Arapça Dil Bilgisi - 32 Ef‘âlu’l-Mukârabe, Ef‘âlu’r-Recâ ve Ef‘âlu’ş-Şurû

Ef‘âlu’l-Mukârabe, Ef‘âlu’r-Recâ ve Ef‘âlu’ş-Şurû

Bu üç grupta yer alan fiiller daima isim cümlesinin başında kullanılırlar
ve mubtedayı kendilerine isim, haberi de kendilerine haber olarak alırlar.
كان ve grubunda olduğu gibi isimleri daima merfû, haberleri de daima mansûb olur.
Bu gruptaki fiillerin en önemli özelliği, haberlerinin daima muzâri fiil ile başlayan bir fiil cümlesi olmasıdır.
Dolayısıyla haberleri daima mahallen mansûb olarak irâb edilir.

Mukârabe (Yaklaşma) Fiilleri (كاد / يَكاد - أوْشك / يوشِك )

Mukârebe fiilleri; ( أوْشك) ,(كاد ) ve ( كَرَبَ ) fiillerinden oluşmakla birlikte, bu bölümde günümüzde kullanımına rastlanmayan, geçmişte de nadiren kullanılan ( كَرَبَ ) fiili üzerinde durulmayacaktır.
Mukârebe fiilleri, bir isim cümlesinin başına gelerek o isim cümlesinin mubtedasını ref, haberini nasb ederler.
Daha önce de değinildiği gibi bunların haberleri daima muzâriyle başlayan bir fiil cümlesi olmak zorundadır.
Bundan dolayı da daima mahallen mansûb olurlar.
Çünkü Arapçada cümleler mahalli irâba tabidirler. ( كاد ) ve ( أوْشك ) fiilleri mâzî ve muzâri her türlü şahıs çekimine girebilen fiillerdir.
Oysa daha sonra görüleceği gibi şurû fiillerinin yalnızca mâzî formları bütün şahıs çekimlerine girebilmekte, recâ fiilinin ise mâzî formunun sadece üçüncü tekil muzekker ve muennes çekimleri yapılabilmektedir.
Mukârabe fiillerinin haberlerinin başında yer alan muzâri fiilden önce, bir nasb edatı olan ( أن ) getirilebileceği gibi getirilmese de olur.
Fakat getirilme durumu daha sık rastlanan bir uygulama olarak yaygınlık kazanmıştır.
Nasb edatı olan ( أن ) ’in getirilmesi ya da getirilmemesi, cümlenin anlamı üzerinde herhangi bir değişiklik oluşturmaz.
Mukârabe fiilleri, başında bulundukları isim cümlesine yaklaşma anlamı katarlar.
Daha net bir ifadeyle cümledeki haberin meydana gelişinin yaklaştığını ya da meydana gelmek üzere olduğunu dile getirmek üzere kullanılırlar.
Aşağıdaki örnekleri inceleyelim:

كاد الخادمُ أن يَسْقُطَ من النّافِدةHizmetçi az kalsın pencereden düşüyordu . /Hizmetçi pencereden düşeyazdı.
يَكادُ الطِّفلُ الرَّضيعُ أنْ يَسْقُطَ من السُّلَّمBebek neredeyse merdivenden düşecek. / Bebek merdivenlerden düşmek üzere.
كِدْتُ أطيرُ من الفَرَحSevinçten neredeyse uçacaktım. / Sevinçten uçayazdım.
يَكادُ الموظَّفون أنْ يخْرُجوا مِنَ مكاتِبِهمMemurlar ofislerinden çıkmak üzereler.
أوْشَكَ بيتُنا القديم ينهارُEski evimiz yıkılmak üzereydi. / Eski evimiz neredeyse yıkılıyordu.
تُوشِكُ حافلةُ السُّياح أن تصطدِمَ بحائطِ القصرTurist otobüsü sarayın duvarına vurmak üzere. / Turist otobüsü neredeyse sarayın duvarına vuracak.

