Öğüt - Nasihat - Ansiklopedik bilgi
Öğüt - Nasihat

Öğüt, (isim) Bir kimseye yapması veya yapmaması gereken şeyler için söylenen söz, nasihat
Öğüt - Nasihat - Ayet mealleri
Bakara (Sığır) Suresi 66. ayet:
Bunu, hem çağdaşlarına, hem sonra gelecek olanlara "ibret verici bir ceza", takva sahipleri için de bir öğüt kıldık.

Ğaşiye (Kuşatan) Suresi 21. ayet:
Artık sen, öğüt verip-hatırlat. Sen, yalnızca bir öğüt verici-bir hatırlatıcısın.

Abese (Surat Astı) Suresi 11. ayet:
Hayır; çünkü o (Kur an), bir öğüttür.

Müdessir (Gizlenen) Suresi 49. ayet:
Buna rağmen, bunlara ne oluyor ki öğütten yüz çevirip duruyorlar?

Hakka (Gerçekleşen) Suresi 48. ayet:
Çünkü o (Kur an, Allah tan sakınan) muttakiler için bir öğüttür.

Kamer (Ay) Suresi 32. ayet:
Andolsun Biz Kur an ı zikr (öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı? 

Zariyat (Tozutup Savuranlar) Suresi 49. ayet:
Ve Biz, her şeyi iki çift yarattık. Umulur ki, öğüt alıp-düşünürsünüz.

Casiye (Diz Çöküş) Suresi 23. ayet:
Şimdi sen, kendi hevasını ilah edinen ve Allah ın bir ilim üzere kendisini saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürlediği ve gözü üstüne bir perde çektiği kimseyi gördün mü? Artık Allah tan sonra ona kim hidayet verecektir? Siz yine de öğüt alıp-düşünmüyor musunuz?

Öğüt - Nasihat - Kitap Tanıtım
Hz.Peygamberden Eğitimcilere 50 Nasihat

Betül Bozali
İLKE YAYINCILIK

Bizler için her konuda mükemmel bir örnek olan peyganber Efendimiz, eğitim öğretim alanında da hiç boşluk bırakmayan bir öğretmendir aynı zamanda.O´nun,asırlar sonra bile hayranlıkla takip edilen metodlar kullandığı mükemmel eğitim programında,hiçbirşey ihmal edilmez ve hiçbir çalışma önemsiz sayılmaz."Ben de bir eğitici olarak gönderildim" diyen Sevgili Peygamberimiz,bugünün eğitimcileri için anlaşılması ve ulaşılması gereken bir hedef olarak duruyor.Elinizdeki çalışma,bu hedefe ulaşma noktasında atacağınız güzel bir ilk adım olabilir.
Öğüt - Nasihat - Kitap Tanıtım
Bediüzzaman´dan Öğütler

Mustafa Kırıkçı
ZEHRA YAYINCILIK

Evet dünyaya ait işler, kırılmaya mahkum şişeler hükmündedir. Baki umur-u uhreviye ise, gayet sağlam elmaslar kıymetindedir. İnsanın fıtratındaki şiddetli merak ve hararetli muhabbet ve dehşetli hırs ve inatlı talep ve hakeza şedit hissiyatlar, umur-u uhreviyeyi kazanmak için verilmiştir. O hissiyatı şiddetli bir surette fani umur-u dünyeviyeye tevcih etmek, fani ve kırılacak şişelere, baki elmas fiyatlarını vermek demektir.
Öğüt - Nasihat - Muhtelif yazılar
En değerli - en değersiz şey

Nasreddin Hoca merhum da bu nasîhat mevzuuna çok ehemmiyet verir... Hatta bir gün dostları kendisine:
- Hacam, dünyada en değerli şey nedir? diye sorarlar. O da:
- Nasîhattir. Herkese nasip olmaz, cevabını verir. Dostları bir müddet düşündükten sonra:
- Peki en değersiz şey nedir? derler. Hoca bu sefer de:
- Yine nasîhattir, cevabını verir. Dostları şaşırırlar:
- Peki ama Hocam? Bir şey aynı zamanda hem değerli hem değersiz olur mu? dediklerinde Hoca:
-Evet, olur. Çünkü nasîhat, tutulursa en değerli; fakat tutulmazsa en değersiz şeydir, cevabını verir.
Hoca merhum bu değerlendirmesiyle, bir meseleye çok yönlü bakılmasının icabettiğine dikkat çeker.

