Gün - Gündüz - Ansiklopedik bilgi
Gün - Gündüz

Gün
1. (isim) Güneş
2. Güneş ışığı
3. Gündüz
4. Yer yuvarlağının kendi ekseni etrafında bir kez dönmesiyle geçen 24 saatlik süre
5. İçinde bulunulan zaman
6. Zaman, sıra
7. Çağ, devir
8. İyi yaşanmış zaman
9. Bayram niteliğinde özel gün
10. Belirli günlerde ev hanımlarının konuk ağırlamak için yaptıkları toplantı
11. Tarih

Gündüz
1. (isim) Günün sabahtan akşama kadar süren aydınlık bölümü
2. (zarf) Gündüz vaktinde
Gün - Gündüz - Ayet mealleri
Fatiha (Açılış) Suresi 3. ayet:
Din gününün malikidir.

Bakara (Sığır) Suresi 8. ayet:
İnsanlardan öyleleri vardır ki: "Biz Allah´a ve ahiret gününe iman ettik" derler; oysa inanmış değillerdir.

Bakara (Sığır) Suresi 48. ayet:
Ve hiç kimsenin, hiç kimse adına bir şey ödemeyeceği, hiç  kimsenin şefaatinin kabul edilmeyeceği, hiç kimseden bir fidye alınmayacağı ve yardım görülmeyeceği bir günden sakının. 

Adiyat (Nefes Nefese Koşmak) Suresi 11. ayet:
Şüphesiz, o gün Rableri, kendilerinden gerçekten haberdardır.

Karia (Şiddetli Ses) Suresi 4. ayet:
İnsanların, "her yana dağılmış" pervaneler gibi olacakları gün,

Tekasür (Çoğalma Yarışı) Suresi 8. ayet:
Sonra o gün, nimetten sorguya çekileceksiniz. 

Bakara (Sığır) Suresi 164. ayet:
Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün ard arda gelişinde, insanlara yararlı şeyler ile denizde yüzen gemilerde, Allah´ın yağdırdığı ve kendisiyle yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği suda, her canlıyı orada üretip-yaymasında, rüzgarları estirmesinde, gökle yer arasında boyun eğdirilmiş bulutları evirip çevirmesinde düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler vardır. 

Müzemmil (Bürünen) Suresi 7. ayet:
Çünkü gündüz, senin için uzun uğraşılar vardır.

Casiye (Diz Çöküş) Suresi 5. ayet:
Gece ile gündüzün ardarda gelişinde (veya aykırılığında), Allah´ın gökten rızık indirip ölümünden sonra yeryüzünü diriltmesinde ve rüzgarları (belli bir düzen içinde) yönetmesinde aklını kullanan bir kavim için ayetler vardır.

Gün - Gündüz - Kitap Tanıtım
Peygamberin Bir Günü

Metin Karabaşoğlu
NESİL YAYINLARI

Resûlullah aleyhissalâtu vesselamın altmışüç yıllık ömründe, hayatın gündelik akışının değiştiği özel günler ve bu özel günler adına seferde, yolda, hazırlık aşamasında, dönüş yolunda geçirilen günler sayıldığında, üçyüz gün gibi bir rakam çıkar karşımıza. Resûl-i Ekrem aleyhissalâtu vesselamın yaşadığı 63 yıl ve 22300 gün içinde, 300 gün… Diğer bir hesaplamayla, onun Resûlullah olarak yaşadığı 23 yıl ve 8000 gün içinde, 300 gün…
Peki, hayatının üçyüz özel gününü siyer kitaplarının anlattığı büyük olayların içinde yaşayan Hz. Peygamber, geride kalan binlerce günü nasıl yaşamıştır? Bir peygamber olarak yaşadığı 7700 ‘sıradan’ günde neler yapmış, nelere dikkat etmiş, güne nasıl başlamış, gündüz ne ile meşgul olmuş ve geceyi nasıl karşılamıştır?
Peygamberin Bir Günü, bir ‘mikro siyer’ olarak, işte bu soruların izini sürüyor ve Resûlullah aleyhissalâtu vesselamı ‘herhangi bir günü’nde anlatıyor.
Onun bir gününden, günümüzü ve ömrümüzü nasıl yaşamamız gerektiğine dair dersler de çıkararak…