كاد الولدُ أنْ يَسْقُطَ على الأرضÇocuk neredeyse yere düşüyordu. / Çocuk yere düşmek üzereydi

كاد : Mukarebe fiillerinden, mâzî, 3. tekil eril şahıs kipi.
كاد) : الولدُ ) ’nin ismi, merfû, ref alâmeti sondaki damme.
أنْ : Nasb edatı, sükûn üzere mebnî.
يسقطَ : Mansûb muzâri fiil, fâili müstetir zamir ( هو ), nasb alâmeti sondaki fetha.
كاد) : أنْ يسقطَ ) ’nin haberi, mahallen mansûb.
على : Harf-i cer
الأرض : Mecrûr, cer alâmeti sondaki kesra.

كاد الوَالِدانِ يَبْكِيان مِنَ الفَرَحAnne-baba neredeyse mutluluktan ağlayacaktı. / Anne-baba mutluluktan ağlamak üzereydi.

كاد : Mukarebe fiillerinden, mâzî, 3. tekil eril şahıs kipi.
كاد) : ال والدان )’nin ismi, merfû, ref alâmeti elif, çünkü ikil.
يبكيان : Muzâri fiil, 3. ikil eril şahıs kipi, fâili bitişik özne zamiri elif ( ا )
من : Harf-i cer
الفرح : Mecrûr, cer alâmeti sondaki kesra.
يبكيان مِنَ الفَرَح : Cümle olarak ( كاد ) ’nin haberi, mahallen mansûb.

أَوْشَكَ المُعْتَمِرون أَنْ يَعودوا إلى الوَطنUmreciler vatana dönmek üzereler

أوشك : Mukarebe fiillerinden, mâzî, 3. tekil eril şahıs kipi.
أوشك) : ال معتمرون ) ’nin ismi, merfû, ref alâmeti vav, çünkü düzenli eril çoğul.
أنْ : Nasb edatı, sükûn üzere mebnî.
يعودوا : Muzâri fiil, ( أنْ ) ’den dolayı mansûb, nasb alâmeti sondaki nûn’un hazfi. Fâili, bitişik özne zamiri (و )
إلى : Harf-i cer
الوطن : Mecrûr, cer alâmeti sondaki kesra.
أن يعودوا إلى الوَطن : Cümle olarak ( أوشك ) ’nin haberi, mahallen mansûb.

أَوْشَكَت التِّلْميذاتُ أنْ يَصِلْنَ إلى المدَرَسَةKız öğrenciler okula ulaşmak üzereler.

أوشكت : Mukarebe fiillerinden, mâzî, 3. tekil dişil şahıs kipi.
أوشك) : الت لميذاتُ )’nin ismi, merfû, ref alâmeti sondaki damme.
أن : Nasb edatı, sükûn üzere mebnî.
يصلن : Muzâri fiil, ( أنْ ) ’den dolayı mahallen mansûb, çünkü nun-u nisve dolayısıyla sükûn üzere mebnîdir. Fâili, bitişik özne zamiri nûn-u nisvedir.
إلى : Harf-i cer
المدرسة : Mecrûr, cer alâmeti sondaki kesra.
أن يصلن إلى المدَرَسَة : Cümle olarak ( أوشك )’nin haberi, mahallen mansûb.

Recâ (Umut) Fiilleri (عَسَى)

Recâ fiilleri her ne kadar ( اِخْلَوْلَقَ-حَرَى-عسى ) olmak üzere üç tane ise de bunlardan ( حَرَى ) ve ( اِخْلَوْلَقَ) modern Arapçada pek kullanılmadığından burada da yer almayacaktır.
Tıpkı mukârabe fiillerinde olduğu gibi recâ fiilleri de, bir isim cümlesinin başına gelerek isim ve haber alırlar.
İsimleri merfû, haberleri mansûbdur.
İsim cümlesinin mubtedasını kendilerine isim olarak, haberini de kendilerine haber olarak alırlar.
Haberleri, mukârebe fiillerinde olduğu gibi daima muzâri fiil olarak gelir.
Fakat recâ fiillerinin mukârabe fiillerinden farkı, haber olan muzâri fiilin başında ( أن )’in çoğunlukla kullanılıyor oluşudur.
Başka bir ifadeyle ( أن ) edatının muzârinin başında yer alıp almaması konusunda mukârabe fiilleri, recâ fiillerine göre daha esnek bir yapıdadır.
Bu iki fiil türü arasındaki diğer bir fark ise, mukârabe fiilleri muzâri olarak da kullanılabilirken, recâ fiillerinin muzâri kullanımının olmamasıdır.
Recâ fiilinin mâzî çekimi yapılabilmekle birlikte ( هو ) ve ( هي ) dışındaki çekimleri yaygın değildir.
Recâ fiili, içinde bulunduğu cümleye umut/beklenti anlamı katar.
Aşağıdaki örnekleri inceleyelim:

عَسَى الطَّباخُ الجديدُ أنْ يَطْبُخَ أَطْعِمَة لذيذةًUmulur ki yeni aşçı lezzetli yemekler pişirir.
عَسَتْ أسْئِلةُ الامْتِحان أنْ تَكونَ سهلةًUmarım sınav soruları kolay olur.
عَسَى المريضُ أنْ يُشْفَى بِأقْربِ وَقْتUmarım hasta en yakın zamanda iyileşir.
عَسَى الطَّبيب أنْ لا يخْرُجَ من المُسْتَشْفى قبْلَ أنْ نَصِلَ إليهUmulur ki doktor biz oraya varmadan önce hastaneden çıkmaz.

Şimdi recâ fiilinin cümleye kattığı anlamı ve irâbını ele alalım:
عَسَى اللهُ أنْ يغْفِرَ لَكُم ذُنوبَكمUmulur ki Allah günahlarınızı bağışlar.

عَسَى : Recâ fiillerinden, mâzî, 3. tekil eril şahıs kipi.
عَسَى) : اللهُ )’nın ismi, merfû, ref alâmeti sondaki damme.
أنْ : Nasb edatı, sükûn üzere mebnî.
يغفرَ : Muzâri fiil, ( أنْ )’den dolayı mansûb, nasb alâmeti sondaki fetha. Fâili, gizli zamir (هو)
لكم : Câr-mecrûr; ( كُم ) mahallen mecrûr, çünkü zamirdir, mebnîdir.
ذُنوبَ ) : ذُنوبَكم ) mef‘ûlun bih, mansûb, nasb alâmeti sondaki fetha; ayrıca muzâf. (كُم) muzâfun ileyh, mahallen mecrûr, çünkü zamirdir, mebnîdir.
أنْ يغفرَ لَكُم ذُنوبَكم : Cümle olarak ( عَسَى )’nın haberidir, mahallen mansûbdur.
عَسَى العامِلان أن يُتْقِنا عَمَلَهماUmarım bu iki işçi işlerini iyi yapmıştır.

عَسَى : Recâ fiillerinden, mâzî, 3. tekil eril şahıs kipi.
عَسَى) : ال عامِلان )’nın ismi, merfû, ref alâmeti sondaki elif, çünkü ikil.
أنْ : Nasb edatı, sükûn üzere mebnî.
يُتقنا : Muzâri fiil, ( أنْ )’den dolayı mansûb, nasb alâmeti sondaki nûn’un hazfi. Fâili, bitişik özne zamiri (ا)
عملَ) : ع ملَهما ) mef‘ûlun bih, mansûb, nasb alâmeti sondaki fetha, ayrıca muzâf. ( هما ) muzâfun ileyh, mahallen mecrûr, çünkü zamirdir, mebnîdir.
أن يُتْقِنا عَمَلَهما : Cümle olarak ( عَسَى )’nın haberidir, mahallen mansûbdur.
عَسَى السَّائِقون أنْ يَتَّبِعوا قَواعِدَ المرُورUmarız ki şoförler trafik kurallarına uyarlar.