Öğüt - Nasihat - Muhtelif yazılar
Yedi yüz yıllık altın öğüt 

Osman Bey e ünlü İslam Alimi, Şeyh Edeb-Ali nin verdiği öğütleri anlatan yazı tüm zamanlar için geçerliliğini korumakta.
Oğul insanlar vardır, şafak vaktinde doğar, akşam ezanında ölürler. 
Avun oğlum avun. Güçlüsün, kuvvetlisin, akıllısın, kelamlısın, 
ama bunları nerede, nasıl kullanacağını bilemezsen sabah rüzgarında savrulur gidersin...
Öfken ve nefsin bir olup aklını yener. Daima sabırlı, sebatlı ve iradene sahip olasın. 
Dünya senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir. 
Bütün fethedilmemiş gizemler, bilinmeyenler, görülmeyenler ancak senin fazilet erdemlerinle gün ışığına çıkacaktır. 
Ananı, atanı say, bereket büyüklerle beraberdir.
Bu dünyada inancını kaybedersen, yeşilken çorak olur, çöllere dönersin. 
Açık sözlü ol, her sözü üstüne alma.
Gördün söyleme, bildin bilme. 
Sevildiğin yere sık gidip gelme, kalkar muhabbetin itibar olmaz. 
Üç kişiye acı:
* Cahiller arasındaki alime,
* Zenginken fakir düşene,
* Hatırlı iken itibarını kaybedene. 
Unutma ki, yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir.
Haklı olduğunda mücadeleden korkma. 
Bilesin ki atın iyisine DORU,
Yiğidin iyisine DELİ derler.
Öğüt - Nasihat - Muhtelif yazılar
BİR ANNEDEN ÖĞÜTLER 

- Bundan 20 yıl sonra, yaptıkların değil, yapamadıkların için üzüleceksin. Dolayısıyla halatları çöz. Güvenli limandan uzaklara yelken aç. Rüzgarı yakala, araştır, düşle, keşfet. 
- Düşün, onları seyredecek birileri olmasaydı, kaç kişi Mercedes otomobil alırdı. 
- Bilimde ve güzel sanatlarda en üstün başarılar, tek başlarına çalışan kişiler tarafından elde edilmiştir. Hiçbir parkta bir kurul için dikilmiş bir anıt yoktur. 
- Yapabileceğin kadar söz ver. Sonra söz verdiğinden daha fazlasını yap. 
- Oturarak başarıya ulaşan tek yaratık bir tavuktur. 
- Dertlerini gözyaşlarında boğmak isteyenlere dertlerin yüzme bildiğini söyle. 
- Dalın ucuna gitmekten korkma. Meyve oradadır. 
- Büyük adam büyüklüğünü küçük adama davranışıyla gösterir. 
- Şans bukalemun gibidir. Biraz zaman tanı, mutlaka değişecektir. 
- "Tarihte en etkili 100 kişi" adlı kitabı okudum. Onların hepsiyle ortak olduğumuz tek şeyin zaman olduğunu hayretle gördüm. 
- Günün sonunda kendini bir sokak köpeği kadar yorgun hissediyorsan, bu belki bütün gün hırladığın içindir. 
- Başlamak için en uygun zamanı beklersen hiç başlamayabilirsin. Şimdi başla! Şu anda bulunduğun yerden, elindekilerle başla. 
- Gülümsediğinde güzelleşmeyen bir yüz hiç görmedim. 
- Kimi zaman içindeki o sessiz sese uzmanlardan daha fazla güven. 
- Aerodinamik yasalarına göre o tombul ve tüylü arının hiç uçmaması gerekiyordu. Herhalde bunu ona hiç kimse söylemedi ki, uçuyor. 
- Zamanlarının büyük bir kısmını para kazanmak ve saklamakla geçiren insanlar, sonunda, en çok istediklerinin satın alınamayacak şeyler olduğunu anlarlar. 
- Öteki insanlardan daha akıllı ol. Yalnız bunu onlara söyleme! 
- Mutlu olmanın en garantili yolu bir başkasını mutlu etmektir. 
- Hayatta ya tozu dumana katarsın, ya da tozu dumanı yutarsın. 
- İyi çalışan, sık gülen ve çok seven başarıyı elde eder. 
Öğüt - Nasihat - Muhtelif yazılar
Her şeyden suâl olunacaksın