Gerçekte ‘sıradan’ bir gün yoktur; her gün özeldir. Madem ki, özel günlerin rengini ve rotasını onlar belirler, aslında hiçbir gün sıradan değildir. 
Bilakis, hepsi de sıradışı ve özeldir. Dolayısıyla, Peygamber aleyhissalâtu vesselamın yaşadığı büyük olayları ve ‘özel’ günleri anlamak için, onu önce ‘herhangi bir gün’ünde tanımak gerekir. Çünkü, bu özel günlerin sırrı, Peygamberin bir gününde gizlidir.  Özel günlerde dışa vuran, sıradan bir günde içe taşınandır.
O halde bize düşen, Resûlullah aleyhissalâtu vesselamı, öncelikle bir gününde tanıyıp, kendi günlerimizi buna göre yaşamaya çalışmaktır.
Gün - Gündüz - Muhtelif yazılar
AYDINLIĞIN BAŞLANGICI 

Bir bilge kişi, çölde öğrencileriyle otururken demiş ki, 
-"Gece ile gündüzü nasıl ayırt edersiniz? Tam olarak ne zaman karanlık başlar, ne zaman ortalık aydınlanır?"
Öğrencilerden biri,
-"Uzaktaki sürüye bakarım," demiş, "Koyunu keçiden ayıramadığım zaman akşam olmuş demektir."
Başka bir öğrenci söz almış ve Hocam demiş,İncir ağacını, zeytin ağacından ayırdığım zaman, anlarım ki sabah başlamıştır."
Bilge kişi uzun süre susmuş. Öğrenciler meraklanmışlar ve siz ne düşünüyorsunuz hocam diye sormuşlar.
Bilge kişi şöyle demiş;
-"Yürürken karşıma bir kadın çıktığında, güzel mi, çirkin mi, siyah mı beyaz mı diye ayırmadan, ona bacım diyebildiğimde ve yine yürürken önüme çıkan erkeği, zengin mi yoksul mu diye bakmadan, milletine ırkına, dinine aldırmadan,"kardeşim" sayabildiğimde anlarım ki, sabah olmuştur,AYDINLIK başlamıştır.."

Gün - Gündüz - Özlü sözler
  • Her gün bir defile ve dünya senin podyumun. — Coco Chanel
  • Bir gün ölmek için , her gün yaşıyoruz.
  • Sadece güneşli günlerde yürürseniz, hedefinize asla varamazsınız. - Paulo Coelho
  • Tanrı kimseye acısız günler, kedersiz kahkahalar, yağmursuz güneş sözü vermedi. O size günü atlatmanız için güç, yolunuza ışık verdi.
  • (Rabbim! ne yazık ki) Sensiz geçen günlerin kazası yok.
  • Yolunuzu her gün değiştirirseniz gideceğiniz yere varamazsınız.
  • Bilim, her günkü düşünmelerimizin saflaşmasından başka bir şey değildir. (Albert Einstein)
  • Günde yüz kez kendime iç ve dış yaşamımın, yaşayan ya da ölü başka insanların emeğine dayandığını hatırlatıyorum; çok derinlere dalmadan günlük yaşamdan biliyoruz ki, bir insan başkaları için vardır. (Albert Einstein)
  • Her gün birbirini görmenin tadı başka, ayrılıp kavuşmanın tadı başkadır. 

Gün - Gündüz - Risale-i Nur Külliyatı
Ey kardeşlerim, dikkat ediniz. Vazifeniz kudsiyedir, hizmetiniz ulvîdir. Herbir saatiniz, bir gün ibadet hükmüne geçebilecek bir kıymettedir. Biliniz ki, elinizden kaçmasın.

Mektubat | Yirmi Dokuzuncu Mektup

Hem, cereyân-ı tecrî tâbirinde gece gündüzün, kış ve yazın dönmelerindeki tasarrufât-ı muntazama-i acîbeyi ihtar eder ve o ihtarda rubûbiyetinde münferit bir Sâniin azamet-i kudretini ifham eder. Demek şems ve kamer noktalarından beşerin zihnini gece ve gündüz, kış ve yaz sayfalarına çevirir ve o sayfalarda yazılan hâdisâtın satırlarına nazar-ı dikkati celb eder. Evet, Kur´ân, güneşten güneş için bahsetmiyor, belki onu ışıklandıran Zât için bahsediyor. Hem, güneşin insana lüzumsuz olan mahiyetinden bahsetmiyor, belki güneşin vazifesinden bahsediyor ki, san´at-ı Rabbâniyenin intizamına bir zemberek ve hilkat-i Rabbâniyenin nizâmına bir merkez, hem Nakkaş-ı Ezelînin gece gündüz ipleriyle dokuduğu eşyadaki san´at-ı Rabbâniyenin insicâmına bir mekik vazifesi yapıyor. Daha sâir kelimât-ı Kur´âniyeyi bunlara kıyas edebilirsin. Âdetâ basit, me´lûf birer kelime iken, latîf mânâların defînelerine birer anahtar vazifesini görüyor.

Sözler | Yirmi Beşinci Söz