlılık bahşedenlerden;
Güneş gibi
Hiçbir şey ayırd etmeyip,
Işığıyla tüm varlıkları aydınlatanlardan;
Toprak gibi
Her şey üstüne bastığı halde,
Hiçbir şeyini esirgemeyip,
Nimetlerini herkese verenlerden olmayı 
Bize lütfet...
Alan ellerin değil, veren ellerin;
Affedici olduğu için affedilenlerin;
Hak ile doğan, hak ile yaşayan, hak ile ölenlerin
Ve
Sonsuz hayatta yeniden doğanların safına katılmayı
Bize nasip eyle.
Dua - Dua etmek - Muhtelif yazılar
Ormanda bir ateist

Ateist bir adam bir gün ormanda geziyor ve etrafındaki güzelliklere bakıyormuş. 
Evrim ne güzellikler yaratıyor! diye düşünüp mest oluyormuş. 
Birden arkasında kocaman bir ayı belirmiş ve onu kovalamaya başlamış. 
Adam bütün gücüyle kaçıyormuş ama her arkasına bakışta ayının daha yaklaşmış olduğunu fark ediyormuş.
Dakikalarca süren bir kaçışın sonunda adamın ayağı yerdeki  dala takılmış ve düşmüş; ayı adamın üzerine atlamış, pençesini kaldırmış. 
Tam vurmaya hazırlanırken adam:
- TANRIM!
diye bağırmış. 
Bir anda zaman durmuş, ayı donmuş, ormandaki nehir bile akmaz olmuş. 
Bir anda orman kararmış ve gökyüzünden bir ışık huzmesi adamın üzerine parlamış. 
Çok derinden gelen ilahi bir ses adama:
- Yıllarca bana inanmadın, yaradılışı kozmik bir kazaya bağladın, sana bu durumda yardım etmemi mi istiyorsun? Seni sevgili bir kulum mu saymalıyım? 
demiş.
Adam utanç içinde: 
- Biliyorum bunca yıldan sonra dindar biri olmayı istemem haksızlık, ama belki AYIYI dindar yapabilirsiniz. 
demiş.
Ses: 
- Peki. 
diye karşılık vermiş ve ışık kaybolmuş. 
Nehir tekrar akmaya başlamış. Her şey eski haline dönmüş. 
Ayı pençesini indirmiş,iki pençesini de göğe doğru çevirmiş, ve konuşmaya başlamış: 
- ALLAH´IM, senin rızkınla orucumu açıyorum, hamdolsun verdiğin nimetlere.

ALLAH’ım! 

Benliğimin yaktığı ateşte yakma beni! 
Beni nefsime kul etme, kul et nefsimi Sana! 
Bir lahza dahi bana bırakma beni! 
Sen bana yetersin, yetmem ben bana. 
Bilmediğimi bildir, görmediğimi göster! 
Sen bildirmezsen bilemem, göremem göstermezsen 
Gönlüme huzur,gözlerime nur, dizime derman ver! 
Sen “OL” deyince olur, olmaz “OL” demezsen. 
Canana can, cana canan, kalbe ferman ver! 
Al işte ellerim, uzattım sana! 
Ne olur, ne olur bırakma beni bana! 
Sen bana yetersin, yetmem ben bana! 
ALLAH’ım, ellerimi bırakma! 
ALLAH’ım! 
Bırakma bizi 
Tut elimizi! 
Dua - Dua etmek - Muhtelif yazılar

