Şeytan - İblis - Ansiklopedik bilgi
Şeytan - İblis

Şeytan
1. (isim, din b.) Hz. Âdem´e secde etmediği için cennetten kovulan, insanları Allah´ın emirlerine karşı kışkırtan, kötülüğe yönelten cin, iblis
2. Kötü düşünceli, kötü niyetli kimse
3. (sıfat) Çok kurnaz, uyanık (kimse)

İblis
1. (isim, din b.) Şeytan
2. Kötü, düzenci kimse

Şeytan - İblis - Ayet mealleri
Bakara (Sığır) Suresi 168. ayet:
Ey insanlar, yeryüzünde olan şeyleri helal ve temiz olarak yiyin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Gerçekte o, sizin için apaçık bir düşmandır.

Fussilet (Ayrıntılı) Suresi 36. ayet:
Şayet sana şeytandan bir kışkırtma gelecek olursa, hemen Allah´a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir.
 
Saffat (Saf Tutanlar) Suresi 7. ayet:
Ve itaatten çıkmış her azgın şeytandan koruduk;

Fatır (Yaratan) Suresi 6. ayet:
Gerçek şu ki, şeytan sizin düşmanınızdır, öyleyse siz de onu düşman edinin. O, kendi grubunu, ancak çılgınca yanan ateşin halkından olmağa çağırır.

Lokman Suresi 21. ayet:
Onlara; "Allah´ın indirdiklerine uyun" denildiğinde, derler ki; "Hayır, biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız." Şayet şeytan, onları çılgınca yanan ateşin azabına çağırmışsa da mı (buna uyacaklar)?

Ankebut (Dişi Örümcek) Suresi 38. ayet:
Ad´ı ve Semud´u da (yıkıma uğrattık). Gerçek şu ki, kendi oturdukları yerlerden size (durumları) belli olmaktadır. Kendi yaptıklarını şeytan süsleyip-çekici kıldı, böylece onları yoldan alıkoydu. Oysa onlar görebilen kimselerdi.

Müminun (İnananlar) Suresi 97. ayet:
Ve de ki: "Rabbim, şeytanın kışkırtmalarından sana sığınırım."

Şeytan - İblis - Kitap Tanıtım
Kur´an´ın Kaynağı Hakkında Şeytanla Münazara Risalesi (Günümüz Türkçesiyle ve Açıklamalı)

Bediüzzaman Said Nursi
İsmail Mutlu
MUTLU YAYINCILIK

Kur’ân inmeye başladığında, her zaman olduğu gibi, menfaatlerini karanlıkta, zulümde, cehalette gören insanların nur karşısında gözleri kamaştı. Kur’ân’ı tebliğ eden Resûle karşı derhal cephe aldılar. Daha önce ona “Muhammed’in Emin” yani güvenilir Muhammed derlerken ve yolculuğa çıktıklarında değerli eşyalarını ona emânet edenler; bu defa, rahmetten kovulmuş şeytanın telkiniyle onu yalancılıkla itham ettiler. “ Sana bu Kur’ân’ı cinler indiriyor” dediler. Kur’ân’ın Sahibi, bu iddialarını cevaplandırdı. (Vakıa Sûresi, 78-79) Kendisinin uydurduğunu söylediler. Kur’ân’ın Sahibi bunu da cevaplandırdı. (Furkan Sûresi, 4.) Gerek müşrikler, gerek müşriklerin yolunda gidenler, gerek şeytan, gerekse şeytanın temsilcileri, sürekli olarak Kur’ân’ın Allah kelâmı olmadığı iddiasında bulundular ve halen de bu iddialarına devam ediyorlar. İşte bu kitap, Kur’ân’ın kaynağı ile ilgili şeytanın verdiği vesveselere Bediüzzaman’ın cevabıdır.
Şeytan - İblis - Kitap Tanıtım
Şeytanla Münazara

Ümit Şimşek
ZAFER YAYINLARI

İnsanları Kur´an hakkında şüpheye düşürmek için çalışanlar her devirde var olmuştur.

"Şeytanla Münazar" adını verdiği eserinde, Bediüzzaman, bu tür girişimlerin dayandığı temel noktaları ele alır ve çeşitli yönlerden inceleyerek, Şeytanın bile itiraz edemeyeceği bir biçimde çürütür.