عَسَى : Recâ fiillerinden, mâzî, 3. tekil eril şahıs kipi.
عَسَى) : الس ائقون )’nın ismi, merfû, ref alâmeti vav, çünkü düzenli eril çoğul.
أنْ : Nasb edatı, sükûn üzere mebnî.
يَتَّبِعوا : Muzâri fiil, ( أنْ )’den dolayı mansûb, nasb alâmeti sondaki nûn’un hazfi. Fâili, bitişik özne zamiri (و)
يتّبعوا) : قواعدَ ) fiilinin mef‘ûlun bihi, mansûb, nasb alâmeti sondaki fetha, ayrıca muzâf.
المرور : Muzâfun ileyh, mecrûr, cer alâmeti sondaki kesra.
أنْ يَتَّبِعوا قَواعِدَ المرُور : Cümle olarak ( عَسَى ) ’nın haberidir, mahallen mansûbdur.

عَسَت الموظَّفاتُ أنْ يَنجَحْنَ في وَظيفَتِهِنَّUmarım bayan memurlar vazifelerinde başarılı olurlar.

عَسَت : Recâ fiillerinden, mâzî, 3. tekil dişil şahıs kipi.
عَسَى): المو ظَّفاتُ )’nın ismi, merfû, ref alâmeti sondaki damme.
أنْ : Nasb edatı, sükûn üzere mebnî.
يَنجحْنَ : Muzâri fiil, ( أنْ )’den dolayı mahallen mansûb, çünkü nun-u nisve dolayısıyla sükûn üzere mebnîdir. Fâili, bitişik özne zamiri nûn-u nisvedir.
في : Harf-i cer.
وظيفة) : وظيفتِهِنَّ ) Mecrûr, cer alâmeti sondaki kesra, aynı zamanda muzâf. ( هنَّ ) muzâfun ileyh, mahallen mecrûr.
أنْ يَنجحْن في وظيفتِهن : Cümle olarak ( عَسَى )’nın haberidir, mahallen mansûbdur.

D İ K K A T

Recâ fiili olan ( عَسَى )’nın ardından zahir bir isim gelmeden doğrudan ( أن ) ile başlayan bir muzâri fiil gelirse bu durumda ( عَسَى ) bir recâ fiili olarak değil, artık tam bir fiil olarak kullanılıyor demektir.
Bu yüzden kendisinden sonra gelen ve ( أن ) ile başlayan muzâri fiil (masdar-ı müevvel) de artık ( عَسَى )’nın ismi değil, fâili konumundadır ve mahallen merfûdur.
Örnek:

﴿عَسَى أَنْ تَكْرَهُوا شَيْئاً وَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْ﴾Bakara Sûresi 216


Şurû (Başlama) Fiilleri (…أنشأ - جعل - شرع - أخذ - بدأ )

İsim cümlesinin başında kullanılarak kendilerine fâil ve mef‘ûl almak yerine isim ve haber alan fiil gruplarından bir diğeri ise şurû fiilleridir.
İsmini ref, haberini nasb eden şurû fiillerinin mukârabe ve recâ fiillerinden en önemli farkı, cümlede haber olarak gelen muzâri fiillerin başına hiçbir zaman أن nasb edatının gelmemesidir.
Şurû fiilleri cümlenin esas fiiline, başlama anlamı katar.
Aşağıdaki cümleleri inceleyelim:

بَدَأ المريضُ يَأكُلُ قليلا هذا الصباحBu sabah hasta biraz yemeğe başladı.
أخَذَ معلِّمُنا يَشْرَحُ لنا المَوْضوع مِن البِدايةÖğretmenimiz bize konuyu baştan anlatmaya başladı.
شَرع الحُجاجُ الذين أَدُّوا فريضةَ الحجِّ يُغادِرون مكةَHac farizasını yerine getiren hacılar Mekke’den ayrılmaya başladılar.

D İ K K A T

Şurû fiillerinin ( بَدَأ-أخَذ-شَرَعَ-جعل-أنْشَأ ) haberi olan muzâri fiilin başına hiçbir zaman ( أن ) gelmez.


Şimdi şurû fiillerinin cümleye kattığı anlamı ve irâbını ele alalım:
بَدَأَ الأستاذُ يُلقِي مُاضَرتَهHoca konferansını vermeye başladı.