ALLAHIM!
BANA ÖYLE BİR GÖNÜL VER Kİ:
Bir kuruluşun tepe noktasında yetkili olsam bile, bunu asla başka şekilde kullanmamalıyım.
Günlük yaşamda "ben" yerine, daha çok "sen" sözcüğünü kullanabileyim...
BANA ÖYLE BİR SEVGİ VER Kİ:
Sonsuz bir hazine gibi bitmesin, çoğalsın daha da sevdikçe, doldursun sarsın çevremi.
Hatta düşmanlarımı da sevebileyim...   
BANA ÖYLE BİR GÜÇ VER Kİ:
Herkesten daha çok çalışabileyim, tutsak düşmeyeyim doğanın koşullarına, eşim ve çocuklarımı da mutlu et ki,
mutluluğu başkalarına da götürebileyim...
BANA ÖYLE BİR SAĞLIK VER Kİ:
Düşünebileyim, konuşabileyim.
BANA ÖYLE BİR ERDEM VER Kİ:
İbadet edebileyim, iyilik etmeyi ve sevinçten buğulanmış gözlerle, teşekkür edenlere;
bir şey yapmadım, anımsamıyorum diyebileyim.
BANA ÖYLE BİR YETENEK VER Kİ:
İyi eş, baba, anne, iyi komşu, iyi arkadaş, iyi vatandaş olabileyim.
BANA ÖYLE BİR UMUT VER Kİ:
Bugüne kadar yapmış olduğum hatalar için karamsarlığa düşmeyeyim, her şeyden aklanmış olarak yaşama
yeniden başlamak üzere bağışlanabileceğimi bileyim.
BANA ÖYLE BİR ANLAYIŞ VER Kİ:
Düşünebildiğim, yargılayabildiğim, inandığım, kahrolduğum, var olduğum şu
anda bu sözleri söyleyebildiğim için şükredebileyim.
BANA ÖYLE BİR TALİH VER Kİ :
Yıllar sonra beni hatırlayanlar "herkese iyilik eden, tüm insanları seven, o düzeyde de sevilen bir kişiydi " diye konuşsunlar ve ben de huzur içinde olabileyim.
BANA ÖYLE BİR İRADE VER Kİ:
Bir gün yenilip, içimdeki şeytanın kurallarına doğru yönelirsem; bu bir düşünce ise düşüncemi, bu bir adım ise ayağımı, bu bir uzanma ise elimi durdurabileyim.
BANA ÖYLE BİR SABIR VER Kİ:
Sükûneti bulayım, durabileyim, düşünebileyim.

Dua - Dua etmek - Muhtelif yazılar

İnanç
Yaşlı kadın oldukça dini bütün bir insanmış. Her sabah kapısının önüne çıkar ve yüksek sesle dua edermiş: 
- Tanrım bize verdiklerin için sana şükürler olsun.
O´nun bu duasının ardından, her seferinde yan komşusunun sesi duyulurmuş: 
- Tanrı yok kadın. Tanrı yok diyorum sana. 
Yaşlı teyze bu olaya ne kadar sinirlense de, belki bir gün gerçeği anlar ümidiyle sabreder, komşularına örnek olmak, için de her sabah duasına devam edermiş. Ancak; O ne kadar sabırlı ve azimliyse, kötü komşusu da, o kadar azimliymiş. 
Bir akşam, komşusu yaşlı teyzeye bir oyun etmeye karar vermiş. Hiç üşenmeden kalkıp markete gidip, bir sürü meyve sebze ekmek vs. alıp torbalara doldurmuş ve yaşlı teyzenin kapısının önüne bırakmış. 
Ertesi sabah teyze kapıyı açıp da yiyecekleri görünce çok şaşırmış ve sevinçle bağırmış: 
- Sana şükürler olsun Tanrım. Bu gönderdiğin yiyecekler için sana şükürler olsun! 
Ağacın arkasından O´nu seyreden ve gördüğü manzara karşısında müthiş keyiflenen komşusu kazandığı zaferi herkese ilan etmek istercesine seslenmiş: 
- Tanrı yok kadın. Tanrı yok dedim sana. O yiyecekleri ben alıp bıraktım kapıya! 
Yaşlı teyze kafasını kaldırıp sesin geldiği yöne bakmış ve hiç istifini bozmamış: 
- Yüce Tanrım sana ne kadar şükretsem azdır. Hem bu yiyecekleri göndermişsin hem de parasını şeytana ödetmişsin. 

