Arapça Dil Bilgisi - 26 İnne ve Grubu

İnne ve Grubu

Arapçada bu gruba inne ve benzerleri veya fiile benzeyen harfler adı verilir.
Bu grubun özelliği tıpkı كانَ ve grubu gibi isim cümlesinin başında kullanılması;
isim cümlesinin mubtedasını kendisine isim,
haberini de kendisine haber yapmasıdır.
Kendisinden sonra gelen sözcüklerin son harflerinin harekeleri (i‘râbı) üzerindeki etki bakımından kâne ve grubunun tam tersi bir etkiye sahiptir:
İnne ve grubunun ismi dâima mansûb, haberi ise dâima merfudur.
Bir başka ifadeyle, isim cümlesinin mubtedası olan kelime, cümlenin başına inne geldiğinde, artık inne’nin ismi olarak mansûb olmak zorundadır.
İsim cümlesinin merfû olan haberi, cümlenin başına inne’nin gelmesinden sonra da merfû olarak kalır, ama artık mubtedanın haberi değil, inne’nin haberidir.

Örnek:
هُوَ عادِلٌO âdildir.
(إنَّ + هو) إِنَّهُ عادِلٌŞüphesiz ki o âdildir.
هُمْ مُسْلِمونَOnlar, Müslümandır.
(إِنَّ + هُمْ) إِنَّهُمْ مُسْلِمونَŞüphesiz ki onlar Müslümandır.
أنا طَبيبٌBen doktorum.
(إنَّ + أنا) إنّ طَبيبٌBen gerçekten bir doktorum.
هما طالِبانِO ikisi öğrencidir.
(إنَّ + هما) إنَّهما طالبانِO ikisi gerçekten öğrenci.
هي مَريضَةٌO hastadır.
(إنَّ + هي) إنَّها مَريضَةٌO gerçekten hasta.
أنْتَ مُؤَدَّبٌSen edeplisin.
(إنَّ + أَنْتَ) إنَّكَ مُؤَدَّبٌSen gerçekten edeplisin.
أَنْتُمْ طَيِّبونَSiz iyisiniz.
(إِنَّ + أَنْتُمْ) إنَّكُمْ طَيِّبونَSiz gerçekten iyisiniz.
هُنَّ مُسْلماتٌOnlar Müslümandır.
(إنَّ + هُنَّ) إنَّهُنَّ مُسْلِماتٌMuhakkak ki onlar Müslümandır.
إنَّكِ مُؤَدَّبَةٌMuhakkak ki sen terbiyelisin.
نَبيلٌ ذَهَبَ إلى المَوْقِفِNebîl durağa gitti.
إنَّ نَبيلاً ذَهَبَ إلى المَوْقِفِNebil gerçekten durağa gitti.
نَبيلٌ في المَوْقِفِNebîl duraktadır.
إنَّ نَبيلاً في المَوْقِفِMuhakkak ki Nebîl duraktadır.
المُعَلِّمُونَ أَمامَ التَّلامِيذÖğretmenler öğrencilerin önündedir.
إنَّ المُعَلِّمِينَ أَمامَ التَّلاميذMuhakkak ki öğretmenler öğrencilerin önündedir.
الغَسَّالَةُ في الحَمَّامÇamaşır makinesi banyodadır.
إنَّ الغَسَّالَةَ في الحَمَّامMuhakkak ki çamaşır makinesi banyodadır.
﴿إنَّ اللهَ على كُلِّ شيْءٍ قَدِيرٌ.﴾Allah muhakkak -kesinlikle, şüphesiz, gerçekten- her şeye kâdirdir.
أرى أَنَّكَ مُهْتَمٌّ بالمَوْضوع.Konuya önem verdiğini görüyorum.
عَلِمْتُ أَنَّكَ ذَهَبْتَ إلى المَسْرَح أمس.Dün senin tiyatroya gittiğini öğrendim.
سَمِعْتُ أَنَّهُ طَبيبٌ ماهِرٌ.Onun yetenekli bir doktor olduğunu duydum.
أفْهَمُ مِنْ كَلامِكَ أَنَّ المَوْضوعَ مُهمٌّ جدّاً.Konuşmandan konunun çok önemli olduğunu anlıyorum.
قالَ الموظَّفُ إِنَّكَ في البيتِGörevli, senin evde olduğunu söyledi.
يَقُولُ الأُستاذُ إِنَّ اللُّغَةَ العربيةَ سَهْلَةٌHoca, Arapçanın kolay olduğunu söylüyor.
كَأَنَّ الماءَ حياةٌSu sanki hayat (gibi).
كَأَنَّ الجُنْدِيَّ أسَدٌAsker sanki aslan (gibi)
كَأَنَّهُ غَرِيبٌSanki bir yabancı gibi.
كَأَنَّ المَطَرَ لُؤْلُؤٌYağmur sanki inci gibi.
لَيْتَ الشَّوارِعَ نَظِيفَةٌKeşke caddeler temiz olsa.
لَيْتَ في البَحْرِ مَرْكَباًKeşke gölde bir tekne olsa.
لَيْتَ لَنا سَيّارَةًKeşke bizim bir arabamız olsa.
لَيْتَ هذا البيتَ لَناKeşke bu ev bizim olsa.
لَيْتَكَ ذَهبْتَ إلى الطبيبKeşke doktora gitseydin.
لَيْتَ لَنا مُخْتَبَاً مُتَطَوِّراًKeşke gelişmiş bir laboratuarımız olsa.
لَعَلَّ النجاحَ قَريبٌBelki başarı yakındır.
لَعَلَّ في البَيْتِ أحَداًBelki evde biri vardır.
لَعَلَّ النجاحَ قَريبٌBelki de başarı yakındır.
الصّعوباتُ كَثيرَةٌ لَكِنَّ الحياةَ جَيلَةٌZorluklar çok ama hayat güzel.
المَنْزِلُ صَغيرٌ لَكِنَّ مَوْقِعَهُ جَيلٌEv küçük ancak konumu güzel.
طَاقَتُنا عَظِيمَةٌ لكنَّ اِسْتِعْمالَا مَحْدودٌEnerjimiz büyüktür ancak kullanımı sınırlıdır.
لَعَلَّها في البيتِBelki de o evdedir.
كَأَنَّكُمْ لمْ تَسْمَعُوا هذه الأُغْنِيَةَSanki siz bu şarkıyı duymadınız.
لَيْتَني طِفْلٌKeşke ben bir çocuk olsam.
Enne iki cümleyi birbirine bağlamada,
keenne benzetme için,
leyte “keşke” anlamında temenni ifadesi olarak,
le‘alle “belki, umulur ki” anlamlarında,
lâkinne ise “lâkin, ancak, fakat” gibi anlamlarda kullanılır.








http://2kelime.com/     -     tkuzan@gmail.com