Elinizdeki kitap, bu mantık şaheseri üzerinde bir açıklama çalışmasını içeriyor.
Şeytan - İblis - Muhtelif yazılar
ŞEYTAN İLE ODUNCUNUN DÖVÜŞÜ 

Odunculukla hayatını kazanan bir zat vardı. Allah´a karşı kulluk" vazifesini yapar, kimsenin ekşisine tatlısına karışmazdı. Bu zahit kişinin bulunduğu köyün yakınında bir köy daha vardı, onlar da dağda kutsal diye kabul ettikleri bir ağaca taparlar, ondan meded beklerlerdi.

Oduncu, bir gün: «Şunların Allah diye taptıkları ağacı kesip odun edeyim, pazarda satarak ekmek parası kazanırım; hem de, bir kavmi Allah´a isyandan kurtarmış olurum» diye düşünerek Allah rızası için ağacı kesmeye karar verdi.

Dağa doğru giderken karşısına acaip suratlı pis bir adam çıkarak nereye gittiğini sordu. Oduncu:

- Halkın Allah diye taparak Allah´a isyan ettikleri ağacı kesmeye gidiyorum, dedi. Adam, oduncuya:

- Ben şeytanım... O ağacı kesmene müsaade etmiyorum, deyince zahit oduncu, şeytana çok kızmıştı.

Öldürmek için hücum ederek yere yatırdı ve üzerine oturup hançerini boğazına dayadı.

Şeytan zahide:

- Ey zahid, sen beni öldüremezsin. Allah bana kıyamete kadar müsaade etmiştir. Fakat gel o ağacı kesme, seninle anlaşalım. Ben sana her gün bir altın vereyim, sen de ağacı kesmekten vazgeç. Hem el ağaca tapıyormuş, günah işliyormuş senin neyine gerek, altınını al işine bak, dedi.

Adam şeytanı bırakmıştı. Şeytan adama, akşam yatıp sabahleyin yastığının altına bakmasını söyledi ve anlaşarak ayrıldılar.

Adam ağacı kesmekten vazgeçip, evine dönmüştü.. Akşam yatıp sabahleyin yastığının altına baktığında, altını gördü. Memnun olmuştu, ikinci gün oldu. Fakat bu sefer şeytan altını koymamıştı. Adam kızıp baltasını aldığı gibi dağa ağacı kesmeye gitti. Fakat yolda yine şeytanla karşılaştılar. Adam şeytana iyice kızmıştı. Görünce:

- Seni sahtekâr seni, kandırdın değilmi beni?., diyerek üzerine hücum etti.

Fakat evvelkinin tam tersine bu sefer şeytan adamı tuttuğu gibi altına aldı. Adam şaşırmıştı. Bu nasıl hâl der gibi şeytanın yüzüne bakıyordu. Şeytan:

- Hayret ettin değil mi? Niçin bana yenildiğinin sebebini söyleyeyim: Dün sen Allah rızası için ağacı kesmeye gidiyordun. Seni değil ben, dünyadaki bütün şeytanlar bir araya gelsek yine yenemezdik. Lâkin şimdi Allah rızası için değil de, sana altını vermediğim için kızdığından gidiyorsun, işte o yüzden bana mağlup oldun ve sana ağacı kesmene müsaade etmeyeceğim, dedi.
Şeytan - İblis - Muhtelif yazılar
ŞEYTAN´IN HİLESİ & ZEUS 