Bir gün devrin halîfesi Hârûn Reşîd ile karşılaştı. 
Halîfe; "Seni gördüğüme çok sevindim. Çünkü uzun zamandır seninle konuşmayı arzu ediyordum." dedi. 
Hazret-i Behlül güldü ve; "Benim böyle bir arzum yoktu." cevâbını verdi. 
Buna rağmen Hârûn Reşîd kendisinden nasîhat istedi. 
"Ne nasîhatı istiyorsun? Şu sarayına bak, bir de kabirlere bak! Bunlardan ibret almayan, nasîhat almayan nelerden alır! 
Hâlin ne olacak, ey müminlerin emîri! Yarın Cenâb-ı Hakk´ın huzûruna çıkacaksın. 
Büyük küçük yaptığın her şeyden suâl olunacaksın. Bunlara nasıl cevap vereceksin iyi düşün! 
Bu hesap zamânında aç ve susuz olacaksın, çıplak bulunacaksın. Orada bulunanlar sana bakıp gülecekler.
Perişan hâlin orada meydana çıkacak, başka nasîhati ne yapacaksın?" dedi. 
Adâleti ile meşhûr olan Hârûn Reşîd onun nasîhatlerinden çok istifâde ettiğini bildirdi.

Öğüt - Nasihat - Muhtelif yazılar
Pamuk hırka ile de yetin

Bir gün halîfe Hârûn Reşîd Behlül-i Dânâ´ya kıymetli bir hırka hediye etmek istedi:
"Ey Behlül! Şu paha biçilmez hırkayı giy. Benim sana hediyemdir." dedi. 
Behlül-i Dânâ hazretleri geri çekilip; 
"Ben ancak pamuklu hırka giyebilirim. Pederimin bana nasîhat ve vasiyeti şu idi:
"Oğlum! Toprak üstünde yat. Lâkin bir döşek kazanmak için kimsenin önünde eğilip, el etek öpme, pamuk hırka ile de yetin." 

Öğüt - Nasihat - Muhtelif yazılar
HAYATİ TAVSİYE
 
Komedyen Eddie Cortar´a, hastalanınca ne yapmak gerektiğini sormuşlar.
-Mutlaka doktora gidin, demiş. Zira doktorun yaşaması gerek. Verdiği ilacı hemen alın, çünkü eczacının yaşaması gerek. Ama ilaçları sakın içmeyin, zira sizin de yaşamanız gerek.
Öğüt - Nasihat - Özlü sözler
  • Aklı az olanın verdiği öğüt çok olur. (Boileau)
  • En iyi nasihat; iyi örnek olmaktır.  (Malcolm X)
Öğüt - Nasihat - Risale-i Nur Külliyatı
Birden, şimendiferdeki bir hademe, dedi: "Beş kuruş ver; sana o çiçek ve meyvelerden istediğin kadar vereceğim. Beş kuruş yerine, elin parçalanmasıyla, yüz kuruş zarar ediyorsun. Hem de, ceza var; izinsiz koparamazsın."
Birden, sıkıntıdan ne vakit tünel bitecek diye başımı çıkarıp ileriye baktım, gördüm ki, tünel kapısı yerine çok delikler görünüyor. O uzun şimendiferden, o deliklere adamlar atılıyorlar. Bana mukabil bir delik gördüm; iki tarafında iki mezar taşı dikilmiş. Merak ile dikkat ettim, o mezar taşında, büyük harflerle "Said" ismi yazılmış gördüm. Teessüf ve hayretimden, "Eyvah!" dedim. Birden, o han kapısında bana nasihat eden zâtın sesini işittim. Dedi:
"Aklın başına geldi mi?"
Dedim: "Evet geldi. Fakat kuvvet kalmadı, çare yok."
Dedi: "Tevbe et, tevekkül et."
Dedim: "Ettim."
Ayıldım. Eski Said kaybolmuş; Yeni Said olarak kendimi gördüm.

Sözler | Yirmi Üçüncü Söz 

Senin levhanda gördüğün ikinci parçanın sahih sureti şudur ki: Ben başımın üstünde onu bir levha-i hikmet olarak tâlik etmişim. Her sabah ve akşam ona bakarım, dersimi alırım:
Dost istersen Allah yeter. Evet, O dost ise herşey dosttur.
Yârân istersen Kur´ân yeter. Evet, ondaki enbiya ve melâike ile hayalen görüşür ve vukuatlarını seyredip ünsiyet eder.
Mal istersen kanaat yeter. Evet, kanaat eden iktisat eder; iktisat eden bereket bulur.
Düşman istersen nefis yeter. Evet, kendini beğenen belâyı bulur, zahmete düşer; kendini beğenmeyen safâyı bulur, rahmete gider.
Nasihat istersen ölüm yeter. Evet, ölümü düşünen, hubb-u dünyadan kurtulur ve âhiretine ciddî çalışır.

Mektubat | Yirmi Üçüncü Mektup