Arapça Dil Bilgisi - 16 Nâibu’l-Fâil (Sözde Özne)

Nâibu’l-Fâil (Sözde Özne)

Nâibu’l-fâil, sözde özne demektir.
Edilgen fiilin öznesine “nâibu’l-fâil” adı verilir.
Etken cümlenin fiili mechûle (edilgene) dönüştürüldüğünde etken cümlenin nesnesi sözde özne, yani nâibu’l-fâil konumuna gelir.
Cümlenin gerçek fâili olmadığı için bu adı almıştır ancak fâilin bütün özelliklerini taşır.
Bu sebeple nâibu’l-fâil de daima merfûdur.
Cümlede fiil ile fâil arasındaki ilişki, edilgen fiil ve nâibu’l-fâil arasında da aynen geçerlidir.
Yani nâibu’l-fâil ister tekil, ister ikil, isterse çoğul olsun açık bir isim olarak kullanıldığında fiil daima üçüncü tekil şahıs kipinde kullanılır;
üçüncü tekil eril mi, yoksa üçüncü tekil dişil mi kullanılacağı nâibu’l-fâilin cinsiyetine bağlıdır.
Şimdi cümlenin etken formda olan fiilini edilgen yapıya dönüştürmek suretiyle hem fiilde, hem de cümlede meydana gelen değişimi birlikte görelim:

فَتَحَ عَلِيٌّ البابَ Ali kapıyı açtı.
فُتِحَ البابُ Kapı açıldı.

Yukarıda “Ali kapıyı açtı” cümlesinin fiili etkendir,
dolayısıyla açma eylemini gerçekleştiren علي sözcüğü fâil ve dolayısıyla merfû;
açma eyleminden etkilenen الباب sözcüğü de mefûl ve dolayısıyla mansûbdur.
Bu cümlenin fiilini فُتِحَ biçiminde edilgen yapıya dönüştürünce,
fâil olan sözcük cümleden düşürülmüş,
ilk cümlede mefûl konumunda olan الباب sözcüğü fâilin yerine geçerek mansûb durumdan merfû duruma dönüşmüştür.
Çünkü nâibu’l-fâil de daima merfûdur.
Aşağıdaki benzer cümleleri inceleyelim:
A)
1. شَرِبَ الطالبُ الماءَÖğrenci suyu içti.
شُرِبَ الماءُSu içildi.
2. سَأَلَ المدِيرُ الطالبَMüdür öğrenciyi sordu.
سُئِلَ الطالبُÖğrenci soruldu.
3. فَحَصَ الطبيبُ المريضَDoktor hastayı muayene etti.
فُحِصَ المَريضُHasta muayene edildi
4. شَكَرَ المسافرُ السائِقَYolcu sürücüye teşekkür etti.
شُكِرَ السائِقُSürücüye teşekkür edildi.
B)
1. شَرِبَتْ الطالبةُ القَهْوَةَKız öğrenci kahve içti.
شُرِبَتْ القَهْوَةُKahve içildi.
2. سَأَلَتْ المديرةُ الطالبةَMüdür, kız öğrenciyi sordu.
سُئِلَتْ الطالبَةُKız öğrenci soruldu.
3. فَحَصَتْ الطبيبَةُ المريضةَKadın doktor, kadın hastayı muayene etti.
فُحِصَتْ المريضَةُKadın hasta muayene edildi.
4. شَكَرَتْ المريضَةُ المُمَرِّضَةَKadın hasta, hemşireye teşekkür etti.
شُكِرَتْ المُمَرِّضَةُHemşireye teşekkür edildi.