بدأ : Şurû fiillerinden, mâzî, 3. tekil eril şahıs kipi.
بدأ) : ا لأستاذُ )’nin ismi, merfû, ref alâmeti sondaki damme.
يُلقِي : Muzârî fiil, 3. tekil eril şahıs kipi. Fâili gizli zamir (هو)
محاضرة) : محاضرتَه ) mef‘ûlun bih, mansûb, nasb alâmeti sondaki fetha, ayrıca muzâf. ( ه) zamiri muzâfun ileyh, mahallen mecrûr.
يُلقِي مُاضَرتَه : Cümle olarak ( بدأ )’nin haberi, mahallen mansûb.
أخذ المحُامِيانِ يُدافِعان عَن المُتَّهَمينَİki avukat sanıkları savunmaya başladı.

أخذ : Şurû fiillerinden, mâzî, 3. tekil eril şahıs kipi.
أخذ) : المح اميان )’nin ismi, merfû, ref alâmeti elif, çünkü ikil.
يُدافعان : Muzâri fiil, 3. ikil eril şahıs kipi. Fâili bitişik özne zamiri ( ا ) elif.
عن : Harf-i cer
المتهمين : Mecrûr, cer alâmeti yâ ( ي ), çünkü düzenli eril çoğul.
يُدافِعان عَن المُتَّهَمين : Cümle olarak ( بدأ )’nin haberi, mahallen mansûb.
جَعَلَ المزُارِعُونَ يَحْصُدونَ الثِّمارَÇiftçiler ürünü hasat etmeye başladılar.

جَعَلَ : Şurû fiillerinden, mâzî, 3. tekil eril şahıs kipi.
جعل): ا لمزُا رِعونَ )’nin ismi, merfû, ref alâmeti vâv ( و ) çünkü düzenli eril çoğul.
يَحْصُدونَ : Muzâri fiil, 3. çoğul eril şahıs kipi. Fâili bitişik özne zamiri vâv ( و )
الثِّمارَ : Mef‘ûlun bih, mansûb, nasb alâmeti sondaki fetha.
يحصدون الثمار : Cümle olarak ( جعل )’nin haberi, mahallen mansûb.
شَرَعَت الطبيباتُ يُجْرينَ العَمَليةَ الجِراحِيَّةKadın doktorlar cerrahi operasyona başladılar.

شرعت : Şurû fiillerinden, mâzî, 3. tekil dişil şahıs kipi.
شرع) : الط بيباتُ )’nın ismi, merfû, ref alâmeti sondaki damme.
يُجْرين : Muzâri fiil, 3. çoğul dişil şahıs kipi, Fâili bitişik özne zamiri nun-u nisve.
العمليةَ : Mef‘ûlun bih, mansûb, nasb alâmeti sondaki fetha, aynı zamanda mevsûf.
العمليةَ) : الجراحية )’nin sıfatıdır, dolayısıyla onun gibi tekil, dişil, belirli ve mansûbdur. Nasb alâmeti sondaki fethadır.
يُجْرينَ العَمَليةَ الجِراحِيَّة : Cümle olarak ( شرع )’nın haberidir, mahallen mansûbdur.

D İ K K A T

Şurû (başlama) fiillerinden sonra muzâri fiil gelmiyorsa bunlar şurû fiili olarak değil, normal fiil olarak etki yaparak fâil ve mef‘ûl alırlar.

أَخَذَ الطَّالِبُ يَكْتُبُŞurû FiiliÖğrenci yazmaya başladı.
أخذَ الطَّالِبُ القَلَمَTam FiilÖğrenci kalemi aldı.
بدأتْ العاملاتُ العملَ في الثامنةِ صباحاًTam FiilKadın çalışanlar işe sabah 08:00’de başladılar.
أنْشَأَ الخَطيبُ يتَكلَّمُ في الاجتماعŞurû FiiliHatip toplantıda konuşmaya başladı.
أنْشأَتْ وِزارةُ الصِّحة مستَشْفياتٍ جديدةًTam FiilSağlık Bakanlığı yeni hastaneler inşa etti.







http://2kelime.com/     -     tkuzan@gmail.com