Dua - Dua etmek - Muhtelif yazılar
AHMED HULÛSİ beyin Dua ve zikir isimli kitabından :

Bilelim ki; sesle duyduğumuz bir kelime, yapılan işin en son safhasıdır! Olay beyinde, o anda içten yani kozmik boyuttan veya kozmik âleme ait bir varlıktan gelen; ya da dıştan yani çevremizde algılamakta olduğumuz herhangi bir varlıktan gelen bir impulsla yani bir mikrodalga -ışınsal etki- ile başlar.
Bu gelen etki neticesinde, önce beynin biyomanyetiği, sonra biyoelektriği ve daha sonra da biyoşimik yapısı tesir alır... Biyoşimik yapı aldığı tesirle kendisindeki verileri bir araya getirdikten sonra, çıkan neticeyi tekrar biyoelektrik kata dönüştürerek, ilgili sinir sistemini uyarır ve hangi organla ilgili bir durum söz konusu ise olayı ona aktarır. Ve biz, o organdan yansıyan bir eylem olarak, sonucu algılarız!
Yani esas olan, dışta algıladığımız ses-görüntü değil, bir üst boyutta cereyan eden ışınsal yapı-biyoelektrik-biyoşimik üçlü sistemidir!
Şayet, beynin bu ana çalışma sistemini kavrayabildiysek, anlayacağız ki; önemli olan, kelimenin harf dizilişinden oluşan lisan değil, kelimeleri meydana getiren frekans-titreşimdir!

http://www.ahmedhulusi.org/kitap/duavezikir/dua-ve-zikir-sayfa-023.htm
Dua - Dua etmek - Muhtelif yazılar
Biz Allah´a dua ediyoruz. Fakat müstecap olmuyor.

İbrahim bin Edhem bir gün Basra çarşısında gezerken halk başına toplandı ve "Bana duâ edin icabet edeyim" meâlindeki âyet-i celileyi sordular ve: "Biz Allah´a dua ediyoruz. Fakat müstecap olmuyor. Acaba neden?" diye yakındılar.

Dedi ki: Kalbiniz on şeyden ölmüştür:
1) Allah´ı tanırsınız, ama hakkını edâ etmezsiniz.
2) Allah´ın kitabını okursunuz, ama onunla amel etmezsiniz.
3) İblis´in düşmanlığını iddia edersiniz, ama ona tâbi olursunuz.
4) Resûlullah´ın sevgisini iddia edersiniz, ama onun izini ve sünnetini terk edersiniz.
5) Cennetin sevgisini iddia edersiniz, ama onun için amel etmezsiniz.
6) Cehennem korkusunu iddia edersiniz, ama günahlardan çekinmezsiniz.
7) Ölümün hak olduğunu iddia edersiniz, ama onun için hazırlanmazsınız.
8 ) Başkalarının ayıbları ile meşgul olursunuz amma kendi ayıplarınızı terk etmezsiniz.
9) Allah´ın verdiği rızkı yersiniz, ama Allah´a şükür etmezsiniz.
10) Ölülerinizi gömersiniz, ama onlardan ibret almazsınız.
Dua - Dua etmek - Risale-i Nur Külliyatı
Eğer desen: "Birçok defa duâ ediyoruz, kabul olmuyor
Halbuki, âyet umumidir; her duâya cevap var," ifade ediyor.
Elcevap: 
Cevap vermek ayrıdır, kabul etmek ayrıdır. Her duâ için cevap vermek var; fakat kabul etmek, hem ayn-ı matlûbu vermek Cenâb-ı Hakkın hikmetine tâbidir.
Meselâ, hasta bir çocuk çağırır: 
- "Yâ hekim, bana bak."
Hekim "Lebbeyk," der. 
- "Ne istersin?" Cevap verir.
Çocuk 
- "Şu ilâcı ver bana" der.
Hekim ise, ya aynen istediğini verir, yahut onun maslahatına binâen ondan daha iyisini verir, yahut hastalığına zarar olduğunu bilir, hiç vermez.
İşte, Cenâb-ı Hak Hakîm-i Mutlak, hâzır, nâzır olduğu için, abdin duâsına cevap verir. 
Vahşet ve kimsesizlik dehşetini, huzûruyla ve cevabıyla ünsiyete çevirir. 
Fakat, insanın hevâperestâne ve heveskârâne tahakkümüyle değil, belki hikmet-i Rabbâniyenin iktizâsıyla, ya matlûbunu veya daha evlâsını verir veya hiç vermez.
(Sözler | Yirmi Üçüncü Söz)