Yukarıdaki (A) ve (B) grubunda yer alan cümleleri incelediğimizde,
birinci cümlelerin etken,
ikinci cümlelerin edilgen olduklarını,
edilgen cümlelerde gerçek özne yerine sözde özne (nâibu’l-fâil) kullanılmış olduğunu görüyoruz.
Dikkatimizi çeken bir başka husus,
(A) grubundaki etken ve edilgen cümlelerin hepsinin fiillerinin eril;
(B) grubundaki etken ve edilgen cümlelerin hepsinin fiillerinin dişil kullanılmış olmasıdır.
Bunun sebebi acaba nedir?
Bunun sebebi şudur:
(A) grubundaki etken cümlelerde fâil ve mefûl olan kelimeler hep eril;
(B) grubundaki etken cümlelerde fâil ve mefûl olan kelimeler hep dişildir.
Fiiller edilgene çevrildiğinde, cümlenin mefûlü failin yerine geçince, cinsiyet farkı olmadığından fiilin cinsiyet durumu değişmedi.
Aşağıdaki cümlelerde ise etken cümlelerin fail ve mefûlleri özellikle farklı cinsiyetlerden oluşturulmuştur.
Bu örnekler yoluyla, fiil edilgene çevrilip mefûl nâibu’l-fâil konumuna gelince fiilin cinsiyetini nasıl kendine uygun hale getirdiğini daha açık bir şekilde görmeniz ve konuyu daha iyi kavramanız mümkün olacaktır:
1. كَتَبَ عليٌّ رسالةًAli bir mektup yazdı.
كُتِبَتْ رِسالةٌBir mektup yazıldı.
2. شَرِبَ المُعَلِّمُ القَهْوَةَÖğretmen kahveyi içti.
شُرِبَتْ القَهْوَةُKahve içildi.
3. قَرَأَتْ الطالبةُ القُرْآنَKız öğrenci Kur’ân okudu.
قُرِأَ القُرآنُKur’ân okundu.
4. كَسَرَتْ الفَتاةُ الفِنْجانَGenç kız fincanı kırdı.
كُسِرَ الفِنْجانُFincan kırıldı.

Edilgen fiilin sözde öznesi yanı sıra gerçek öznesi de belirtilmek istenirse, gerçek özne cümlenin sonunda مِنْ قِبَلِ (tarafından) ifadesi ardından belirtilebilir.
Örnek:
1. كَتَبَ عليٌّ رسالةًAli bir mektup yazdı.
كُتِبَتْ رِسالةٌ مِنْ قِبَلِ عَليٍّAli tarafından bir mektup yazıldı.
2. شَرِبَ المُعَلِّمُ القَهْوَةَÖğretmen kahve içti.
شُرِبَتْ القَهْوَةُ مِنْ قِبَلِ المُعَلِّمِKahve öğretmen tarafından içildi.
3. قَرَأَتْ الطالبةُ القُرْآنَKız öğrenci Kur’ân okudu.
قُرِأَ القُرآنُ مِنْ قِبَلِ الطالبةِKur’ân kız öğrenci tarafından okundu.
4. كَسَرَتْ الفَتاةُ الفِنْجانَGenç kız fincanı kırdı.
كُسِرَ الفِنْجانُ مِنْ قِبَلِ الفَتاةِFincan genç kız tarafından kırıldı.

Şimdi edilgen yapıdaki cümlelerin irâbını yapalım:

شُرِبَتْ القَهْوَةُ مِنْ قِبلَ المُعَلِّمِ

شُرِبَتْ : Sulâsî fiil, mechûl formda (bu fiillerin irâbı yapılırken Arapça olarak genelde “mebnî li'lmechûl” tabiri kullanılır), üçüncü tekil dişil mâzî.
القَهْوَةُ : Nâibu’l-fâil, merfû, ref alâmeti sondaki damme.
مِنْ : Harf-i cer
قِبَلِ : Mecrûr, cer alâmeti sondaki kesra, ayrıca muzâf.
المُعَلِّمِ : Muzâfun ileyh, mecrûr, cer alâmeti sondaki kesra.