Şeytan, şeytanlığını yapabilmek için, insanların zihnine girebilmek için kendine hep bir yol arayıp bula gelmiştir...
Bir zamanlar, Allah´tan sakınan, gece gündüz ibadet eden birçok kimse vardı. 
Onlar Allah´ı sever, Allah´ta onları severdi. Allah onların dualarını geri çevirmezdi. 
Allah´ın bu sevdiği seçkin kullarını insanlarda sever ve sayardı. 
Tabi şeytan da vardı. Ama Şeytan´ın işi zordu. İnsanoğlunun ayağını kaydırmak zordu. Bu salih kullar yoluna engeller koyuyor, doluya koyuyor almıyor, boşa koyuyor almıyordu. Şeytanlık bayağı zordu, acınacak hali vardı İblis´in oğlunun.
Ama şeytan bu durur mu? Durmaz tabi... Düşündü düşündü, yılları düşünmekle geçti ve bir gün fırsatını buldu. 
Bu Allah dostları, halk tecelli edip vefat etmeye başlayınca, Şeytan bakar ki engeller kalkmaya başlamış, halkın içine girebiliyor. O da her fırsatta onların içine girmiş ve her fırsatta onlara Allah dostlarını hatırlatmaya başlamış... 
- Şunu, şunu nasıl bilirdiniz? 
- Allah Allah. Sorduğun soruya bak. Nasıl bileceğiz? Onlar Allah´a çok bağlıydılar. Duaları geri çevrilmezdi. 
- Onlara ne kadar üzülüyorsunuz? 
- Çok çok.. Tarifi mümkün değil. 
- Öyleyse onları görmek isterdiniz değil mi? 
- Hem de nasıl! 
- Niçin onlara her gün bakmıyorsunuz? 
- Ne demek istiyorsun? Hiç mümkün olabilir mi? Onlar vefat ettiler, aramızdan ayrıldılar. 
- Siz de onların resimlerine bakın! 
Şeytan´ın bu sözleri halkın beğenisini toplar. 
Bunun üzerine o salih insanların resimlerini yaparlar ve her gün o resimlere bakmaya başlarlar böylece ayrılık özlemlerini giderirler... 
Zamanla resimlerden heykellere geçerler... 
Bunları evlerine ve mabetlerine kadar her yere koyarlar... 
Resim ve heykelleri ilk yapan bu insanlar Allah´a ibadet ediyorlar. O´na ortak koşmuyorlardı. 
Bu heykellerin taştan yapıldığını, yarar ve zararı olmadığını biliyorlar, ancak gene de saygı gösteriyorlardı. 
Gittikçe heykeller çoğaldı. Heykellerin çoğalmasıyla saygıda çoğaldı. 
Heykellere saygı ve bağlılık gösterisinde bulunmak moda oldu. Öyle oldu ki, salih bir kimse vefat edince, hemen heykelini yapmak bir görev haline geldi. 
Nesiller geldi nesiller gitti. 
Çocuklar torunlar babalarının ve dedelerinin heykellere tavırların görmüş, onların önünde başlarını eğdiklerini, saygı duruşunda bulunduklarını görmüşlerdi. 
Boynuz kulağı geçer misali, çocuklar saygıda babalarını da geçtiler, secde etmeye, ihtiyaçlarını heykellerden istemeye başladılar. 
Bu arada heykeller için kurban kesmelerde başlamıştı. 
Sonunda heykeller putlaştı. İnsanların ihtiyaçlarını gideren tanrılar olarak kabul görmeye başladı. İbadet artık onlaraydı. Şeytan´ın tuzağına düşülmüştü.
...ve sonraları tanrılaştırılan Zeus bile Hz. İdris´in Atina´ya Tevhid inancını tebliğ etmesi ve halkı çok tanrıcılığın parçaladığı ahlâkî yozlaşmadan kurtarması için gönderdiği valiydi. 
Şeytan - İblis - Muhtelif yazılar
ŞEYTANIN MALI

Gafil bir adam bir şeyhin kapısına vardı, Şeytan´dan bir hayli şikayetçi oldu. 

"Şeytan beni yoldan çıkartıyor. Beni kandırıp dinimi, ahiretimi mahvediyor. " dedi.

Şeyh de ona dedi ki:

"Ey genç adam, senden az önce şeytan gelmişti buraya. O da senden bıkmış, usanmış. Ona yaptığın zulümleri anlatıp şikayet ediyordu. Diyor ki:

"Dünyanın hepsi benim malımdır. O benim malıma göz koymaya, kendi mülkümü elimden almaya çalışıyor. Ben de bu yüzden onun dinine saldırıyorum. Bana zararı olmayan, malıma göz dikmeyen adamla benim ne işim olsun ki!"
Şeytan - İblis - Muhtelif yazılar
ŞEYTANIN PİSLİĞİ

Cüneyd-i Bağdâdî´nin talebelerinden biri şeytanın vesvesesine kapılıp; 

"Artık ben kemâle geldim. Sohbete devâm etmeme lüzum kalmadı." deyip kendi başına bir yere çekildi. 