قُرِأَ القُرآنُ مِنْ قِبلَ الطالبةِ

قُرِأَ : Sulâsî fiil, mebnî li’l-mechûl, üçüncü tekil eril mâzî.
القُرآنُ : Nâibu’l-fâil, merfû, ref alâmeti sondaki damme.
مِنْ : Harf-i cer
قِبَلِ : Mecrûr, cer alâmeti sondaki kesra, ayrıca muzâf.
الطالبةِ : Muzâfun ileyh, mecrûr, cer alâmeti sondaki kesra.
Buraya kadarki örnek cümlelerde kullandığımız sulâsî fiiller, hep mâzî formda idi.
Muzâri formun edilgen yapısının kullanıldığı birkaç cümle ile buraya kadar anlatmış olduğumuz hususları pekiştirmeye çalışalım:
1. يَشْرَبُ الناسُ الحليبَ ساخِناًİnsanlar sütü sıcak içerler.
يُشْرَبُ الحَليبُ ساخِناًSüt sıcak içilir.
2. يَبِيعُ الناسُ الصَّحيفَةَ في السُّوقِİnsanlar çarşıda gazete satar.
تُ بَاعُ الصحيفَةُ في السوقِÇarşıda gazete satılır.
3. يَجِدُ الطُّلابُ المجَلَّةَ هُناÖğrenciler dergiyi burada bulurlar.
تُوجَدُ المَجَلَّةُ هُناDergi burada bulunur.
4. يَأْكُلُ الأَطْفالُ الخُبْزَ في النُّزْهَةِÇocuklar gezide ekmek yerler.
يُؤْكَلُ الخُبْزُ في النُّزْهَةِGezide ekmek yenir.
5. تَكْتُبُ الطّالِبَةُ رِسالَةًKız öğrenci bir mektup yazar.
تُكْتَبُ رِسالَةٌBir mektup yazılır.
6. يَكْسِرُ الوَلَدُ الزَّهْرِيَّةَÇocuk vazoyu kırar.
تُكْسَرُ الزَّهْرِيَّةُVazo kırılır.
7. يَعْرِفُ النّاسُ المَرْأَ عِنْدَ الشَّدائِدİnsanlar kişiyi zorluklarda -zor zamanlarda- tanırlar.
يُعْرَفُ المَرْؤُ عِنْدَ الشَّدائِدKişi zorluklarda -zor zamanlarda- tanınır.
8. يَجِدُ النّاسُ هُنا إنْتَرْنَتْ لاسِلْكِيİnsanlar burada kablosuz internet bulurlar.
يُوجَدُ هنا إنْتَنت لاسِلْكيBurada kablosuz internet bulunur.
9. يَضَعُ مُحَمَّدٌ الكِتابَ على المَكْتَبِMuhammed kitabı sıranın üzerine koyar.
يُوضَعُ الكِتابُ على المَكْتَبِKitap sıranın üzerine konulur.
10 . يَجِدُ النّاسُ هنا قَهْوَةً تُ رْكِيَّةًİnsanlar burada Türk kahvesi bulurlar.
تُوجَدُ هنا قَهْوَةٌ تُرْكِيَّةٌBurada Türk kahvesi bulunur.

Aşağıdaki etken cümlelerdeki nesnelerin edilgen cümlede nâibu’l-fâil olarak merfû oluşlarını inceleyerek isimlerde merfûluk veya ref alâmetleri konusunu bir kez daha hatırlayalım.
Nâibu’l-fâiller kırmızı ile gösterilmiştir:
عَلِمَتْ نورٌ الخَبَرَNur haberi bildi.
عُلِمَ الخَبَرُ Haber bilindi.
كَسَرَتْ الطّالِبَةُ الزُّجاجَKız öğrenci camı kırdı.
كُسِرَ الزُّجاجُCam kırıldı.
قَرَأْتُ كِتابَيْنِİki kitap okudum.
قُرِأَ كِتابانِİki kitap okundu.
ذَكَرَ الوَزِيرُ المُهَنْدِسينَ في الاِجْتِماعِBakan toplantıda mühendisleri zikretti, andı.
ذُكِرَ المُهَنْدِسونَ في الاِجْتِماعِ Toplantıda mühendisler zikredildi, anıldı.
يَشْكُرُ العَمِيدُ الطالباتِ لِنَجاحِهِنَّ في المسُابَقَةِDekan, yarışmadaki başarılarından dolayı kız öğrencilere teşekkür eder.
تُشْكَرُ الطالِباتُ لِنَجاحِهِنَّ في المُسابَقَةِ Yarışmadaki başarılarından dolayı kız öğrencilere teşekkür edilir.
يَسْأَلُ الطّالِبُ سُؤالاًÖğrenci bir soru sorar.
يُسْأَلُ سُؤالٌ Bir soru sorulur.






http://2kelime.com/     -     tkuzan@gmail.com