Benlik ve gururundan dolayı şeytânî bir rüyâ gördü. Rüyâsında, bağlık bahçelik içinde güzel nehirler ve çok lezzetli yemekler yediğini gördü. Bu rüyâyı hakîkat zannedip, kibiri daha da arttı ve bu hâlini arkadaşlarına anlattı. Onlar da Cüneyd-i Bağdâdî´ye arz ettiklerinde, Cüneyd-i Bağdâdî çok üzüldü ve anlatılan kimsenin yanına gitti. Baktı ki o kimseyi şeytan aldatmış, Ona; 

"Seni bu gece Cennet´e götürürlerse, Cennet´e vardığında üç defâ Lâ havle oku." buyurdu. Hakîkaten o kimseyi rüyâsında Cennet´e götürdüler. O kimse Cennet´e vardığında üç defâ Lâ havle okudu. Gördüklerini ve kendisinde hâsıl olan şeytânî hâllerin hepsini unuttu. Bir anda kendisinin pislik ve çöplük içerisinde olduğunu gördü.Uyandığında gördüklerini hatırladı ve içine düştüğü hatâyı anladı. Çok pişman olup tövbe etti ve Cüneyd-i Bağdâdî´nin elini öptü. Sohbetlere devâm edip, talebeler arasındaki yerini aldı.

Hazret-i Cüneyd-i Bağdâdî buyurdu ki: 

"Herkese bir mürşid-i kâmil lâzımdır. Aksi halde mel´ûn şeytan gelip kendisine musallat olur ve insan maazallah ona tâbi olur."
Şeytan - İblis - Muhtelif yazılar
Şeytan şimdi ne yapacak 

Şeytan uyuyakaldı bir gün. 

Rüzgar sert esti. Üç tüy düştü şeytandan dünyaya. 

Biri paraya yapıştı, 

diğeri mevkiye, 

öteki de ihtirasa.  

O günden sonra şeytan hiçbir iş yapamadı.
Şeytan - İblis - Özlü sözler
  • Şeytanın savunması : Unutmayın ki sizler, davayı hep tek yanlı dinlediniz. Bütün kitapları tanrı yazdı. (Cinayet, kaos v.s. romanlarını, gayri ahlaki konuları içeren kitapları v.s. tanrı mı yazdı?
  • Şeytana ne kızıyorsun, bir iyilik yap da o sana kızsın. (Lev Tolstoy)
  • Basma cahilin izine, gitme şeytanın sözüne. 
  • Önce günah işler sonra şeytanı suçlarız.
  • Şeytan yalancıdır. Bizim aklımızı karıştırmak için yalan söyler; bize saldırmak içinse yalanları gerçekle karıştırır. Saldırısı psikolojiktir ama güçlüdür.
Şeytan - İblis - Risale-i Nur Külliyatı
Hüccetü´l-Kur´ân ale´ş-Şeytan ve Hizbihî

İblis´i İlzam, şeytanı ifham, ehl-i tuğyanı iskât eden Birinci Mebhas, bîtarafâne muhakeme içinde Şeytanın müdhiş bir desisesini, kati bir surette reddeden bir vakıadır. O vakıanın mücmel bir kısmını on sene evvel Lemeâtta yazmıştım. şöyle ki:
Bu risalenin telifinden on bir sene evvel, Ramazan-ı Şerifte, İstanbul´da, Bayezid Cami-i Şerifinde hafızları dinliyordum. Birden, şahsını görmedim, fakat mânevî bir ses işittim gibi bana geldi, zihnimi kendine çevirdi. Hayalen dinledim. Baktım ki, bana der:
"Sen Kur´ân´ı pek âli, çok parlak görüyorsun. Bîtarafâne muhakeme et, öyle bak. Yani, bir beşer kelâmı farz et, bak. Acaba o meziyetleri, o ziynetleri görecek misin?"

Mektubat | Yirmi Altıncı Mektup 

ÜÇÜNCÜ NOKTA: O Yeni Said´in münazarasıyla nefis ve şeytanın tam mağlûp edilmesi ve susturulması gibi, Risale-i Nur dahi yaralanmış tâlib-i hakikati kısa bir zamanda tedavi ettiği gibi, ehl-i ilhad ve dalâleti de tam ilzam ve iskât ediyor. Demek, bu Arabî Mesnevî mecmuası, Risale-i Nur´un bir nevi çekirdeği ve fidanlığı hükmündedir. Bu mecmuanın yalnız dahilî nefis ve şeytanla mücadelesi, nefs-i emmarenin ve şeytan-ı cinnî ve insînin şübehatından tamamıyla kurtarıyor. Ve o malûmat ise, meşhûdat hükmünde ve ilmelyakîn ise, aynelyakîn derecesinde bir itminan ve bir kanaat veriyor.

Mesnevi-i Nuriye | Mesnevi-i Nuriye´nin Mukaddemesi